bugün
- coskuyla sabunlanan pipi9
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı15
- bir erkeğin yapabileceği en büyük hata6
- sözlük erkeği düşürmeye çalışan kız7
- sözlüğün en güzel kızları sıralı liste9
- karton toplayan cocuk'un gerçek yüzü18
- egzotikbirkul6
- 40 yaş üstü erkekleri sözlükten tahliye ediyoruz18
- gecenin bir vakti gelip vurdurmam lazım diyen kız8
- erkek düşmanlığı yapan kadınlar8
- tuttuğunu koparan kadın3
- hangi 3 futbolcu ile ev arkadaşı olmak isterdiniz6
- kekim kabarmıyor uff diye mesaj atan kız4
- kürt kızlarının afet'i devran olması4
- anto'nun beyaz çorabı3
- gina'ya sımsıkı sarılmak2
- dm den mesaj atılan kızın alet fotosu atması3
- zorunlu askerlik ve negatif özgürlük2
- trabzonspor bu sene çok can yakar3
- bdsm ci kadın yazar12
- sözlük yazarlarının salataları15
- anto'nun ayskları2
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi20
- parcalandim toparlanamiyorum36
- belinde don t stop dövmesi olan kız7
- sözlüğün gece bekçileri listesi2
- atatürk ekber atatürk ekber3
- arkadaşlar ben sapık mıyım4
- duş almak yerine sadece kafasını yıkayan insan6
- kolye140
- tofasa nitro takmak2
- kabataş yalanı2
- uzaylılar gözlük takıyor mu4
- hem kürt hem trabzonsporlu hem milliyetçi olmak4
- kale3112'nin yanında işe girip tiktok çekmek2
- unutulmayan diyaloglar2
- cinsel imalı şakalı başlıklar3
- türkiye nin en büyük sorunu13
- dişi bir yazarla karşılıklı çay içmek7
- işe giderken starbucks dan filtre kahve almak2
- sözlüğü amcalardan arındırıyoruz kampanyası6
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı13
- kızı için şoför arayan adamın ilanı10
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- eski fotoğraflara bakmak2
- usualsuspects'in ayağı15
- yapay zekanın saracadan intikamı2
- uzaylılar elbise giyer mi4
- fon vurgunu34
- yazarların hayattaki başarıları9
öncelikle kapitalizm neymiş onu öğrenelim. kapitalizm; feodalizmin yerini almış olan sosyo-ekonomik olgudur. kapitalizm üretim araçları üzerinde özel mülkiyete ve ücretli emeğin sömürülmesi temeline dayanır. artık değer'in ele geçirilmesi kapitalist üretimin temel kanunudur. üretim anarşisi, periyodik buhranlar, kronik işsizlik kitlelerin yoksulluğu, rekabet ve savaş kapitalizmin karakteristiklerini teşkil eder.(kaynak: materyalist felsefe) sermaye ile emek arasındaki temel çelişkiden doğan bu olaylar kapitalizmin batağa sağlanmasına neden olur.
sıra geldi liberalizme. liberalizme göre; "ekonomik faaliyetler, «doğal düzen» çerçevesinde «görünmez bir el» aracılığıyla kendiliğinden gerçekleşir. Devletin müdahalesi gereksizdir." fakat 20. yüzyılın başından itibaren oluşan mali oligarşi ve üretim fazlalığı nedeniyle kapitalizm büyük buhranla neden olmuştur ve emperyalist çıkmazlara girmiştir. yani kendiliğinden gelişme teorisi iflas etmiştir. büyük buhranlar nedeniyle halk yoksullaşmış ve alım gücü düşmüştür. buna bağlı olarak özel teşebbüs devletin teşvikini arkasında bulundurma zorunluluğu hissetmiştir. Pek çok kapitalist ülke bu yüzden faşist yönetimler kurmuştur. Almanya'da ya da italya'da olanlar gibi. çünkü o devletler de sermaye zor duruma düşmüş ve halk kitlelerini susturmak için faşizm belasını ortaya çıkarmıştır. her neyse konumuzdan sapmayalım.
kapitalist sistemin gelişmesi ile birlikte oluşan mali tekeller serbest dış ticareti engellemeye başlamıştır. çünkü sanayileşmiş ülkelerin burjuvazileri ellerinde bulundurdukları üretim fazlalıklarını diğer ülkelere satmaya başlamıştır. bu nedenden dolayı tüm devletlerin ulusal burjuvazileri birbirleriyle çatışmaya girmiştir. emperyal güçlerin bu çatışması 2 kere savaşla noktalanmıştır. yani liberalizmin savunduğu serbest dış ticaret politikası kapitalist sistem de geçerliliğini yitirmiştir.
liberalizm yaşamak için kapitalist ekonomik sisteme muhtaç doğar. bu nedenden dolayı onun bağrından çıkmıştır. kapitalizm ilk olarak nerede çıkmıştır tam olarak bu kestirelemez çünkü oluşması safha safhadır. fakat liberalizmin tarihi en fazla 200 yıllıktır. yani kapitalizm onun bir uygulaması değildir. liberalizmi kapitalizmden ayırmak ise gerçek anlamda hatadır. kapitalizm olmadan liberalizmin esamesi bile okunmaz çünkü.
gelelim liberalizmin tamamen demokratik olduğu ve hiç bir zümreye imtiyaz tanımadığı safsatalarına. liberalizm öncelikle bu iddasıyla tamamen kendiyle çelişkili bir durumua düşmektedir. özel mülkiyeti öne çıkartan bir ideoloji olan liberalizm, bu özelliği ile burjuvaziyi desteklemektedir. yani üretim araçlarındaki özel mülkiyet artırılarak emek üzerindeki sömürüyü daha da artırmaktır amaç. işçilere verilmiş haklar ise sadece göstermeliktir. çünkü işçilerin tepkisinden korkan burjuvazi zamanla bu hakları vermiştir. hepsi kazanılmış haklardır yoksa liberalizmden doğan doğal haklar değildir.
son olarak liberalizmin faşizm ile olan organik bağı üstünde duralım. bu bağ sosyo-ekonomik bir olgu olan kapitalizm bunlar ortak öğesidir. öncelikle faşizmin tanımını yapmak gerekirse- ki bu tanım george dimitrof'a aittir- finans kapitalin en gerici en şoven, en emperyalist öğelerinin teröre dayanan açık diktatörlüğüdür. faşizm sosyalizmdeki gibi halk iktidarı ile gelmez. faşizm kapitalizmin buhrana girdiği anlarda o ülkenin burjuvazisinin onayı ve desteği ile iktidara gelir. halk ise amaç değil araçtır. kandırılan halk kitleleri üzerinde bir terör düzeni kurarak sermayenin gelişmesini sağlar. faşizm tanımak olarak budur. yani sosyalizmin uygulamalarında yoktur bile. sosyalizmin uygulamalarından olan sovyetlerde açık bir devlet kapitalizmi görülür. fakat o konu üzerinde durmayacağım. liberalizmin doğurmuş olduğu burjuva demokratik açılımlarının tıkandığı noktada kapitalist sistemi faşizme başvurmak zorundadır. aksi halde yıkılarak yerini sosyalist iktidara bırakır.
sanırım çok uzun bir yazı oldu, fakat okunması dileğiyle selamlarımı iletirim liberal dostlara.
sıra geldi liberalizme. liberalizme göre; "ekonomik faaliyetler, «doğal düzen» çerçevesinde «görünmez bir el» aracılığıyla kendiliğinden gerçekleşir. Devletin müdahalesi gereksizdir." fakat 20. yüzyılın başından itibaren oluşan mali oligarşi ve üretim fazlalığı nedeniyle kapitalizm büyük buhranla neden olmuştur ve emperyalist çıkmazlara girmiştir. yani kendiliğinden gelişme teorisi iflas etmiştir. büyük buhranlar nedeniyle halk yoksullaşmış ve alım gücü düşmüştür. buna bağlı olarak özel teşebbüs devletin teşvikini arkasında bulundurma zorunluluğu hissetmiştir. Pek çok kapitalist ülke bu yüzden faşist yönetimler kurmuştur. Almanya'da ya da italya'da olanlar gibi. çünkü o devletler de sermaye zor duruma düşmüş ve halk kitlelerini susturmak için faşizm belasını ortaya çıkarmıştır. her neyse konumuzdan sapmayalım.
kapitalist sistemin gelişmesi ile birlikte oluşan mali tekeller serbest dış ticareti engellemeye başlamıştır. çünkü sanayileşmiş ülkelerin burjuvazileri ellerinde bulundurdukları üretim fazlalıklarını diğer ülkelere satmaya başlamıştır. bu nedenden dolayı tüm devletlerin ulusal burjuvazileri birbirleriyle çatışmaya girmiştir. emperyal güçlerin bu çatışması 2 kere savaşla noktalanmıştır. yani liberalizmin savunduğu serbest dış ticaret politikası kapitalist sistem de geçerliliğini yitirmiştir.
liberalizm yaşamak için kapitalist ekonomik sisteme muhtaç doğar. bu nedenden dolayı onun bağrından çıkmıştır. kapitalizm ilk olarak nerede çıkmıştır tam olarak bu kestirelemez çünkü oluşması safha safhadır. fakat liberalizmin tarihi en fazla 200 yıllıktır. yani kapitalizm onun bir uygulaması değildir. liberalizmi kapitalizmden ayırmak ise gerçek anlamda hatadır. kapitalizm olmadan liberalizmin esamesi bile okunmaz çünkü.
gelelim liberalizmin tamamen demokratik olduğu ve hiç bir zümreye imtiyaz tanımadığı safsatalarına. liberalizm öncelikle bu iddasıyla tamamen kendiyle çelişkili bir durumua düşmektedir. özel mülkiyeti öne çıkartan bir ideoloji olan liberalizm, bu özelliği ile burjuvaziyi desteklemektedir. yani üretim araçlarındaki özel mülkiyet artırılarak emek üzerindeki sömürüyü daha da artırmaktır amaç. işçilere verilmiş haklar ise sadece göstermeliktir. çünkü işçilerin tepkisinden korkan burjuvazi zamanla bu hakları vermiştir. hepsi kazanılmış haklardır yoksa liberalizmden doğan doğal haklar değildir.
son olarak liberalizmin faşizm ile olan organik bağı üstünde duralım. bu bağ sosyo-ekonomik bir olgu olan kapitalizm bunlar ortak öğesidir. öncelikle faşizmin tanımını yapmak gerekirse- ki bu tanım george dimitrof'a aittir- finans kapitalin en gerici en şoven, en emperyalist öğelerinin teröre dayanan açık diktatörlüğüdür. faşizm sosyalizmdeki gibi halk iktidarı ile gelmez. faşizm kapitalizmin buhrana girdiği anlarda o ülkenin burjuvazisinin onayı ve desteği ile iktidara gelir. halk ise amaç değil araçtır. kandırılan halk kitleleri üzerinde bir terör düzeni kurarak sermayenin gelişmesini sağlar. faşizm tanımak olarak budur. yani sosyalizmin uygulamalarında yoktur bile. sosyalizmin uygulamalarından olan sovyetlerde açık bir devlet kapitalizmi görülür. fakat o konu üzerinde durmayacağım. liberalizmin doğurmuş olduğu burjuva demokratik açılımlarının tıkandığı noktada kapitalist sistemi faşizme başvurmak zorundadır. aksi halde yıkılarak yerini sosyalist iktidara bırakır.
sanırım çok uzun bir yazı oldu, fakat okunması dileğiyle selamlarımı iletirim liberal dostlara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar