bugün
- türk müsün türkiyeli misin12
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı3
- milli muharip uçağı kaan2
- nasıl birisiniz6
- çıkma teklifinin eskide kalması4
- araba sürerken olmasından en çok korkulan şey5
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- alin2
- ayrılık6
- anın görüntüsü16
- beni özleyenler elime mum diksin15
- rüyada nervio yu görmek8
- hırvatistan12
- karadeniz'e neden karadeniz denmiştir2
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım5
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- ispanya daki göçmen krizi8
- ölüm5
- yunanistan29
- yazarların en son bitirdiği kitap6
- gecenin rap şarkısı3
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- korku filmi izlerken sarılacak birisinin olmaması6
- yazarların ruh hali3
- gecenin şarkısı3
- favori coldplay şarkınız4
- sözlük yazarlarının akşam yemekleri8
- mutlu kalmak için öneriler6
- izmirli kızların met çukuruna düşmesi3
- sırtımı kaşıyan kızlardan hoşlanmam3
- aylık 511 bin tl iyi para mıdır sorunsalı4
- ilk kez penis gören kız tepkisi2
- puantiye modasının bokunun çıkması4
- tonlu diller2
- her gün alkol almak4
- yeni dünya düzeni4
- arkadaşlar hangi diziye başlasam4
- türkiyeliyim var mı bir sorun3
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez3
- rte'nin yürüme problemi yaşaması3
- sözlüğün canlanması için gerekenler3
- oyum ak partiye3
- yapay zekaya entry yazdırmak5
- yeni gelin adayının çıldırtan talepleri6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak27
- sözlükteki derin yapılanma4
- köfteci yusuf2
- recep tayyip erdoğana sahip çıkalım3
- japonya23
- en son aldığınız iltifat14
longestday'ın ölümünün 4. yıldönümünde minik sevimli kuşuna yazdıgı yazıdır.
çok küçüktün evimize geldiğinde, babam getirmişti seni. şırnak'tan, üzerinde kamuflajlı elbiseleriyle getirmişti.
gelmeden 1 hafta önce söylemişti babam, bir kuş var eşi çay bardağına düştü öldü demişti. cok sevinmiştim, hiç hayvanım olmamıştı daha doğrusu hiçbir dostum olmamıştı. tüylerinin sapsarı oldugunu söylediğinde aklıma gelen isim limon'du.
1 aylıktı geldiğinde. ufacıktı, hırçındı elime aldıgımda parmaklarımım kanatana kadar ısırıyordu. dakikalarca kafesinin dibinden onu izliyordum, bulunduğu sopasında sağa sola gidiyor, gözlerini benden hiç ayırmıyordu. fazla hırçındı, kafesine taktıgım oyuncakları koparıyor atıyordu. özgür olmak istiyordu, kafasına jöle sürdüğümde sanki 'ne yapıyon la' der gibi bakıyordu bana, aptal aptal güldükçe ben saçma sapan ötüyordu. ama cok sevimliydi benim limonum.
tam 7 yılımız birlikte geçti, uyandıgımda ilk gördüğüm gözler onundu, ağlarken ona bakıyordum, gülerken yanına gelip gıdığını seviyordum. bazen beni ısırıyor, bazen öpüyordu. kültablasında suyun içinde dünyanın en sevimli şeyiydi. ergenliğe girdikçe koptum ondan, artık onunla cok zaman geçirmiyor; onu kafesinden cok cıkarmıyordum. bir keresinde cıkardıgımda ucamamış düşmüştü. gece ona yaptıgım acımasızlıgı düşünerek sabaha kadar ağlamıştım. ben ona nasıl kıyardım? o benim cocukluk hevesimi geçirmek için gelmemişti bu eve o benim dostumdu. simsiyah gözleri, sapsarı tüyleri tüm kızlardan güzeldi, o benim kızımdı.
bi ağustos sabahında babamın 'ölmüş' kelimesini duydugumda yatagımda uyanmış tavana bakıyordum. beynimde yankılandı 'ölmüş' koşup gittiğimde yerde yatıyordu, masumdu ve güzeldi yine benim küçük kuşum. ilk defa gözümden bir yaş akıyordu, bir canlı için. onu gömdüğüm ağacın dibine her geçerken baktıgımda neşeli ötüşü, sabahları gözgöze geldiğimizde 'aşkım' diyişi kulağımda yankılanıyor. belki bi insan değilsin cennette değilsin, ama beni duyuyorsan, ben seni seviyorum benim güzel kuşum.
çok küçüktün evimize geldiğinde, babam getirmişti seni. şırnak'tan, üzerinde kamuflajlı elbiseleriyle getirmişti.
gelmeden 1 hafta önce söylemişti babam, bir kuş var eşi çay bardağına düştü öldü demişti. cok sevinmiştim, hiç hayvanım olmamıştı daha doğrusu hiçbir dostum olmamıştı. tüylerinin sapsarı oldugunu söylediğinde aklıma gelen isim limon'du.
1 aylıktı geldiğinde. ufacıktı, hırçındı elime aldıgımda parmaklarımım kanatana kadar ısırıyordu. dakikalarca kafesinin dibinden onu izliyordum, bulunduğu sopasında sağa sola gidiyor, gözlerini benden hiç ayırmıyordu. fazla hırçındı, kafesine taktıgım oyuncakları koparıyor atıyordu. özgür olmak istiyordu, kafasına jöle sürdüğümde sanki 'ne yapıyon la' der gibi bakıyordu bana, aptal aptal güldükçe ben saçma sapan ötüyordu. ama cok sevimliydi benim limonum.
tam 7 yılımız birlikte geçti, uyandıgımda ilk gördüğüm gözler onundu, ağlarken ona bakıyordum, gülerken yanına gelip gıdığını seviyordum. bazen beni ısırıyor, bazen öpüyordu. kültablasında suyun içinde dünyanın en sevimli şeyiydi. ergenliğe girdikçe koptum ondan, artık onunla cok zaman geçirmiyor; onu kafesinden cok cıkarmıyordum. bir keresinde cıkardıgımda ucamamış düşmüştü. gece ona yaptıgım acımasızlıgı düşünerek sabaha kadar ağlamıştım. ben ona nasıl kıyardım? o benim cocukluk hevesimi geçirmek için gelmemişti bu eve o benim dostumdu. simsiyah gözleri, sapsarı tüyleri tüm kızlardan güzeldi, o benim kızımdı.
bi ağustos sabahında babamın 'ölmüş' kelimesini duydugumda yatagımda uyanmış tavana bakıyordum. beynimde yankılandı 'ölmüş' koşup gittiğimde yerde yatıyordu, masumdu ve güzeldi yine benim küçük kuşum. ilk defa gözümden bir yaş akıyordu, bir canlı için. onu gömdüğüm ağacın dibine her geçerken baktıgımda neşeli ötüşü, sabahları gözgöze geldiğimizde 'aşkım' diyişi kulağımda yankılanıyor. belki bi insan değilsin cennette değilsin, ama beni duyuyorsan, ben seni seviyorum benim güzel kuşum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar