bugün
- dinsize inanır mısın12
- alkol alıp hoşlanılan kıza açılmak5
- şekeri bırakınca çayın tadını alacaksın yalanı10
- yaz günü çay içme saçmalığı8
- diyetteyken bira içmek3
- chatgptye penis fotoğrafını atmak16
- 18 temmuz 2026 taytlı valinin görevden alınması5
- devletten başkasına güvenilmez11
- m kemal'in 1922 de suikast sonucu öldüğü iddiası2
- haluk levent olayından çıkarılacak ders8
- 18 temmuz 2026 malatya depremi4
- futbol4
- hoşlanılan kıza true'nun foto atmış olması16
- izmirliyken iş yerinden aranmak2
- elalemin derdi true olmuş3
- sinema salonlarının yoğun bakımda olması2
- oğlak burcu kadını18
- kuran da neden namaz yok2
- saç boyama perileri4
- hindistan başbakanı modi'nin temizlik açıklaması2
- evliliği kurtarmak için çocuk yapmak3
- haluk levent23
- slavko vincic3
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları29
- sinema bileti2
- yapay zekanın öğretmenliği yok edecek olması3
- aykolikle site havuzuna girmek4
- zenginlere 1 den fazla eş verilmesi gerektiği2
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- ulupuanlar ahirette geçerli mi sorunsalı5
- opel türkiye ve neskar bursa rezaleti7
- muhafazakar kız için dine dönmek3
- en çok sevdiğiniz yazar19
- telegram kullanan erkek3
- chatgpt ile sohbet etmek9
- tango dersi alan urfalı teyze3
- leopar olan sözlük yazarları2
- aptalları hipnotize etmek6
- m kemal'in manda ve himaye istediği iddiası3
- sadece arkadaşlarından mesaj alıyor4
- sevdam karadeniz dizisi2
- koç burcu kadını uyuzluğu3
- hayatın güzel olması10
- abd'nin iran'ın 12 şehrine saldırması2
- atatürkçü sanatçı azlığı12
- sözlüğün tanrıçası olmak20
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı15
- sözlük yazarlarının dondurmaları3
- web tasarım4
- bir kadınla deniz arasındaki benzerlik3
Brüksel'i hiç sevmem. Lezzetsiz ve suratsızdır. Paris'ten gidince insan 'istanbul'dan Ankara'ya gitmiş' hissine kapılır. Haa, bakın, buram buram Ortaçağ kokan Bruges, Gand gibi şehirlerini severim, soğuk olmakla birlikte, ama artık bu lokanta cennetinde bizim 'midyeci Leon' bile bozdu... Peynirli ve fesleğenli midye tavanın adını da değiştirmişler, artık 'cote sud' deyince makarnalı ve domatesli bir haşlama getiriyorlar!
Belçika, benim gözümde 'Waterloo muharebe meydanını' gezerken alınacak keyif hatırına yaşayan bir ülke. Diplomatlar ve gazeteciler için ekmek kapısı olabilir, beni açmıyor. Ben, papaklı Fransız askerleriyle birlikte Hougomont üzerinden La Haye Sainte yönünde hücuma kakmayı seviyorum. Altında doksan bin kişinin yattığı o çamurlu tarlalarda koşturmak hoşuma gidiyor. Arabayla Wellington'un ve Napoleon'un geceyi geçirdikleri evlere gidip geldikten sonra kasaba içindeki pizzacıya yanlamak da tabii...
Belçika bölünüyormuş.
Fakat Belçika ordusunun 'milli Belçika birliği ve beraberliği' adına darbe tasarladığını hiç sanmıyorum.
Avrupa Birliği bünyesinde, birliğin 'bürokratik merkezi' konumunda (bu merkez bir Fransız şehriyle, Strasbourg'la paylaştırılmış) bulunan Belçika bölünse ne olur, bölünmese ne yazar?
Yaa, birliğe bir kere eklemlenince, bölünmek bölünmemek artık eski anlamını taşımıyor!
Belçika, yapay bir ülkedir. Bir tampon devlettir. Bu tampon devlet, 1815 yılında, Viyana Kongresi'nde, 'Fransa bir daha Flaman ovasını çiğneyip geçemesin, Avrupa'ya saldıramasın' diye icat edilmiştir.
Fakat Fransa'nın eski gücü kalmayınca, hem de iki kere Almanya çiğneyip geçmiştir oraları...
Fransa-Almanya çekişmesinin çoktan tarihe karıştığı ve bir daha da geri gelmeyeceği bir yüzyılda, Belçika diye özel bir tampona, hem de işe yaramamış, bekleneni verememiş bir tampona gerek kaldı mı? Kalmadı. Öyleyse bölünebilir. Mala davara bir zararı dokunmaz.
ACABA BAZI BATILILAR DA 'SOVYETLER BiRLiĞi ORTADAN KALKINCA ANADOLU'DA ÜNiTER BiR TAMPON DEVLETE iHTiYAÇ KALMADI' DiYE Mi DÜŞÜNÜYORLAR?
Belçika, uzun süre Afrika'da uçsuz bucaksız toprakları elinde bulundurmuş (Kongo), bu hammadde bolluğuna yaslanıp ağır sanayi de kurmuştur. Patatesi ve tabancası meşhurdur.
Bir Belçika kralı, bir Belçika ordusu vardır ama bir Belçika dili yoktur. Ne biçim millet bu?
Belçika'nın güneyinde Fransızca, daha doğrusu Fransızca'nın hem de berbat bir aksanla azıcık 'arkaik' bir şekli, kuzeyinde de Felemenkçe konuşulur. iki taraf da birbirini hiç sevmez ve 'temelde' kendini Fransız ya da Hollandalı hisseder. Bir 'Belçika milleti' yoktur. Kuzeyliler sayıca azıcık daha ağır basarlar.
Bu 'lisan meselesi' yüzünden bu yapay devletin insanları iki yüz yıla yakındır birbirleriyle hırlaştılar ve şimdi de ciddi olarak bölünmenin eşiğine geldiler.
Fakat bu bölünme iki tarafa da zarar vermeyecek, belki de daha mutlu olacaklar ve 'mamur ve müreffeh' yaşayıp gidecekler. Sürtüşme sona erecek.
Çekoslovakya, Çek Cumhuriyeti (içimden 'Çekistan' demek geliyor!) ve Slovakya olarak bölündü de ne yitirdi?
Belli bir düzeye geldiysen, bölünme mölünme kimsenin ipinde olmaz. Yaşam düzeyini etkilemez.
Ama kalkınmanı ve demokratlaşma sürecini tamamlayamadıysan, bölünme korkusuyla kıyametler kopar, birbirini yersin. Nice canlar yanar, nice gençler ölür. Ne acılar çekilir.
2205 yılında da torunlarının hiç umurlarında olmaz senin çektiğin acılar...
Ne yani, Viyana kuşatmasında ölmüş dokuz kuşak öteden atanız umurunuzda mı? Gidip de Cafe Schwarzenberg'den bizim siperlere doğru bir fatiha mı okudunuz?
Ben okudum sizin yerinize de. Askeri müzede bizimkilerin kaçarken bıraktıkları sancakları görünce de sinirim bozuldu.
engin ardıç
Belçika, benim gözümde 'Waterloo muharebe meydanını' gezerken alınacak keyif hatırına yaşayan bir ülke. Diplomatlar ve gazeteciler için ekmek kapısı olabilir, beni açmıyor. Ben, papaklı Fransız askerleriyle birlikte Hougomont üzerinden La Haye Sainte yönünde hücuma kakmayı seviyorum. Altında doksan bin kişinin yattığı o çamurlu tarlalarda koşturmak hoşuma gidiyor. Arabayla Wellington'un ve Napoleon'un geceyi geçirdikleri evlere gidip geldikten sonra kasaba içindeki pizzacıya yanlamak da tabii...
Belçika bölünüyormuş.
Fakat Belçika ordusunun 'milli Belçika birliği ve beraberliği' adına darbe tasarladığını hiç sanmıyorum.
Avrupa Birliği bünyesinde, birliğin 'bürokratik merkezi' konumunda (bu merkez bir Fransız şehriyle, Strasbourg'la paylaştırılmış) bulunan Belçika bölünse ne olur, bölünmese ne yazar?
Yaa, birliğe bir kere eklemlenince, bölünmek bölünmemek artık eski anlamını taşımıyor!
Belçika, yapay bir ülkedir. Bir tampon devlettir. Bu tampon devlet, 1815 yılında, Viyana Kongresi'nde, 'Fransa bir daha Flaman ovasını çiğneyip geçemesin, Avrupa'ya saldıramasın' diye icat edilmiştir.
Fakat Fransa'nın eski gücü kalmayınca, hem de iki kere Almanya çiğneyip geçmiştir oraları...
Fransa-Almanya çekişmesinin çoktan tarihe karıştığı ve bir daha da geri gelmeyeceği bir yüzyılda, Belçika diye özel bir tampona, hem de işe yaramamış, bekleneni verememiş bir tampona gerek kaldı mı? Kalmadı. Öyleyse bölünebilir. Mala davara bir zararı dokunmaz.
ACABA BAZI BATILILAR DA 'SOVYETLER BiRLiĞi ORTADAN KALKINCA ANADOLU'DA ÜNiTER BiR TAMPON DEVLETE iHTiYAÇ KALMADI' DiYE Mi DÜŞÜNÜYORLAR?
Belçika, uzun süre Afrika'da uçsuz bucaksız toprakları elinde bulundurmuş (Kongo), bu hammadde bolluğuna yaslanıp ağır sanayi de kurmuştur. Patatesi ve tabancası meşhurdur.
Bir Belçika kralı, bir Belçika ordusu vardır ama bir Belçika dili yoktur. Ne biçim millet bu?
Belçika'nın güneyinde Fransızca, daha doğrusu Fransızca'nın hem de berbat bir aksanla azıcık 'arkaik' bir şekli, kuzeyinde de Felemenkçe konuşulur. iki taraf da birbirini hiç sevmez ve 'temelde' kendini Fransız ya da Hollandalı hisseder. Bir 'Belçika milleti' yoktur. Kuzeyliler sayıca azıcık daha ağır basarlar.
Bu 'lisan meselesi' yüzünden bu yapay devletin insanları iki yüz yıla yakındır birbirleriyle hırlaştılar ve şimdi de ciddi olarak bölünmenin eşiğine geldiler.
Fakat bu bölünme iki tarafa da zarar vermeyecek, belki de daha mutlu olacaklar ve 'mamur ve müreffeh' yaşayıp gidecekler. Sürtüşme sona erecek.
Çekoslovakya, Çek Cumhuriyeti (içimden 'Çekistan' demek geliyor!) ve Slovakya olarak bölündü de ne yitirdi?
Belli bir düzeye geldiysen, bölünme mölünme kimsenin ipinde olmaz. Yaşam düzeyini etkilemez.
Ama kalkınmanı ve demokratlaşma sürecini tamamlayamadıysan, bölünme korkusuyla kıyametler kopar, birbirini yersin. Nice canlar yanar, nice gençler ölür. Ne acılar çekilir.
2205 yılında da torunlarının hiç umurlarında olmaz senin çektiğin acılar...
Ne yani, Viyana kuşatmasında ölmüş dokuz kuşak öteden atanız umurunuzda mı? Gidip de Cafe Schwarzenberg'den bizim siperlere doğru bir fatiha mı okudunuz?
Ben okudum sizin yerinize de. Askeri müzede bizimkilerin kaçarken bıraktıkları sancakları görünce de sinirim bozuldu.
engin ardıç
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar