bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- bal9
- rüzgar11
- lale13
- kader4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- var olmak için ne yaptınız12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- kuş5
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- billie eilish'in memeleri7
- asla evlenilmeyecek erkekler3
- fil9
- evi ev yapan şeyler14
- kaplan17
- at6
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- bileklik19
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- gece gece sinirlenmek4
- sevgili nedir7
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- yogartiksen39
- brezilya7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- mavi4
- gül7
- medine2
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- z kusagi4
- flamingo3
- ankara8
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- kötüyü alaşağı etmek4
- galatasaray19
- kim kimi neden sevmiyor14
- rüzgar türbini2
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- sarı teker kim sorunsalı8
- pıtı atma4
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
"bitmeyen bir şey ne zaman yapacaklar acaba? benimkisi de laf. çok param var nasıl olsa...
zaten bitmeyen bir şey sıkıcıdır. hayat gibi."
elindeki son sigarası "beni artık şu b.k dolu küllüğe bırak" der gibi körünü filizlendiriyordu. nasırlı ellerinin arasında küçük bir ateşin, iki sıska parmağın arasında ezilişiydi bu. sigara zorlukla da olsa küllükle vuslatını sonlandırırken, ağzındaki dumanı hemen bırakmadı. nefessiz, sessiz duruyordu. başına geleceklerden haberi vardı. ve duman ağzından bir sis bulutu oluşturarak boşaldı.
henüz otuzlu yaşlarının başında, son derece bakımsız aynı zamanda titiz bir insandı, ali fuat. bu çelişkinin sebebi geçmiş yaşantısından ibaret oluşuydu. kendisinden başka her şeye önem verirdi. dişleri sapsarı bile olsa, gözlük camlarında "acaba cam var mı" sorusu sorulacak derecede temizdi. bu, onun kendisini sevmeyişinin bir göstergesi olabilirdi. belki de bulunduğu duruma isyan edişinin bir başka anlatım biçimi.
"acaba ne zaman olacak, benim kokumdan ötürü dayanamayıp, kapıyı kırarak beni bulmaları? o ânki hâlim bir sıçandan ibaret olmayacaktır. otopsime bile gerek duymazlar belki. burunlarından içeri kokumu tatmamak için ellerinin nasıl sertleştiğini görür gibiyim. rezil insanlar... hepiniz bencil p.çlersiniz! benim bu halde oluşum sizi hiç alâkadar etmez ve sizin beni aşağılamanız beni hiç ama hiç umurumda olmaz!"
zamanın geçmesi için bu düşüncelerle birkaç saat daha boğuşmaya niyetli gibiydi. adi bir marka olan sigarasının boş paketine elini daldırdı. içerisinde kalan tütünlerin sesini duymak için ağır ağır sağa ve sola doğru sallamaya başladı. seslerin, sessizliği bozması zordu. ve sonra tütünleri saçına dökmeye başladı. "belki burada biter" dedikten sonra yarım bir kahkaha attı.
"aah... şu saçımın altında neler var neler! kimse farkedemiyor. herkesin kör olması lazım. başka açıklanacak bir durumu yok bunun. şu yaşıma kadar o kadar kişiyle muhatap oldum ve o kadar kişi tanıdım; ama hiçbiri beni tanıyamadı. bir tanesi bile! bence işlerine gelmedi. başlarına belâ olacaklarımdan korktular. kıskandılar, evet, kesinlikle kıskandılar. bu, su getirmez, götürmez miydi? ne b.ksa işte. öyle bir gerçek işte! adım gibi eminim."
ağzındaki acı tat, dilini dışarı çıkarmasına neden oldu. tam hizasında bulunan bir ayağı kırık sehpanın üzerindeki boş bardağa baktı.
"senin hep boş tarafına baktım bugüne kadar. çünkü, dolu tarafın bana hiçbir şey vaadetmez. beni ilgilendirmez! ama boş tarafın, o kadar ben kokuyor ki..."
"işte şimdi eşitlendik, benim gibi bomboşsun; bir zamanlar dopdoluyken."
birkaç dakika sonra kapı çaldı. yerinden dâhi kıpırdamadı, bir eli aşağı sarkmış, gözlükleri yüzünden düşmemek için kulağına tutunmuş gibiydi. ve nihayet tahta kapı kırılmıştı. içeri girenlerin burunları sımsıkı tutulmaktan dolayı şimdiden kıpkırmızıydı. ali'nin yanına dâhi kimse gitmedi. gerekeni yaptılar, oysa gerekenler onun hiç ama hiç umurunda değildi bile...
zaten bitmeyen bir şey sıkıcıdır. hayat gibi."
elindeki son sigarası "beni artık şu b.k dolu küllüğe bırak" der gibi körünü filizlendiriyordu. nasırlı ellerinin arasında küçük bir ateşin, iki sıska parmağın arasında ezilişiydi bu. sigara zorlukla da olsa küllükle vuslatını sonlandırırken, ağzındaki dumanı hemen bırakmadı. nefessiz, sessiz duruyordu. başına geleceklerden haberi vardı. ve duman ağzından bir sis bulutu oluşturarak boşaldı.
henüz otuzlu yaşlarının başında, son derece bakımsız aynı zamanda titiz bir insandı, ali fuat. bu çelişkinin sebebi geçmiş yaşantısından ibaret oluşuydu. kendisinden başka her şeye önem verirdi. dişleri sapsarı bile olsa, gözlük camlarında "acaba cam var mı" sorusu sorulacak derecede temizdi. bu, onun kendisini sevmeyişinin bir göstergesi olabilirdi. belki de bulunduğu duruma isyan edişinin bir başka anlatım biçimi.
"acaba ne zaman olacak, benim kokumdan ötürü dayanamayıp, kapıyı kırarak beni bulmaları? o ânki hâlim bir sıçandan ibaret olmayacaktır. otopsime bile gerek duymazlar belki. burunlarından içeri kokumu tatmamak için ellerinin nasıl sertleştiğini görür gibiyim. rezil insanlar... hepiniz bencil p.çlersiniz! benim bu halde oluşum sizi hiç alâkadar etmez ve sizin beni aşağılamanız beni hiç ama hiç umurumda olmaz!"
zamanın geçmesi için bu düşüncelerle birkaç saat daha boğuşmaya niyetli gibiydi. adi bir marka olan sigarasının boş paketine elini daldırdı. içerisinde kalan tütünlerin sesini duymak için ağır ağır sağa ve sola doğru sallamaya başladı. seslerin, sessizliği bozması zordu. ve sonra tütünleri saçına dökmeye başladı. "belki burada biter" dedikten sonra yarım bir kahkaha attı.
"aah... şu saçımın altında neler var neler! kimse farkedemiyor. herkesin kör olması lazım. başka açıklanacak bir durumu yok bunun. şu yaşıma kadar o kadar kişiyle muhatap oldum ve o kadar kişi tanıdım; ama hiçbiri beni tanıyamadı. bir tanesi bile! bence işlerine gelmedi. başlarına belâ olacaklarımdan korktular. kıskandılar, evet, kesinlikle kıskandılar. bu, su getirmez, götürmez miydi? ne b.ksa işte. öyle bir gerçek işte! adım gibi eminim."
ağzındaki acı tat, dilini dışarı çıkarmasına neden oldu. tam hizasında bulunan bir ayağı kırık sehpanın üzerindeki boş bardağa baktı.
"senin hep boş tarafına baktım bugüne kadar. çünkü, dolu tarafın bana hiçbir şey vaadetmez. beni ilgilendirmez! ama boş tarafın, o kadar ben kokuyor ki..."
"işte şimdi eşitlendik, benim gibi bomboşsun; bir zamanlar dopdoluyken."
birkaç dakika sonra kapı çaldı. yerinden dâhi kıpırdamadı, bir eli aşağı sarkmış, gözlükleri yüzünden düşmemek için kulağına tutunmuş gibiydi. ve nihayet tahta kapı kırılmıştı. içeri girenlerin burunları sımsıkı tutulmaktan dolayı şimdiden kıpkırmızıydı. ali'nin yanına dâhi kimse gitmedi. gerekeni yaptılar, oysa gerekenler onun hiç ama hiç umurunda değildi bile...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar