bugün
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası29
- gina carano11
- katatespizartmasi15
- yorgun mermi8
- mılli yazılım f-16 ların kabiliyetini artıracak9
- kılıçdar'ın chp'nin oyunu yükselttiği yalanı5
- diamond bosphoruss denen yazar3
- g35
- anın görüntüsü20
- intikam almanın çok keyifli olması2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- chp'lilerin gene kılıçdaroğlu'na oy verme ihtimali6
- baba olmak istemeyen erkek3
- sözlüğün kırbacı5
- koç holdinge kayyum atanırsa olacaklar3
- türkiye'nin mavi vatan hazırlığı3
- libido yükselten şeyler4
- 7 haziran 2026 fenerbahçe başkanlık seçimleri2
- futbol9
- sokak düğünlerinin geleneksel özellikleri3
- bu son entry2
- ona bir şey söyle15
- türkiye17
- uysaljakoben32
- fenerbahçe8
- en son ne yediniz10
- kene vs ktç6
- ateist görünce korkan dinci5
- bir ulu yazarına sarılıp hıçkıra hıçkıra ağlamak2
- kiralar2
- arnavutluk2
- anne olmak istemeyen kadın2
- venezuela3
- hakan çalhanoğlu4
- 7 haziran 2026 venezuela türkiye maçı11
- havaların ısınmasıyla çok fena azmak7
- birini özlememek için yapılan şey3
- chatgpt4
- sözlük yazarlarının ölüme bakış açısı20
- pilates3
- avrupa birliği2
- manifest3
- toplum içinde sözlüğe girmekten utanmak6
- sende kalmış2
- arkadaşlar bakar mısınız bi5
- genç yaşta ölen ünlüler9
- komşu semra teyze vs ben4
- devlet aklı7
- rahmi koç'un anlattığı kürt kadın fıkrası3
- god of war laufey4
"ülkesini seven atatürk'ün ilke ve devrimlerine bağlı öğrenciler yetiştirmek" için profesör olmamıştır, çünkü bir profesörün görevi, ülkesini seven bireyler yetiştirmek falan değil, profesör olduğu bilimde yetkin bireyler yetiştirmektir. bilgisini paylaşmaktır, ülke sevgisini değil. komando mu yetiştiriyoruz, polis mi, ajan mı? bilim evrenseldir abiler, yabancı bir profesörü (amerikan olsun mesela) överken nasıl onun amerika'yı seven ve george washington'a gönülden bağlı olup olmamasını zerre umursamıyorsak (hatta bağlı olmamasını tercih ederdik değil mi? objektif olsun isterdik), türkiye'deki bir profesörün de ülkesini sevip sevmemesinin onun iyi bir profesör olmasına bizim gözümüzde hiçbir etkisi olmaması gerekir. kaldı ki adamın vatanını sevmediği iddiası tamamen desteksiz sallama örneği. neden sonuç ilişkisi şu herhalde: "kürtlerin hakkını korucam diyor, demek ki vatanını sevmiyor!" kurulan mantık gerçekten buysa, asıl bu iddiayı atanın kendi vatan sevgisinden kuşkulanması gerek. daha aynı topraklarda yaşadığın, kendi ülkenin vatandaşının hakkının korunmasını istemiyorsun...
"bu demokratların cumhuriyet mitingleriyle alıp veremediği"nin ne olduğunu, elbette özdemir ince'nin alıntıladığı tek cümleden değil, alıntının geçtiği baskın oran röportajının aslından öğrenebiliriz (bu arada, özdemir ince'nin söylediği gibi akşam gazetesinden değil radikal'den o alıntılar):
"Mitingi düzenleyenlerle mitinge katılanları ayırmak lazım. Mitinge katılanlar 'korkanlar', düzenleyenler de onları 'korkutmak isteyenler'di. insanlar, bir korkuyu dile getirmek ve bu korkudan kurtulmak için meydanlara çıktılar. Oysa mitingleri düzenleyenler, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, eski Jandarma Genel Komutanı başta olmak üzere, bu korkuyu devam ettirmek, devlet baskısını sürdürmek için onları meydanlara çağırdılar. Yani korkutmak için insanları çağırdılar. Bu mitingleri ileride muhtıralara, darbelere toplumsal gerekçe olarak kullanacaklar. Oysa mitinge katılanlar, cemaat tahakkümünden korkanlardı. Biliyorsunuz cemaat, ideolojisi din olan topluluğun adıdır. Cemaat, feodal dönemin artığıdır. insanlar bu cemaat korkusundan kurtulmak istiyor. Hatta bazıları, cemaat baskısından ancak devlet baskısı sayesinde kurtulabileceğini düşünüyor. "
baskın oran'ı dinciler de sadece tek cümlelik alıntılarla anıyor, dinciler ve tayyip'e yaptığı eleştirileri göstermiyorlar. "işte eğitimli, solcu, ateist vs. bir insan bile askerin tahakkümüne, politikaya karışmasına karşı çıkıyor, demek ki biz haklıyız" diyebilmek için.
röportajın tamamı için:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223097
"bu demokratların cumhuriyet mitingleriyle alıp veremediği"nin ne olduğunu, elbette özdemir ince'nin alıntıladığı tek cümleden değil, alıntının geçtiği baskın oran röportajının aslından öğrenebiliriz (bu arada, özdemir ince'nin söylediği gibi akşam gazetesinden değil radikal'den o alıntılar):
"Mitingi düzenleyenlerle mitinge katılanları ayırmak lazım. Mitinge katılanlar 'korkanlar', düzenleyenler de onları 'korkutmak isteyenler'di. insanlar, bir korkuyu dile getirmek ve bu korkudan kurtulmak için meydanlara çıktılar. Oysa mitingleri düzenleyenler, Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı, eski Jandarma Genel Komutanı başta olmak üzere, bu korkuyu devam ettirmek, devlet baskısını sürdürmek için onları meydanlara çağırdılar. Yani korkutmak için insanları çağırdılar. Bu mitingleri ileride muhtıralara, darbelere toplumsal gerekçe olarak kullanacaklar. Oysa mitinge katılanlar, cemaat tahakkümünden korkanlardı. Biliyorsunuz cemaat, ideolojisi din olan topluluğun adıdır. Cemaat, feodal dönemin artığıdır. insanlar bu cemaat korkusundan kurtulmak istiyor. Hatta bazıları, cemaat baskısından ancak devlet baskısı sayesinde kurtulabileceğini düşünüyor. "
baskın oran'ı dinciler de sadece tek cümlelik alıntılarla anıyor, dinciler ve tayyip'e yaptığı eleştirileri göstermiyorlar. "işte eğitimli, solcu, ateist vs. bir insan bile askerin tahakkümüne, politikaya karışmasına karşı çıkıyor, demek ki biz haklıyız" diyebilmek için.
röportajın tamamı için:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223097
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
