bugün
- eskortluk yapan sözlük yazarı30
- queen ravenna büyücülük okulu16
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler57
- sözlüğün tat vermemesi13
- arkadaşlar burçlar yalan çıktı8
- amin güzelmiş diyen tip9
- canın tatlı çekmesi4
- yogartiksen29
- türkiye14
- verginin hırsızlık olup olmaması5
- karı kız için sözlüğe gelen tipler3
- sözlüğün artık ciddiyetini yitirmesi9
- saati 10 bin tl diyen tip3
- whatsapptan gelen mesajları cevaplamayan erkek5
- hoşlanılan kıza düdüklü tencere hediye etmek3
- izmirbeyefendisi4
- exlerle arkadaş kalmak8
- zamanda ileri gitmek2
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek49
- ilkokul bebesine türbanı savunmak62
- flörte durduk yere sövmek3
- sarı teker kod adlı eskort3
- yılmaz güney adamlığı12
- sevilmeyen yazarın kellesini koparıp itlere atmak4
- twitterda 60 bin twit yazmış esrarengiz adam3
- fake hesabı ifşa olan sözlük kezbanı6
- muğla'nın akp'ye geçmesi5
- cinler aleminde ghosting kavramı4
- cnn türk'ün tunceli'ye dersim demesi5
- kelebek dövmeli erkekler2
- evdeki cinlerden kira istemek4
- arap adam olsaydı6
- escort olmaya karar vermek2
- cezaevine girmek için rte'ye hakaret eden adam11
- gece gelen bunalım2
- verirsen yalarım diyen tip4
- futbol14
- sinem dedetaş'ın ahında boğulacaksınız20
- escortluk yapan yazarın gecelik fiyatı2
- sözlükteki bölücüler16
- gammazla gammazla bitmiyor3
- düdüklü tencere kullanmayı bilen yazarlar2
- instagramda 1000 erkeğin takip ettiği kız2
- düdüklü tencere2
- çorum 2 rizespor 12
- insan ilişkilerinde sık yapılan hatalar6
- sözlük kapatılsın9
- kafede ders çalışan tipler4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı74
- romanya11
Bir kadının doktorundan duyacağı en korkutucu ve dehşet verici cümleler arasında "mamografinizde kanser şüphesi var" ve "biopsi sonucunuzda kanser tesbit edildi" ön sıralarda gelir.
Meme kanseri düşüncesi ameliyat, ölüm, vücut şeklinin bozulması, seksüalite kaybolması gibi bir çok korkuyu ortaya çıkarır. Bu korkuların giderilmesi bilgi ve eğitim ile sağlanabilir, böylece her kadın sağlığı için gerekli en iyi kararları verebilir. Bu konuların hasta ile doktoru arasında birebir konuşulması en uygun yoldur, bunu kansere yakalanmış hastanın ve ailesinin meme kanseri tedavisi ve takibi açısından en iyi şekilde bilgilendirilmesi izlemelidir.
Günümüzde her 8 kadından birinde meme kanseri oluşmaktadır. Meme kanseri nedeni bilinmemektedir, buna karşılık bazı risk faktörleri belirlenmiştir. Meme kanseri kendi kendini muayene veya doktor muayenesi, mamografi, ultrasonografi ve biopsi ile teşhis edilir.
Meme kanserinin diğer dokulara yayılım (metastaz) kapasitesi birbirinden farklı olan birçok tipi vardır.
Meme kanserinin tedavisi kanserin tipine ve memedeki yerleşim yerine olduğu kadar, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre planlanır.
Her kadın 35-40 yaşlar arsında bir mamografi çektirmelidir, 40-50 yaşlar arasında iki yılda bir, 50 yaştan sonra ise her yıl mamografi çektirilmelidir.
KiMLER MEME KANSERi RiSKi TAŞIR?
Genel olarak her 8 kadından birisinde meme kanseri gelişmektedir. Meme kanserinin kesin nedeni bilinmemektedir, büyük ihtimalle genetik, çevresel, beslenmeyle ilgili ve hormonal birçok nedeni içermektedir.
Meme kanseri sosyoekonomik durumu daha yüksek kadınlarda, doğum yapmamışlarda ve şehirlerde yaşayanlarda daha sık görülmektedir.
Meme kanseri için en belirgin riskler yaş ve cinsiyettir. Erkeklerde de meme kanseri oluşabilir, ancak kadınlarda erkeklere göre 200 misli daha çok meme kanseri oluşmaktadır.Yaş ilerledikce meme kanseri oluşma riski artar. Meme kanseri 50 yaşındaki kadınlarda 20 yaştakilere oranla 400 misli fazla görülmektedir.
Ailesinde meme kanseri öyküsü olması bir kadındaki meme kanseri riskini 3 ila 5 misli arttırır. Bazı ailelerde bir meme kanseri geni (BRCA 1 ve 2) tesbit dilmiştir. Kromozomlarında bu geni taşıyan kadınların %85'inde meme veya over (yumurtalık) kanseri veya her ikisi birden oluşmaktadır. Bu kanserlerin yarısı da 50 yaştan önce oluşmaktadır. Bu genin tüm meme kanseri vakalarının yalnızca % 2 ila 4'ünden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Günümüzde bu genlerin tesbiti yalnızca belli araştırma merkezlerinde yapılabilmektedir.
ilk adet yaşı 12'den küçük olanlarda, menapoza 55 yaşından sonra girenlerde ve ilk çocuk doğuma yaşı 30'un üzerinde olan kadınlarda meme kanseri oluşma riski biraz daha fazladır.(Normal riskin iki mislinden daha azdır). Gebelik ve emzirmenin meme kanserinden koruyucu etkisi vardır. Bazı araştırmalar hormon tedavilerinin ve doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini çok az oranda arttırdığını göstermiştir, ancak bu durum tüm çalışmalarda teyid edilememiştir.
Menapoz döneminde menapozla ilgili yakınmaları azaltmak, kemik erimesini ve kardiovasküler riskleri azaltmak amacı ile hormon tedavisi yapılmasının da meme kanseri riskini arttırabildiği gösterilmiştir.
MEME KANSERiNiN BULGULARI NELERDiR?
Maalesef meme kanseri erken dönemlerde hiçbir bulgu vermez, bu nedenle düzenli muayene ve mamografik kontroller çok önemlidir. Memedeki bir tümör büyüdükçe bazı bulgular oluşmaya başlar. Bunlar :
-Memede veya koltuk altında kitle,sertlik veya kalınlaşmalar
-Memenin büyüklügünde ve şeklinde değişiklikler
-Meme başından akıntı gelmesi veya meme başının içeriye çökmesi
-Meme derisinde veya meme başında kızarıklık veya kabuklanma
-Meme derisinde portakal kabuğu şeklinde çöküntülü görünüm
Bu bulguların olması mutlaka meme kanseri olduğu anlamına gelmez, ancak mutlaka bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayeneyi gerektirir.
MEME KANSERi NASIL TEŞHiS EDiLiR?
Günümüzde mamografi ve meme muayenesi, meme kanseri taramasının esaslarını teşkil eder. Mamografi memenin X ışınları ile filminin çekilmesi demektir. Mamografi sayesinde henüz muayenede ele gelmeyecek kadar küçük meme kanserlerinin tesbiti imkanı vardır. Meme kanserlarinin % 85-90'ı mamografi ile tesbit edilebilir. Meme kanserlerinin yaklaşık % 10-15'i ise mamografi ile görülemez ancak elle meme muayenesi ile tesbit edilebilir. Tüm meme kanserleri mamografi ile tesbit edilemediğinden kadınların meme kanseri yönünden düzenli olarak muayene edilmesi çok önemlidir. Meme muayenesi her kadın tarafından memenin kendi kendini muayene yöntemi ile her ay yapılması şeklinde ve düzenli olarak yıllık doktor kontrolleri ile yapılmalıdır. Memenin kendi kendine muayenesi için en uygun zaman mensturasyon bittikten sonraki üçüncü gündür. Muayenede alıştığının dışında herhangi bir bulgu saptayan kadın derhal doktora başvurmalıdır.
Bir diğer teşhis yöntemi de ses dalgaları ile vücut içindeki yapıları görüntüleyen ultrasonografidir. Ultrasonografi memedeki solid, yani katı kitleler ile kistlerin, yani içi sıvı dolu kitlelerin ayrılmasında kullanılır. Kist içerisindeki sıvıdaki hücrelerin analizi için bu sıvı enjektörle çekilebilir. Memede kanser şüphesi olan bir bölge saptandığında kesin tanı koymak için biopsi, yani bir kısım dokunun mikroskopta incelenmesi amacı ile alınması işlemi yapılır. Bu işlem iğne ile veya cerrahi yolla yapılabilir. Şüphe nedeni ile yapılan biopsilerin % 80'inde kanser olmadığı, % 20 vakada kanserle karşılaşıldığı saptanmıştır.
Mamografi ve ultrasonografi yanında meme kanseri teşhisinde gerektiğinde MR, duktoskopi yani meme başından çok ince optik aletlerle girilerek süt kanallarının gözle görülmesi,duktal lavaj yani süt kanallarının yıkanarak içeriğinin mikroskopta incelenmesi, tomografi, PET scan gibi daha ileri tetkikler de kullanılmaktadır.
MEMENiN YAPISI NASILDIR?
Meme kanseri deyimi tek bir hastalığı değil, memede oluşan değişik tiplerde birçok kanseri tariflemek için kullanılan genel bir isimdir. Her farklı meme kanserinin farklı davranış şekilleri ve farklı prognozları vardır. Değişik kanser çeşitlerinden ve nasıl tedavi edildiklerinden bahsetmeden önce meme ile ilgili bazı temel bilgileri aktarmakta fayda olacaktır.
Meme, vücudun süt oluşturmak için şekillendirilmiş bir organıdır. Memede sütü oluşturan lobuller denen bezler vardır. Ayrıca sütü bu bezlerden meme başına değin taşıyan ve duktus adı verilen ince yollar veya kanallar mevcuttur.
Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu bu duktus veya lobüllerden başlar ve başladıkları yere göre isimlendirilirler. (mesela duktal karsinom veya lobuler karsinom gibi). Memedeki lobul ve duktuslar etraflarını saran yağlı doku ve ligamentlerle desteklenmektedirler.
Memede aynı zamanda kan damarları ve lenf kanalları da mevcuttur. Lenf kanalları, kan damarlarına benzeyen küçük, ince kanallardır. Bunlar doku suyunu toplar ve taşırlar. Bu sıvı da sonuçta kan dolaşımına katılır. Meme doku sıvısı bu lenfatik kanallar yolu ile koltuk altındaki lenf düğümlerine taşınır. Lenf düğümleri, lenf kanallarının girdiği ufak nodüllerdir. Bunlar lenf sıvısını filtre eder ve lenf sıvısının içerisine girmiş olan bakterilerin veya kanser hücrelerinin daha ileriye gitmesini engelleyen bir bariyer olarak vazife görürler. Ancak lenf düğümleri kanser hücrelerini süzmekte tam olarak etkili değillerdir ve bunlara rağmen hücreler vücudun başka yerlerine gidebilirler. Kanser hücreleri bir kez lenf kanallarına veya kan dolaşımına girmeyi başardıklarında vücudun herhangi bir yerine yayılma yani metastaz yapma potansiyelini kazanmış olurlar. Meme kanseri hücreleri genellikle kemik, akciğerler, karaciğer ve beyne yayılırlar.
Meme kanserleri ayrıca invazif (infiltran) veya non-invazif (in-situ) olarak da sınıflandırılırlar. invaziflik,kanser vakalarında kanser hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine yayılabilme yani metastaz yapma özelliğini ifade eder. Eğer bir kanser invazif ise vücudun diğer organlarına direkt olarak veya kan ve lenf sıvısı yolu ile yayılabilme kapasitesi var demektir. Non invazif kanserler (in-situ kanser) mikroskobik kriterlerle tanınan ve vücudun başka bölgelerine yayılma özelliklerinin olmadığı tanımlanan kanserlerdir. *
Meme kanseri düşüncesi ameliyat, ölüm, vücut şeklinin bozulması, seksüalite kaybolması gibi bir çok korkuyu ortaya çıkarır. Bu korkuların giderilmesi bilgi ve eğitim ile sağlanabilir, böylece her kadın sağlığı için gerekli en iyi kararları verebilir. Bu konuların hasta ile doktoru arasında birebir konuşulması en uygun yoldur, bunu kansere yakalanmış hastanın ve ailesinin meme kanseri tedavisi ve takibi açısından en iyi şekilde bilgilendirilmesi izlemelidir.
Günümüzde her 8 kadından birinde meme kanseri oluşmaktadır. Meme kanseri nedeni bilinmemektedir, buna karşılık bazı risk faktörleri belirlenmiştir. Meme kanseri kendi kendini muayene veya doktor muayenesi, mamografi, ultrasonografi ve biopsi ile teşhis edilir.
Meme kanserinin diğer dokulara yayılım (metastaz) kapasitesi birbirinden farklı olan birçok tipi vardır.
Meme kanserinin tedavisi kanserin tipine ve memedeki yerleşim yerine olduğu kadar, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna göre planlanır.
Her kadın 35-40 yaşlar arsında bir mamografi çektirmelidir, 40-50 yaşlar arasında iki yılda bir, 50 yaştan sonra ise her yıl mamografi çektirilmelidir.
KiMLER MEME KANSERi RiSKi TAŞIR?
Genel olarak her 8 kadından birisinde meme kanseri gelişmektedir. Meme kanserinin kesin nedeni bilinmemektedir, büyük ihtimalle genetik, çevresel, beslenmeyle ilgili ve hormonal birçok nedeni içermektedir.
Meme kanseri sosyoekonomik durumu daha yüksek kadınlarda, doğum yapmamışlarda ve şehirlerde yaşayanlarda daha sık görülmektedir.
Meme kanseri için en belirgin riskler yaş ve cinsiyettir. Erkeklerde de meme kanseri oluşabilir, ancak kadınlarda erkeklere göre 200 misli daha çok meme kanseri oluşmaktadır.Yaş ilerledikce meme kanseri oluşma riski artar. Meme kanseri 50 yaşındaki kadınlarda 20 yaştakilere oranla 400 misli fazla görülmektedir.
Ailesinde meme kanseri öyküsü olması bir kadındaki meme kanseri riskini 3 ila 5 misli arttırır. Bazı ailelerde bir meme kanseri geni (BRCA 1 ve 2) tesbit dilmiştir. Kromozomlarında bu geni taşıyan kadınların %85'inde meme veya over (yumurtalık) kanseri veya her ikisi birden oluşmaktadır. Bu kanserlerin yarısı da 50 yaştan önce oluşmaktadır. Bu genin tüm meme kanseri vakalarının yalnızca % 2 ila 4'ünden sorumlu olduğu düşünülmektedir. Günümüzde bu genlerin tesbiti yalnızca belli araştırma merkezlerinde yapılabilmektedir.
ilk adet yaşı 12'den küçük olanlarda, menapoza 55 yaşından sonra girenlerde ve ilk çocuk doğuma yaşı 30'un üzerinde olan kadınlarda meme kanseri oluşma riski biraz daha fazladır.(Normal riskin iki mislinden daha azdır). Gebelik ve emzirmenin meme kanserinden koruyucu etkisi vardır. Bazı araştırmalar hormon tedavilerinin ve doğum kontrol haplarının meme kanseri riskini çok az oranda arttırdığını göstermiştir, ancak bu durum tüm çalışmalarda teyid edilememiştir.
Menapoz döneminde menapozla ilgili yakınmaları azaltmak, kemik erimesini ve kardiovasküler riskleri azaltmak amacı ile hormon tedavisi yapılmasının da meme kanseri riskini arttırabildiği gösterilmiştir.
MEME KANSERiNiN BULGULARI NELERDiR?
Maalesef meme kanseri erken dönemlerde hiçbir bulgu vermez, bu nedenle düzenli muayene ve mamografik kontroller çok önemlidir. Memedeki bir tümör büyüdükçe bazı bulgular oluşmaya başlar. Bunlar :
-Memede veya koltuk altında kitle,sertlik veya kalınlaşmalar
-Memenin büyüklügünde ve şeklinde değişiklikler
-Meme başından akıntı gelmesi veya meme başının içeriye çökmesi
-Meme derisinde veya meme başında kızarıklık veya kabuklanma
-Meme derisinde portakal kabuğu şeklinde çöküntülü görünüm
Bu bulguların olması mutlaka meme kanseri olduğu anlamına gelmez, ancak mutlaka bir genel cerrahi uzmanı tarafından muayeneyi gerektirir.
MEME KANSERi NASIL TEŞHiS EDiLiR?
Günümüzde mamografi ve meme muayenesi, meme kanseri taramasının esaslarını teşkil eder. Mamografi memenin X ışınları ile filminin çekilmesi demektir. Mamografi sayesinde henüz muayenede ele gelmeyecek kadar küçük meme kanserlerinin tesbiti imkanı vardır. Meme kanserlarinin % 85-90'ı mamografi ile tesbit edilebilir. Meme kanserlerinin yaklaşık % 10-15'i ise mamografi ile görülemez ancak elle meme muayenesi ile tesbit edilebilir. Tüm meme kanserleri mamografi ile tesbit edilemediğinden kadınların meme kanseri yönünden düzenli olarak muayene edilmesi çok önemlidir. Meme muayenesi her kadın tarafından memenin kendi kendini muayene yöntemi ile her ay yapılması şeklinde ve düzenli olarak yıllık doktor kontrolleri ile yapılmalıdır. Memenin kendi kendine muayenesi için en uygun zaman mensturasyon bittikten sonraki üçüncü gündür. Muayenede alıştığının dışında herhangi bir bulgu saptayan kadın derhal doktora başvurmalıdır.
Bir diğer teşhis yöntemi de ses dalgaları ile vücut içindeki yapıları görüntüleyen ultrasonografidir. Ultrasonografi memedeki solid, yani katı kitleler ile kistlerin, yani içi sıvı dolu kitlelerin ayrılmasında kullanılır. Kist içerisindeki sıvıdaki hücrelerin analizi için bu sıvı enjektörle çekilebilir. Memede kanser şüphesi olan bir bölge saptandığında kesin tanı koymak için biopsi, yani bir kısım dokunun mikroskopta incelenmesi amacı ile alınması işlemi yapılır. Bu işlem iğne ile veya cerrahi yolla yapılabilir. Şüphe nedeni ile yapılan biopsilerin % 80'inde kanser olmadığı, % 20 vakada kanserle karşılaşıldığı saptanmıştır.
Mamografi ve ultrasonografi yanında meme kanseri teşhisinde gerektiğinde MR, duktoskopi yani meme başından çok ince optik aletlerle girilerek süt kanallarının gözle görülmesi,duktal lavaj yani süt kanallarının yıkanarak içeriğinin mikroskopta incelenmesi, tomografi, PET scan gibi daha ileri tetkikler de kullanılmaktadır.
MEMENiN YAPISI NASILDIR?
Meme kanseri deyimi tek bir hastalığı değil, memede oluşan değişik tiplerde birçok kanseri tariflemek için kullanılan genel bir isimdir. Her farklı meme kanserinin farklı davranış şekilleri ve farklı prognozları vardır. Değişik kanser çeşitlerinden ve nasıl tedavi edildiklerinden bahsetmeden önce meme ile ilgili bazı temel bilgileri aktarmakta fayda olacaktır.
Meme, vücudun süt oluşturmak için şekillendirilmiş bir organıdır. Memede sütü oluşturan lobuller denen bezler vardır. Ayrıca sütü bu bezlerden meme başına değin taşıyan ve duktus adı verilen ince yollar veya kanallar mevcuttur.
Meme kanserlerinin büyük çoğunluğu bu duktus veya lobüllerden başlar ve başladıkları yere göre isimlendirilirler. (mesela duktal karsinom veya lobuler karsinom gibi). Memedeki lobul ve duktuslar etraflarını saran yağlı doku ve ligamentlerle desteklenmektedirler.
Memede aynı zamanda kan damarları ve lenf kanalları da mevcuttur. Lenf kanalları, kan damarlarına benzeyen küçük, ince kanallardır. Bunlar doku suyunu toplar ve taşırlar. Bu sıvı da sonuçta kan dolaşımına katılır. Meme doku sıvısı bu lenfatik kanallar yolu ile koltuk altındaki lenf düğümlerine taşınır. Lenf düğümleri, lenf kanallarının girdiği ufak nodüllerdir. Bunlar lenf sıvısını filtre eder ve lenf sıvısının içerisine girmiş olan bakterilerin veya kanser hücrelerinin daha ileriye gitmesini engelleyen bir bariyer olarak vazife görürler. Ancak lenf düğümleri kanser hücrelerini süzmekte tam olarak etkili değillerdir ve bunlara rağmen hücreler vücudun başka yerlerine gidebilirler. Kanser hücreleri bir kez lenf kanallarına veya kan dolaşımına girmeyi başardıklarında vücudun herhangi bir yerine yayılma yani metastaz yapma potansiyelini kazanmış olurlar. Meme kanseri hücreleri genellikle kemik, akciğerler, karaciğer ve beyne yayılırlar.
Meme kanserleri ayrıca invazif (infiltran) veya non-invazif (in-situ) olarak da sınıflandırılırlar. invaziflik,kanser vakalarında kanser hücrelerinin vücudun diğer bölgelerine yayılabilme yani metastaz yapma özelliğini ifade eder. Eğer bir kanser invazif ise vücudun diğer organlarına direkt olarak veya kan ve lenf sıvısı yolu ile yayılabilme kapasitesi var demektir. Non invazif kanserler (in-situ kanser) mikroskobik kriterlerle tanınan ve vücudun başka bölgelerine yayılma özelliklerinin olmadığı tanımlanan kanserlerdir. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar