bugün
- tanımadığınız birinin sorunlarını önemser misiniz10
- ekonomi kötüyse neden ekonomimiz büyüyor11
- imf den borç almayı zenginlik sanan malum zihniyet6
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri28
- motorine 8 24 tl zam gelmesi13
- mantı13
- sarapci koala65
- kısa ve vurucu yazmak6
- götten bacaklı erkek2
- habire1221
- sporcu motorcu müzisyen ve uzun boylu olmak5
- asılacak olsanız son sözünüz ne olurdu9
- gün tabağı6
- apo piçtir piç kalacak8
- sözlükte fosilleşmek6
- türklerin en sevdiğiniz yönü6
- filenin sultanları yarı finalde8
- ellerim bos gonlum hos29
- özel mesajları ifşa edecek kadar ucuz olmak6
- dürüst olun sözlükte kaç hesabınız var7
- çocuğunuzun olduğunu hayal edebiliyor musunuz5
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- deniz gül6
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz24
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar12
- niğde de restorana girip dayak yemek5
- oğlunuza bedelli yaptırır mısınız5
- duş alıp uyumak2
- orospu çocuğu abdullah öcalan4
- arif kocabıyık16
- bir bela geliyor8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci8
- lahmacun9
- devlet bahçeli8
- 3 eylül 2026 türkiye almanya voleybol maçı7
- saraca096
- süper yapay zeka üretildi ve aramızda dolaşıyor6
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak6
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- silver ile evlenecek erkek52
- skoda fabia alınır mı5
- doların sadece türkiye de yükseldiğini sanan solcu4
- insan olmaya ceyrek kala15
- keloğlanın sultanın kızına kafayı takması4
- ben sizin anonim11
- silvermist9
- hep kaybeden tarafı savunmak5
- ay diyen erkek9
öncelikle kapitalizm neymiş onu öğrenelim. kapitalizm; feodalizmin yerini almış olan sosyo-ekonomik olgudur. kapitalizm üretim araçları üzerinde özel mülkiyete ve ücretli emeğin sömürülmesi temeline dayanır. artık değer'in ele geçirilmesi kapitalist üretimin temel kanunudur. üretim anarşisi, periyodik buhranlar, kronik işsizlik kitlelerin yoksulluğu, rekabet ve savaş kapitalizmin karakteristiklerini teşkil eder.(kaynak: materyalist felsefe) sermaye ile emek arasındaki temel çelişkiden doğan bu olaylar kapitalizmin batağa sağlanmasına neden olur.
sıra geldi liberalizme. liberalizme göre; "ekonomik faaliyetler, «doğal düzen» çerçevesinde «görünmez bir el» aracılığıyla kendiliğinden gerçekleşir. Devletin müdahalesi gereksizdir." fakat 20. yüzyılın başından itibaren oluşan mali oligarşi ve üretim fazlalığı nedeniyle kapitalizm büyük buhranla neden olmuştur ve emperyalist çıkmazlara girmiştir. yani kendiliğinden gelişme teorisi iflas etmiştir. büyük buhranlar nedeniyle halk yoksullaşmış ve alım gücü düşmüştür. buna bağlı olarak özel teşebbüs devletin teşvikini arkasında bulundurma zorunluluğu hissetmiştir. Pek çok kapitalist ülke bu yüzden faşist yönetimler kurmuştur. Almanya'da ya da italya'da olanlar gibi. çünkü o devletler de sermaye zor duruma düşmüş ve halk kitlelerini susturmak için faşizm belasını ortaya çıkarmıştır. her neyse konumuzdan sapmayalım.
kapitalist sistemin gelişmesi ile birlikte oluşan mali tekeller serbest dış ticareti engellemeye başlamıştır. çünkü sanayileşmiş ülkelerin burjuvazileri ellerinde bulundurdukları üretim fazlalıklarını diğer ülkelere satmaya başlamıştır. bu nedenden dolayı tüm devletlerin ulusal burjuvazileri birbirleriyle çatışmaya girmiştir. emperyal güçlerin bu çatışması 2 kere savaşla noktalanmıştır. yani liberalizmin savunduğu serbest dış ticaret politikası kapitalist sistem de geçerliliğini yitirmiştir.
liberalizm yaşamak için kapitalist ekonomik sisteme muhtaç doğar. bu nedenden dolayı onun bağrından çıkmıştır. kapitalizm ilk olarak nerede çıkmıştır tam olarak bu kestirelemez çünkü oluşması safha safhadır. fakat liberalizmin tarihi en fazla 200 yıllıktır. yani kapitalizm onun bir uygulaması değildir. liberalizmi kapitalizmden ayırmak ise gerçek anlamda hatadır. kapitalizm olmadan liberalizmin esamesi bile okunmaz çünkü.
gelelim liberalizmin tamamen demokratik olduğu ve hiç bir zümreye imtiyaz tanımadığı safsatalarına. liberalizm öncelikle bu iddasıyla tamamen kendiyle çelişkili bir durumua düşmektedir. özel mülkiyeti öne çıkartan bir ideoloji olan liberalizm, bu özelliği ile burjuvaziyi desteklemektedir. yani üretim araçlarındaki özel mülkiyet artırılarak emek üzerindeki sömürüyü daha da artırmaktır amaç. işçilere verilmiş haklar ise sadece göstermeliktir. çünkü işçilerin tepkisinden korkan burjuvazi zamanla bu hakları vermiştir. hepsi kazanılmış haklardır yoksa liberalizmden doğan doğal haklar değildir.
son olarak liberalizmin faşizm ile olan organik bağı üstünde duralım. bu bağ sosyo-ekonomik bir olgu olan kapitalizm bunlar ortak öğesidir. öncelikle faşizmin tanımını yapmak gerekirse- ki bu tanım george dimitrof'a aittir- finans kapitalin en gerici en şoven, en emperyalist öğelerinin teröre dayanan açık diktatörlüğüdür. faşizm sosyalizmdeki gibi halk iktidarı ile gelmez. faşizm kapitalizmin buhrana girdiği anlarda o ülkenin burjuvazisinin onayı ve desteği ile iktidara gelir. halk ise amaç değil araçtır. kandırılan halk kitleleri üzerinde bir terör düzeni kurarak sermayenin gelişmesini sağlar. faşizm tanımak olarak budur. yani sosyalizmin uygulamalarında yoktur bile. sosyalizmin uygulamalarından olan sovyetlerde açık bir devlet kapitalizmi görülür. fakat o konu üzerinde durmayacağım. liberalizmin doğurmuş olduğu burjuva demokratik açılımlarının tıkandığı noktada kapitalist sistemi faşizme başvurmak zorundadır. aksi halde yıkılarak yerini sosyalist iktidara bırakır.
sanırım çok uzun bir yazı oldu, fakat okunması dileğiyle selamlarımı iletirim liberal dostlara.
sıra geldi liberalizme. liberalizme göre; "ekonomik faaliyetler, «doğal düzen» çerçevesinde «görünmez bir el» aracılığıyla kendiliğinden gerçekleşir. Devletin müdahalesi gereksizdir." fakat 20. yüzyılın başından itibaren oluşan mali oligarşi ve üretim fazlalığı nedeniyle kapitalizm büyük buhranla neden olmuştur ve emperyalist çıkmazlara girmiştir. yani kendiliğinden gelişme teorisi iflas etmiştir. büyük buhranlar nedeniyle halk yoksullaşmış ve alım gücü düşmüştür. buna bağlı olarak özel teşebbüs devletin teşvikini arkasında bulundurma zorunluluğu hissetmiştir. Pek çok kapitalist ülke bu yüzden faşist yönetimler kurmuştur. Almanya'da ya da italya'da olanlar gibi. çünkü o devletler de sermaye zor duruma düşmüş ve halk kitlelerini susturmak için faşizm belasını ortaya çıkarmıştır. her neyse konumuzdan sapmayalım.
kapitalist sistemin gelişmesi ile birlikte oluşan mali tekeller serbest dış ticareti engellemeye başlamıştır. çünkü sanayileşmiş ülkelerin burjuvazileri ellerinde bulundurdukları üretim fazlalıklarını diğer ülkelere satmaya başlamıştır. bu nedenden dolayı tüm devletlerin ulusal burjuvazileri birbirleriyle çatışmaya girmiştir. emperyal güçlerin bu çatışması 2 kere savaşla noktalanmıştır. yani liberalizmin savunduğu serbest dış ticaret politikası kapitalist sistem de geçerliliğini yitirmiştir.
liberalizm yaşamak için kapitalist ekonomik sisteme muhtaç doğar. bu nedenden dolayı onun bağrından çıkmıştır. kapitalizm ilk olarak nerede çıkmıştır tam olarak bu kestirelemez çünkü oluşması safha safhadır. fakat liberalizmin tarihi en fazla 200 yıllıktır. yani kapitalizm onun bir uygulaması değildir. liberalizmi kapitalizmden ayırmak ise gerçek anlamda hatadır. kapitalizm olmadan liberalizmin esamesi bile okunmaz çünkü.
gelelim liberalizmin tamamen demokratik olduğu ve hiç bir zümreye imtiyaz tanımadığı safsatalarına. liberalizm öncelikle bu iddasıyla tamamen kendiyle çelişkili bir durumua düşmektedir. özel mülkiyeti öne çıkartan bir ideoloji olan liberalizm, bu özelliği ile burjuvaziyi desteklemektedir. yani üretim araçlarındaki özel mülkiyet artırılarak emek üzerindeki sömürüyü daha da artırmaktır amaç. işçilere verilmiş haklar ise sadece göstermeliktir. çünkü işçilerin tepkisinden korkan burjuvazi zamanla bu hakları vermiştir. hepsi kazanılmış haklardır yoksa liberalizmden doğan doğal haklar değildir.
son olarak liberalizmin faşizm ile olan organik bağı üstünde duralım. bu bağ sosyo-ekonomik bir olgu olan kapitalizm bunlar ortak öğesidir. öncelikle faşizmin tanımını yapmak gerekirse- ki bu tanım george dimitrof'a aittir- finans kapitalin en gerici en şoven, en emperyalist öğelerinin teröre dayanan açık diktatörlüğüdür. faşizm sosyalizmdeki gibi halk iktidarı ile gelmez. faşizm kapitalizmin buhrana girdiği anlarda o ülkenin burjuvazisinin onayı ve desteği ile iktidara gelir. halk ise amaç değil araçtır. kandırılan halk kitleleri üzerinde bir terör düzeni kurarak sermayenin gelişmesini sağlar. faşizm tanımak olarak budur. yani sosyalizmin uygulamalarında yoktur bile. sosyalizmin uygulamalarından olan sovyetlerde açık bir devlet kapitalizmi görülür. fakat o konu üzerinde durmayacağım. liberalizmin doğurmuş olduğu burjuva demokratik açılımlarının tıkandığı noktada kapitalist sistemi faşizme başvurmak zorundadır. aksi halde yıkılarak yerini sosyalist iktidara bırakır.
sanırım çok uzun bir yazı oldu, fakat okunması dileğiyle selamlarımı iletirim liberal dostlara.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar