bugün
- am okşama4
- şu an ihtiyacım var dediğin şey3
- milletin anasına küfretmek2
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor2
- türk kızı egosu6
- türk erkeği egosu4
- imdat arkadaşlar4
- hızlı para kazanmanın yolları12
- m uludagsozluk com da görsel yüklenmeme sorunu4
- türkiye abd maçını izleyecek misiniz8
- evlenmeden önce karıyı ekspertize sokmak3
- demet evgar2
- her haltı atatürkçü olanlar yiyor7
- güzel huylu kezo4
- yazarların imza parfümleri14
- zaman baba zaman anne zaman çocuk3
- mehdi hayatta ama herkes tanımıyor7
- uranyum ve roket2
- futbol fanatiklerinin birer aptal olması4
- vajinizm2
- erkekler neden az yaşar10
- tramer kaydı olan kız4
- saygıdeğer birader yazarlar5
- akp'ye katılan belediye başkanları11
- yobazla muhafazakar arasındaki fark3
- biat kültürü3
- al kardeşim elimi verdim sana2
- halil ergün2
- bir insanı sevmek12
- pkk nasıl biter5
- 2026 dünya kupası23
- dünya11
- mutluluğun fark edilmemesi9
- 24 haziran 2026 venezuela depremi7
- artık sevmeyeceğim2
- yaratıcı çıkma teklifleri4
- çırılçıplak şekilde ağlayarak ana haber seyretmek5
- yargıcı3
- wowturkey3
- toz yumrususun unutma2
- magnum yemenin lüks sayıldığı yıllar5
- türkiye'deki suriyeli sayısı 2 milyon 265 bin3
- kemal kılıçdaroğlu19
- futbol17
- kıskanmak7
- lise5
- akp aslında yok her şey dekor5
- 26 haziran 2026 türkiye abd maçı13
- 80 yaşına yaklaşmış koltuk sevdalısı siyasiler8
- bidat2
14 mayıs 1950: demokrat parti, seçimde kullanılan oyların yüzde 53ünü alarak, 487 milletvekilliğinin yüzde 86sını kazandı.
2 haziran: adnan menderes hükümeti güvenoyu alarak göreve başladı.
16 haziran: ezanın arapça okunması yasağı kaldırıldı.
18 haziran: türkiyenin ekonomik durumunu incelemek ve bir program hazırlamak üzere uluslararası imar ve kalkınma bankası heyeti geldi.
18 haziranın ne anlama geldiğini daha sonra yazacağım. ama 16 haziranın ne anlama geldiğini bir başka şairin, orhan velinin kaleminden aktaracağım. aşağıda okuyacağınız yazı 15 haziran 1950 tarihli "yaprak" dergisinde yayınlandı:
yaprak dergisinden
"ilk demokrat parti hükümetinin ilk ele aldığı meselelerden biri de bu ezan meselesi oldu. sebebi meydanda: en mühim iş buydu çünkü. bir hafta daha ezan dinlemeye tahammülümüz kalmamıştı. ezan hemen arapçaya çevrilmese hep birden ölecektik.
ne hayat pahalılığının önemi vardı, ne de elimizi kolumuzu bağlayan kanunların. ne köylünün kalkındırılmasını düşünmek gerekiyordu, ne okulları arttırmak, ne yurdu onarmak. ilk üstünde durulacak iş şu, memleketi felakete götürmek üzere olan ezan işiydi. demokrat partiyi de hemen bu işi halletmesi için iktidara getirmiştik zaten.
şaka bir yana, bu olay basınımızda türlü yankılar, türlü tepkiler uyandırdı. bizim söyleyeceklerimiz söylenenlere pek bir şey eklemeyecek. bununla beraber, biz de düşündüklerimizi gelecek nesillere vesika halinde bırakmak istiyoruz. onun için birkaç cümle söyleyeceğiz:
ezanın türkçe okunması atatürkün sağlığında, atatürkün isteği ile kanunlaşmış olmasaydı da ezan arapça okunsaydı bugün ezan meselesi diye bir meselemiz belki de olmayacaktı. bu konuda belki bugün düşündüklerimizi düşünmeyecektik. ama ileriye doğru olduğundan şüphe etmediğimiz bir karardan geriye dönülünce iş değişiyor. salt bir ezan meselesi olmaktan çıkıyor iş. daha bir sürü geriliğin başlangıcı, daha bir sürü geriliğe göz yummanın işareti oluyor. bu düşüncemizin doğru olup olmadığını anlamak için belki de biraz beklemek gerekecekti. ama ona hacet kalmadı. başbakanın demecini duyar duymaz sarıklar cüppelerle sokaklara uğrayan softalar düşüncemizin doğruluğunu çabucak ortaya koydu. sarıkla cüppeyi mühim saymayalım. ama işin bu kadarla kalmayacağına da kalıbımızı basabiliriz. daha neler olabilir diye düşünüyoruz da aklımıza şunlar geliyor:
işte ramazana giriyoruz. oruç yemenin kafirlik olduğunu düşünen kimseler tarafından pekala taşa tutulabiliriz. o kimseler çoğalabilir. kafirlik sayacakları işler oruç yemeden ibaret kalmaz. memleket yararına görmek istediğimiz işler bugün nasıl komünistlik oluyorsa, o gün kolayca kafirlik olur. milli heyecanın yerini dini heyecan alır. hükümet o heyecanı yatıştırmaktan acizdir. dini heyecan her istediğini yapmaya başlar. sonu neye varır bu işlerin? görmek istemeyiz ama herhalde çok kötüye.
ezan meselesi tek başına bir şey değil. mühim olan, sonu. şaşıp üzüldüğümüz nokta da sayın başbakanın böyle tehlikeyi görememiş, düşünememiş olması."
orhan veli, şairin işi, yky, s. 2
2 haziran: adnan menderes hükümeti güvenoyu alarak göreve başladı.
16 haziran: ezanın arapça okunması yasağı kaldırıldı.
18 haziran: türkiyenin ekonomik durumunu incelemek ve bir program hazırlamak üzere uluslararası imar ve kalkınma bankası heyeti geldi.
18 haziranın ne anlama geldiğini daha sonra yazacağım. ama 16 haziranın ne anlama geldiğini bir başka şairin, orhan velinin kaleminden aktaracağım. aşağıda okuyacağınız yazı 15 haziran 1950 tarihli "yaprak" dergisinde yayınlandı:
yaprak dergisinden
"ilk demokrat parti hükümetinin ilk ele aldığı meselelerden biri de bu ezan meselesi oldu. sebebi meydanda: en mühim iş buydu çünkü. bir hafta daha ezan dinlemeye tahammülümüz kalmamıştı. ezan hemen arapçaya çevrilmese hep birden ölecektik.
ne hayat pahalılığının önemi vardı, ne de elimizi kolumuzu bağlayan kanunların. ne köylünün kalkındırılmasını düşünmek gerekiyordu, ne okulları arttırmak, ne yurdu onarmak. ilk üstünde durulacak iş şu, memleketi felakete götürmek üzere olan ezan işiydi. demokrat partiyi de hemen bu işi halletmesi için iktidara getirmiştik zaten.
şaka bir yana, bu olay basınımızda türlü yankılar, türlü tepkiler uyandırdı. bizim söyleyeceklerimiz söylenenlere pek bir şey eklemeyecek. bununla beraber, biz de düşündüklerimizi gelecek nesillere vesika halinde bırakmak istiyoruz. onun için birkaç cümle söyleyeceğiz:
ezanın türkçe okunması atatürkün sağlığında, atatürkün isteği ile kanunlaşmış olmasaydı da ezan arapça okunsaydı bugün ezan meselesi diye bir meselemiz belki de olmayacaktı. bu konuda belki bugün düşündüklerimizi düşünmeyecektik. ama ileriye doğru olduğundan şüphe etmediğimiz bir karardan geriye dönülünce iş değişiyor. salt bir ezan meselesi olmaktan çıkıyor iş. daha bir sürü geriliğin başlangıcı, daha bir sürü geriliğe göz yummanın işareti oluyor. bu düşüncemizin doğru olup olmadığını anlamak için belki de biraz beklemek gerekecekti. ama ona hacet kalmadı. başbakanın demecini duyar duymaz sarıklar cüppelerle sokaklara uğrayan softalar düşüncemizin doğruluğunu çabucak ortaya koydu. sarıkla cüppeyi mühim saymayalım. ama işin bu kadarla kalmayacağına da kalıbımızı basabiliriz. daha neler olabilir diye düşünüyoruz da aklımıza şunlar geliyor:
işte ramazana giriyoruz. oruç yemenin kafirlik olduğunu düşünen kimseler tarafından pekala taşa tutulabiliriz. o kimseler çoğalabilir. kafirlik sayacakları işler oruç yemeden ibaret kalmaz. memleket yararına görmek istediğimiz işler bugün nasıl komünistlik oluyorsa, o gün kolayca kafirlik olur. milli heyecanın yerini dini heyecan alır. hükümet o heyecanı yatıştırmaktan acizdir. dini heyecan her istediğini yapmaya başlar. sonu neye varır bu işlerin? görmek istemeyiz ama herhalde çok kötüye.
ezan meselesi tek başına bir şey değil. mühim olan, sonu. şaşıp üzüldüğümüz nokta da sayın başbakanın böyle tehlikeyi görememiş, düşünememiş olması."
orhan veli, şairin işi, yky, s. 2
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar