bugün
- kolye140
- rüzgar11
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- medine2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- kuş5
- var olmak için ne yaptınız12
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- gece gece sinirlenmek4
- billie eilish'in memeleri7
- dua6
- rüzgar türbini2
- mavi4
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- türkiye'nin kıymeti bilinmemiş şarkıcıları2
- fil9
- türk dizi tarihinin en kötü oyuncuları2
- cadılar bayramında ne olacaksınız17
- at6
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- tabiat4
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- flamingo3
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- kaplan17
- evi ev yapan şeyler14
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- aslan15
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- brezilya7
- sevgili nedir7
- z kusagi4
- gül7
- kötüyü alaşağı etmek4
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- bileklik19
- anın görüntüsü22
- netflix asaf dizisi3
- pıtı atma4
- cemil tugay6
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- ankara8
- yol5
- elma5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
300 filmine gittikten sonra sürekli oradaki sahnelerin gözünde canlanması yüzünden normal hayat akışı değişen insandır.
herşey filmin fragmanını izlememle başladı. 256'lık aşırı hızlı adsl hattım ile youtube'dan binbir güçlükle fragmanı izledikten sonra oldu ne olduysa... filme gittim ve olaylar gelişti.
filmin başlamasına dakikalar kala hala fragmandaki savaş sahneleri akılmdaydı, fragman böyleyse film kim bilir nasıldı? mısır patlaklarının hışırtıları ağır ağır azaldıktan sonra herkes filme konsantre oldu. iki saat kadar süren görsel şölen beni film sonunda şoka sokmuştu.
film bittiğinde 48 numaralı belediye otobüsü ile eve dönecektim. durakta kuyruğa girdim ve beklemeye başladım. başımı arkaya çevirdim ve arkamdaki 100 kişilik kalabalığı gördüm. amacımı bellli edercesine hemen arkamdaki adamı süzmeye başladım ve arkamdan gelen "hadi kardeşim otobüs geldi bekleme yapma" sözüyle iteklendim.
otobüse bindim ve hemen ilk sıraya oturdum. iyice dolduktan sonra ilerledik ve otobüs ilk durakta durdu. ön kapıdan turist olduğu her halinden belli olan çantalı bir sarışın adam bindi. her zaman otomatik kapı çarpma tehlikesi olan basamakları çıktı ve şoförün yüzüne bakmaya başladı. akbil'i veya bileti olmadığını el kol hareketleriyle anlatmaya çalıştı ve şoför anladı. "biletsiz binilmez aslanım" dedi ve sağ eliyle defol der gibisinden bir işaret yaptı. turist donakaldı. "but... but... this is madness" dedi. o an şakağımda atan damarı hissettim.
this is sparta diye kükredim ve turisti henüz kapanmamış olan kapıdan bir tekmeyle ittim. delikanlı yuvarlandı hareket halinde olan otobüsten ve peşine ani frenle ben de otobüsten itildim. filmden çıkalı çok vakit olmadığını düşündüm,etkisi de geçer, dedim ama yemedi...
yolda illegal yoldan indirildikten sonra eve dönmem epey uzun sürdü. eve gelir gelmez mutfakta yeni yıkanmış bulaşıkları gördüm. bulaşık sepetine tabak ve tencereler öyle bir ters kapatılmıştı ki aklıma hemen malum sahne geldi... pers ordusu önünde üstüste kapanan spartalılar ve leonidas... annem mutfağa girer girmez önünde diz çöktüm. neredeydin bu saate kadar dergibi bakıyordu.yemedi, pers tarafına geçtim başladım kalkanlı askerlere yani sepetteki tabaklara omuzla yüklenmeye. annem yapıştı koluma ama çok direniyordum. tabakların yere düşmesiyle irkildim ve uyandım... ayakta hayaller dünyasındaymışım.
tabaklara yazık olmuştu... ben akıllanmayacağım sanırım.
herşey filmin fragmanını izlememle başladı. 256'lık aşırı hızlı adsl hattım ile youtube'dan binbir güçlükle fragmanı izledikten sonra oldu ne olduysa... filme gittim ve olaylar gelişti.
filmin başlamasına dakikalar kala hala fragmandaki savaş sahneleri akılmdaydı, fragman böyleyse film kim bilir nasıldı? mısır patlaklarının hışırtıları ağır ağır azaldıktan sonra herkes filme konsantre oldu. iki saat kadar süren görsel şölen beni film sonunda şoka sokmuştu.
film bittiğinde 48 numaralı belediye otobüsü ile eve dönecektim. durakta kuyruğa girdim ve beklemeye başladım. başımı arkaya çevirdim ve arkamdaki 100 kişilik kalabalığı gördüm. amacımı bellli edercesine hemen arkamdaki adamı süzmeye başladım ve arkamdan gelen "hadi kardeşim otobüs geldi bekleme yapma" sözüyle iteklendim.
otobüse bindim ve hemen ilk sıraya oturdum. iyice dolduktan sonra ilerledik ve otobüs ilk durakta durdu. ön kapıdan turist olduğu her halinden belli olan çantalı bir sarışın adam bindi. her zaman otomatik kapı çarpma tehlikesi olan basamakları çıktı ve şoförün yüzüne bakmaya başladı. akbil'i veya bileti olmadığını el kol hareketleriyle anlatmaya çalıştı ve şoför anladı. "biletsiz binilmez aslanım" dedi ve sağ eliyle defol der gibisinden bir işaret yaptı. turist donakaldı. "but... but... this is madness" dedi. o an şakağımda atan damarı hissettim.
this is sparta diye kükredim ve turisti henüz kapanmamış olan kapıdan bir tekmeyle ittim. delikanlı yuvarlandı hareket halinde olan otobüsten ve peşine ani frenle ben de otobüsten itildim. filmden çıkalı çok vakit olmadığını düşündüm,etkisi de geçer, dedim ama yemedi...
yolda illegal yoldan indirildikten sonra eve dönmem epey uzun sürdü. eve gelir gelmez mutfakta yeni yıkanmış bulaşıkları gördüm. bulaşık sepetine tabak ve tencereler öyle bir ters kapatılmıştı ki aklıma hemen malum sahne geldi... pers ordusu önünde üstüste kapanan spartalılar ve leonidas... annem mutfağa girer girmez önünde diz çöktüm. neredeydin bu saate kadar dergibi bakıyordu.yemedi, pers tarafına geçtim başladım kalkanlı askerlere yani sepetteki tabaklara omuzla yüklenmeye. annem yapıştı koluma ama çok direniyordum. tabakların yere düşmesiyle irkildim ve uyandım... ayakta hayaller dünyasındaymışım.
tabaklara yazık olmuştu... ben akıllanmayacağım sanırım.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar