bugün
- kadınsızlıkla nasıl baş ediyorsunuz10
- sözlük kızı ile iletişim kurmak9
- trileçe7
- en gıcık olunan şoför tipleri7
- diyanet'in japonya da ne işi var6
- anne pizzası3
- iyi bir insanın kötü bir insana dönüşme süreci12
- giysi fiyatlarının uçması7
- putin türkmüş11
- türk vatandaşları türktür9
- tulumba tatlısı8
- laz böreği3
- herkes ülkeden şikayetçi ise sorunlu kim8
- şeriatçıların başarılı olduğu şeyler7
- ismedin siyasi yorum yapmaması2
- true'nin libidosu neden yüksek7
- true'nin acile kaldırılması9
- geceleri bir kadına sarılıp uyuyamamak2
- osuruktan şiirler41
- ibadethanelerin ürkünç olması10
- kankinizin sevgilinizi götürmesi5
- türkiyeli olmak4
- sözlük yazarlarının kombinleri8
- canımın yubari kavunu çekmesi8
- sonsuza kadar yaşamak3
- her şeyi hatırlayan insan3
- muslettin amca4
- ince memed4
- tek adam4
- mahalle kültürünün yok olması4
- ilk öpüştüğüm kız6
- dinci şairler4
- devlet eliyle eğitim zorunluluğu3
- kıza fotoğraf yolladıktan sonra olabilecekler4
- patlayan şekerli matcha2
- kemal kılıcdaroğlu2
- 1000mbit internet2
- ermeni ünlüler2
- adana kebap10
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- sözlük erkeklerinin şortları2
- eczacının sağlıklı günler demesi5
- kill bill vol 33
- almanyada çok insan öldü haklı mıydı4
- vexillarius the slayer3
- babülmendep boğazı2
- ben geldim kerkenezler18
- claudian clouds22
- sözlükten soğuma nedenleri17
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
tam bir yıl önce bugün, bu saatte...
şehirdışına gidecektim, dönmemek üzere.
son defa görmek istiyordum o'nu.
evinin önüne gittim, aradım...açmadı.
mesaj attım, iletilmedi. kapatmıştı telefonunu.
son çare olarak bastım zile, ellerim titreyerek.
yorgun ve ince bir ses: 'kim o'
'benim' diyemedim uzunca bir süre,
tekrar etti, 'kim o!'
'benim... ted'
sustu...
'sadece 5 dakika. sonra gideceğim' dedim.
'peki'
önce ayak sesleri geldi, sonra gölgesi, kokusu...
başını eğmişti, bakmıyordu. 'söyle' dedi.
hafifçe kaldırdı başını, gözleri buğulu.
'gidiyorum'
sustu uzunca bir süre 'neden' diyebildi.
'acı çekiyorum burada' dedim, saçmalamıştım yine herzaman olduğu gibi.
'gidince acımayacak mı'
rahatlatmıştı bu sözü, en azından susmuyordu.
uzunca nefesini çekti, sigarasını yaktı, gözlerime baktı.
'sen hep gidersin zaten, kaçarsın, görmek istemezsin bıraktığın eseri... acı mı çekiyosun ted? yoksa vicdan mı? ya da zevk mi alıyosun bu halimi görmekten? neden geldin! '
susma sırası benimdi.
'git hadi, yine kaç git, herşeyi mahveden zaten sensin, yine git alıştım artık'
'pişmanım, biliyorum bu hiçbirşeyi değiştirmeyecek, ama üzgünüm, elimden bişey gelmiyor' diyebildim. ne kadar da salaktım.
'peki günah çıkardıysan gidebilirsin' dedi.
ismiyle seslendim, kaldırdı başını.
bu son şansımdı.
öptüm dudaklarından, tokat attı.
tekrar öptüm, tekrar tokat attı.
halbuki fimlerde öyle olmuyor muydu? erkek öper, tokadı yer, sonrasında kız öperdi.
öyle olmadı.
son bi kez daha denemek istedi ted şansını, kız ağlamaya başladı...
'yalvarırım yapma', 'yapma...'
yere çöktü, ağlamaya başladı.
planlarım böyle değildi,
barışacağız, belki de o gece onunla uyuyacaktım.
öylece bırakıp gittim.
evet yine terketmiştim,
belki de en iyi yaptığım şeydi terketmek.
evin köşesini dönerken hala o'nun hıçkırıklarını duyuyordum.
amacıma ulaşmıştım.
artık kaybeden ben değildim.
öyle sanıyordum.
bir yıl sonra bu entryi yazıyorum sözlük.
pişmanım, bırakıp gitmeseydim, yanına çökseydim,
ben de ortak olsaydım hıçkırıklarına...
pişmanım sözlük, köpekler gibi pişmanım.
kaybeden ben oldum...
şehirdışına gidecektim, dönmemek üzere.
son defa görmek istiyordum o'nu.
evinin önüne gittim, aradım...açmadı.
mesaj attım, iletilmedi. kapatmıştı telefonunu.
son çare olarak bastım zile, ellerim titreyerek.
yorgun ve ince bir ses: 'kim o'
'benim' diyemedim uzunca bir süre,
tekrar etti, 'kim o!'
'benim... ted'
sustu...
'sadece 5 dakika. sonra gideceğim' dedim.
'peki'
önce ayak sesleri geldi, sonra gölgesi, kokusu...
başını eğmişti, bakmıyordu. 'söyle' dedi.
hafifçe kaldırdı başını, gözleri buğulu.
'gidiyorum'
sustu uzunca bir süre 'neden' diyebildi.
'acı çekiyorum burada' dedim, saçmalamıştım yine herzaman olduğu gibi.
'gidince acımayacak mı'
rahatlatmıştı bu sözü, en azından susmuyordu.
uzunca nefesini çekti, sigarasını yaktı, gözlerime baktı.
'sen hep gidersin zaten, kaçarsın, görmek istemezsin bıraktığın eseri... acı mı çekiyosun ted? yoksa vicdan mı? ya da zevk mi alıyosun bu halimi görmekten? neden geldin! '
susma sırası benimdi.
'git hadi, yine kaç git, herşeyi mahveden zaten sensin, yine git alıştım artık'
'pişmanım, biliyorum bu hiçbirşeyi değiştirmeyecek, ama üzgünüm, elimden bişey gelmiyor' diyebildim. ne kadar da salaktım.
'peki günah çıkardıysan gidebilirsin' dedi.
ismiyle seslendim, kaldırdı başını.
bu son şansımdı.
öptüm dudaklarından, tokat attı.
tekrar öptüm, tekrar tokat attı.
halbuki fimlerde öyle olmuyor muydu? erkek öper, tokadı yer, sonrasında kız öperdi.
öyle olmadı.
son bi kez daha denemek istedi ted şansını, kız ağlamaya başladı...
'yalvarırım yapma', 'yapma...'
yere çöktü, ağlamaya başladı.
planlarım böyle değildi,
barışacağız, belki de o gece onunla uyuyacaktım.
öylece bırakıp gittim.
evet yine terketmiştim,
belki de en iyi yaptığım şeydi terketmek.
evin köşesini dönerken hala o'nun hıçkırıklarını duyuyordum.
amacıma ulaşmıştım.
artık kaybeden ben değildim.
öyle sanıyordum.
bir yıl sonra bu entryi yazıyorum sözlük.
pişmanım, bırakıp gitmeseydim, yanına çökseydim,
ben de ortak olsaydım hıçkırıklarına...
pişmanım sözlük, köpekler gibi pişmanım.
kaybeden ben oldum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar