bugün
- şu anda ne yapıyorsun13
- ayağına kaldırım taşı bağlanan caretta caretta3
- 30 lu yaşlar11
- üstteki yazarın nicki ile akrostiş yaz8
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- erkeklerin kadınsılaşması9
- sözlükte altın günü yapmak11
- yeni insanlarla tanışmak istememek6
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı6
- insanların gözlem yapmaması7
- eşek sucuğu16
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan7
- kız olarak doğmanın muazzam avantajı4
- insanın bu hayattaki amacı17
- 24 yaşında erkek 18 yaşında kız ilişkisi4
- trumpın savaşı eline yüzüne bulaştırması4
- sigara içen erkek karizması3
- kimseyi memnun edememek12
- üşenirken yapılan saçmalıklar7
- aşık yorguni10
- bir kezonun elinden zehir olsa yemek5
- kamp yapmayı seven kadın2
- şirinevler8
- maldivler6
- insanların gözleme yapmaması4
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması12
- tuborg kırmızı seven kız4
- flörtlerin ilişkiye dönmeme sebebi11
- kızartma yağından sabun yapmak8
- karılara kösnül bakışlar atmak3
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle9
- dünyanın en güzel omleti5
- flört edinmek7
- yarın iş olması4
- sosyalleşmekten kaçan insan4
- biraderleri üst üste koymak7
- uludağ sözlüğün cenaze namazı6
- ankastre bozukluğu4
- allah6
- üstteki yazar ne yapıyor5
- eşe mi pahalı hediye alınır metrese mi sorunsalı6
- arda güler egosu2
- yirmili yaşlar2
- iran'a saldiri var ameri kan pornosuna hayir2
- 20 li yaşların çabuk geçmesi12
- şeytan5
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- dengesiz biri olmak2
- sedat pekmez bey reyizin dönmüş olması6
- a milli takıma 15 milyon euro prim verilmesi10
"Ne savcılıkta, ne Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde ne de cezaevinde alınan ifadelerin hiçbiri benim ifadelerim değildir. Beni kullanmaya çalıştılar. Ben burada bulunan kişilere (Ergenekon sanıklarına) komplo kurulması için hazırlandım. Bu dosyanın yaratılması için yaşımı büyüttüler. Aslında 1992 doğumluyum ama 1988 doğumlu olarak görünüyorum."
.
.
.
"15-20 gün sonra irtibatlı olduğum polislerle çok yoğun görüşmeler yaşadık. Yapılacakları bana anlattılar. Büyük tehditler altında bu insanların (Ergenekon sanıklarının) yaıklması için kurban edildim. ilk önce Bayrampaşa'da bir bombalama olayı üstlendirttiler. Bu başarısız oldu. Olay yerini gösteremediğim için Cumhuriyet Savcısı 'Bu işi sen yapmış olamazsın' dedi ve serbest bıraktı."
.
.
.
"Ergenekon olayı ortaya çıkınca birden biri ortaya Cumhuriyet Gazetesi'ni attı. Cumhuriyet gazetesi'ne bomba atılmasını örnek alıp biz de bomba atacaktık. Başta kabul ettim ama patlayınca neler yaşanacağı konusunda tereffütler yaşadım. Sivil polisler bana el bombası verdi; ama sonra molotof atılmasına karar verdik. Molotofu attıktan sonra benim yakalanmam gerekiyordu. Attıktan sonra gittim evimde yattım. 5 saat sonra polisler geldi, sanki arkadaşlarımla takılmaya gidiyormuşum gibi beni evden teslim aldılar."
.
.
.
"Bana da 2 bin lira, 3 bin lira para veriyorlardı. Bu paralar anneannem adına yatıyordu. tamamını da polisler yatırdı. 4 yılda toplam 15-16 bin lira para yatırmışlardır. Hesaplarım incelensin. Bu olay olduktan sonra anneanneme de 150 bin lira yatırdılar. Anlaşmamız o yöndeydi."
.
.
.
"Çete değil, örgüt olması için dosyaya adam gerekliydi. ifadem alınırken senaryoyu yazdılar. Orda işin içine Emre Boğaç girdi. Sonra da hiç ismini duymadığım, kendisini görmediğim Boğaç Kaan Murathan'ın fotoğraflarını gösterdiler. 'Tutuklandıktan sonra da gazeteye Sedat Peker parmağı var diye bir haber yaptıracağız. Haberi gördükten sonra savcılığa dilekçe yaz' dediler. Posta Gazetesi'nde haberi görünce dilekçe yazdım. 3-4 gün sonra Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık beni çağırdı. Herkesi odadan çıkardı. O da yapması gerekeni yaptı ve sonra sanıklar dosyaya daha ayrıntılı bir biçimde girdi. işin içine Güseyin Görüm ve Veli Küçük de katıldı"
.
.
.
(Ergenekonla birleştirilmeden önce istanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın gizli oturumunda)
"Dilekçe vermemi ve gizli oturum istememi söylediler. Gizli oturumda saldırıyı yapmamdaki amacı sordular. Ben de bu davanın amacının siyasi olduğunu söyledim. Çünkü Ergenekon'la bağlanması gerekiyordu. ilk başta Cumhuriyet Gazetesi'nin seçilme nedeni de Ergenekon'dur. Ben de onların amaçlarına hizmet ettiğim için suçluyum."
.
.
.
"Ben hayatımda ne tanırım Veli Küçük'ü. Ama adam bana geliyor Veli Küçük hakkında şöyle demen lazım diyor. Bunlar istanbul Emniyet Müdürlüğü içinde örgütlenmiş çetenin ürünüdür. Bu insanların burada olmasının sebebi de budur. Buna dur demezseniz, bu yapılanlar nice insana da yapılabilir. Emniyet içinde öyle bir örgüt var ki, yarattıkları Ergenekon'un 50 misli güçte. Burada yargılanması gerekenler bu komployu tezgahlayanlardır"
.
.
.
Oturum Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Şinal'ın Emniyet'te verdiği ifadesini okumaya başladı. Şinal, Özese'nin sözünü keserek bir açıklama yapmak istediğini belirtince duruşma salonunda hararetli bir tartışma yaşandı. Tartışma sırasında Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu ve Özese'nin fazla sinirlenmesi dikkat çekti. Tartışma şöyle gelişti:
Şinal:
Aydınlık Dergisi'nde Beşiktaş Terör Örgütü diye bir şey gördüm. Bu çok doğru bir tespit. Emniyet içinde 4-5 kişi 'Hadi örgüt kuralım' demiyor; savcılar da dahil çok büyük bir yapılanma var. Çok büyük bir örgüt.
Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu:
Biraz frene basın. Beşiktaş Terör Örgütü falan... Laflara dikkat edin.
Şinal:
Zorunuza gitmesin.
Doğu Perinçek:
Korkutmayın. Biz bu Beşiktaş Terör Örgütü haberine açılan davadan beraat ettik.
Oturum Başkanı Hasan Hüseyin Özese:
Mahkemeyi töhmet altında bırakmayın.
Haşıloğlu:
20 yaşında olan bir çocuğun bunları ifade etmesi normal değil. Dinle beni. Öyle hareket etme.
Özese:
Teknik elemana kızarak; "Mikrofonu açma. Niye açtınız mikrofonu?" (Şinal'a) Mahkemede 1 buçuk ay önce polisleri savunuyordun. Ne oldu sonra? ifadelerin neden bu kadar çelişti?
Şinal:
Benim polislerle bir irtibatım var ki ben onları savunuyorum. Ama bu fay hattı kırılmıştır. Kabul ediyorum. Çünkü ben onların adamıyım. Bugün özgürüm. Bugün koltuğa Köksal Şengün oturmuyor. Beraat verenler hakim de siz hakim değil misiniz? Emniyet beni kullandı. Ben (Duruşma salonundaki sanıkları göstererek) 'Bu adamlar Emniyet'in memurlarını yakmak istiyorlar' dedim. Evet. Çünkü ben onların adamıydım. Ben, 16 yaşında bir çocuktum. Anam yok, babam yok. Ne yapabilirdim?
Özese:
Bunlar sizin kişiliğinizi etkileyebilir ama biz maddi gerçeği istiyoruz.
Şinal:
Gerçekleri söylüyorum, Haşıloğlu alınıyor.
Özese:
Emniyet ifadelerinizi okumaya devam ediyorum.
Şinal:
Okuyun efendim. Ben çok rahatım, siz de rahat olun
ayrıca: http://www.odatv.com/n.ph...polisler-verdi-0508111200
.
.
.
"15-20 gün sonra irtibatlı olduğum polislerle çok yoğun görüşmeler yaşadık. Yapılacakları bana anlattılar. Büyük tehditler altında bu insanların (Ergenekon sanıklarının) yaıklması için kurban edildim. ilk önce Bayrampaşa'da bir bombalama olayı üstlendirttiler. Bu başarısız oldu. Olay yerini gösteremediğim için Cumhuriyet Savcısı 'Bu işi sen yapmış olamazsın' dedi ve serbest bıraktı."
.
.
.
"Ergenekon olayı ortaya çıkınca birden biri ortaya Cumhuriyet Gazetesi'ni attı. Cumhuriyet gazetesi'ne bomba atılmasını örnek alıp biz de bomba atacaktık. Başta kabul ettim ama patlayınca neler yaşanacağı konusunda tereffütler yaşadım. Sivil polisler bana el bombası verdi; ama sonra molotof atılmasına karar verdik. Molotofu attıktan sonra benim yakalanmam gerekiyordu. Attıktan sonra gittim evimde yattım. 5 saat sonra polisler geldi, sanki arkadaşlarımla takılmaya gidiyormuşum gibi beni evden teslim aldılar."
.
.
.
"Bana da 2 bin lira, 3 bin lira para veriyorlardı. Bu paralar anneannem adına yatıyordu. tamamını da polisler yatırdı. 4 yılda toplam 15-16 bin lira para yatırmışlardır. Hesaplarım incelensin. Bu olay olduktan sonra anneanneme de 150 bin lira yatırdılar. Anlaşmamız o yöndeydi."
.
.
.
"Çete değil, örgüt olması için dosyaya adam gerekliydi. ifadem alınırken senaryoyu yazdılar. Orda işin içine Emre Boğaç girdi. Sonra da hiç ismini duymadığım, kendisini görmediğim Boğaç Kaan Murathan'ın fotoğraflarını gösterdiler. 'Tutuklandıktan sonra da gazeteye Sedat Peker parmağı var diye bir haber yaptıracağız. Haberi gördükten sonra savcılığa dilekçe yaz' dediler. Posta Gazetesi'nde haberi görünce dilekçe yazdım. 3-4 gün sonra Cumhuriyet Savcısı Kadir Altınışık beni çağırdı. Herkesi odadan çıkardı. O da yapması gerekeni yaptı ve sonra sanıklar dosyaya daha ayrıntılı bir biçimde girdi. işin içine Güseyin Görüm ve Veli Küçük de katıldı"
.
.
.
(Ergenekonla birleştirilmeden önce istanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın gizli oturumunda)
"Dilekçe vermemi ve gizli oturum istememi söylediler. Gizli oturumda saldırıyı yapmamdaki amacı sordular. Ben de bu davanın amacının siyasi olduğunu söyledim. Çünkü Ergenekon'la bağlanması gerekiyordu. ilk başta Cumhuriyet Gazetesi'nin seçilme nedeni de Ergenekon'dur. Ben de onların amaçlarına hizmet ettiğim için suçluyum."
.
.
.
"Ben hayatımda ne tanırım Veli Küçük'ü. Ama adam bana geliyor Veli Küçük hakkında şöyle demen lazım diyor. Bunlar istanbul Emniyet Müdürlüğü içinde örgütlenmiş çetenin ürünüdür. Bu insanların burada olmasının sebebi de budur. Buna dur demezseniz, bu yapılanlar nice insana da yapılabilir. Emniyet içinde öyle bir örgüt var ki, yarattıkları Ergenekon'un 50 misli güçte. Burada yargılanması gerekenler bu komployu tezgahlayanlardır"
.
.
.
Oturum Başkanı Hasan Hüseyin Özese, Şinal'ın Emniyet'te verdiği ifadesini okumaya başladı. Şinal, Özese'nin sözünü keserek bir açıklama yapmak istediğini belirtince duruşma salonunda hararetli bir tartışma yaşandı. Tartışma sırasında Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu ve Özese'nin fazla sinirlenmesi dikkat çekti. Tartışma şöyle gelişti:
Şinal:
Aydınlık Dergisi'nde Beşiktaş Terör Örgütü diye bir şey gördüm. Bu çok doğru bir tespit. Emniyet içinde 4-5 kişi 'Hadi örgüt kuralım' demiyor; savcılar da dahil çok büyük bir yapılanma var. Çok büyük bir örgüt.
Üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu:
Biraz frene basın. Beşiktaş Terör Örgütü falan... Laflara dikkat edin.
Şinal:
Zorunuza gitmesin.
Doğu Perinçek:
Korkutmayın. Biz bu Beşiktaş Terör Örgütü haberine açılan davadan beraat ettik.
Oturum Başkanı Hasan Hüseyin Özese:
Mahkemeyi töhmet altında bırakmayın.
Haşıloğlu:
20 yaşında olan bir çocuğun bunları ifade etmesi normal değil. Dinle beni. Öyle hareket etme.
Özese:
Teknik elemana kızarak; "Mikrofonu açma. Niye açtınız mikrofonu?" (Şinal'a) Mahkemede 1 buçuk ay önce polisleri savunuyordun. Ne oldu sonra? ifadelerin neden bu kadar çelişti?
Şinal:
Benim polislerle bir irtibatım var ki ben onları savunuyorum. Ama bu fay hattı kırılmıştır. Kabul ediyorum. Çünkü ben onların adamıyım. Bugün özgürüm. Bugün koltuğa Köksal Şengün oturmuyor. Beraat verenler hakim de siz hakim değil misiniz? Emniyet beni kullandı. Ben (Duruşma salonundaki sanıkları göstererek) 'Bu adamlar Emniyet'in memurlarını yakmak istiyorlar' dedim. Evet. Çünkü ben onların adamıydım. Ben, 16 yaşında bir çocuktum. Anam yok, babam yok. Ne yapabilirdim?
Özese:
Bunlar sizin kişiliğinizi etkileyebilir ama biz maddi gerçeği istiyoruz.
Şinal:
Gerçekleri söylüyorum, Haşıloğlu alınıyor.
Özese:
Emniyet ifadelerinizi okumaya devam ediyorum.
Şinal:
Okuyun efendim. Ben çok rahatım, siz de rahat olun
ayrıca: http://www.odatv.com/n.ph...polisler-verdi-0508111200
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar