bugün
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- nickten isim tahmini yapmak62
- hikayeyi devam ettir29
- pizzada ince hamur tercih eden erkek11
- sözlüğün kızlık zarı ile imtihanı4
- 11 kişilik kılıçdaroğlu destek yürüyüşü4
- sözlükçülerin zeka seviyeleri5
- sünnet olmak3
- cem küçük5
- karga vs papağan3
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken6
- hayattan zevk alamamak10
- uysaljakoben16
- size yapılmayan iyiliğin başkasına yapılması3
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey11
- yeni parti50
- sözlüğün namusu2
- mutlak but3
- yarrağı boka bulayıp kızartmak5
- arkadaşım uysaljakobeni kürsüye davet ediyorum2
- mala vurarak çoluğunu çocuğunu geçindiren baba5
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası21
- erector eski nesil hesapları nereden buluyor6
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı8
- öbür sözlük5
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- melih gökçek2
- kekeme kız2
- yazarların zeka seviyeleri7
- sözlüğün amına kim koydu4
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi5
- bir sözlük kızıyla seks yapmak4
- jelibon domuz aromalı lokumdur2
- sözlüğün aptal kaynaması2
- sadece içmeye gidelim diye arayan arkadaş6
- ahbap derneği ne kayyım3
- kapalı maraş6
- ammına koydumun ergenleri7
- 15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı2
- kurbağa öpüp prens beklemek9
- aylık 495 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- güzel kızların pizza yemesi7
- nasreddinhoca7
- admin reyis sal şu botları sözlük öldü neredesin2
- kuşkaş4
- mehdinin almanyada olma ihtimali5
- arkadaşlar şeftali yer miyiz8
- faik öztrak5
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler4
- kuvvet formülünün analizi4
hiç gülümsemediği kadar gülümsettiğimi söyledi bir gün bana,
gülümsemenin zaten kendisine çok yakıştığını, benden dolayı gülümsediği zaman ise içinde karıncalanan duygularının kelebek
kanat çırpışı gibi hissettiğini anlattı.
biraz da tenini ısıtabilecek şekilde titreyen bacaklarına bir anlam veremediğini, tanımadığı bilmediği bir adamın kendini nasıl böyle
etkileyebileceğini, korktuğunu, ancak boğazının kurumasına, teninin terlemesine, geceleri uyuyamamasına bir anlam veremiyordu ki
rüyasında ne hikmettir bir bedene büründü o hayali sevgili.
onu istiyordu içinde. içinde derken onun bedeni içinde onun acısını hissederek ona kendi sevgisini verebilecek bir duygu
bir his verebilmek, hayatın anlamsız kargaşalarından uzakta bir hayat yaşamak arzusu ve eğer bu o olsa ne olurdu.
neden bunlar böyle değilde, tanıyormuş gibi yaklaştığımız hayattan alamadığımız dersler ile hüzün çöker içimize.
emin olmam için de yemen de etmişti. ancak yeminlere inanmadığımı unutmuştu yada o kadar bir büyük bir duygu ile anlatmak istiyordu ki
bana bahsettiği gülümserken o gamzelerinin güzelliğinin üzerine ant içse inanırdım zaten.
o güzel tarifi ise kendinden güzel bir anlatım ile erkekliğimi uyardı hiç istemesemde bu düşünce de onu böyle masum hissetmek isterken.
ve sonra o da bu masumiyeti bir tarafa bırakıp yanında "ben" niyetine sarıldığı yastık ile uyuya kalmıştı ve rüyasında
dokunan adamı düşündü o sabah kalktığında
ve gül reçeli kahvaltısı ısmarladı kendisine tarihin eski yolculuklarına göndermeler yaparak...
rüyasındaki son sözleri hatırladı çayını yudumlarken:
"madem isterdin dur ben sana birazcık tarif edeyim;
şöyle ki sol yanağımdakı sağ yanağımdakinden daha az,
daha içten gülümseyince görülen gamzem bile çıktı şiirini okurken".
rüya mıydı, gerçek miydi ? anlayamadan hayatına devam etti, bilinmeyen yolculuklara.
(bkz: okunmayan mektuplar)
gülümsemenin zaten kendisine çok yakıştığını, benden dolayı gülümsediği zaman ise içinde karıncalanan duygularının kelebek
kanat çırpışı gibi hissettiğini anlattı.
biraz da tenini ısıtabilecek şekilde titreyen bacaklarına bir anlam veremediğini, tanımadığı bilmediği bir adamın kendini nasıl böyle
etkileyebileceğini, korktuğunu, ancak boğazının kurumasına, teninin terlemesine, geceleri uyuyamamasına bir anlam veremiyordu ki
rüyasında ne hikmettir bir bedene büründü o hayali sevgili.
onu istiyordu içinde. içinde derken onun bedeni içinde onun acısını hissederek ona kendi sevgisini verebilecek bir duygu
bir his verebilmek, hayatın anlamsız kargaşalarından uzakta bir hayat yaşamak arzusu ve eğer bu o olsa ne olurdu.
neden bunlar böyle değilde, tanıyormuş gibi yaklaştığımız hayattan alamadığımız dersler ile hüzün çöker içimize.
emin olmam için de yemen de etmişti. ancak yeminlere inanmadığımı unutmuştu yada o kadar bir büyük bir duygu ile anlatmak istiyordu ki
bana bahsettiği gülümserken o gamzelerinin güzelliğinin üzerine ant içse inanırdım zaten.
o güzel tarifi ise kendinden güzel bir anlatım ile erkekliğimi uyardı hiç istemesemde bu düşünce de onu böyle masum hissetmek isterken.
ve sonra o da bu masumiyeti bir tarafa bırakıp yanında "ben" niyetine sarıldığı yastık ile uyuya kalmıştı ve rüyasında
dokunan adamı düşündü o sabah kalktığında
ve gül reçeli kahvaltısı ısmarladı kendisine tarihin eski yolculuklarına göndermeler yaparak...
rüyasındaki son sözleri hatırladı çayını yudumlarken:
"madem isterdin dur ben sana birazcık tarif edeyim;
şöyle ki sol yanağımdakı sağ yanağımdakinden daha az,
daha içten gülümseyince görülen gamzem bile çıktı şiirini okurken".
rüya mıydı, gerçek miydi ? anlayamadan hayatına devam etti, bilinmeyen yolculuklara.
(bkz: okunmayan mektuplar)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar