bugün
- sabah bi kalktın kadınsın napardın13
- true'nin hiç sevgilisi olmasın mı12
- yaşlı kadın yuzırlar7
- arkadaşlar sizce bu etek nasıl17
- kasiyer kıza nasıl açılırım7
- kız arkadaşa gökyüzünü hediye etmek6
- z kuşağı kızlarının escort gibi olması11
- en kibirli yuzır11
- friedrich hegel la bi cay icek10
- hırsızların evdeki altını bulamamasını sağlamak8
- uludağ sözlük magazin servisi4
- ruh hastası sapık yazarlar5
- kezoyu delirtmek5
- an itibariyle dile dolanan şarkı sözleri4
- karşısından gelen güzel kıza bakmayan erkek12
- velvet vs nervio24
- anadolu insanının anlatıldığı kadar saf olmaması5
- bir sabah erkek olarak uyanmak5
- adam olamamak3
- türklerden nefret etme nedenleri6
- velvet47
- martıyı sakat bırakan falçatalı şahıs3
- gulmekicinyaratilmis'in aşık olmadığı erkek2
- hamburger kırmızı çizgimiz10
- en merak ettiğin ulu yazarı12
- sinek ilaçlama arabasının arkasında uçan sinekler2
- askerde akıllı telefon kullanan er2
- kibirden kimse kaçamaz4
- ultras kültürü2
- hoşlanılan kızın saçını çekip kaçmak2
- aylık 375 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- bugün erkeklerin yüzde 65'i seks yapmadı2
- fahişelerin en fazla para kazandığı ülke4
- diyetteyiz uludağ sözlük12
- nervio19
- merak ediyorsan yaz7
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması15
- yetkili oldum yupi2
- avengers doomsday2
- düşün ki o bunu okuyor7
- yeni parti25
- habire1239
- halkın arasında sadece chp dolaşabiliyor3
- masterchef cansu2
- chp seçmenindeki öğrenilmiş çaresizlik psikolojisi3
- ciddi ciddi mehdi gelecek diyen insan10
- türk rock tarihinin kıymeti anlaşılamamış grupları4
- sabah uyndığında kemal kılıçdaroğlu olarak kalktın2
- arjantin ve messi'ye yapılan linç kampanyası3
- g'i l d'e d l'i l y16
sevmek güzel şeydir. tabi en başlarında... bal gibi tatlıdır.
fakat sonradan boka sarar. her şey bittiğinde, alkolde, sigarada ve başkalarının bedenlerinde ararsın kurtuluşu. o bile işe yaramaz. sadece ağrı ve acı vardır. acır. sanki içinde, ulaşamadığın bir yerde bir yangın başlamıştır ve o yangını söndürmek için kullandığın her şey ateşi daha da körükler.
başka şişeler, başka camel paketleri, başka kadınlar ve bir şerit mal... hiç biri işe yaramaz.
en sonunda, kendini yok edecek noktaya gelirsin, fakat onu da istemezsin... önünde harika bir üniversite puanı, harika bir üniversite vardır... 19 yaşındasındır daha, hayatının baharında. dönüp arkana bakarsın, yazılmış sayısız akademik kompozisyon, hikaye, şiir, sınav başarıları, okul birincilikleri, kalbi kırık olmasına rağmen senden bahsederken hala gülümseyen kadınlar, sana her lüksü vermiş, yaşına göre inanılmaz bir hayat yaşamanı sağlamış ve senden çok umutlu bir anne baba, okunan onca kitap... kıyamazsın, onları geride bırakmaya. bir daha nefes alamayacağından ya da bir daha sevemeyeceğinden değil, sırf onları geride bırakmamak için hayata tutunmaya çalışırsın.
hastalanırsın bir de üstüne, tanın konur, ve buna rağmen kötü alışkanlıklarını bırakmazsın. sigara içmeye, alkol almaya, nadiren de olsa burnuna bir şeyler kaçırmaya devam edersin... çizgi roman okursun, sevmediğin kadınlarla sevişirsin. daha çok sigara içer, daha çok kokain kaçırırsın burnuna. kitaplara gömülmeye çalışırsın ara sıra fakat hiç biri işe yaramaz. en sevdiğin beyaz gömleğinin ve siyah kravatının altındayken, hatta çıplakken bile kendine karşı yabancı hissedersin. hani, yeni bir kot alırsın, rahat edemezsin ya ilk başlarda onun içinde. aynı o his. artık her şey aynı geliyordur. her obje sanki bir torna tezgahının ya da bir karbon kağıdının mamülü gibidir.
boş bir kapsülsündür sen sadece bu noktada. gözlerini kapayıp uyumak ister, onu bile beceremezsin.
tek istediğin o'dur, ama o da mümkün değildir.
tam kanıksıyorum, alışıyorum derken, hayaletlerin yine peşine bırakmaz, evindeki bir nota kağıdına yerleşiverirler usulca... düşünürsün kendi kendine, ''merhaba'' ve ''elveda'' kulağa ne kadar da zalim geliyor, değil mi?'' diye. yine de onu hayal edersin, yine de. bitmesine rağmen, bitmene rağmen. bilmesin neden bunu yaptığını ama hala geçmişi düşünürsün. zamanın çarkı gibi aynı yere dönüp durur kafanda düşüncelerin.
ve sen, tek başınasındır işte. gayet açık.
bütün günahlarınla, cazibenle ve zaferlerinle, oturur, böyle bir yazı yazar, içini dökmeye çalışırsın en sonunda. bunun işe yarayacağını da düşünmezsin aslında. dağınık ve yabancı kokuların sardığı odana bir göz gezdirir, onlar birbirlerinin kollarındayken, sen, başkasının kollarında olma imkanın varken, şu saatte ve şu dakikada yalnızlığını kendine yoldaş seçersin.
bir iç çeker, ve bilgisayarının faresiyle, ekranın sol alt köşesindeki ekle tuşuna basarsın.
fakat sonradan boka sarar. her şey bittiğinde, alkolde, sigarada ve başkalarının bedenlerinde ararsın kurtuluşu. o bile işe yaramaz. sadece ağrı ve acı vardır. acır. sanki içinde, ulaşamadığın bir yerde bir yangın başlamıştır ve o yangını söndürmek için kullandığın her şey ateşi daha da körükler.
başka şişeler, başka camel paketleri, başka kadınlar ve bir şerit mal... hiç biri işe yaramaz.
en sonunda, kendini yok edecek noktaya gelirsin, fakat onu da istemezsin... önünde harika bir üniversite puanı, harika bir üniversite vardır... 19 yaşındasındır daha, hayatının baharında. dönüp arkana bakarsın, yazılmış sayısız akademik kompozisyon, hikaye, şiir, sınav başarıları, okul birincilikleri, kalbi kırık olmasına rağmen senden bahsederken hala gülümseyen kadınlar, sana her lüksü vermiş, yaşına göre inanılmaz bir hayat yaşamanı sağlamış ve senden çok umutlu bir anne baba, okunan onca kitap... kıyamazsın, onları geride bırakmaya. bir daha nefes alamayacağından ya da bir daha sevemeyeceğinden değil, sırf onları geride bırakmamak için hayata tutunmaya çalışırsın.
hastalanırsın bir de üstüne, tanın konur, ve buna rağmen kötü alışkanlıklarını bırakmazsın. sigara içmeye, alkol almaya, nadiren de olsa burnuna bir şeyler kaçırmaya devam edersin... çizgi roman okursun, sevmediğin kadınlarla sevişirsin. daha çok sigara içer, daha çok kokain kaçırırsın burnuna. kitaplara gömülmeye çalışırsın ara sıra fakat hiç biri işe yaramaz. en sevdiğin beyaz gömleğinin ve siyah kravatının altındayken, hatta çıplakken bile kendine karşı yabancı hissedersin. hani, yeni bir kot alırsın, rahat edemezsin ya ilk başlarda onun içinde. aynı o his. artık her şey aynı geliyordur. her obje sanki bir torna tezgahının ya da bir karbon kağıdının mamülü gibidir.
boş bir kapsülsündür sen sadece bu noktada. gözlerini kapayıp uyumak ister, onu bile beceremezsin.
tek istediğin o'dur, ama o da mümkün değildir.
tam kanıksıyorum, alışıyorum derken, hayaletlerin yine peşine bırakmaz, evindeki bir nota kağıdına yerleşiverirler usulca... düşünürsün kendi kendine, ''merhaba'' ve ''elveda'' kulağa ne kadar da zalim geliyor, değil mi?'' diye. yine de onu hayal edersin, yine de. bitmesine rağmen, bitmene rağmen. bilmesin neden bunu yaptığını ama hala geçmişi düşünürsün. zamanın çarkı gibi aynı yere dönüp durur kafanda düşüncelerin.
ve sen, tek başınasındır işte. gayet açık.
bütün günahlarınla, cazibenle ve zaferlerinle, oturur, böyle bir yazı yazar, içini dökmeye çalışırsın en sonunda. bunun işe yarayacağını da düşünmezsin aslında. dağınık ve yabancı kokuların sardığı odana bir göz gezdirir, onlar birbirlerinin kollarındayken, sen, başkasının kollarında olma imkanın varken, şu saatte ve şu dakikada yalnızlığını kendine yoldaş seçersin.
bir iç çeker, ve bilgisayarının faresiyle, ekranın sol alt köşesindeki ekle tuşuna basarsın.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar