bugün
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak4
- anın fotoğrafı10
- ütü3
- dr pimple popper3
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- kuran ı kerim meali2
- yüksek sesle gülmek5
- kral kaybederse4
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- borç ve kira olupta iyi olan para6
- red flag erkek listesi9
- menemen9
- ogün samast3
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi4
- ölüm9
- insanlara laf anlatmak3
- velvet11
- 2 ağustos 20262
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
- ölümü merak etmek2
- nöbet4
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- en uzun mesafe4
- hanry cavil tarafından analdan becerilmek istemek2
- herkese fetöcü diyenin genelde fetöcü olması2
- suri sakso 5 tl2
- telefon ekranında boydan boya çizgi çıkması2
- nissan navara4
- her gün dışardan yemek yemek3
- arkadaşlar4
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- balık etli mi kuru götlü mü5
- köfteci yusuf5
- forlove196
- türk müsün türkiyeli misin12
- basit bir insan olmak5
- 18 yaşındaki bir kızın sulanmış vajinasını yalamak3
- kira borç olmadan aylık kaç para iyidir sorunsalı2
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- aylık 519 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- ona bir şey söyle11
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım6
- aynadaki yansımanızın sizle konuşmaya başlaması2
- yunanistan29
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- beni özleyenler elime mum diksin15
- yazmaması2
1000.entryimi kendisine atfetmekten büyük mutluluk duyduğum ''kadın''dır.
ben daha çocukken, ablamın gençlik çağında ayrı bir manayla evde alel alede söylediği şarkılarıyla tanıştım ilk onunla. 8 yaşındaki küçük bir çocuk nasıl söylüyorsa o derece sıradan söylüyordum şarkılarını. Daha dün gibi aklımda olan siyah beyaz bir klipte söylüyordu vazgeçtiğini dünyadan,sonraki görüntülerinde siyah saçlarıyla gizemliliğe bürünmüş ama bir o kadar da masum bakan bir çift yeşil gözü bulunduran birisi olduğunu gördüm. Herkes birşeyler söylüyordu hakkında, iyi-kötü, doğru-yanlış birşeyler söyleniyordu: Türk rock müziğinde çığır mı açmıştı yoksa anlaşılmamasını isteyen, öylesine çıkmış, amaçsızca mikrofonu eline alanlardan mıydı? Aman be,kimin umurundaydı? Herkes istediğini söylebilirdi fakat bir şekilde girmişti ya hayatımıza, bir şekilde tanıştırmıştı ya kendisini sevenlerine ya da gelecekte hiç bıkmadan kendisini seveceklere, önemli olan da bu değil miydi? şarkılarında, isyan eder gibi yazdığı her kelimede yaşanmış, yaşanmamış, yaşanmasından pişmanlık duyulmuş, duyulmamış çok şey buldum zaman geçtikçe. Sonra sonra gençlik ateşini söndürmekle görevli her karamsarlıkta, melekler bile ruhumu terkederken yaslanıp sığındım sözlerine, müziğine, hatta ve hatta yüreğine. bu sevgi değildi, başka birşeydi, sadece hayranlık diyip geçiştirilemezdi ya bunca duygu, bu on yıllık usanmadan edilen takip? birşeylere özlemdi belki, belki beni bana bu kadar cesur anlatan birisinin varlığı mutlu etmişti beni! Belki uzun zaman aldı onu iyice anlamak ve hissetmek ama bence zaten onu anlamak emek ve bu çabayı hakeden, büyük bir liyakat isteyen bir olaydı. Daha geçen yıl sıradan bir üniversite şenliğinde gördüm onu sahnede ve peşini neredeyse hiç bırakmadım, bıraksam ne olurdu? Elbet yer yerinden oynamazdı ama ne bileyim işte, dedim ya bu ''Sevgi'' falan değildi bu düpedüz ve karşılıksız olarak onun şahsında müziğine olan bir bağlılık, bir bağımlılıktı. Yeri geldi yağmurlarda da ıslandım, yeri geldiğinde hiçbir şeyi umursamazcasına gaza gelip kafa da salladım. Çünkü o öyle birşeydi ki kendisinin de dediği gibi ''odasında besteliyor ve milyonlar söylüyor''du ve her defasında daha yürekten, daha içten söylüyorduk. O, her birimizin yüreğinden ve beyninden birden fazla insan çıkarmayı başarmıştı, gerektiğinde karanlık yüzümüzü de göstermişti kendimize bir yerde, bu kadarını da ancak cesur bir ''kadın''yapabilirdi zaten. işte sırf bu yüzden bile binlerce kişinin neredeyse onunla yatıp, isyankar veya güçlü durabildiği sabahlara uyanmasını herkes istediği gibi yorumlayabilirdi ama anlayamazdı.
Söyleyecek çok şey var aslında ama Şebo üzerine yazmak benim her ne kadar bilmem kaçıncı kez yaptığım bir iş olmasına rağmen, görüyorsunuz ya her defasında ilk kez yapıyormuşum gibi hala düşüncelerimi bir sıraya koymakta zorlanıyorum, sanırım ''dalgasız denizlerin durgunluğuna aldandıran fırtınaları'' çok yaşadık, o yüzden hala bu deli doluluk var bende.
Yaşattığın ve yaşatacağın herşey için minettar olan milyonlarca yürekten, sadece geceleri düşen çiy taneleri gibi değil; hayatın her aydınlık ve karanlık zamanında duygularımızı tatlı tatlı ıslatan bu Şebnem tanesine tek bir ses yükseliyor o'nun için: ''Teşekkürler, asıl biz büyüyoruz seninle''
ben daha çocukken, ablamın gençlik çağında ayrı bir manayla evde alel alede söylediği şarkılarıyla tanıştım ilk onunla. 8 yaşındaki küçük bir çocuk nasıl söylüyorsa o derece sıradan söylüyordum şarkılarını. Daha dün gibi aklımda olan siyah beyaz bir klipte söylüyordu vazgeçtiğini dünyadan,sonraki görüntülerinde siyah saçlarıyla gizemliliğe bürünmüş ama bir o kadar da masum bakan bir çift yeşil gözü bulunduran birisi olduğunu gördüm. Herkes birşeyler söylüyordu hakkında, iyi-kötü, doğru-yanlış birşeyler söyleniyordu: Türk rock müziğinde çığır mı açmıştı yoksa anlaşılmamasını isteyen, öylesine çıkmış, amaçsızca mikrofonu eline alanlardan mıydı? Aman be,kimin umurundaydı? Herkes istediğini söylebilirdi fakat bir şekilde girmişti ya hayatımıza, bir şekilde tanıştırmıştı ya kendisini sevenlerine ya da gelecekte hiç bıkmadan kendisini seveceklere, önemli olan da bu değil miydi? şarkılarında, isyan eder gibi yazdığı her kelimede yaşanmış, yaşanmamış, yaşanmasından pişmanlık duyulmuş, duyulmamış çok şey buldum zaman geçtikçe. Sonra sonra gençlik ateşini söndürmekle görevli her karamsarlıkta, melekler bile ruhumu terkederken yaslanıp sığındım sözlerine, müziğine, hatta ve hatta yüreğine. bu sevgi değildi, başka birşeydi, sadece hayranlık diyip geçiştirilemezdi ya bunca duygu, bu on yıllık usanmadan edilen takip? birşeylere özlemdi belki, belki beni bana bu kadar cesur anlatan birisinin varlığı mutlu etmişti beni! Belki uzun zaman aldı onu iyice anlamak ve hissetmek ama bence zaten onu anlamak emek ve bu çabayı hakeden, büyük bir liyakat isteyen bir olaydı. Daha geçen yıl sıradan bir üniversite şenliğinde gördüm onu sahnede ve peşini neredeyse hiç bırakmadım, bıraksam ne olurdu? Elbet yer yerinden oynamazdı ama ne bileyim işte, dedim ya bu ''Sevgi'' falan değildi bu düpedüz ve karşılıksız olarak onun şahsında müziğine olan bir bağlılık, bir bağımlılıktı. Yeri geldi yağmurlarda da ıslandım, yeri geldiğinde hiçbir şeyi umursamazcasına gaza gelip kafa da salladım. Çünkü o öyle birşeydi ki kendisinin de dediği gibi ''odasında besteliyor ve milyonlar söylüyor''du ve her defasında daha yürekten, daha içten söylüyorduk. O, her birimizin yüreğinden ve beyninden birden fazla insan çıkarmayı başarmıştı, gerektiğinde karanlık yüzümüzü de göstermişti kendimize bir yerde, bu kadarını da ancak cesur bir ''kadın''yapabilirdi zaten. işte sırf bu yüzden bile binlerce kişinin neredeyse onunla yatıp, isyankar veya güçlü durabildiği sabahlara uyanmasını herkes istediği gibi yorumlayabilirdi ama anlayamazdı.
Söyleyecek çok şey var aslında ama Şebo üzerine yazmak benim her ne kadar bilmem kaçıncı kez yaptığım bir iş olmasına rağmen, görüyorsunuz ya her defasında ilk kez yapıyormuşum gibi hala düşüncelerimi bir sıraya koymakta zorlanıyorum, sanırım ''dalgasız denizlerin durgunluğuna aldandıran fırtınaları'' çok yaşadık, o yüzden hala bu deli doluluk var bende.
Yaşattığın ve yaşatacağın herşey için minettar olan milyonlarca yürekten, sadece geceleri düşen çiy taneleri gibi değil; hayatın her aydınlık ve karanlık zamanında duygularımızı tatlı tatlı ıslatan bu Şebnem tanesine tek bir ses yükseliyor o'nun için: ''Teşekkürler, asıl biz büyüyoruz seninle''
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar