bugün
- aklınıza gelen şarkı sözü7
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması12
- çok kitap okuyanı eleştirmek6
- şişman olmak istemeyenlere tavsiyeler7
- düğünde yemek yiyen davetliden para isteyen damat6
- tanıdıkların tam bir goy olmaları2
- anahtarı evde unutmak2
- manchester by the sea2
- ama kafamız nasıl güzel2
- backrooms3
- ioc'dan identity graph a2
- kitap okuma alışkanlığı4
- eteğin altına pantolon giyen kız2
- don giymemek3
- 29 mayıs 19762
- bugün de ölmedik2
- bir kadın tarafından hükmedilmeyi istemek4
- yarından sonraki güne ne denir3
- çerçeve yasa31
- birazdan yer yerinden oynayacak10
- bir güneşe bir de sana bakamam3
- g i l d e d l i l y10
- casperlar daltonlar redkitler şirinler6
- türbede dua etmenin şirk olması13
- barda yanınıza oturan aslında seri katil olan adam2
- sözlük yazarlarının goodreads sayfaları2
- azrail gelse ona ne derdiniz13
- fazladan ölümsüzlük iksiri olan var mı4
- mutlu olmak2
- 12 ağustos 2026 güneş tutulması9
- ölümlülük iksiri2
- sokakta öpüşmek7
- kadınların bakir erkek istemesi2
- anın görüntüsü14
- nasıl bir kadın3
- yurt dışı çıkış harcı8
- flört algoritması3
- yalnız ölmek2
- engelleyen insan kibri6
- dağ evi4
- özgür özel15
- sözlük kızı ile kavga etmek13
- ben bir ceviz agacıyım6
- sürekli kendini öven insan6
- beyazconverse6
- sözlükte kavga edilen kızın true çıkması7
- akıl verme vereceksen huzur ver6
- hiçbir servet zamanı satın alamaz20
- geldimgittim6
- akp'li vekilin abdullah öcalan'a teşekkür etmesi2
liseyi yeni bitirmiştim o zamanlar. hastaydım. karnım feci ağrıyordu. ishal olmuştum.
hasta olduğum bu sıcak yaz günlerinin birinde annem aradı
+...oğlum bankaya gitmen gerekiyor. yanıma uğra fatura vereceğim.
-anne hastayım. karnım çok kötü. lavabo kesmiyor sancılarımı.
+oğlum bu son gün. bi git de gel hemen.
-tamam anne tamam
+tak! (telefonu kapatma sesi)
sancılar içinde annemin yanına gittim. faturayı alıp otobüse bindim.
ve sonunda bankadayım.
elektrik mi yok o zaman nedendir bilmiyorum, garanti bankasında insanlar veznenin önünden itibaren kuyruk oluşturmuşlar. banka o sıcakta tıklım tıklım. üst kata çıkan merdivenler ve bankanın önü bile o kadar kalabalık ki insanlar rahat yürüyemiyorlar, sürekli "müsade edermisiniz" "bi geçebilir miyim" gibi sözler duyuyorum, ara ara ben de söylemek zorunda kalıyorum. içerisi o kadar havasız ki... zaten sancılarım dinmiyor, her an altıma yapacak gibiyim ve delirmek üzereyim.
aradan yanlış hatırlamıyorsan 1 saat kadar geçmişti. sıranın ortalarına bile yaklaşmamıştım henüz. arkamdaki kızla muhabbete daldık. bankanın havasızlığından başladık, türkiye'deki -o zamanlar hiç anlamadığım konu olsa da- bankacılığa kadar konuştuk.
kız, ben üniversiteye hazırlanırken sanırım üniversite 2. sınıftaydı, işletme okuyordu. hoşlandım ondan. çok güzeldi, ve benden çok az kısaydı. gözlerine baktığım zaman kendisi ciddi olsa bile gözlerinin içi gülüyordu. sanki gözlerinden ırmak akıyordu. öylesine canlı gözleri, beyaz teni, tatlı yanakları, hoş gamzeleri vardı.
bu arada ben, hala sancıdan ölmek üzereydim. banka tıklım tıklım ama çok sessiz. öyle ki; biz neredeyse fısıltıyla konuşuyoruz. karnım çok kötü. ha bire kendi içimden "allah'ım bana yardım et, şurada altıma yapmayayım" diyorum ve terliyorum.
tam biz öyle güzel muhabbet ederken bankanın içinde belki de üst kattakilerin bile duyacağı bir şekilde gaz çıkardım. rahatladım aslında ama sonucu kötüydü.
herkes kızla bana bakıyor. ses bizim taraftan geldiği için ya kız ya da benden çıktığını düşünüyorlar. tabii ben gözlerimi kızdan ayırmak istemiyorum. onu deli gibi beğendiğim için değil, eğer eğer sağa sola bakarsam suçu -daha doğrusu o zaman suç zannettiğim şeyi- üstüme almış olacağım için.
ama kız da sağa sola bakmıyor, sadece bana bakıyor. çünkü o ses kendisinden çıkmadığına göre benden çıktı. bunu biliyor.
daha fazla bu bakışma olayını sürdüremezdim o zamanki aklımla. tabii bu söylediklerim 1 dakika içinde oluyor sadece. yine kıza doğru bakmaya devam ederek herkesin duyabileceği bir ses tonuyla dedim ki;
+bu kadar insanın olduğu bir yerde bu yapılır mı be! kocaman kızsın. hiç mi utanmıyorsun. lavabo diye bir şey var.
kızın o çok beğendiğim yanakları domates gibi kızarmış, gözleri fal taşı gibi açılmıştı ben bunları söylerken. sonra sağa sola baktı ve hızla bankadan çıkıp gitti. tabii arada gülüşenler falan da oluyor.
çok pişmanım sözlük. ondan hoşlanmasaydım bile bu eşekliği yapmamam gerekirdi. aklı başında olan bir insan bunu yapmazdı evet. üzgünüm.
hasta olduğum bu sıcak yaz günlerinin birinde annem aradı
+...oğlum bankaya gitmen gerekiyor. yanıma uğra fatura vereceğim.
-anne hastayım. karnım çok kötü. lavabo kesmiyor sancılarımı.
+oğlum bu son gün. bi git de gel hemen.
-tamam anne tamam
+tak! (telefonu kapatma sesi)
sancılar içinde annemin yanına gittim. faturayı alıp otobüse bindim.
ve sonunda bankadayım.
elektrik mi yok o zaman nedendir bilmiyorum, garanti bankasında insanlar veznenin önünden itibaren kuyruk oluşturmuşlar. banka o sıcakta tıklım tıklım. üst kata çıkan merdivenler ve bankanın önü bile o kadar kalabalık ki insanlar rahat yürüyemiyorlar, sürekli "müsade edermisiniz" "bi geçebilir miyim" gibi sözler duyuyorum, ara ara ben de söylemek zorunda kalıyorum. içerisi o kadar havasız ki... zaten sancılarım dinmiyor, her an altıma yapacak gibiyim ve delirmek üzereyim.
aradan yanlış hatırlamıyorsan 1 saat kadar geçmişti. sıranın ortalarına bile yaklaşmamıştım henüz. arkamdaki kızla muhabbete daldık. bankanın havasızlığından başladık, türkiye'deki -o zamanlar hiç anlamadığım konu olsa da- bankacılığa kadar konuştuk.
kız, ben üniversiteye hazırlanırken sanırım üniversite 2. sınıftaydı, işletme okuyordu. hoşlandım ondan. çok güzeldi, ve benden çok az kısaydı. gözlerine baktığım zaman kendisi ciddi olsa bile gözlerinin içi gülüyordu. sanki gözlerinden ırmak akıyordu. öylesine canlı gözleri, beyaz teni, tatlı yanakları, hoş gamzeleri vardı.
bu arada ben, hala sancıdan ölmek üzereydim. banka tıklım tıklım ama çok sessiz. öyle ki; biz neredeyse fısıltıyla konuşuyoruz. karnım çok kötü. ha bire kendi içimden "allah'ım bana yardım et, şurada altıma yapmayayım" diyorum ve terliyorum.
tam biz öyle güzel muhabbet ederken bankanın içinde belki de üst kattakilerin bile duyacağı bir şekilde gaz çıkardım. rahatladım aslında ama sonucu kötüydü.
herkes kızla bana bakıyor. ses bizim taraftan geldiği için ya kız ya da benden çıktığını düşünüyorlar. tabii ben gözlerimi kızdan ayırmak istemiyorum. onu deli gibi beğendiğim için değil, eğer eğer sağa sola bakarsam suçu -daha doğrusu o zaman suç zannettiğim şeyi- üstüme almış olacağım için.
ama kız da sağa sola bakmıyor, sadece bana bakıyor. çünkü o ses kendisinden çıkmadığına göre benden çıktı. bunu biliyor.
daha fazla bu bakışma olayını sürdüremezdim o zamanki aklımla. tabii bu söylediklerim 1 dakika içinde oluyor sadece. yine kıza doğru bakmaya devam ederek herkesin duyabileceği bir ses tonuyla dedim ki;
+bu kadar insanın olduğu bir yerde bu yapılır mı be! kocaman kızsın. hiç mi utanmıyorsun. lavabo diye bir şey var.
kızın o çok beğendiğim yanakları domates gibi kızarmış, gözleri fal taşı gibi açılmıştı ben bunları söylerken. sonra sağa sola baktı ve hızla bankadan çıkıp gitti. tabii arada gülüşenler falan da oluyor.
çok pişmanım sözlük. ondan hoşlanmasaydım bile bu eşekliği yapmamam gerekirdi. aklı başında olan bir insan bunu yapmazdı evet. üzgünüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar