bugün

85 liler

1985...
ülke kaosunun sustuğu daha doğrusu susturulduğu dönemin çocuklarıydık biz...
barış abinin adam olacak çocuk programı ile açardık gözlerimizi her sabah, adam olduk da aslında... öğretmen olduk, doktor olduk,tüccar olduk, esnaf olduk... çünkü adam olmayı öğrendik barış abimizden... çıkamadık belki programa ama çok defa hayal ettik kendimizi o mikrofonun karşısında... pokemon, bakugan değildi bizim derdimiz anne babamıza saygılı mıydık dişlerimizi yatmadan önce fırçalıyor muyduk kitap okuyor muyduk??? barış abimiz bize bunları sorar olumlu cevaplar beklerdi bizden. bizde öyle olmaya çalışırdık gücümüz yettiği kadar...
öğleden sonra uyumak istemezdik hiç annemiz yanımızda olsun diye uzanırdık hep o yatağa ama uyumazdık bilirdik uyursak annemiz kalkacaktı yanımızdan işi gücü vardı evi geçindirmek zordu...
akşamüstü uyandığımızda aklımıza ilk gelen şey dışarı çıkmak olurdu. annemizin salçalı ekmeğini kaptığımız gibi fırlardık sokağa... ne bir hamburgerin ne de bir pizzanın tadını bilirdik ama salçalı ekmek gibisi de yok derdik...
saklambaç, alçak yüksek, körebe, yakalama oyunları oynardık... tekerlemeler bilirdik, şarkılar söylerdik, küçüktük ama sohbet ederdik arkdaşlarımızla benim babam senin babanı döver hatta benim bir amcam var herkesi döver derdik, eğlenirdik işte... ama konuşurduk internete takılma şansımız yoktu sessiz kalma şansımız hele hiç yoktu...
renk renk bilyelerimiz vardı en güzel bilyeyi kazanma savaşının galibi olurduk çoğu zaman...
hasan bakkal cıvıl cıvıl döşerdi dükkanını ama annem paramız yok çocuğum sana çikolata alırsak akşam ne yiyeceğiz baban aç gelecek derdi de hak verirdik annemize susardık akşam yemeğini düşünürdük, yerlere yatıp ağlamazdık bana ne diye...
biz 90 ların çocukları halden yoldan anlardık...
susam sokağımız vardı bizim sayıları harfleri ve renkleri ilk orada öğrendik... minikkuşa gülerdik hep edi ile büdüyü izlerken edinin neden bu kadar az düşünüdüğüne anlam veremezdik ama aşağılamazdık da dedim ya barış abimiz bize insanları her haliyle sevmeyi öğretmişti öyle kabul ederdik güler geçerdik...
kurabiye canavarının kurabiye yerken etrafı batırmasına gülerdik ama kendimiz de dikkat ederdik öyle görünmeyelim diye...
ninja kağlumbağaları izlerken farelerin aslında o kadar da kötü olmadığını görürdük ta ki üniversitede evimizi fare basana kadar...
ninja kağlumbağaları o kadar çok severdik ki ninemizin bahçesinde hareketsiz duran kaplumbağayı görünce şaşırırdık. belki de ilk hayal kırıklıklarımızdı onlar bizim... garfield gibi olmayan kediler, ninja kaplumbağalar gibi olmayan kaplumbağalar, lessi gibi olmayan sokak köpekleri...en önemlisi de heidi gibi olmayan dostlar...
biz 90 ların çocuklarıydık akşamüstleri oya boranın şarkılarını söyler hareketlerini taklit ederdik. tarkanın ilk albümüne yetişmiştik slow şarkılarımızı hep ondan seçerdik... bum bum bum daldan hop dala uçtum şarkısı çıkarsa televizda işte o zaman tam da koltuktan koltuğa uçma zamanı derdik... hadi yine iyisin şarkısında tayfunun kafasını nasıl oynattığına hayret eder denerdik kimimiz başarırdık da
oyun saatlerimiz hep kısaydı bizim evlerimizin önünden uzaklaşırdık hava kararırken annemiz bize seslenmesin diye... malum akşam oldu çikolata alamadığımız para ile akşama ekmek almıştık babam gelecekti...
akşam olunca televizyon keyfi babamındı ajanslar ve arkasından bizimkiler... ne güzel diziydi o ne ihanet ne terkediliş ne şiddet ne insan beynine nüfuz edecek derecede etki vardı izlerdik severdik ve güler geçerdik...
ilk okula başladığımız yıllarda ayşegül, oya, ökkeş, nastettin hoca eşlik ederdi bize insan olmayı, dürüst olmayı, hep iyilerin yanında olmayı, zayıfları ezmemeyi, aile içinde huzurlu yaşamayı öğretirlerdi bu kitaplar bize... o kadar güzeldiler ki hep bir ders çıkarırdık ve yine barış abinin tembihlerine harfiyen uyardık...savaş yoktu bizim kitaplarımızda, silah yoktu, hazır oyuncaklarımız yoktu belki ama çöplerden, bezlerden yapardık oyuncaklarımızı yaratıcıydık hazıra konmayı bilmiyorduk...
şirin babamız vardı bizim iyi bir insan olursak şirinleri de görebiliriz belki diye hep iyi bir insan olmak istedik büyüdük hala içimizde o temiz ruhları görme isteği var şirinler değil belki görmek istediğimiz şirin baba da değil ama ne bileyim galiba biz gerçek dostlarımızı görmek istiyoruz artık... birlik ve beraberliğin önemini yardımlaşmanın değerini öğretti şirin baba bize, çıkarlarımız için savaşmanın kendimize zarar vereceğini gördük gargamelle...
scooby do vardı bir de korkak köpek scoob akıllı ama korkaktı. sanırım ondan da aklımızı heyecana ve korkuya kapılmadan kullanmayı öğrendik...
dedektif gaget bize hep entresan geldi her yerinden bir makine çıkıyordu postmoderndi ama çok sonraları artık insanların bile bu postmodern yaşamın içinde olacağını hiç tahmin edemezdik...
Alf vardı bir de hayretler içinde izlerdik o evi o ortamı yabancı dizimizdi o bizim, yine savaş yoktu, ölüm yoktu, ihanet yoktu her şey çok olağandı biz de öyle...
yalan rüzgarı, hayat ağacı vardı annelerimizin dizisi ama biz anlamazdık çok konuşurlardı hareket yok bunda deyip sıkılırdık leğene su doldurur gemi yüzdürürdük annemiz dizisini izlerken.... sonra üzerimizi batırırdık batsın yaa kıçımıza iki cimcik yerdik hepsi bu...
biz 85 liler iyiliğin erdemini, dürüstlüğü, mutluluğun bir küçük salçalı ekmekte olduğunu bilen biz 85 liler öğretmen olduk, doktor olduk, esnaf olduk, memur olduk adam olduk... her yerde her zaman belli ettik kendimizi çünkü biz hep okunması gerekeni okuduk, izlenmesi gerekeni izledik, bütçemiz kadar çikolata yedik, anne babalarımızın izin günü kadar yüzlerini gördük ama doyasıya oyun oynadık, doyasıya çocuk olduk...
biz 90 ların çocuklarıydık internet yoktu, ben10 yoktu, bakugan yoktu, savaş silah yoktu.... şimdi var peki çocuklarımız neleri kaybetti hiç düşündünüz mü?
cok da tnn
© copyright 2005 - 2026