bugün
- canımın yubari kavunu çekmesi7
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı20
- ibadethanelerin ürkünç olması5
- gece pencereyi açık unutup yatmak5
- adana kebap10
- arkadaşlar sizce bu balık mı rihanna mı3
- osuruktan şiirler41
- irfan can kahveci4
- hp omnibook 5 flip 143
- okul kıyafeti zorunluluğu4
- kanal ayarlama 1500 lira11
- herşeye x projesi diyip rahatlıyoruz2
- ben geldim kerkenezler18
- sözlükten soğuma nedenleri17
- claudian clouds22
- devletin temeli adalettir9
- açılım5
- iyi parti17
- simko315
- sözlüğün en sevilmeyen yazarları9
- oyları bölmeyin diyen tipler nerde6
- karınızın mini giymesine izin verir misiniz6
- velvet'in aylık geliri6
- kısır9
- ikizler burcu erkeği akrep kadını ilişkisi10
- buluşulan sözlük beyinin 16 yaşında çıkması6
- alttaki yazara motto ver15
- 777 diyen erkolar8
- marmara denizi ne yapay ay yıldızlı iki ada2
- yapay zekaya entry yazdıran yazar7
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- çerçeve yasa30
- küçük sürprizler yapmak5
- amedspor14
- sürekli türkçülerin soyunu araştıran kürtçü10
- akrep burcu kini8
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler27
- müsavat dervişoğlu vs meral akşener4
- yeni anayasa4
- arkadaşlar benden el mankeni olur mu4
- sevgiliye sorulan ilginç sorular6
- üsteki yazara güzel bir şey söyle10
- aleksey batrakov12
- mini elbise4
- yazarların özel mesaj sayıları5
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi9
- sözlük ırkçıları8
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- gollumun gözü yüzükte6
- zorunlu eğitim9
tam bir yıl önce bugün, bu saatte...
şehirdışına gidecektim, dönmemek üzere.
son defa görmek istiyordum o'nu.
evinin önüne gittim, aradım...açmadı.
mesaj attım, iletilmedi. kapatmıştı telefonunu.
son çare olarak bastım zile, ellerim titreyerek.
yorgun ve ince bir ses: 'kim o'
'benim' diyemedim uzunca bir süre,
tekrar etti, 'kim o!'
'benim... ted'
sustu...
'sadece 5 dakika. sonra gideceğim' dedim.
'peki'
önce ayak sesleri geldi, sonra gölgesi, kokusu...
başını eğmişti, bakmıyordu. 'söyle' dedi.
hafifçe kaldırdı başını, gözleri buğulu.
'gidiyorum'
sustu uzunca bir süre 'neden' diyebildi.
'acı çekiyorum burada' dedim, saçmalamıştım yine herzaman olduğu gibi.
'gidince acımayacak mı'
rahatlatmıştı bu sözü, en azından susmuyordu.
uzunca nefesini çekti, sigarasını yaktı, gözlerime baktı.
'sen hep gidersin zaten, kaçarsın, görmek istemezsin bıraktığın eseri... acı mı çekiyosun ted? yoksa vicdan mı? ya da zevk mi alıyosun bu halimi görmekten? neden geldin! '
susma sırası benimdi.
'git hadi, yine kaç git, herşeyi mahveden zaten sensin, yine git alıştım artık'
'pişmanım, biliyorum bu hiçbirşeyi değiştirmeyecek, ama üzgünüm, elimden bişey gelmiyor' diyebildim. ne kadar da salaktım.
'peki günah çıkardıysan gidebilirsin' dedi.
ismiyle seslendim, kaldırdı başını.
bu son şansımdı.
öptüm dudaklarından, tokat attı.
tekrar öptüm, tekrar tokat attı.
halbuki fimlerde öyle olmuyor muydu? erkek öper, tokadı yer, sonrasında kız öperdi.
öyle olmadı.
son bi kez daha denemek istedi ted şansını, kız ağlamaya başladı...
'yalvarırım yapma', 'yapma...'
yere çöktü, ağlamaya başladı.
planlarım böyle değildi,
barışacağız, belki de o gece onunla uyuyacaktım.
öylece bırakıp gittim.
evet yine terketmiştim,
belki de en iyi yaptığım şeydi terketmek.
evin köşesini dönerken hala o'nun hıçkırıklarını duyuyordum.
amacıma ulaşmıştım.
artık kaybeden ben değildim.
öyle sanıyordum.
bir yıl sonra bu entryi yazıyorum sözlük.
pişmanım, bırakıp gitmeseydim, yanına çökseydim,
ben de ortak olsaydım hıçkırıklarına...
pişmanım sözlük, köpekler gibi pişmanım.
kaybeden ben oldum...
şehirdışına gidecektim, dönmemek üzere.
son defa görmek istiyordum o'nu.
evinin önüne gittim, aradım...açmadı.
mesaj attım, iletilmedi. kapatmıştı telefonunu.
son çare olarak bastım zile, ellerim titreyerek.
yorgun ve ince bir ses: 'kim o'
'benim' diyemedim uzunca bir süre,
tekrar etti, 'kim o!'
'benim... ted'
sustu...
'sadece 5 dakika. sonra gideceğim' dedim.
'peki'
önce ayak sesleri geldi, sonra gölgesi, kokusu...
başını eğmişti, bakmıyordu. 'söyle' dedi.
hafifçe kaldırdı başını, gözleri buğulu.
'gidiyorum'
sustu uzunca bir süre 'neden' diyebildi.
'acı çekiyorum burada' dedim, saçmalamıştım yine herzaman olduğu gibi.
'gidince acımayacak mı'
rahatlatmıştı bu sözü, en azından susmuyordu.
uzunca nefesini çekti, sigarasını yaktı, gözlerime baktı.
'sen hep gidersin zaten, kaçarsın, görmek istemezsin bıraktığın eseri... acı mı çekiyosun ted? yoksa vicdan mı? ya da zevk mi alıyosun bu halimi görmekten? neden geldin! '
susma sırası benimdi.
'git hadi, yine kaç git, herşeyi mahveden zaten sensin, yine git alıştım artık'
'pişmanım, biliyorum bu hiçbirşeyi değiştirmeyecek, ama üzgünüm, elimden bişey gelmiyor' diyebildim. ne kadar da salaktım.
'peki günah çıkardıysan gidebilirsin' dedi.
ismiyle seslendim, kaldırdı başını.
bu son şansımdı.
öptüm dudaklarından, tokat attı.
tekrar öptüm, tekrar tokat attı.
halbuki fimlerde öyle olmuyor muydu? erkek öper, tokadı yer, sonrasında kız öperdi.
öyle olmadı.
son bi kez daha denemek istedi ted şansını, kız ağlamaya başladı...
'yalvarırım yapma', 'yapma...'
yere çöktü, ağlamaya başladı.
planlarım böyle değildi,
barışacağız, belki de o gece onunla uyuyacaktım.
öylece bırakıp gittim.
evet yine terketmiştim,
belki de en iyi yaptığım şeydi terketmek.
evin köşesini dönerken hala o'nun hıçkırıklarını duyuyordum.
amacıma ulaşmıştım.
artık kaybeden ben değildim.
öyle sanıyordum.
bir yıl sonra bu entryi yazıyorum sözlük.
pişmanım, bırakıp gitmeseydim, yanına çökseydim,
ben de ortak olsaydım hıçkırıklarına...
pişmanım sözlük, köpekler gibi pişmanım.
kaybeden ben oldum...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar