bugün
- cumhuriyetin halka sorulmadan getirilmesi21
- erkeğin vajina karşısındaki çaresizliği18
- beraber huzurevine çıkılacak yazarlar16
- tulumba tatlısı8
- 41 yaşına gelmiş hala daha sözlükte yazan adam13
- arkadaşlar bir şey soracağım6
- deniz göktaş25
- üniversitelerin cahil yetiştirmesi5
- özel mesajla adres ver lan diyen yazar5
- kadınlar memelerini birbirlerine gösteriyor mu10
- insanlığın yüzkarası4
- kiraz yerken tek tek kurt arayan insan2
- 0 0 720
- sözlükte flörtleşmek22
- lastik patlaması2
- ellerim bos gonlum hos6
- kardeş4
- lise 1deki haliniz karşınızda olsa ne dersiniz12
- devlet bahçeli3
- adnan menderesin yıktırdığı tarihi eserler2
- yazarlara verilmiş lakaplar13
- hardcore ne demek sorunsalı4
- uzay neyin içerisinde genişliyor7
- ingiliz köpeği çeşitleri3
- yassı şeftali4
- erkekleri taciz eden kadın9
- arkadaşlar nasıl olmuş4
- sizce ben güzel miyim7
- eşiniz rol gereği öpüşse5
- taksici arkadaşın anlattığı enteresan hikayeler7
- kadınların daha hayvansever olduğu gerçeği5
- karşılıklı aşk yaşamadan ölmek10
- anın görüntüsü21
- cem yılmaz3
- fetö 1 milyon dolar verse vatanı satar mıydınız3
- kemal kılıçdaroğlu13
- koyu mavi oje2
- recep tayyip erdoğanı sevmiyorum6
- unutulmayacak film sahneleri2
- true nickli yazar4
- 3000 yıldır kitap okuyoruz3
- mevlana3
- cumhur ittifakı2
- tai lung25
- nemin en çok olduğu il3
- suca suruklenen cocuk6
- en son gelen mesaj3
- pandela44
- tai lung ile revani yemek5
- egemen bağış2
tam bir yıl önce bugün, bu saatte...
şehirdışına gidecektim, dönmemek üzere.
son defa görmek istiyordum o'nu.
evinin önüne gittim, aradım...açmadı.
mesaj attım, iletilmedi. kapatmıştı telefonunu.
son çare olarak bastım zile, ellerim titreyerek.
yorgun ve ince bir ses: 'kim o'
'benim' diyemedim uzunca bir süre,
tekrar etti, 'kim o!'
'benim... ted'
sustu...
'sadece 5 dakika. sonra gideceğim' dedim.
'peki'
önce ayak sesleri geldi, sonra gölgesi, kokusu...
başını eğmişti, bakmıyordu. 'söyle' dedi.
hafifçe kaldırdı başını, gözleri buğulu.
'gidiyorum'
sustu uzunca bir süre 'neden' diyebildi.
'acı çekiyorum burada' dedim, saçmalamıştım yine herzaman olduğu gibi.
'gidince acımayacak mı'
rahatlatmıştı bu sözü, en azından susmuyordu.
uzunca nefesini çekti, sigarasını yaktı, gözlerime baktı.
'sen hep gidersin zaten, kaçarsın, görmek istemezsin bıraktığın eseri... acı mı çekiyosun ted? yoksa vicdan mı? ya da zevk mi alıyosun bu halimi görmekten? neden geldin! '
susma sırası benimdi.
'git hadi, yine kaç git, herşeyi mahveden zaten sensin, yine git alıştım artık'
'pişmanım, biliyorum bu hiçbirşeyi değiştirmeyecek, ama üzgünüm, elimden bişey gelmiyor' diyebildim. ne kadar da salaktım.
'peki günah çıkardıysan gidebilirsin' dedi.
ismiyle seslendim, kaldırdı başını.
bu son şansımdı.
öptüm dudaklarından, tokat attı.
tekrar öptüm, tekrar tokat attı.
halbuki fimlerde öyle olmuyor muydu? erkek öper, tokadı yer, sonrasında kız öperdi.
öyle olmadı.
son bi kez daha denemek istedi ted şansını, kız ağlamaya başladı...
'yalvarırım yapma', 'yapma...'
yere çöktü, ağlamaya başladı.
planlarım böyle değildi,
barışacağız, belki de o gece onunla uyuyacaktım.
öylece bırakıp gittim.
evet yine terketmiştim,
belki de en iyi yaptığım şeydi terketmek.
evin köşesini dönerken hala o'nun hıçkırıklarını duyuyordum.
amacıma ulaşmıştım.
artık kaybeden ben değildim.
öyle sanıyordum.
bir yıl sonra bu entryi yazıyorum sözlük.
pişmanım, bırakıp gitmeseydim, yanına çökseydim,
ben de ortak olsaydım hıçkırıklarına...
pişmanım sözlük, köpekler gibi pişmanım.
kaybeden ben oldum...
şehirdışına gidecektim, dönmemek üzere.
son defa görmek istiyordum o'nu.
evinin önüne gittim, aradım...açmadı.
mesaj attım, iletilmedi. kapatmıştı telefonunu.
son çare olarak bastım zile, ellerim titreyerek.
yorgun ve ince bir ses: 'kim o'
'benim' diyemedim uzunca bir süre,
tekrar etti, 'kim o!'
'benim... ted'
sustu...
'sadece 5 dakika. sonra gideceğim' dedim.
'peki'
önce ayak sesleri geldi, sonra gölgesi, kokusu...
başını eğmişti, bakmıyordu. 'söyle' dedi.
hafifçe kaldırdı başını, gözleri buğulu.
'gidiyorum'
sustu uzunca bir süre 'neden' diyebildi.
'acı çekiyorum burada' dedim, saçmalamıştım yine herzaman olduğu gibi.
'gidince acımayacak mı'
rahatlatmıştı bu sözü, en azından susmuyordu.
uzunca nefesini çekti, sigarasını yaktı, gözlerime baktı.
'sen hep gidersin zaten, kaçarsın, görmek istemezsin bıraktığın eseri... acı mı çekiyosun ted? yoksa vicdan mı? ya da zevk mi alıyosun bu halimi görmekten? neden geldin! '
susma sırası benimdi.
'git hadi, yine kaç git, herşeyi mahveden zaten sensin, yine git alıştım artık'
'pişmanım, biliyorum bu hiçbirşeyi değiştirmeyecek, ama üzgünüm, elimden bişey gelmiyor' diyebildim. ne kadar da salaktım.
'peki günah çıkardıysan gidebilirsin' dedi.
ismiyle seslendim, kaldırdı başını.
bu son şansımdı.
öptüm dudaklarından, tokat attı.
tekrar öptüm, tekrar tokat attı.
halbuki fimlerde öyle olmuyor muydu? erkek öper, tokadı yer, sonrasında kız öperdi.
öyle olmadı.
son bi kez daha denemek istedi ted şansını, kız ağlamaya başladı...
'yalvarırım yapma', 'yapma...'
yere çöktü, ağlamaya başladı.
planlarım böyle değildi,
barışacağız, belki de o gece onunla uyuyacaktım.
öylece bırakıp gittim.
evet yine terketmiştim,
belki de en iyi yaptığım şeydi terketmek.
evin köşesini dönerken hala o'nun hıçkırıklarını duyuyordum.
amacıma ulaşmıştım.
artık kaybeden ben değildim.
öyle sanıyordum.
bir yıl sonra bu entryi yazıyorum sözlük.
pişmanım, bırakıp gitmeseydim, yanına çökseydim,
ben de ortak olsaydım hıçkırıklarına...
pişmanım sözlük, köpekler gibi pişmanım.
kaybeden ben oldum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar