bugün
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir16
- sözlüğün reisi kim14
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi9
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- hoşlanılan kızın kaç para mayış alıyon demesi4
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır16
- arda güler'e gol attırmamak için çalışan oçebappe3
- müge anlı ile tatlı sert4
- true yu evlendiriyoruz kampanyası4
- yanlış anlaşılmayı düzeltmeye üşenmek5
- sözlükte yaşanan evlilikler3
- günaydın küçük ipneler9
- şemsiye çikolata3
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz22
- sözlüğe sesli sohbet özelliği gelse olacaklar2
- islamda namaz yoktur28
- iç ısıtan fotoğraflar4
- ciddi konuşurken aklına saçma bir şey gelmesi2
- warp motoru ile ışık hızını aşmak5
- ed sheeran'ın abd turnesinde toplu ayrılma5
- sakarya4
- ilk buluşmada amuda kalkarak tost basan kız2
- durduk yere 2027 yılına girmek2
- insanın kendini yarına saklaması2
- arkadaş grubundaki herkesin psikoloğu olan deli2
- evli ama mutsuz insan4
- dünyayı değiştirecek kadar yarına inanmak2
- güne bir şarkı sözü bırak5
- kedi kumu temizlemek2
- çağla idi20
- gocu33
- oğuz sasi3
- hep ileriye doğru bakmak2
- true neden sevilmiyor sorunsalı27
- şiir yazan erkek16
- nervio13
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- kadınları susturmanın en iyi yolu12
- sevişmek istenen ünlüler11
- ezgi yen4
- iran'ın hürmüz boğazı nda mq 9 iha düşürmesi3
- yani yenecek et de kuzu etidir3
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- gündem3
- gokyuzunun silinen rengi17
- sarapci koala hatayi29
- enayimiknatisii10
- aynı anda iki kişiye aşık olmak12
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı17
longestday'ın ölümünün 4. yıldönümünde minik sevimli kuşuna yazdıgı yazıdır.
çok küçüktün evimize geldiğinde, babam getirmişti seni. şırnak'tan, üzerinde kamuflajlı elbiseleriyle getirmişti.
gelmeden 1 hafta önce söylemişti babam, bir kuş var eşi çay bardağına düştü öldü demişti. cok sevinmiştim, hiç hayvanım olmamıştı daha doğrusu hiçbir dostum olmamıştı. tüylerinin sapsarı oldugunu söylediğinde aklıma gelen isim limon'du.
1 aylıktı geldiğinde. ufacıktı, hırçındı elime aldıgımda parmaklarımım kanatana kadar ısırıyordu. dakikalarca kafesinin dibinden onu izliyordum, bulunduğu sopasında sağa sola gidiyor, gözlerini benden hiç ayırmıyordu. fazla hırçındı, kafesine taktıgım oyuncakları koparıyor atıyordu. özgür olmak istiyordu, kafasına jöle sürdüğümde sanki 'ne yapıyon la' der gibi bakıyordu bana, aptal aptal güldükçe ben saçma sapan ötüyordu. ama cok sevimliydi benim limonum.
tam 7 yılımız birlikte geçti, uyandıgımda ilk gördüğüm gözler onundu, ağlarken ona bakıyordum, gülerken yanına gelip gıdığını seviyordum. bazen beni ısırıyor, bazen öpüyordu. kültablasında suyun içinde dünyanın en sevimli şeyiydi. ergenliğe girdikçe koptum ondan, artık onunla cok zaman geçirmiyor; onu kafesinden cok cıkarmıyordum. bir keresinde cıkardıgımda ucamamış düşmüştü. gece ona yaptıgım acımasızlıgı düşünerek sabaha kadar ağlamıştım. ben ona nasıl kıyardım? o benim cocukluk hevesimi geçirmek için gelmemişti bu eve o benim dostumdu. simsiyah gözleri, sapsarı tüyleri tüm kızlardan güzeldi, o benim kızımdı.
bi ağustos sabahında babamın 'ölmüş' kelimesini duydugumda yatagımda uyanmış tavana bakıyordum. beynimde yankılandı 'ölmüş' koşup gittiğimde yerde yatıyordu, masumdu ve güzeldi yine benim küçük kuşum. ilk defa gözümden bir yaş akıyordu, bir canlı için. onu gömdüğüm ağacın dibine her geçerken baktıgımda neşeli ötüşü, sabahları gözgöze geldiğimizde 'aşkım' diyişi kulağımda yankılanıyor. belki bi insan değilsin cennette değilsin, ama beni duyuyorsan, ben seni seviyorum benim güzel kuşum.
çok küçüktün evimize geldiğinde, babam getirmişti seni. şırnak'tan, üzerinde kamuflajlı elbiseleriyle getirmişti.
gelmeden 1 hafta önce söylemişti babam, bir kuş var eşi çay bardağına düştü öldü demişti. cok sevinmiştim, hiç hayvanım olmamıştı daha doğrusu hiçbir dostum olmamıştı. tüylerinin sapsarı oldugunu söylediğinde aklıma gelen isim limon'du.
1 aylıktı geldiğinde. ufacıktı, hırçındı elime aldıgımda parmaklarımım kanatana kadar ısırıyordu. dakikalarca kafesinin dibinden onu izliyordum, bulunduğu sopasında sağa sola gidiyor, gözlerini benden hiç ayırmıyordu. fazla hırçındı, kafesine taktıgım oyuncakları koparıyor atıyordu. özgür olmak istiyordu, kafasına jöle sürdüğümde sanki 'ne yapıyon la' der gibi bakıyordu bana, aptal aptal güldükçe ben saçma sapan ötüyordu. ama cok sevimliydi benim limonum.
tam 7 yılımız birlikte geçti, uyandıgımda ilk gördüğüm gözler onundu, ağlarken ona bakıyordum, gülerken yanına gelip gıdığını seviyordum. bazen beni ısırıyor, bazen öpüyordu. kültablasında suyun içinde dünyanın en sevimli şeyiydi. ergenliğe girdikçe koptum ondan, artık onunla cok zaman geçirmiyor; onu kafesinden cok cıkarmıyordum. bir keresinde cıkardıgımda ucamamış düşmüştü. gece ona yaptıgım acımasızlıgı düşünerek sabaha kadar ağlamıştım. ben ona nasıl kıyardım? o benim cocukluk hevesimi geçirmek için gelmemişti bu eve o benim dostumdu. simsiyah gözleri, sapsarı tüyleri tüm kızlardan güzeldi, o benim kızımdı.
bi ağustos sabahında babamın 'ölmüş' kelimesini duydugumda yatagımda uyanmış tavana bakıyordum. beynimde yankılandı 'ölmüş' koşup gittiğimde yerde yatıyordu, masumdu ve güzeldi yine benim küçük kuşum. ilk defa gözümden bir yaş akıyordu, bir canlı için. onu gömdüğüm ağacın dibine her geçerken baktıgımda neşeli ötüşü, sabahları gözgöze geldiğimizde 'aşkım' diyişi kulağımda yankılanıyor. belki bi insan değilsin cennette değilsin, ama beni duyuyorsan, ben seni seviyorum benim güzel kuşum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar