bugün
- akepe neden kültürel hegemonyayı ele geçiremedi16
- türbanlı kızların diğerlerinden güzel olması5
- öldükten sonra bana ne olacak3
- ellerim bos gonlum hos2
- anın görüntüsü23
- enjoy im vaccinated3
- erkekler neden erken ölür3
- sözlükteki gizli düşmanım10
- insanın geçmişinin karanlık olması9
- her kadın güzeldir3
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet19
- günün şiiri6
- uzun zaman sonra sözlüğe girmek3
- sözlük kızlarını harika yapan detaylar9
- ilişkilerde fizik mi kimya mı önemlidir sorgusu6
- her insanın bir cini olması8
- bik bik'in mutfağına konuk olmak8
- içtim şarabı13
- uzun bir süre sonra entry girmek2
- genç görünmeye çalışmak3
- rakı sevmemek7
- kadir inanır22
- giresun da otobüs durağında bekleyen turist kız5
- arkadaşlar ben gavat değilim2
- şafak çak3
- avrupada hava sıcaklıkları2
- hayalet gibi bir insan olmak3
- aşure yapan sözlük kızları7
- büstiyer2
- muhtarlıkların kapatılması gerekliliği3
- çift katlı otobüs3
- venezuella depremi3
- sözlükte neden atatürk ve türk bayrağı resmi yok3
- daha relax3
- özelden sözlük erkeklerini taciz etmek3
- kemalist dünya24
- sektör öldü tek yol tıp diyen primat3
- dümbelettin efendi2
- sosyal medya aranmaktır2
- hiç kimsenin sevmediği bir insana aşık olmak3
- 7 aydır berlinde yaşıyorum soruları alayım7
- japonya7
- tas kafa traşlı hırt sorunu5
- trump ara seçimleri kaybederse soruşturma geçirir5
- true'nun çaylak olması16
- çok güzel ama manyak kadın7
- üniversitelerin gereksiz olması16
- of çok sıkıcı olmanız2
- insan olmaya ceyrek kala3
- mustafa kemal atatürk7
liseyi yeni bitirmiştim o zamanlar. hastaydım. karnım feci ağrıyordu. ishal olmuştum.
hasta olduğum bu sıcak yaz günlerinin birinde annem aradı
+...oğlum bankaya gitmen gerekiyor. yanıma uğra fatura vereceğim.
-anne hastayım. karnım çok kötü. lavabo kesmiyor sancılarımı.
+oğlum bu son gün. bi git de gel hemen.
-tamam anne tamam
+tak! (telefonu kapatma sesi)
sancılar içinde annemin yanına gittim. faturayı alıp otobüse bindim.
ve sonunda bankadayım.
elektrik mi yok o zaman nedendir bilmiyorum, garanti bankasında insanlar veznenin önünden itibaren kuyruk oluşturmuşlar. banka o sıcakta tıklım tıklım. üst kata çıkan merdivenler ve bankanın önü bile o kadar kalabalık ki insanlar rahat yürüyemiyorlar, sürekli "müsade edermisiniz" "bi geçebilir miyim" gibi sözler duyuyorum, ara ara ben de söylemek zorunda kalıyorum. içerisi o kadar havasız ki... zaten sancılarım dinmiyor, her an altıma yapacak gibiyim ve delirmek üzereyim.
aradan yanlış hatırlamıyorsan 1 saat kadar geçmişti. sıranın ortalarına bile yaklaşmamıştım henüz. arkamdaki kızla muhabbete daldık. bankanın havasızlığından başladık, türkiye'deki -o zamanlar hiç anlamadığım konu olsa da- bankacılığa kadar konuştuk.
kız, ben üniversiteye hazırlanırken sanırım üniversite 2. sınıftaydı, işletme okuyordu. hoşlandım ondan. çok güzeldi, ve benden çok az kısaydı. gözlerine baktığım zaman kendisi ciddi olsa bile gözlerinin içi gülüyordu. sanki gözlerinden ırmak akıyordu. öylesine canlı gözleri, beyaz teni, tatlı yanakları, hoş gamzeleri vardı.
bu arada ben, hala sancıdan ölmek üzereydim. banka tıklım tıklım ama çok sessiz. öyle ki; biz neredeyse fısıltıyla konuşuyoruz. karnım çok kötü. ha bire kendi içimden "allah'ım bana yardım et, şurada altıma yapmayayım" diyorum ve terliyorum.
tam biz öyle güzel muhabbet ederken bankanın içinde belki de üst kattakilerin bile duyacağı bir şekilde gaz çıkardım. rahatladım aslında ama sonucu kötüydü.
herkes kızla bana bakıyor. ses bizim taraftan geldiği için ya kız ya da benden çıktığını düşünüyorlar. tabii ben gözlerimi kızdan ayırmak istemiyorum. onu deli gibi beğendiğim için değil, eğer eğer sağa sola bakarsam suçu -daha doğrusu o zaman suç zannettiğim şeyi- üstüme almış olacağım için.
ama kız da sağa sola bakmıyor, sadece bana bakıyor. çünkü o ses kendisinden çıkmadığına göre benden çıktı. bunu biliyor.
daha fazla bu bakışma olayını sürdüremezdim o zamanki aklımla. tabii bu söylediklerim 1 dakika içinde oluyor sadece. yine kıza doğru bakmaya devam ederek herkesin duyabileceği bir ses tonuyla dedim ki;
+bu kadar insanın olduğu bir yerde bu yapılır mı be! kocaman kızsın. hiç mi utanmıyorsun. lavabo diye bir şey var.
kızın o çok beğendiğim yanakları domates gibi kızarmış, gözleri fal taşı gibi açılmıştı ben bunları söylerken. sonra sağa sola baktı ve hızla bankadan çıkıp gitti. tabii arada gülüşenler falan da oluyor.
çok pişmanım sözlük. ondan hoşlanmasaydım bile bu eşekliği yapmamam gerekirdi. aklı başında olan bir insan bunu yapmazdı evet. üzgünüm.
hasta olduğum bu sıcak yaz günlerinin birinde annem aradı
+...oğlum bankaya gitmen gerekiyor. yanıma uğra fatura vereceğim.
-anne hastayım. karnım çok kötü. lavabo kesmiyor sancılarımı.
+oğlum bu son gün. bi git de gel hemen.
-tamam anne tamam
+tak! (telefonu kapatma sesi)
sancılar içinde annemin yanına gittim. faturayı alıp otobüse bindim.
ve sonunda bankadayım.
elektrik mi yok o zaman nedendir bilmiyorum, garanti bankasında insanlar veznenin önünden itibaren kuyruk oluşturmuşlar. banka o sıcakta tıklım tıklım. üst kata çıkan merdivenler ve bankanın önü bile o kadar kalabalık ki insanlar rahat yürüyemiyorlar, sürekli "müsade edermisiniz" "bi geçebilir miyim" gibi sözler duyuyorum, ara ara ben de söylemek zorunda kalıyorum. içerisi o kadar havasız ki... zaten sancılarım dinmiyor, her an altıma yapacak gibiyim ve delirmek üzereyim.
aradan yanlış hatırlamıyorsan 1 saat kadar geçmişti. sıranın ortalarına bile yaklaşmamıştım henüz. arkamdaki kızla muhabbete daldık. bankanın havasızlığından başladık, türkiye'deki -o zamanlar hiç anlamadığım konu olsa da- bankacılığa kadar konuştuk.
kız, ben üniversiteye hazırlanırken sanırım üniversite 2. sınıftaydı, işletme okuyordu. hoşlandım ondan. çok güzeldi, ve benden çok az kısaydı. gözlerine baktığım zaman kendisi ciddi olsa bile gözlerinin içi gülüyordu. sanki gözlerinden ırmak akıyordu. öylesine canlı gözleri, beyaz teni, tatlı yanakları, hoş gamzeleri vardı.
bu arada ben, hala sancıdan ölmek üzereydim. banka tıklım tıklım ama çok sessiz. öyle ki; biz neredeyse fısıltıyla konuşuyoruz. karnım çok kötü. ha bire kendi içimden "allah'ım bana yardım et, şurada altıma yapmayayım" diyorum ve terliyorum.
tam biz öyle güzel muhabbet ederken bankanın içinde belki de üst kattakilerin bile duyacağı bir şekilde gaz çıkardım. rahatladım aslında ama sonucu kötüydü.
herkes kızla bana bakıyor. ses bizim taraftan geldiği için ya kız ya da benden çıktığını düşünüyorlar. tabii ben gözlerimi kızdan ayırmak istemiyorum. onu deli gibi beğendiğim için değil, eğer eğer sağa sola bakarsam suçu -daha doğrusu o zaman suç zannettiğim şeyi- üstüme almış olacağım için.
ama kız da sağa sola bakmıyor, sadece bana bakıyor. çünkü o ses kendisinden çıkmadığına göre benden çıktı. bunu biliyor.
daha fazla bu bakışma olayını sürdüremezdim o zamanki aklımla. tabii bu söylediklerim 1 dakika içinde oluyor sadece. yine kıza doğru bakmaya devam ederek herkesin duyabileceği bir ses tonuyla dedim ki;
+bu kadar insanın olduğu bir yerde bu yapılır mı be! kocaman kızsın. hiç mi utanmıyorsun. lavabo diye bir şey var.
kızın o çok beğendiğim yanakları domates gibi kızarmış, gözleri fal taşı gibi açılmıştı ben bunları söylerken. sonra sağa sola baktı ve hızla bankadan çıkıp gitti. tabii arada gülüşenler falan da oluyor.
çok pişmanım sözlük. ondan hoşlanmasaydım bile bu eşekliği yapmamam gerekirdi. aklı başında olan bir insan bunu yapmazdı evet. üzgünüm.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar