bugün
- yunan aşığı tip15
- dinci ahlaksızlığı20
- zengin koca bulup evinin hanımı olmak15
- ırakın bir bölümünün türkiyeye katılması13
- yunan adalarına gitmek20
- rüyada nervio yu görmek6
- hiç edirne ciğer tavası yediniz mi6
- bir sözlük kızını sözlükten çekip çıkartmak14
- zengin kadın bulup evinin erkeği olmak5
- ucu nereye giderse gitsin4
- kalbin cız ettiği anlar2
- zencefil2
- çinli erkek2
- kışın duş alırken üşümemek için öneriler14
- sağlıklı yaşama katkı payı3
- hobi olarak açlık grevi yapan tuzu kuru solcu2
- rujlu erkekle öpüşmek14
- akın gürlek'in fon soruşturması açıklaması4
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- fon vurgunu sonrası akepeye desteği sürdürmek7
- kaliteli entryler girip eksi oy almak6
- evlenmeyip zina mı yapalım4
- evlenilecek erkek bulmanın gittikçe zorlaşması17
- mustafa sabri efendi2
- günün recep tayyip erdoğan repliği8
- centaur sırtına binip topraklar fethetmek3
- gurbette yaşayıp milliyetçilik yapan insan4
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye44
- 3 ayda bir duş almak5
- mini sosis2
- mevlana celaleddin rumi'nin yunan olması2
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması42
- fiziği güzel sözlük kızları47
- my name is buck2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı15
- 1 ekim 2026 benzin zammı7
- çok düşünmek neyin belirtisidir5
- ölüyorum lan ölüyorum6
- tek adamın hiçbir şeyden haberi olmaması3
- evinden çıkarılıp sokakta öldürülmek2
- gri havaların sevgilisi şarkılar2
- yazarların sabah kahvaltısı6
- recep tayyip erdoğan27
- miss universe türkiye 20262
- nervio23
- sözlük kızı için kavga eden 2 kaslı sözlük erkeği13
- para için karısını tiktok ta oynatan erkek3
- beyazlar içinde görmek istediğiniz yazar2
- from gold from dust13
- vişneçürüğü tanga giyen sözlük erkeği13
''insan evvelâ nefsini sever. Sonra akaribini, sonra milletini, sonra zîhayat mahlûkları, sonra kâinatı, dünyayı sever. Bu dairelerin herbirisine karşı alâkadardır; onların lezzetleriyle mütelezziz ve elemleriyle müteellim olabilir. Halbuki, şu hercümerç âlemde ve rüzgâr deveranında hiçbir şey kararında kalmadığından, biçare kalb-i insan her vakit yaralanıyor. Elleri yapıştığı şeylerle, o şeyler gidip ellerini paralıyor, belki koparıyor. Daima ıztırap içinde kalır. Yahut gafletle sarhoş olur.
Madem öyledir, ey nefis, aklın varsa bütün o muhabbetleri topla, hakikî sahibine ver, şu belâlardan kurtul. Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemâl ve cemâl sahibine mahsustur. Ne vakit hakikî sahibine verdin; o vakit bütün eşyayı Onun namıyla ve Onun âyinesi olduğu cihetle ıztırapsız sevebilirsin. Demek, şu muhabbet doğrudan doğruya kâinata sarf edilmemek gerektir. Yoksa muhabbet, en leziz bir nimet iken, en elîm bir nikmet olur.
Bir cihet kaldı ki, en mühimi de odur ki,
Ey nefis, sen muhabbetini kendi nefsine sarf ediyorsun! Sen, kendi nefsini kendine ma'bud ve mahbup yapıyorsun. Her şeyi nefsine feda ediyorsun. Âdeta bir nevi rububiyet veriyorsun. Halbuki, muhabbetin sebebi, ya kemaldir -zira kemal zatında sevilir- yahut menfaattir, yahut lezzettir, veyahut hayriyettir, ya bunlar gibi bir sebep tahtında muhabbet edilir.
Şimdi, ey nefis! Birkaç Sözde katî ispat etmişiz ki, asıl mahiyetin kusur, naks, fakr, aczden yoğrulmuştur ki, zulmet karanlığın derecesi nispetinde nurun parlaklığını gösterdiği gibi, zıddiyet itibarıyla sen onlarla Fâtır-ı Zülcelâlin kemal, cemal, kudret ve rahmetine âyinedarlık ediyorsun.
Demek ey nefis! Nefsine muhabbet değil, belki adavet etmelisin; veyahut acımalısın; veyahut mutmainne olduktan sonra, şefkat etmelisin. Eğer nefsini seversen -çünkü senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir; sen de, lezzet ve menfaatin zevkine meftunsun- o zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-i nefsiyeyi nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme. Yıldız böceği gibi olma. Çünkü o, bütün ahbabını ve sevdiği eşyayı karanlığın vahşetine gark eder, nefsinde bir lem'acık ile iktifa eder.
Zira, nefsî olan lezzet ve menfaatinle beraber bütün alâkadar olduğun ve bütün menfaatleriyle intifa ettiğin ve saadetleriyle mesut olduğun bütün kâinatın menfaatleri, nimetleri iltifatına tâbi bir Mahbub-u Ezelîyi sevmekliğin lâzımdır. Tâ, hem kendinin, hem bütün onların saadetleriyle mütelezziz olasın. Hem, Kemal-i Mutlakın muhabbetinden aldığın nihayetsiz bir lezzeti alasın...''
çok sevdiğim bir kitapta dün yine tevafuken karşıma çıkan kısım. çok ihtiyacım varmış demek ki. ki var, hem de çok fazla, biliyorum bunu. kainata dağınık bütün muhabbetlerimiz yaratıcı'nın esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbettir. su-i istimal edersek eğer elem çekenlerden oluruz. çünkü ''yerinde sarfolunmayan bir muhabbet-i gayr-i meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir.''
kalbim o'nu istiyor. nefsim başka şeylerin peşinden koşmayı. ikisi arasında sıkışıp kalıyorum. kalbim bu durumdan üzgün. nefsim çoğu zaman umursamaz. ayaklarımın altına sanatını, güzelliğini böylesine sermiş bir mahbub-u baki'm varken nedendir fanilerin peşinden koşmak.
istemiyorum allahım... senin bana ''sev!'' diye emretmediğin ve sevmemden hoşnut olmadığın hiçbir şeyi istemiyorum... eğer sen hoşnut olmayacaksan, bana ne hayır getirir ? ama nolur gönlümü de razı eyle hükmüne ki sana şikayet eden, verdiğine memnun olmayan, isyan eden bir kul konumuna düşmeyeyim sende. çünkü sana en sevimsiz kul böyle yaparmış. razı eyle beni, razı eyle gönlümü benim için istediğin her şey için...
Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:
"Fânîyim, fânî olanı istemem.
âcizim, âciz olanı istemem.
Ruhumu Rahmân'a teslim eyledim, gayrı istemem.
isterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.
Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim.
Hiç ender hiçim, fakat bu mevcûdâtı umumen isterim."
makbul olan güzellik senin katındaki güzelliktir. başka güzelliklerin peşinden ardı sıra koşturma beni...
Madem öyledir, ey nefis, aklın varsa bütün o muhabbetleri topla, hakikî sahibine ver, şu belâlardan kurtul. Şu nihayetsiz muhabbetler, nihayetsiz bir kemâl ve cemâl sahibine mahsustur. Ne vakit hakikî sahibine verdin; o vakit bütün eşyayı Onun namıyla ve Onun âyinesi olduğu cihetle ıztırapsız sevebilirsin. Demek, şu muhabbet doğrudan doğruya kâinata sarf edilmemek gerektir. Yoksa muhabbet, en leziz bir nimet iken, en elîm bir nikmet olur.
Bir cihet kaldı ki, en mühimi de odur ki,
Ey nefis, sen muhabbetini kendi nefsine sarf ediyorsun! Sen, kendi nefsini kendine ma'bud ve mahbup yapıyorsun. Her şeyi nefsine feda ediyorsun. Âdeta bir nevi rububiyet veriyorsun. Halbuki, muhabbetin sebebi, ya kemaldir -zira kemal zatında sevilir- yahut menfaattir, yahut lezzettir, veyahut hayriyettir, ya bunlar gibi bir sebep tahtında muhabbet edilir.
Şimdi, ey nefis! Birkaç Sözde katî ispat etmişiz ki, asıl mahiyetin kusur, naks, fakr, aczden yoğrulmuştur ki, zulmet karanlığın derecesi nispetinde nurun parlaklığını gösterdiği gibi, zıddiyet itibarıyla sen onlarla Fâtır-ı Zülcelâlin kemal, cemal, kudret ve rahmetine âyinedarlık ediyorsun.
Demek ey nefis! Nefsine muhabbet değil, belki adavet etmelisin; veyahut acımalısın; veyahut mutmainne olduktan sonra, şefkat etmelisin. Eğer nefsini seversen -çünkü senin nefsin lezzet ve menfaatin menşeidir; sen de, lezzet ve menfaatin zevkine meftunsun- o zerre hükmünde olan lezzet ve menfaat-i nefsiyeyi nihayetsiz lezzet ve menfaatlere tercih etme. Yıldız böceği gibi olma. Çünkü o, bütün ahbabını ve sevdiği eşyayı karanlığın vahşetine gark eder, nefsinde bir lem'acık ile iktifa eder.
Zira, nefsî olan lezzet ve menfaatinle beraber bütün alâkadar olduğun ve bütün menfaatleriyle intifa ettiğin ve saadetleriyle mesut olduğun bütün kâinatın menfaatleri, nimetleri iltifatına tâbi bir Mahbub-u Ezelîyi sevmekliğin lâzımdır. Tâ, hem kendinin, hem bütün onların saadetleriyle mütelezziz olasın. Hem, Kemal-i Mutlakın muhabbetinden aldığın nihayetsiz bir lezzeti alasın...''
çok sevdiğim bir kitapta dün yine tevafuken karşıma çıkan kısım. çok ihtiyacım varmış demek ki. ki var, hem de çok fazla, biliyorum bunu. kainata dağınık bütün muhabbetlerimiz yaratıcı'nın esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbettir. su-i istimal edersek eğer elem çekenlerden oluruz. çünkü ''yerinde sarfolunmayan bir muhabbet-i gayr-i meşruanın cezası, merhametsiz bir musibettir.''
kalbim o'nu istiyor. nefsim başka şeylerin peşinden koşmayı. ikisi arasında sıkışıp kalıyorum. kalbim bu durumdan üzgün. nefsim çoğu zaman umursamaz. ayaklarımın altına sanatını, güzelliğini böylesine sermiş bir mahbub-u baki'm varken nedendir fanilerin peşinden koşmak.
istemiyorum allahım... senin bana ''sev!'' diye emretmediğin ve sevmemden hoşnut olmadığın hiçbir şeyi istemiyorum... eğer sen hoşnut olmayacaksan, bana ne hayır getirir ? ama nolur gönlümü de razı eyle hükmüne ki sana şikayet eden, verdiğine memnun olmayan, isyan eden bir kul konumuna düşmeyeyim sende. çünkü sana en sevimsiz kul böyle yaparmış. razı eyle beni, razı eyle gönlümü benim için istediğin her şey için...
Ey nefsim! Kalbim gibi ağla ve bağır ve de ki:
"Fânîyim, fânî olanı istemem.
âcizim, âciz olanı istemem.
Ruhumu Rahmân'a teslim eyledim, gayrı istemem.
isterim, fakat bir yâr-ı bâkî isterim.
Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim.
Hiç ender hiçim, fakat bu mevcûdâtı umumen isterim."
makbul olan güzellik senin katındaki güzelliktir. başka güzelliklerin peşinden ardı sıra koşturma beni...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar