bugün
- sözlüğün en şık erkeği11
- üstteki yazar hakkındaki varsayımlarınız9
- queen ravenna adlı yazarın cerrah olması8
- sözlükte kim kimle sevgili21
- nervio43
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı36
- arkadaşlar bi bakar mısınız8
- yakıştırdığım çiftler serisi 115
- yağmurda ıslanan ayakkabı5
- kafe açma fikri3
- 10 kasım 20264
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük9
- balık yemeye yunanistan'a giden sözlük yazarı5
- arkadaşlar sizce ben ruh hastası mıyım6
- 14 şubat 2027 sözlük kızları istanbul zirvesi2
- ibrahim çocuğunu keserken gökten brokoli inmesi3
- bütün gün giyilmiş sıcacık kadın botu kokusu9
- kadınların yaptığı en büyük hata6
- 0 0 7'nin elini öpmek4
- karıya şiddet7
- malatya2
- tır şoförleri2
- düşünceleri gerçeğe dönüştürmek2
- insan sevmemek7
- çamlıyayla2
- kocam amcamın karısını kaçırdı2
- türkçüler ve çinliler kavgası2
- acıbadem taksim hastanesi3
- herkes kendi işini kurarsa kimse işsiz kalmaz15
- evlenmek6
- fenerbahçe liverpool maçı saat 20 45 te trt 1 de3
- entel görünme adına yatakta kitap okuyan zübük4
- devlet bahçeli7
- dedenize sahip çıkar mısınız9
- ismet gürbüz4
- muslettin amca14
- fon vurguncularının fetva alması9
- anın görüntüsü31
- sözlük klasikleri12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı11
- 7 kasım 20262
- allah neler yaratmis3
- ısparta havalimanı5
- teoman müziği bıraktı8
- yağmurlu bir güne uyanmak9
- reha muhtar2
- erkekler neden teşhirci giyinmez9
- tatlıses çiğköfte vs battalbey çiğköfte2
- bir sözlük kızına heimlich manevrası yapmak4
- kadir mısıroğlu nu takip eden mallar11
longestday'ın ölümünün 4. yıldönümünde minik sevimli kuşuna yazdıgı yazıdır.
çok küçüktün evimize geldiğinde, babam getirmişti seni. şırnak'tan, üzerinde kamuflajlı elbiseleriyle getirmişti.
gelmeden 1 hafta önce söylemişti babam, bir kuş var eşi çay bardağına düştü öldü demişti. cok sevinmiştim, hiç hayvanım olmamıştı daha doğrusu hiçbir dostum olmamıştı. tüylerinin sapsarı oldugunu söylediğinde aklıma gelen isim limon'du.
1 aylıktı geldiğinde. ufacıktı, hırçındı elime aldıgımda parmaklarımım kanatana kadar ısırıyordu. dakikalarca kafesinin dibinden onu izliyordum, bulunduğu sopasında sağa sola gidiyor, gözlerini benden hiç ayırmıyordu. fazla hırçındı, kafesine taktıgım oyuncakları koparıyor atıyordu. özgür olmak istiyordu, kafasına jöle sürdüğümde sanki 'ne yapıyon la' der gibi bakıyordu bana, aptal aptal güldükçe ben saçma sapan ötüyordu. ama cok sevimliydi benim limonum.
tam 7 yılımız birlikte geçti, uyandıgımda ilk gördüğüm gözler onundu, ağlarken ona bakıyordum, gülerken yanına gelip gıdığını seviyordum. bazen beni ısırıyor, bazen öpüyordu. kültablasında suyun içinde dünyanın en sevimli şeyiydi. ergenliğe girdikçe koptum ondan, artık onunla cok zaman geçirmiyor; onu kafesinden cok cıkarmıyordum. bir keresinde cıkardıgımda ucamamış düşmüştü. gece ona yaptıgım acımasızlıgı düşünerek sabaha kadar ağlamıştım. ben ona nasıl kıyardım? o benim cocukluk hevesimi geçirmek için gelmemişti bu eve o benim dostumdu. simsiyah gözleri, sapsarı tüyleri tüm kızlardan güzeldi, o benim kızımdı.
bi ağustos sabahında babamın 'ölmüş' kelimesini duydugumda yatagımda uyanmış tavana bakıyordum. beynimde yankılandı 'ölmüş' koşup gittiğimde yerde yatıyordu, masumdu ve güzeldi yine benim küçük kuşum. ilk defa gözümden bir yaş akıyordu, bir canlı için. onu gömdüğüm ağacın dibine her geçerken baktıgımda neşeli ötüşü, sabahları gözgöze geldiğimizde 'aşkım' diyişi kulağımda yankılanıyor. belki bi insan değilsin cennette değilsin, ama beni duyuyorsan, ben seni seviyorum benim güzel kuşum.
çok küçüktün evimize geldiğinde, babam getirmişti seni. şırnak'tan, üzerinde kamuflajlı elbiseleriyle getirmişti.
gelmeden 1 hafta önce söylemişti babam, bir kuş var eşi çay bardağına düştü öldü demişti. cok sevinmiştim, hiç hayvanım olmamıştı daha doğrusu hiçbir dostum olmamıştı. tüylerinin sapsarı oldugunu söylediğinde aklıma gelen isim limon'du.
1 aylıktı geldiğinde. ufacıktı, hırçındı elime aldıgımda parmaklarımım kanatana kadar ısırıyordu. dakikalarca kafesinin dibinden onu izliyordum, bulunduğu sopasında sağa sola gidiyor, gözlerini benden hiç ayırmıyordu. fazla hırçındı, kafesine taktıgım oyuncakları koparıyor atıyordu. özgür olmak istiyordu, kafasına jöle sürdüğümde sanki 'ne yapıyon la' der gibi bakıyordu bana, aptal aptal güldükçe ben saçma sapan ötüyordu. ama cok sevimliydi benim limonum.
tam 7 yılımız birlikte geçti, uyandıgımda ilk gördüğüm gözler onundu, ağlarken ona bakıyordum, gülerken yanına gelip gıdığını seviyordum. bazen beni ısırıyor, bazen öpüyordu. kültablasında suyun içinde dünyanın en sevimli şeyiydi. ergenliğe girdikçe koptum ondan, artık onunla cok zaman geçirmiyor; onu kafesinden cok cıkarmıyordum. bir keresinde cıkardıgımda ucamamış düşmüştü. gece ona yaptıgım acımasızlıgı düşünerek sabaha kadar ağlamıştım. ben ona nasıl kıyardım? o benim cocukluk hevesimi geçirmek için gelmemişti bu eve o benim dostumdu. simsiyah gözleri, sapsarı tüyleri tüm kızlardan güzeldi, o benim kızımdı.
bi ağustos sabahında babamın 'ölmüş' kelimesini duydugumda yatagımda uyanmış tavana bakıyordum. beynimde yankılandı 'ölmüş' koşup gittiğimde yerde yatıyordu, masumdu ve güzeldi yine benim küçük kuşum. ilk defa gözümden bir yaş akıyordu, bir canlı için. onu gömdüğüm ağacın dibine her geçerken baktıgımda neşeli ötüşü, sabahları gözgöze geldiğimizde 'aşkım' diyişi kulağımda yankılanıyor. belki bi insan değilsin cennette değilsin, ama beni duyuyorsan, ben seni seviyorum benim güzel kuşum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar