bugün
- dem'in bize elektriği parayla satamazsınız demesi19
- kurtar bizi müsavat15
- nervio14
- kızlar çaylak olunca nickaltında ağıt yakan tipler5
- engelli kızı kaçırıp 4 kişinin istismar etmesi10
- tai gay3
- devran dönecek6
- garip başlıklar5
- ülke gündemini umursamamak6
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı26
- sevgilinizin vajinasını yalar mısınız5
- idam cezasının geri gelmesi6
- yeni parti7
- aralıksız 14 dakika boyunca osurmak3
- shell2
- gs yine yanak okşatacak mı2
- 18 ağustos 2026 fenerbahçe lyon maçı15
- meme gerdirme operasyonu8
- sabah yürüyüşü8
- lan ın ingilizcesi4
- cumartesi pazarı4
- güç zehirlenmesi yaşamamak için yapılması gereken5
- ayakkabıları ters giymek4
- bakırköy4
- sözlükteki galatasaraylılar7
- baharın uzayıp yazın gelmemesi2
- okan buruk11
- kemal kılıçdaroğlu4
- victor osimhen16
- ahmet baran yazgan8
- dem seçmeni erdoğan'a oy verir mi2
- meczubun peşinden gitmek4
- rahatın hiç uğramadığı kalp4
- karpuzcu libos panda2
- patates sulusu2
- hayat seks yemek kültür ve sanattır2
- süt ısıtıp içine kahve ve şeker katmak5
- yahudi cesaret madalyalı lider mi olur sorunsalı2
- biranın üstüne rakı içmek6
- jinekomasti olmuş erkeğin göğüsleriyle oynamak3
- kuşbaşılı pide3
- ona bir şey söyle4
- jinekomasti yaptıran sözlük erkekleri3
- damarsız tüysüz manisa yaprağı25
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi21
- z kuşağı5
- anın görüntüsü30
- dursun özbek4
- 13 ağustos 2026 süleymancılara operasyon yapılması2
- toprağı öpen gözyaşları3
alıntıdır.
" Ortadoğu uygarlık tarihi çevreyi yıkım ve inkar tarihidir. Hem maddi ve manevi kültür olarak uygarlık değerleri neolitik toplum değerlerini inkârla (diyalektik anlamda olumsuzlama) oluştuklarından ötürü tarih böyle akışkanlık kazanır. Halbuki neolitik toplum her iki kültür değerleri açısından da ekolojiktir. Manevi dünyasında, dininde çevre canlı ve en yüce değerler olarak kutsallaştırılır.
Maddi üretim araçlarının çoğunu kadın icat etti
Kadın etrafında gelişen beslenme olanakları ekonominin başlangıcıdır. Doğa ve kadın uyumlu bir birlik içindedir. Canlı bir doğal din anlayışı ana tanrıça ile simgeleştirilir. Maddi üretim araçlarının büyük kısmı kadın icatlarıdır. Beslenme ve giyim kültürü de kadın damgasını taşır. Tüm bu değerler uygarlıkla inkâra uğrayacak ve erkeğin hegemonyası altında kâr ve baskı araçlarına dönüştürülecektir. Toprak ana hakir görülecektir. Kutsal kitaplar erkekler için “kadınlar tarlanız, istediğiniz gibi sürün” der.
Devletliler icat ettikleri dinlere inanmadılar
Daha da vahimi Sümer kentleri kar amaçlı toprağı sürekli kullandıklarından tuzlanmaya yol açarak doğal çölleşme tehlikesini suni çölleşme ile besleyip büyütmüşlerdir. Mezopotamya’nın çölleşmesinde uygarlaşmanın rolü çok olumsuzdur. Uygarlığın manevi dünyasında doğa, çevre, toprak hep hakir görülür. Aslında bu yaklaşım ideolojiktir. Zıttına geliştiği tarım-köy toplumunu aşağılamak ve kolayca yönetmek içindir. Uygarlık ideolojik olarak öyle bir dünya imgesi yaratmıştır ki sanki insanlığın düşmanı ve hesap vermesi içindir. Yine Kutsal Kitaplar “orası imtihan yerinizdir sadece” der. Diğer taraftan devletliler bu dünyada kendi cennetlerini yaratırken, icat ettikleri dinlere de hiç inanmamışlardır. Çünkü kendilerinin icat ettiklerini iyi bilmektedirler. Öte yandan jeobiyolojik ortamla iç içe oluşan toplumsal gelişme; uygarlık tarihi ilerledikçe (aslında sürekli geriledikçe olmalıdır) bu özünü ideolojik olarak inkâra zorlanacak, hayali, soyut öte dünya imgeleriyle zıttına dönüştürülecektir.
Kendi özünü inkar eden yaşamı da sürdüremez!
Ekolojik sorunun özü bu gerçeklikte yatmaktadır. Dolayısıyla tam bir toplumsal sorun olduğunu tüm vahametiyle anlayabilmekteyiz. Kendi özünü böyle inkara zorlanan bir toplumun uzun vadede yaşamı sürdürebilir kılması mümkün değildir. iktidar ve sömürü tekellerinin kar mantığı, bunun için geliştirdikleri ideolojik ve askeri savaşlar anti-ekolojik, anti-biyolojik ve anti-toplumsaldır. Günümüzde kapitalist hegemonyanın finans çağında yaşanan bunalım tüm bu gerçeklikleri tüm insanlığın adeta gözüne ve zihnine kazımış bulunmaktadır. Yarattıkları sahte dünyanın kağıt tomarlarından ibaret hale geldiğini herkese açıkça göstermektedir. insanlık, tarihinin hiçbir döneminde bu denli doğaya, yaşama ve topluma yabancılaşmamıştır. Ortadoğu toplumu gerek merkezi uygarlığın kahredici, talancı yüklerini en uzun süre yaşamasından, gerekse jeobiyolojisinin hem doğal hem suni nedenlerle çölleşmeye en yakın bölgelerin başında gelmesinden ötürü sadece sorun yaşanmıyor. Çözümü intiharda bulacak kadar yaşamdan kendi eliyle vazgeçiyor. Daha doğrusu vazgeçirtiliyor."
" Ortadoğu uygarlık tarihi çevreyi yıkım ve inkar tarihidir. Hem maddi ve manevi kültür olarak uygarlık değerleri neolitik toplum değerlerini inkârla (diyalektik anlamda olumsuzlama) oluştuklarından ötürü tarih böyle akışkanlık kazanır. Halbuki neolitik toplum her iki kültür değerleri açısından da ekolojiktir. Manevi dünyasında, dininde çevre canlı ve en yüce değerler olarak kutsallaştırılır.
Maddi üretim araçlarının çoğunu kadın icat etti
Kadın etrafında gelişen beslenme olanakları ekonominin başlangıcıdır. Doğa ve kadın uyumlu bir birlik içindedir. Canlı bir doğal din anlayışı ana tanrıça ile simgeleştirilir. Maddi üretim araçlarının büyük kısmı kadın icatlarıdır. Beslenme ve giyim kültürü de kadın damgasını taşır. Tüm bu değerler uygarlıkla inkâra uğrayacak ve erkeğin hegemonyası altında kâr ve baskı araçlarına dönüştürülecektir. Toprak ana hakir görülecektir. Kutsal kitaplar erkekler için “kadınlar tarlanız, istediğiniz gibi sürün” der.
Devletliler icat ettikleri dinlere inanmadılar
Daha da vahimi Sümer kentleri kar amaçlı toprağı sürekli kullandıklarından tuzlanmaya yol açarak doğal çölleşme tehlikesini suni çölleşme ile besleyip büyütmüşlerdir. Mezopotamya’nın çölleşmesinde uygarlaşmanın rolü çok olumsuzdur. Uygarlığın manevi dünyasında doğa, çevre, toprak hep hakir görülür. Aslında bu yaklaşım ideolojiktir. Zıttına geliştiği tarım-köy toplumunu aşağılamak ve kolayca yönetmek içindir. Uygarlık ideolojik olarak öyle bir dünya imgesi yaratmıştır ki sanki insanlığın düşmanı ve hesap vermesi içindir. Yine Kutsal Kitaplar “orası imtihan yerinizdir sadece” der. Diğer taraftan devletliler bu dünyada kendi cennetlerini yaratırken, icat ettikleri dinlere de hiç inanmamışlardır. Çünkü kendilerinin icat ettiklerini iyi bilmektedirler. Öte yandan jeobiyolojik ortamla iç içe oluşan toplumsal gelişme; uygarlık tarihi ilerledikçe (aslında sürekli geriledikçe olmalıdır) bu özünü ideolojik olarak inkâra zorlanacak, hayali, soyut öte dünya imgeleriyle zıttına dönüştürülecektir.
Kendi özünü inkar eden yaşamı da sürdüremez!
Ekolojik sorunun özü bu gerçeklikte yatmaktadır. Dolayısıyla tam bir toplumsal sorun olduğunu tüm vahametiyle anlayabilmekteyiz. Kendi özünü böyle inkara zorlanan bir toplumun uzun vadede yaşamı sürdürebilir kılması mümkün değildir. iktidar ve sömürü tekellerinin kar mantığı, bunun için geliştirdikleri ideolojik ve askeri savaşlar anti-ekolojik, anti-biyolojik ve anti-toplumsaldır. Günümüzde kapitalist hegemonyanın finans çağında yaşanan bunalım tüm bu gerçeklikleri tüm insanlığın adeta gözüne ve zihnine kazımış bulunmaktadır. Yarattıkları sahte dünyanın kağıt tomarlarından ibaret hale geldiğini herkese açıkça göstermektedir. insanlık, tarihinin hiçbir döneminde bu denli doğaya, yaşama ve topluma yabancılaşmamıştır. Ortadoğu toplumu gerek merkezi uygarlığın kahredici, talancı yüklerini en uzun süre yaşamasından, gerekse jeobiyolojisinin hem doğal hem suni nedenlerle çölleşmeye en yakın bölgelerin başında gelmesinden ötürü sadece sorun yaşanmıyor. Çözümü intiharda bulacak kadar yaşamdan kendi eliyle vazgeçiyor. Daha doğrusu vazgeçirtiliyor."
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar