bugün
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması12
- arkadaşlar nasılsınız5
- sözlük yazarlarına bir şey söyle4
- sözlüğün kırbacı5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları14
- tavuk pilav4
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- kendine bir soru sor2
- kafamın içindeki sesler5
- bazı boklar yenildi2
- nick vermeden bir yazara seslen3
- bana gel film izleriz diyen erkek10
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- insan sevmemek4
- muzlu süt içen erkeğin namusu3
- simko317
- cennette cehenneme gitmek isteyen cennetlik2
- pkklı anaları2
- mekke anlaşması8
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi15
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- kek yiyen erkek3
- victor osimhen9
- hewal ebo9
- sarapci koala7
- samsunspor4
- en sevdiği şehir istanbul olan insan3
- günlük tutan erkek13
- ümit özdağ6
- gemini2
- bir bela geliyor2
- öldükten sonra hiçbir şey olmama inancı3
- futbol24
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- netanyahu'dan trump'ın gazze planına ret2
- ipek erdem2
- cansever16
- tai lung16
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- kamos5
- ismeti kandırmaları2
- günde iki paket sigara içmek3
- kosova da başbakana yumurta atılması2
- bir fenerbahçeli ile tartışmak5
- 36 yaş3
- tatlı yemenin feminen bir aktivite olması2
- mohamed salah ghaly14
- her haltı yapıp mağdur edebiyatı yapmak3
- 9 ağustos 2026 arsenal dortmund maçı2
- hesaplama2
söylendikten sonra "ney üflüyosun?" şeklindeki kabak tadı vermiş soruyla karşılaşılır ilk aşamada. ikinci evrede ise, şahsın yıllardır ney üflediğini düşünmenize sebep olan cümleler işitirsiniz: "ney üflemek de zor ya böyle kafayı falan yana eğiyosun, ben bi kez denedim iki saat uğraştım ses çıkaramadım inan ki". o an "abicim, kime ne anlatıyosun, ben üflüyorum zaten, benden iyi kim bilecek?" diyemiyosunuz ya la.
(bkz: diyemedim ya la)
şahsımın da iki senelik uğraşı olmakla birlikte, ses çıkarmak ve eser icrasından çok klasik tavrın oturması zordur.
klasik tavırdan söz ettiğimiz zaman işin farklı boyutları olduğunu da ufaktan anlatalım. efendim klasik tavır, tekke tavrı gibi farklı isimlerle anılan bu tavır geleneksel icranın gerektirdiği bir şeydir. bu tavrın son büyük temsilcisi kutbü'l nayi niyazi sayın'dır. rahmetli aka gündüz kutbay da bu tavırla çalan neyzenlerdendir. hocanın öğrencileri ve bu tavırdan etkilenen büyük neyzenlere de salih bilgin, murat salim tokaç, ahmed şahin, yavuz akalın, kaşif demiröz, ali tan gibi üstadlar verilebilir. detaylı bir araştırma yapıldığı takdirde kim kimin öğrencisiymiş, daha başka kimler varmış görülebilir. sencer derya gibi isimler de aklıma geliyor. yeni nesil klasik neyzenlere de önce kendi hocam ege tmdk mezunu ve kaşif demiröz'ün öğrencisi yusuf yılmaz'ı, yine aynı okul mezunu serkan çakır'ı örnek gösterebilirim.
bunun yanında bir de klasikçilerin pek beğenmediği stüdyo müzisyenleri vardır ki, ercan ırmak, eyüp hamiş, başar dikici de bu grubun içindedir. bu kişiler daha çok albüm kayıtlarında görev alırlar, arabesk eserler çalarlar. neyi klasik tavırdan daha uzak, arabesk ya da kaval tarzında icra ederler. hatta başar dikici'nin seyyare programına konuk olup icra ettiği bır kızıl goncaya benzer eserinin başındaki muhayyer kürdi taksim için klarnet tavrı diyeni bile duymuştum.
şahsımın acizane beğenisi klasik tavırdan yanadır. ancak iyi bir dinleyicinin, iyi bir müzisyenin başkalarını görmezden gelmesi gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. benim tercihim klasik yönde diye sorulacak olursa da şöyle yanıt verebilirim. klasik tavır her zaman dinlenilebiliyor, ben sıkılmadım hiç. ama başar dikici'nin albümünü dinlemekten bir süre sonra sıkılabiliyorum. yoruyor çünkü.
tasavvufla ve mevlânâ ile özdeşleşmesinde herhangi bir problem yoktur ney sazının. zira neye ney anlamını yükleyen mevlânâ'dır diye söylenir. ancak yalnızca dini musikiye ait bir saz olarak algılanması doğru değildir. çünkü ney klasik türk müziğinde de fazlaca kullanılmaktadır.
(bkz: diyemedim ya la)
şahsımın da iki senelik uğraşı olmakla birlikte, ses çıkarmak ve eser icrasından çok klasik tavrın oturması zordur.
klasik tavırdan söz ettiğimiz zaman işin farklı boyutları olduğunu da ufaktan anlatalım. efendim klasik tavır, tekke tavrı gibi farklı isimlerle anılan bu tavır geleneksel icranın gerektirdiği bir şeydir. bu tavrın son büyük temsilcisi kutbü'l nayi niyazi sayın'dır. rahmetli aka gündüz kutbay da bu tavırla çalan neyzenlerdendir. hocanın öğrencileri ve bu tavırdan etkilenen büyük neyzenlere de salih bilgin, murat salim tokaç, ahmed şahin, yavuz akalın, kaşif demiröz, ali tan gibi üstadlar verilebilir. detaylı bir araştırma yapıldığı takdirde kim kimin öğrencisiymiş, daha başka kimler varmış görülebilir. sencer derya gibi isimler de aklıma geliyor. yeni nesil klasik neyzenlere de önce kendi hocam ege tmdk mezunu ve kaşif demiröz'ün öğrencisi yusuf yılmaz'ı, yine aynı okul mezunu serkan çakır'ı örnek gösterebilirim.
bunun yanında bir de klasikçilerin pek beğenmediği stüdyo müzisyenleri vardır ki, ercan ırmak, eyüp hamiş, başar dikici de bu grubun içindedir. bu kişiler daha çok albüm kayıtlarında görev alırlar, arabesk eserler çalarlar. neyi klasik tavırdan daha uzak, arabesk ya da kaval tarzında icra ederler. hatta başar dikici'nin seyyare programına konuk olup icra ettiği bır kızıl goncaya benzer eserinin başındaki muhayyer kürdi taksim için klarnet tavrı diyeni bile duymuştum.
şahsımın acizane beğenisi klasik tavırdan yanadır. ancak iyi bir dinleyicinin, iyi bir müzisyenin başkalarını görmezden gelmesi gibi bir durum söz konusu olmamalıdır. benim tercihim klasik yönde diye sorulacak olursa da şöyle yanıt verebilirim. klasik tavır her zaman dinlenilebiliyor, ben sıkılmadım hiç. ama başar dikici'nin albümünü dinlemekten bir süre sonra sıkılabiliyorum. yoruyor çünkü.
tasavvufla ve mevlânâ ile özdeşleşmesinde herhangi bir problem yoktur ney sazının. zira neye ney anlamını yükleyen mevlânâ'dır diye söylenir. ancak yalnızca dini musikiye ait bir saz olarak algılanması doğru değildir. çünkü ney klasik türk müziğinde de fazlaca kullanılmaktadır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar