bugün
- kolye123
- at6
- lale9
- var olmak için ne yaptınız12
- pıtı atma4
- billie eilish'in memeleri4
- z kusagi3
- duayı bencil bir iş haline getirmek4
- brezilya7
- gül7
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- sevgili nedir7
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması6
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- kaplan17
- fil8
- aslan15
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz2
- kötüyü alaşağı etmek3
- hatay usulü soslu döner2
- evi ev yapan şeyler14
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- elma5
- kırgızistan3
- gece gece sinirlenmek2
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- çocukları okumaya erken başlatmak2
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak2
- nick vermeden bir yazara seslen9
- zebra7
- bileklik19
- sarı teker kim sorunsalı8
- cemil tugay4
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- ankara8
- amerika birleşik devletleri6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı4
- muz2
- ona bir şey söyle10
- recep tayyip erdoğan8
- ekrem imamoğlu8
- yaşlanınca yalnız kalmamak için evlenmek3
- odanız sade mi olsun yaratıcı mı4
- yağmur yağdığında çırıl çıplak sokağa çıkmak3
- güne psikolojik bir tespit bırak2
- gece 23 30 da son ses müzik çalan komşu3
- misafir döngüsü2
Çocukların ruh dengesini bozmak için tasarlanmış bir oyuncak.
Oyuncakların çocuklar için hayatın gerçeği olduğu düşünüldüğünde yavrucakları hangi halet-i ruhiye içine soktuğunu idrak edebilmek için en irisinden (boyuma göre) aldım. Şöyle salonun ortasına koyup oynamaya başladığım ilk zamanlarda hoşuma gitmedi değil hani. Bilgisayar başına geçtiğimde sağ yanıma koyup elimin tersiyle ittirerek, televizyon karşısına geçtiğimde ise 70 ekranla aramıza baraj kurmayacak şekilde yerleştirip ayağımla vurmak suretiyle maymuna çevirdim, kedinin fareyle oynadığı gibi oynadım saatlerce, gıkı çıkmadı.
Ben yatırdım o kalktı, daha sert vurmaya başladım daha hızlı kalkmaya başladı, "Allah seni sayıyla mı verdi lan?" dedim tınmadı. Küfür ettim alınmadı. "ne biçim insansın sen?" dedim karşımda öyle durdu. Bir fikrim gelinceye kadar herife hakaretler, tekmeler, yumruklar gırla gitti. Hacı yatmaz efendiye dersini vermek için benim de onun gibi sabırlı olmam gerekecekti oysa. Kalkıp kendime bir neskayfe koyup kendisi ile bir süreliğine ilişkiyi kestim. Ertesi gün sinir ettiği çocuklardan birinin yanında rezil edecektim onu. Böylece çocukcağızı da mutlu etmiş olacaktım belki.
Sabah sakin kafayla kalktığımda, (o hala ayaktaydı) yeğenlerden birinin (arkadaşımın çocuğu) fakirhanemi ziyaret etmesini sağlayabileceğim planlar yaptım. Planı hazırladığımda yükün ağır kısmı yine bana düşmüş, gidip cancağızımı kendi ellerimle getirecektim evime. Çıkmadan önce yeğenimin rahat ve mutlu olabilmesi için yaptığım bütün hazırlıklara son şeklini verdim. Ben çıkarken evi teslim ettiğim hacı efendi ise başına geleceklerden habersiz ayakta durmaya devam ediyordu.
Yeğeni alıp evime geri döndüğümde hacı bey bıraktığım yerde karşılamıştı bizi. Yeğenim, salonda onun için hazırladığım komandolu araba, tayyare, top, ayıcık, mayıcık gibi oyuncakların yanına boyundan büyük hacı efendinin yüzüne bile bakmadan gitmişti. O oyuncaklarla oynayadursun ben bir taraftan "cancım, hacıyatmazı döviyim mi? Yatırayım mı onu?" Diyerek dikkatini çekmeye çalışıyordum. Sorduğum her soruya başını çevirmeden olumlu cevaplar veriyordu. Hacı yatmaza attığım her tekme, her yumrukla birlikte salonda dünyanın en tatlı kahkahası yükseliyordu. Son darbeyi vurma zamanı gelmişti yan yana gördüğüm bütün çocukları önce mutlu eden sonra sinir krizine sokan bu adama. Yeğen oyuncaklarıyla oynamaya devam ederken ben, o küstah herifin üzerine oturmuştum işte.
Üzerinde türlü maymunluklar yaparken bu durumu gören yeğenin mutluluğunu anlatmaya ne hacıyatmazın inadı ne de benim sabrım yeter.
sonuç olarak;
hacıyatmazı yatırdım
üzerine oturdum
böylece bu entryi
mutlu sonla bitirdim
Oyuncakların çocuklar için hayatın gerçeği olduğu düşünüldüğünde yavrucakları hangi halet-i ruhiye içine soktuğunu idrak edebilmek için en irisinden (boyuma göre) aldım. Şöyle salonun ortasına koyup oynamaya başladığım ilk zamanlarda hoşuma gitmedi değil hani. Bilgisayar başına geçtiğimde sağ yanıma koyup elimin tersiyle ittirerek, televizyon karşısına geçtiğimde ise 70 ekranla aramıza baraj kurmayacak şekilde yerleştirip ayağımla vurmak suretiyle maymuna çevirdim, kedinin fareyle oynadığı gibi oynadım saatlerce, gıkı çıkmadı.
Ben yatırdım o kalktı, daha sert vurmaya başladım daha hızlı kalkmaya başladı, "Allah seni sayıyla mı verdi lan?" dedim tınmadı. Küfür ettim alınmadı. "ne biçim insansın sen?" dedim karşımda öyle durdu. Bir fikrim gelinceye kadar herife hakaretler, tekmeler, yumruklar gırla gitti. Hacı yatmaz efendiye dersini vermek için benim de onun gibi sabırlı olmam gerekecekti oysa. Kalkıp kendime bir neskayfe koyup kendisi ile bir süreliğine ilişkiyi kestim. Ertesi gün sinir ettiği çocuklardan birinin yanında rezil edecektim onu. Böylece çocukcağızı da mutlu etmiş olacaktım belki.
Sabah sakin kafayla kalktığımda, (o hala ayaktaydı) yeğenlerden birinin (arkadaşımın çocuğu) fakirhanemi ziyaret etmesini sağlayabileceğim planlar yaptım. Planı hazırladığımda yükün ağır kısmı yine bana düşmüş, gidip cancağızımı kendi ellerimle getirecektim evime. Çıkmadan önce yeğenimin rahat ve mutlu olabilmesi için yaptığım bütün hazırlıklara son şeklini verdim. Ben çıkarken evi teslim ettiğim hacı efendi ise başına geleceklerden habersiz ayakta durmaya devam ediyordu.
Yeğeni alıp evime geri döndüğümde hacı bey bıraktığım yerde karşılamıştı bizi. Yeğenim, salonda onun için hazırladığım komandolu araba, tayyare, top, ayıcık, mayıcık gibi oyuncakların yanına boyundan büyük hacı efendinin yüzüne bile bakmadan gitmişti. O oyuncaklarla oynayadursun ben bir taraftan "cancım, hacıyatmazı döviyim mi? Yatırayım mı onu?" Diyerek dikkatini çekmeye çalışıyordum. Sorduğum her soruya başını çevirmeden olumlu cevaplar veriyordu. Hacı yatmaza attığım her tekme, her yumrukla birlikte salonda dünyanın en tatlı kahkahası yükseliyordu. Son darbeyi vurma zamanı gelmişti yan yana gördüğüm bütün çocukları önce mutlu eden sonra sinir krizine sokan bu adama. Yeğen oyuncaklarıyla oynamaya devam ederken ben, o küstah herifin üzerine oturmuştum işte.
Üzerinde türlü maymunluklar yaparken bu durumu gören yeğenin mutluluğunu anlatmaya ne hacıyatmazın inadı ne de benim sabrım yeter.
sonuç olarak;
hacıyatmazı yatırdım
üzerine oturdum
böylece bu entryi
mutlu sonla bitirdim
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar