bugün
- kadın olsaydım çok açık giyerdim17
- kızımın ismini teresa koymak istiyorum8
- hangi manifest kızısın6
- kimsesizlerin kimsesi zall'a açık mektuptur15
- sürekli kendine hatırlatmak zorunda olduğun o söz7
- en büyük pişmanlığınız7
- kadınların en büyük düşmanı4
- namus takıntısı olan erkek17
- türkiye avustralya maçı8
- kavurmalı yumurta7
- dinlerin geldiği günden beri kan dökmesi17
- ece irtem6
- nesrin cavadzade3
- sözlük yazarlarının suları5
- bir şeyi ararken başka bir kayıp şeyi bulmak4
- bar taburesinin kan dolaşımına etkisi2
- hayatın planladığımız gibi gitmemesi5
- kadınsı erkek4
- futbol8
- insan değişmez ortaya çıkar3
- sürekli gözünün içine bakan kız2
- çince öğrenmek2
- namus5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- kürtlere hırt diyen paramesyum3
- evlenmek istemeyen insana seçilmemiş demek11
- yardımda bulunulan kişinin lüks harcamalar yapması4
- ekber ve erşed kanunları3
- 14 haziran 2026 hollanda japonya maçı7
- 15 haziran 2026 ispanya yeşil burun adaları maçı2
- neden oy veriyoruz2
- yazarlar birbirlerine laf atmaktan tanım yapamıyor4
- deniz undav2
- regl dönemi çirkinliği5
- yerli malı haftası2
- savaşların ana sebebi dinlerdir2
- dünya kupası mağlubiyetinin arkasında siyonizm var4
- güzel kızların isimleri9
- geçmişi çok fazla düşünmek3
- karton toplayan cocuk evlenirse karısına bakar mı4
- açık giyinebilmek özgürlüktür2
- iran'a iltica etmek3
- ulaşınca sıkılmak2
- emek hırsızı patronları ifşa etme akımı5
- kadınlar sözlük5
- evlenmeyi başaramamış kadın17
- platonik aşk4
- talkan ve curcan katliamları4
- diyete başlama pazartesisi5
- yanık kremi2
-bence noel ruhu diye bi' şey var tamam mı!!!
paganusun bağrından kopup gelmiş adetlerin, doğu kültürüyle sikişip meydana getirdiği sakat çocuklarını o doğurmamıştı belki. yere düşürmeden en fazla 3 kez sektirebiliyordu göğüslerini dizinde. yine de narindi, prensesti aynada gördüğü şekliyle. çiçek pasajında iki kadeh rakı içip ayırdığı bacaklarının hesabını vermek zorunda değildi kimseye.
-sana ihtiyacım var. koşarak gelmelisin bana. depresyondayım. :(
aptal numarası yaparak seksi olma deneyinin kobayı mı yoksa deneyi bizzat yapan kendisi miydi emin olamamıştım. öteden beri de ilgi duyduğumu söylersem yalan olmaz. askerliğim süresince gördüğüm ıslak rüyalarımı ziyaret ediyordu, baş kahramanı oluyordu hepsinin. çok uğraştırmamıştı beni. zaten kendimi aradığım günlerde kucağıma oturma hevesini dışa vurmaktan çekinmediği için kelimeleri kullanmadan çekiyordu beni.
evimin yakınlarında bir yerlerden aldım onu. önce markete gidip içecek bir şeylerle birlikte prezervatif de almalıydık. artık eskisi gibi tecrübesiz değildim. sevişmek istediğim kadınlara bunu romantik seremonilerle değil olması gereken şekillerde gösteriyordum ve böylece asla hazırlıksız yakalanmıyordum. sevişmeyi hiç düşünmediğim pide memeliler ise benim çok temiz bir adam olduğumu düşünedursunlar, ben asla onların içine erkeklik gururumu köküne kadar sokmayı istemediğim için prezervatifsiz oluyordum yanlarında.
kapıyı çarpıp içeri girdiğimde üzerime atlamasıyla beni neyin beklediğini fark ettim. birkaç saat önce gerçekleşmişti ilk buluşmamız ama bu, onun için yeterliydi. bir yandan gömleğimin düğmelerini çözerken bir yandan yatak odama gidiyorduk itiş kakış. abartmadan söylemek gerekirse adeta birer kavun büyüklüğünde olan göğüslerinin arasına yumulduğumda bu şehvet deryasının neler vaat ettiği ve neler verebileceğine dair en ufak bir fikrim dahi yoktu.
tırnaklarını acımadan sırtıma geçirirken, ellerini ve dilini; yegane varlığımın damarlarını hissetmek istercesine olabilecek en nazik şekilde dolaştırıyordu kasık sahamda. üstüne çıktığımda çok fazla şey düşünmüyordum. göğüslerinin arasına yerleşmiştim ve elleriyle iki yandan sıkıştırırken dilini uzatıyordu yalamak için benim gidip geldiğim sırada. dikleşmiş göğüs uçlarına vurabileceğim en sert şekilde vuruyordum başıyla gururumun. geri çekildim hiç beklemediği anda saçlarını elime dolayıp arkasına geçtim. saçlarını daha çok çekmem için yalvarıyordu. o yalvardıkça ben daha çok gururlanıyor, gururlandıkça daha çok hızlanıp acımasızlaşıyordum.
yüzünü kendime çevirip kucağıma oturttum. beni tokatlamaya başlamıştı. oysa benim çavuş olmama yıllar vardı. öngörüsü yüksek olduğundan mıdır nedir çavuşu tokatlamak deyimini de nereden duyduysa ben kökledikçe o tokatlıyordu. adeta saatlerdir içindeydim ve sıktığında kendisini, hissettiğim duyguları tarif etmenin bir yolununu bulamamak şaşırtıyordu beni. bunca zamandır böylesine dar bir alev kuyusuna asla rastlamamıştım. prezervatifi ne zaman, sevişmenin hangi evresinde taktığımı bile unutturacak farklı bir boyuta taşırken beni, tek düşündüğüm şey göğüslerini hangi sertlikte tokatlamam gerektiğiydi.
bütün bunlar olurken fonda kara tablonun ilahisi çalıyordu; pearl jam, black...
paganusun bağrından kopup gelmiş adetlerin, doğu kültürüyle sikişip meydana getirdiği sakat çocuklarını o doğurmamıştı belki. yere düşürmeden en fazla 3 kez sektirebiliyordu göğüslerini dizinde. yine de narindi, prensesti aynada gördüğü şekliyle. çiçek pasajında iki kadeh rakı içip ayırdığı bacaklarının hesabını vermek zorunda değildi kimseye.
-sana ihtiyacım var. koşarak gelmelisin bana. depresyondayım. :(
aptal numarası yaparak seksi olma deneyinin kobayı mı yoksa deneyi bizzat yapan kendisi miydi emin olamamıştım. öteden beri de ilgi duyduğumu söylersem yalan olmaz. askerliğim süresince gördüğüm ıslak rüyalarımı ziyaret ediyordu, baş kahramanı oluyordu hepsinin. çok uğraştırmamıştı beni. zaten kendimi aradığım günlerde kucağıma oturma hevesini dışa vurmaktan çekinmediği için kelimeleri kullanmadan çekiyordu beni.
evimin yakınlarında bir yerlerden aldım onu. önce markete gidip içecek bir şeylerle birlikte prezervatif de almalıydık. artık eskisi gibi tecrübesiz değildim. sevişmek istediğim kadınlara bunu romantik seremonilerle değil olması gereken şekillerde gösteriyordum ve böylece asla hazırlıksız yakalanmıyordum. sevişmeyi hiç düşünmediğim pide memeliler ise benim çok temiz bir adam olduğumu düşünedursunlar, ben asla onların içine erkeklik gururumu köküne kadar sokmayı istemediğim için prezervatifsiz oluyordum yanlarında.
kapıyı çarpıp içeri girdiğimde üzerime atlamasıyla beni neyin beklediğini fark ettim. birkaç saat önce gerçekleşmişti ilk buluşmamız ama bu, onun için yeterliydi. bir yandan gömleğimin düğmelerini çözerken bir yandan yatak odama gidiyorduk itiş kakış. abartmadan söylemek gerekirse adeta birer kavun büyüklüğünde olan göğüslerinin arasına yumulduğumda bu şehvet deryasının neler vaat ettiği ve neler verebileceğine dair en ufak bir fikrim dahi yoktu.
tırnaklarını acımadan sırtıma geçirirken, ellerini ve dilini; yegane varlığımın damarlarını hissetmek istercesine olabilecek en nazik şekilde dolaştırıyordu kasık sahamda. üstüne çıktığımda çok fazla şey düşünmüyordum. göğüslerinin arasına yerleşmiştim ve elleriyle iki yandan sıkıştırırken dilini uzatıyordu yalamak için benim gidip geldiğim sırada. dikleşmiş göğüs uçlarına vurabileceğim en sert şekilde vuruyordum başıyla gururumun. geri çekildim hiç beklemediği anda saçlarını elime dolayıp arkasına geçtim. saçlarını daha çok çekmem için yalvarıyordu. o yalvardıkça ben daha çok gururlanıyor, gururlandıkça daha çok hızlanıp acımasızlaşıyordum.
yüzünü kendime çevirip kucağıma oturttum. beni tokatlamaya başlamıştı. oysa benim çavuş olmama yıllar vardı. öngörüsü yüksek olduğundan mıdır nedir çavuşu tokatlamak deyimini de nereden duyduysa ben kökledikçe o tokatlıyordu. adeta saatlerdir içindeydim ve sıktığında kendisini, hissettiğim duyguları tarif etmenin bir yolununu bulamamak şaşırtıyordu beni. bunca zamandır böylesine dar bir alev kuyusuna asla rastlamamıştım. prezervatifi ne zaman, sevişmenin hangi evresinde taktığımı bile unutturacak farklı bir boyuta taşırken beni, tek düşündüğüm şey göğüslerini hangi sertlikte tokatlamam gerektiğiydi.
bütün bunlar olurken fonda kara tablonun ilahisi çalıyordu; pearl jam, black...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar