bugün
- beyazsemsiyeliyabanci38
- yorgun mermi24
- haysenin1212
- aziz yıldırım9
- gammazlama yapmamak10
- gammaz beni çaylak yapmaz ki gammaz beni çsy9
- diamond bosphorus'un tüm sözlüğe yürümesi4
- hangi yazarla evlenmek isterdiniz7
- satranç haram yasaklansın4
- sözlüğe messi trasfer olmuş5
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- toplu taşıma3
- yaz geceleri2
- sydney sweeney'in memeleri3
- 14 inç monitörden 17 inç monitöre geçmek3
- bu köyden olsam ne olacak7
- beybi leydi den hoşlanıyorum ne yapmalıyım3
- başlık tsunamisinde boğulan kaliteli entry2
- doktorlara saygının kalmamasının temel nedenleri7
- ormanda jaguar saldırısı karşısında yapılacaklar2
- gina carano13
- en gey özelliğiniz15
- omurgasız tekerlek5
- hatırlanan en eski reklam sloganı5
- yapay zeka moderatörü14
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı8
- arkadaşlar kavgayı bırakıp buraya bakar mısınız4
- sevişmek istediğiniz kadın yazarlar7
- diamond bosphoruss denen yazar7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- aym'nin süresiz nafaka kararına isyan eden kadın4
- kavgacı yazarlar3
- baba olmak istemeyen erkek4
- isimsiz orospu çocukları3
- kilis2
- sözlüğün kırbacı8
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- anın görüntüsü21
- 90 yaşında adamı espri yaptı diye tutuklamak2
- melis sezen'in memeleri3
- karton toplayan çocuk4
- katatespizartmasi15
- gammaz çetesinin mağdur ettiği yazarların hakkı2
- buddy dude17
- en son ne yediniz12
- koç holding binalarına saldırı2
- m r e r e c t o2
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı5
- gocu bak bi3
- mocu4
hiç gülümsemediği kadar gülümsettiğimi söyledi bir gün bana,
gülümsemenin zaten kendisine çok yakıştığını, benden dolayı gülümsediği zaman ise içinde karıncalanan duygularının kelebek
kanat çırpışı gibi hissettiğini anlattı.
biraz da tenini ısıtabilecek şekilde titreyen bacaklarına bir anlam veremediğini, tanımadığı bilmediği bir adamın kendini nasıl böyle
etkileyebileceğini, korktuğunu, ancak boğazının kurumasına, teninin terlemesine, geceleri uyuyamamasına bir anlam veremiyordu ki
rüyasında ne hikmettir bir bedene büründü o hayali sevgili.
onu istiyordu içinde. içinde derken onun bedeni içinde onun acısını hissederek ona kendi sevgisini verebilecek bir duygu
bir his verebilmek, hayatın anlamsız kargaşalarından uzakta bir hayat yaşamak arzusu ve eğer bu o olsa ne olurdu.
neden bunlar böyle değilde, tanıyormuş gibi yaklaştığımız hayattan alamadığımız dersler ile hüzün çöker içimize.
emin olmam için de yemen de etmişti. ancak yeminlere inanmadığımı unutmuştu yada o kadar bir büyük bir duygu ile anlatmak istiyordu ki
bana bahsettiği gülümserken o gamzelerinin güzelliğinin üzerine ant içse inanırdım zaten.
o güzel tarifi ise kendinden güzel bir anlatım ile erkekliğimi uyardı hiç istemesemde bu düşünce de onu böyle masum hissetmek isterken.
ve sonra o da bu masumiyeti bir tarafa bırakıp yanında "ben" niyetine sarıldığı yastık ile uyuya kalmıştı ve rüyasında
dokunan adamı düşündü o sabah kalktığında
ve gül reçeli kahvaltısı ısmarladı kendisine tarihin eski yolculuklarına göndermeler yaparak...
rüyasındaki son sözleri hatırladı çayını yudumlarken:
"madem isterdin dur ben sana birazcık tarif edeyim;
şöyle ki sol yanağımdakı sağ yanağımdakinden daha az,
daha içten gülümseyince görülen gamzem bile çıktı şiirini okurken".
rüya mıydı, gerçek miydi ? anlayamadan hayatına devam etti, bilinmeyen yolculuklara.
(bkz: okunmayan mektuplar)
gülümsemenin zaten kendisine çok yakıştığını, benden dolayı gülümsediği zaman ise içinde karıncalanan duygularının kelebek
kanat çırpışı gibi hissettiğini anlattı.
biraz da tenini ısıtabilecek şekilde titreyen bacaklarına bir anlam veremediğini, tanımadığı bilmediği bir adamın kendini nasıl böyle
etkileyebileceğini, korktuğunu, ancak boğazının kurumasına, teninin terlemesine, geceleri uyuyamamasına bir anlam veremiyordu ki
rüyasında ne hikmettir bir bedene büründü o hayali sevgili.
onu istiyordu içinde. içinde derken onun bedeni içinde onun acısını hissederek ona kendi sevgisini verebilecek bir duygu
bir his verebilmek, hayatın anlamsız kargaşalarından uzakta bir hayat yaşamak arzusu ve eğer bu o olsa ne olurdu.
neden bunlar böyle değilde, tanıyormuş gibi yaklaştığımız hayattan alamadığımız dersler ile hüzün çöker içimize.
emin olmam için de yemen de etmişti. ancak yeminlere inanmadığımı unutmuştu yada o kadar bir büyük bir duygu ile anlatmak istiyordu ki
bana bahsettiği gülümserken o gamzelerinin güzelliğinin üzerine ant içse inanırdım zaten.
o güzel tarifi ise kendinden güzel bir anlatım ile erkekliğimi uyardı hiç istemesemde bu düşünce de onu böyle masum hissetmek isterken.
ve sonra o da bu masumiyeti bir tarafa bırakıp yanında "ben" niyetine sarıldığı yastık ile uyuya kalmıştı ve rüyasında
dokunan adamı düşündü o sabah kalktığında
ve gül reçeli kahvaltısı ısmarladı kendisine tarihin eski yolculuklarına göndermeler yaparak...
rüyasındaki son sözleri hatırladı çayını yudumlarken:
"madem isterdin dur ben sana birazcık tarif edeyim;
şöyle ki sol yanağımdakı sağ yanağımdakinden daha az,
daha içten gülümseyince görülen gamzem bile çıktı şiirini okurken".
rüya mıydı, gerçek miydi ? anlayamadan hayatına devam etti, bilinmeyen yolculuklara.
(bkz: okunmayan mektuplar)
güncel Önemli Başlıklar
