bugün
- 30 ekim 2026 konyaspor galatasaray maçı17
- ayak yalamak için 591 km gitmek7
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın24
- wada 35 yaşında4
- melike şahin'in çocuğuna ali robin ismi koyması3
- sen neredesin3
- dinde sigorta3
- sabah akşam ayak muhabbeti yapan sözlük4
- akp'li yayman'ın fon krizi açıklaması4
- ayağı güzel kızlar nereli sorunsalı6
- sizin taptıklarınız ayağımın altındadır diyen kız4
- bir erkeğin en mutlu olduğu an4
- ankara allah'ın belası bir yerdir2
- ayak istiyorum ayak bulun bana ayak6
- necati arabacının 1 yıldır cezaevinde tutulması3
- türkiye9
- portakal soyulur mu2
- savcı sayan3
- teomancalmasur23
- el chadaille bitshiabu3
- 2028 cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan5
- araba2
- müezzinzade ismed vel yüksek volumevi3
- sibel can'ın nutellalı memeleri9
- noodle4
- mhp'nin atatürk'ü sevmemesi10
- ayaklarıyla yürüyen kız3
- bileklik2
- cumhuriyet halk partisi3
- nervio nerede4
- nervio14
- herzevekil11
- ismetin ciddi sıkıntıları olması9
- türk solu16
- humbaracı ismed bin gürbüz paşa5
- ekşi sözlük toplu alım bitti6
- patlat beni sanada bu yakışır2
- kanka ayağıma masaj yapar mısın diyen kız3
- hezarpare biraderi sarhoş gürbüs paşa2
- borsa 10 000 lere gidebilir mi5
- onaya ihtiyaç duymadan değerli hissedebilmek8
- nutellayı memelerine sürüp ikram eden kız15
- bağımsız filistin devleti kurulsun3
- jeffrey epstein12
- konya2
- futbol12
- türkiyeliyim ve mutluyum16
- fes takıp kemalist hoplatmak4
- adana ayazı dizisi4
- kainatın büyüklüğü allah'ın büyüklüğünü gösterir2
hiç gülümsemediği kadar gülümsettiğimi söyledi bir gün bana,
gülümsemenin zaten kendisine çok yakıştığını, benden dolayı gülümsediği zaman ise içinde karıncalanan duygularının kelebek
kanat çırpışı gibi hissettiğini anlattı.
biraz da tenini ısıtabilecek şekilde titreyen bacaklarına bir anlam veremediğini, tanımadığı bilmediği bir adamın kendini nasıl böyle
etkileyebileceğini, korktuğunu, ancak boğazının kurumasına, teninin terlemesine, geceleri uyuyamamasına bir anlam veremiyordu ki
rüyasında ne hikmettir bir bedene büründü o hayali sevgili.
onu istiyordu içinde. içinde derken onun bedeni içinde onun acısını hissederek ona kendi sevgisini verebilecek bir duygu
bir his verebilmek, hayatın anlamsız kargaşalarından uzakta bir hayat yaşamak arzusu ve eğer bu o olsa ne olurdu.
neden bunlar böyle değilde, tanıyormuş gibi yaklaştığımız hayattan alamadığımız dersler ile hüzün çöker içimize.
emin olmam için de yemen de etmişti. ancak yeminlere inanmadığımı unutmuştu yada o kadar bir büyük bir duygu ile anlatmak istiyordu ki
bana bahsettiği gülümserken o gamzelerinin güzelliğinin üzerine ant içse inanırdım zaten.
o güzel tarifi ise kendinden güzel bir anlatım ile erkekliğimi uyardı hiç istemesemde bu düşünce de onu böyle masum hissetmek isterken.
ve sonra o da bu masumiyeti bir tarafa bırakıp yanında "ben" niyetine sarıldığı yastık ile uyuya kalmıştı ve rüyasında
dokunan adamı düşündü o sabah kalktığında
ve gül reçeli kahvaltısı ısmarladı kendisine tarihin eski yolculuklarına göndermeler yaparak...
rüyasındaki son sözleri hatırladı çayını yudumlarken:
"madem isterdin dur ben sana birazcık tarif edeyim;
şöyle ki sol yanağımdakı sağ yanağımdakinden daha az,
daha içten gülümseyince görülen gamzem bile çıktı şiirini okurken".
rüya mıydı, gerçek miydi ? anlayamadan hayatına devam etti, bilinmeyen yolculuklara.
(bkz: okunmayan mektuplar)
gülümsemenin zaten kendisine çok yakıştığını, benden dolayı gülümsediği zaman ise içinde karıncalanan duygularının kelebek
kanat çırpışı gibi hissettiğini anlattı.
biraz da tenini ısıtabilecek şekilde titreyen bacaklarına bir anlam veremediğini, tanımadığı bilmediği bir adamın kendini nasıl böyle
etkileyebileceğini, korktuğunu, ancak boğazının kurumasına, teninin terlemesine, geceleri uyuyamamasına bir anlam veremiyordu ki
rüyasında ne hikmettir bir bedene büründü o hayali sevgili.
onu istiyordu içinde. içinde derken onun bedeni içinde onun acısını hissederek ona kendi sevgisini verebilecek bir duygu
bir his verebilmek, hayatın anlamsız kargaşalarından uzakta bir hayat yaşamak arzusu ve eğer bu o olsa ne olurdu.
neden bunlar böyle değilde, tanıyormuş gibi yaklaştığımız hayattan alamadığımız dersler ile hüzün çöker içimize.
emin olmam için de yemen de etmişti. ancak yeminlere inanmadığımı unutmuştu yada o kadar bir büyük bir duygu ile anlatmak istiyordu ki
bana bahsettiği gülümserken o gamzelerinin güzelliğinin üzerine ant içse inanırdım zaten.
o güzel tarifi ise kendinden güzel bir anlatım ile erkekliğimi uyardı hiç istemesemde bu düşünce de onu böyle masum hissetmek isterken.
ve sonra o da bu masumiyeti bir tarafa bırakıp yanında "ben" niyetine sarıldığı yastık ile uyuya kalmıştı ve rüyasında
dokunan adamı düşündü o sabah kalktığında
ve gül reçeli kahvaltısı ısmarladı kendisine tarihin eski yolculuklarına göndermeler yaparak...
rüyasındaki son sözleri hatırladı çayını yudumlarken:
"madem isterdin dur ben sana birazcık tarif edeyim;
şöyle ki sol yanağımdakı sağ yanağımdakinden daha az,
daha içten gülümseyince görülen gamzem bile çıktı şiirini okurken".
rüya mıydı, gerçek miydi ? anlayamadan hayatına devam etti, bilinmeyen yolculuklara.
(bkz: okunmayan mektuplar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar