bugün
- kim kimi neden sevmiyor14
- adana hava durumu5
- her buluşmaya rezalet kombinlerle gitmek4
- yogartiksen40
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- istanbul daki selin önlenebilirliği2
- güneşli sıcıcık bir edirne günü5
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek6
- aşk11
- azerilerce tokatlanan akpli8
- türküm doğruyum çalışkanım5
- yağmurlu bir cumartesi sabahı3
- ev kızı olmak3
- sözlükte kim kimi seviyor3
- uludağ sözlüğün kapanma vaktinin geldiği gerçeği7
- amim parçalandı diyen kız10
- nervio adlı yazara uyarı11
- nervio18
- dincileri niçin öldürmeliyiz4
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u3
- antipanik5
- içine cin giren insan nasıl kurtulur10
- kolye24
- sol frame başlıklarının suyu çıkması2
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- kokan yazarlar2
- sinek as vs as maca4
- murat göğebakan3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- iphone almak için neden6
- çocukluk yanılgıları2
- queen ravenna büyücülük okulu20
- sözlükteki yazar olabilme kriterleri ve süreci5
- uçan araba3
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı2
- gazze için toplanan paranın fona aktarılması2
- protez tirnak2
- zürafa13
- bileklik11
- kaplan11
- kalp14
- karton toplayan cocuk vs yogartiksen13
- öbür sözlükte kızlar teklif ediyormuş3
- iran'dan trump'ın moab tehdidine yanıt2
- 40 yıllık fenerbahçelinin acı isyanı7
- tövbe etme vakti geçti2
şöyle diyeyim, genelde görülebilecek türden bir yaklaşım var, önce bunu itiraf edin:
ben zekiyim, süper değilsem de senden akıllıyım, atarım, tutarım, senin gibisini havada karada bi kaşık suda boğarım. elbette kimse böyle söylemez, düşünmez.
şunu da merak ederim; bir kişi tam olarak ne zaman birbirimizin sözleri kesmeyi öğrendi tartışırken. tartışmanın raconu hep böyle miydi, yoksa geliştiremedik mi insanoğlu olaraktan konuşma adabını.
misal; geçen amfide bir tartışma oldu, makro dersiydi, herkes güzel fikirler söyledi aslında, bir çok defa söz hakkı verildi, karşılıklar verildi, cevaplar sunuldu, konuşmak isteyene dur durak yoktu. peki ama nedir o tavırlar, sanki az önce karşıki tepeyi ben yarattım şimdi de sana gerçekleri doğruları anlatmaya geldim tavırları. evet, herkes konuştu ama o söz kesmeler olmasaydı keşke. özellikle karşısındakini sindirmek ve kendininkilerini kusmak için karşısındaki konuşurken konuşmaya başlayanlar boğdu beni, çünkü bu kişi karşısındaki konuşmayı kesene kadar, kendi giriş cümlesini giderek artan şiddette seste tekrarlıyor, hele ki bu kişiler cinsi latif ise beyinde geçici hasarlara sebep oluyor. işte bu hal ve tavır misali çok görülebilecek türden. bakın etrafa, ister kankuş olduğunuz kişi, ister sokaktan tanımadığınız biri, bu hal ve tavırlar içinde olabilir ve malesef bu çok normal bi durumdur. ancak tartışma çok hararetlenir ya da konuşagelen kişi bu tarz bi atağa maruz kalınca söyleyecek bir şey bulamaz da zaman kazanmak ister, işte o zaman bu demeye çalıştığım durum zuhur eder
; şunun gibi tepkiler verebilir konuşan " lütfen sözümü kesme, terbiyesizleşme, ben seni dinledim, ama olmaz ki böyle " ya da boruyla iletişim kuran ilkel insanlar gibi karşındakini sindirmek adına desibel yükseltmeler fln fln.
şimdi ben diyorum ki bu tarzı icra eden kişilere, rahat ol, sen ne dersen de, senin altında kalmam* , çünkü bilmediğimi zannettiğin her şey artık bir tık ötede, giderim araştırırım, sorarım, soruştururum, 24* saatte karşına çıkar , çıkartır masaya vurarım. sana yine sesini yükseltmek ve sindirmeye çalışmak kalır. peki benim istediğim bu mu, ben değil kimse böyle bir şey istemiyor aslında.
bizlerin konuşabilmesi lazım, irdeleyip kavrayabilmemiz lazım, düşünüp, gerekirse icra etmek lazım, lazım da lazım. ama en önce, en önemlisi, aptal olduğumuzu kabul etmek lazım. evet evet, hepimiz biraz aptalız, farkında olmadan aptal geldik dünyaya, aynı dünyanın en savunmasız hayvanı olarak doğmamız gibi epey de bir aptal olarak geliyoruz dünyaya. 100 önceki bir insandan bile daha çok aptal olarak doğduk, çünkü 100 yıl öncesindeki insanın güncelindeki medeniyeti, bugünkü kadar yüksek bilgi ve beceriler gerektirmiyordu, yani sıfırdan başlayıp demirci olabilirdin o zamanlar ama bugün 100 yıl önceki demircilik hiç de karın doyurmuyordur sanırım. biraz sığ bir örnek oldu ama işin özü, uygarlık ihtiyaçları artırır, daha çok çalışmayı gerektirir.
yani sen, şimdi bana hararetli bir şekilde söylemeye ihtiyacın olan şeyi ben dinlemeye hazırım, çünkü ben bir aptalım ve tek başıma bir çok şey bilmek ve bir çok bakış açısı kazanabilmem imkansız, seni dinlemeye şiddetle ihtiyacım var, ama sen beni dinlemezsen, sözümün ortasında kesersen konuşmamı, seni dinlememin ne anlamı var. hani bir ilber ortaylı gelir, konuşmadan gıkımı çıkarmadan oturur, paşa paşa dinlerim sözlerini, ama sen kimsin ki benim sözümü kesiyorsun ortasında? sanki benle konuşmasını, bana verdiği dersi, bitirdikten sonra gidecek açlığa ya da kuraklığa deva bulacak. sana olabileceğin iki ihtimali söylüyorum; ya benden daha az aptal birisisin ya da benden daha çok aptal birisisin.
özetle; aptal olduğunu kabul etmek, bence şöyle bir şeydir, içindeki cabbar ceval atakan ruh halinden sıyrılıp, karşındakine fırsat verip, onu dinleyerek, anlayabilmek, öğrenmek, ve düşünebilmek, bildiklerini karşılaştırıp yeni bilgiler üretebilme kapasitesi için gerekli olan bir anahtardır.
önce aptal olduğumu farkettim, sonra yavaş yavaş konuşmaya başladım, çok az konuştum, ve de faydalı konuşmalar yaşadım, görüşlerime katıldılar ve de karşı çıktılar, farklı açılardan kendimi değerlendirebildim bir parça ama hiç bir şey olmasa bile konuşmalardan daha bir keyif aldım. böyle evreler yaşamak zorunda değilse de kimse, en azından aptal olduğunu kabul etmenin bir başlangıç olduğuna inanıyorum. *
ben zekiyim, süper değilsem de senden akıllıyım, atarım, tutarım, senin gibisini havada karada bi kaşık suda boğarım. elbette kimse böyle söylemez, düşünmez.
şunu da merak ederim; bir kişi tam olarak ne zaman birbirimizin sözleri kesmeyi öğrendi tartışırken. tartışmanın raconu hep böyle miydi, yoksa geliştiremedik mi insanoğlu olaraktan konuşma adabını.
misal; geçen amfide bir tartışma oldu, makro dersiydi, herkes güzel fikirler söyledi aslında, bir çok defa söz hakkı verildi, karşılıklar verildi, cevaplar sunuldu, konuşmak isteyene dur durak yoktu. peki ama nedir o tavırlar, sanki az önce karşıki tepeyi ben yarattım şimdi de sana gerçekleri doğruları anlatmaya geldim tavırları. evet, herkes konuştu ama o söz kesmeler olmasaydı keşke. özellikle karşısındakini sindirmek ve kendininkilerini kusmak için karşısındaki konuşurken konuşmaya başlayanlar boğdu beni, çünkü bu kişi karşısındaki konuşmayı kesene kadar, kendi giriş cümlesini giderek artan şiddette seste tekrarlıyor, hele ki bu kişiler cinsi latif ise beyinde geçici hasarlara sebep oluyor. işte bu hal ve tavır misali çok görülebilecek türden. bakın etrafa, ister kankuş olduğunuz kişi, ister sokaktan tanımadığınız biri, bu hal ve tavırlar içinde olabilir ve malesef bu çok normal bi durumdur. ancak tartışma çok hararetlenir ya da konuşagelen kişi bu tarz bi atağa maruz kalınca söyleyecek bir şey bulamaz da zaman kazanmak ister, işte o zaman bu demeye çalıştığım durum zuhur eder
; şunun gibi tepkiler verebilir konuşan " lütfen sözümü kesme, terbiyesizleşme, ben seni dinledim, ama olmaz ki böyle " ya da boruyla iletişim kuran ilkel insanlar gibi karşındakini sindirmek adına desibel yükseltmeler fln fln.
şimdi ben diyorum ki bu tarzı icra eden kişilere, rahat ol, sen ne dersen de, senin altında kalmam* , çünkü bilmediğimi zannettiğin her şey artık bir tık ötede, giderim araştırırım, sorarım, soruştururum, 24* saatte karşına çıkar , çıkartır masaya vurarım. sana yine sesini yükseltmek ve sindirmeye çalışmak kalır. peki benim istediğim bu mu, ben değil kimse böyle bir şey istemiyor aslında.
bizlerin konuşabilmesi lazım, irdeleyip kavrayabilmemiz lazım, düşünüp, gerekirse icra etmek lazım, lazım da lazım. ama en önce, en önemlisi, aptal olduğumuzu kabul etmek lazım. evet evet, hepimiz biraz aptalız, farkında olmadan aptal geldik dünyaya, aynı dünyanın en savunmasız hayvanı olarak doğmamız gibi epey de bir aptal olarak geliyoruz dünyaya. 100 önceki bir insandan bile daha çok aptal olarak doğduk, çünkü 100 yıl öncesindeki insanın güncelindeki medeniyeti, bugünkü kadar yüksek bilgi ve beceriler gerektirmiyordu, yani sıfırdan başlayıp demirci olabilirdin o zamanlar ama bugün 100 yıl önceki demircilik hiç de karın doyurmuyordur sanırım. biraz sığ bir örnek oldu ama işin özü, uygarlık ihtiyaçları artırır, daha çok çalışmayı gerektirir.
yani sen, şimdi bana hararetli bir şekilde söylemeye ihtiyacın olan şeyi ben dinlemeye hazırım, çünkü ben bir aptalım ve tek başıma bir çok şey bilmek ve bir çok bakış açısı kazanabilmem imkansız, seni dinlemeye şiddetle ihtiyacım var, ama sen beni dinlemezsen, sözümün ortasında kesersen konuşmamı, seni dinlememin ne anlamı var. hani bir ilber ortaylı gelir, konuşmadan gıkımı çıkarmadan oturur, paşa paşa dinlerim sözlerini, ama sen kimsin ki benim sözümü kesiyorsun ortasında? sanki benle konuşmasını, bana verdiği dersi, bitirdikten sonra gidecek açlığa ya da kuraklığa deva bulacak. sana olabileceğin iki ihtimali söylüyorum; ya benden daha az aptal birisisin ya da benden daha çok aptal birisisin.
özetle; aptal olduğunu kabul etmek, bence şöyle bir şeydir, içindeki cabbar ceval atakan ruh halinden sıyrılıp, karşındakine fırsat verip, onu dinleyerek, anlayabilmek, öğrenmek, ve düşünebilmek, bildiklerini karşılaştırıp yeni bilgiler üretebilme kapasitesi için gerekli olan bir anahtardır.
önce aptal olduğumu farkettim, sonra yavaş yavaş konuşmaya başladım, çok az konuştum, ve de faydalı konuşmalar yaşadım, görüşlerime katıldılar ve de karşı çıktılar, farklı açılardan kendimi değerlendirebildim bir parça ama hiç bir şey olmasa bile konuşmalardan daha bir keyif aldım. böyle evreler yaşamak zorunda değilse de kimse, en azından aptal olduğunu kabul etmenin bir başlangıç olduğuna inanıyorum. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar