bugün
- sözlükler arası savaş çıksa12
- aklınıza gelen şarkı sözü4
- duyulan en ilginç isim5
- oralet içen erkek5
- kalem4
- cedidacer bey ne yapıyor sorusu7
- çay içen kız9
- smallville'deki konuk oyuncular3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz9
- ütü12
- dolma kalem3
- doa otomatı3
- çaya şeker atan erkek5
- ona bir şey söyle13
- köpektapar2
- yıkık yazarlar4
- bik bik bik bik bik bik diye öten horoz2
- düşün ki o bunu okuyor4
- patates kızartması4
- latte içen erkek4
- yerinde dur2
- telefona cevap vermeyen kız3
- gece ormanda birisi tarafından takip edilmek3
- oturunca göbeği kat kat olan kız3
- siyah2
- mehdi nereye inecek sorunsalı3
- galatasaray5
- uludağ sözlük çeteleri9
- aylık 425 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- yelpaze2
- anın fotoğrafı14
- en gey özelliğiniz3
- galatasaray 3 rennes 32
- gocu ben gocu2
- manifest grubu2
- canım adanalım2
- ayrılık8
- 2 ağustos 2026 galatasaray rennes maçı2
- renault vel satis3
- iq düşüren şeyler3
- sanat2
- sulu boya2
- en boktan on yıl7
- sözlü kızları cinsel ihtiyacını nasıl karşılıyor3
- gocu bak bi5
- iki porsiyon döner yiyip osuran kız arkadaş2
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak7
- placebo dinleyen erkeklerdeki hafif gaylik2
- tavada yumurta yapmak2
- kadınların erkeklerin götlerine bakması2
konuşmalarına tek tek antitez sunamadığım köşe yazarımsı, şimdilerin başdanışmanımsısı şahsiyet. tabi, birisi telekineziden bahsederse, "başbakanı telekineziyle öldürmeye çalışıyorlar" derse; ben o adama nasıl antitez üreteyim? kendisinin savunusu makul ve aksi ispatlanabilir şeylere dayanmıyor ki. yani benzer şekilde, "benim odamda bir ejderha var. ama hiç bir şekilde benden başkası onu göremez" diyen bir adamın tezlerini de çürütemem. ama sahip olduğum aklı kullanarak onun doğruyu söylüyor olma ihtimalinin trilyonda bir olduğunu düşünebilirim. bu durumda inanmamanın daha akıllıca olduğunu da söyleyebilirim.
şimdi gelelim yiğit bulutun kendisine. bu adamı akp karşıtı olduğu dönemlerde de pek sevmezdim. akpyi türkiyenin eksenini şeriata kaydırmakla itham eden ve açık bir şekilde kapanmasını isteyen, ordunun e-muhtırasını haklı bulduğunu beyan eden bir insandı kendisi. o zaman da kendisinin fikirlerinde aşırıya gittiğini düşünmüş, maksadının en önde bayrak sallayanlardan olarak birilerinin ilgisini cezbetmek olduğu hissine kapılmıştım. sonradan akp saflarına geçmesi beni hem şaşırttı, hem şaşırtmadı. şaşırttı: çünkü kendisi sıkı bir ulusalcı olarak resmen 180 derece dönüverdi fıtratından. olabilir, fikirler değişir. ama fıtrat değişmez öyle bir iki yıl gibi kısa bir sürede. bir gün laiklik elden gidiyor, ertesi gün başbakanı telekineziyle öldürüyorlar. yok öyle. şaşırtmadı: çünkü dediğim gibi, kendisinin çıkarlarının peşinde koşan faydacı bir insan olduğu düşüncemi muhafaza ediyordum. hala da ediyorum. kendisinin fikir değiştirdiği dönemin, akpnin medyaya ciddi bir şekilde "çeki düzen" verdiği döneme denk gelmesi; bu açıdan benim için bir tesadüften daha ötedir.
daha önce de yazmıştım ama bir kez daha söyleyeyim. yiğit bulut akıllı bir adamdır, bunu teslim etmek lazım. çünkü o zaman da, şu anda da elindeki argümanları çok iyi kullanan ve her ne kadar zaman zaman çarpıtıyor olsa da (mesela gsmh'da reel ve nominal değerleri birbiriyle kıyaslaması gibi) ekonomik verileri iyi analiz eden birisidir. ama burada sıkıntı, kendisinin her iki dönemde de sıkı bir şekilde şeytanın avukatlığını yapacak karakterde olmasıdır.
olayın başbakan açısından sıkıntı verici boyutu ise, başbakanın "fedailiğine" soyunmuş bir kişinin, başdanışmanlığa getirilmesidir. ülkenin yönetiminde danışmanlar ve bürokratlar çok kilit bir yer tutarlar. bu insanların birincil görevleri, seçilmişler kadrosuna devleti yönetmek için gerekli tavsiyeleri ve raporları ulaştırmalarıdır. peki başbakanın fedailiğine soyunan bir insan, başbakana yeri geldiğinde eleştiriler getirmesi veya "böyle yapmayalım da şöyle yapalım" demesi ne kadar mümkündür?
şimdi gelelim yiğit bulutun kendisine. bu adamı akp karşıtı olduğu dönemlerde de pek sevmezdim. akpyi türkiyenin eksenini şeriata kaydırmakla itham eden ve açık bir şekilde kapanmasını isteyen, ordunun e-muhtırasını haklı bulduğunu beyan eden bir insandı kendisi. o zaman da kendisinin fikirlerinde aşırıya gittiğini düşünmüş, maksadının en önde bayrak sallayanlardan olarak birilerinin ilgisini cezbetmek olduğu hissine kapılmıştım. sonradan akp saflarına geçmesi beni hem şaşırttı, hem şaşırtmadı. şaşırttı: çünkü kendisi sıkı bir ulusalcı olarak resmen 180 derece dönüverdi fıtratından. olabilir, fikirler değişir. ama fıtrat değişmez öyle bir iki yıl gibi kısa bir sürede. bir gün laiklik elden gidiyor, ertesi gün başbakanı telekineziyle öldürüyorlar. yok öyle. şaşırtmadı: çünkü dediğim gibi, kendisinin çıkarlarının peşinde koşan faydacı bir insan olduğu düşüncemi muhafaza ediyordum. hala da ediyorum. kendisinin fikir değiştirdiği dönemin, akpnin medyaya ciddi bir şekilde "çeki düzen" verdiği döneme denk gelmesi; bu açıdan benim için bir tesadüften daha ötedir.
daha önce de yazmıştım ama bir kez daha söyleyeyim. yiğit bulut akıllı bir adamdır, bunu teslim etmek lazım. çünkü o zaman da, şu anda da elindeki argümanları çok iyi kullanan ve her ne kadar zaman zaman çarpıtıyor olsa da (mesela gsmh'da reel ve nominal değerleri birbiriyle kıyaslaması gibi) ekonomik verileri iyi analiz eden birisidir. ama burada sıkıntı, kendisinin her iki dönemde de sıkı bir şekilde şeytanın avukatlığını yapacak karakterde olmasıdır.
olayın başbakan açısından sıkıntı verici boyutu ise, başbakanın "fedailiğine" soyunmuş bir kişinin, başdanışmanlığa getirilmesidir. ülkenin yönetiminde danışmanlar ve bürokratlar çok kilit bir yer tutarlar. bu insanların birincil görevleri, seçilmişler kadrosuna devleti yönetmek için gerekli tavsiyeleri ve raporları ulaştırmalarıdır. peki başbakanın fedailiğine soyunan bir insan, başbakana yeri geldiğinde eleştiriler getirmesi veya "böyle yapmayalım da şöyle yapalım" demesi ne kadar mümkündür?
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar