bugün
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu21
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi12
- yeni parti de bölünebilir10
- dolar isterse 100 olsun38
- kadınınızı çalıştırır mısınız6
- evlenmek7
- fino köpeğine verilebilecek isimler3
- nah sana oy17
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- game of thrones taki kerhaneci13
- almanya'da yaşayıp arabasına tuğra yapıştıran tip6
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi10
- gürcistan göçmenleri13
- tavuklu salata2
- gemini man vs simko32
- şarapla kızılcık meze gider mi2
- 65 yaş üstü siyaset yasaklanmalıdır4
- hiç çaylak olmamış yazar gizli eşcinseldir11
- isabela santos2
- hakiki gurbetçi vs sonradan gelme tipler6
- trafik kazası avukatı3
- başlık altı yalamaları4
- alparslan kuytul18
- savaş olunca türk halkı haklar olunca apo pkk3
- o kız sana bakmaz3
- ekrem imamoğlu3
- deniz göktaş'a patrascan'dan destek2
- akp şehit ailelerine ne diyecek7
- dolar 100 tl mazot 100 tl13
- öcalan isterse savunma bakanı olsun10
- almancıları sevmemek11
- melih gökçek5
- mezarlığa sıfır bina5
- iyi günler arkadaşlar nasibimi arıyorum12
- annen mi ben mi diyen kadın6
- sözlüğü bırakmaktan vazgeçmek12
- nasıl birisiniz7
- yılmaz güney3
- ak çomarların cehape argümanı3
- döviz milliyetçisi3
- 19 litre damacanayı sırtlayıp su sebile takan kız9
- günde 5 yumurta yiyen erkek7
- tanga giyen kızı doyurmak ne mümkün6
- evlenmeden olmaz diyen kız7
- türk askerini kursuna dizen abdullah öcalan9
- ben cehapeli değilim yeni partiliyim6
- lastik alırken nelere dikkat etmek gerek8
- dilek imamoğlu3
- aşk ve taht dizisi4
(#12241156)
savunduğu şeyin yanlış olduğunu bilen ama dünya görüşüne itikadi bir bağlılıkla bağlandığı için 'karaya kara' diyemeyip yanlışı meşrulaştırmaya çalışan yazar. özellikle "zamana göre değerlendirelim", "zamanın ruhu", "o zamanlar böyleydi" vs. tipi ifadeler bunun sonucu. olayları zamanın koşullarına göre değerlendirmek tarih biliminin ana prensiplerindendir ama tüm menfi hadiseleri de dönemin koşullarına bağlamak kolaycılık ve hakikatlerden kaçmaktır.
"cumhuriyet yeni kuruldu etraf bölücü dolu, nasıl çok partili hayata geçelim?" mantığı sağlıklı bir mantık değil. demokrasiyi rafa kaldırmak için pusuda bekleyen kirli zihinlerin işine gelen bir mantık. karşılaştırdığım 1908 osmanlısı, 1923 türkiyesinden daha mı iyi durumdaydı? azınlıkların doğrudan ayrılma talebinde bulunduğu bunun için isyan ettiği bir devirde çok partili sistem uygulanmıştır. pek tabii bu sistem 1923 sonrası da uygulanabilirdi ancak uygulanmadı. koltuklarını, makamlarını, imtiyazlarını kaybetmek istemeyen bir grup türkiye'nin çok partili hayata geçişini engelledi. türkiye'nin çok partili sisteme geçmesinin önünde "bölücüler-yıkıcılar" engeli yoktu bizzat rejimin kurucularının oluşturduğu bir engel vardı. terakkiperver cumhuriyet fırkası alakasının olmadığı şeyh sait isyanıyla, serbest cumhuriyet fırkası alakasının olmadığı menemen olayıyla "bağdaştırılarak" ve bu partilerin bu isyanlara destek çıktığı izlenimi uyandırılarak partiler kapatıldı, çok partili sistem önlendi. olayın izahı budur. başka kulplar aramaya lüzum yok. tarihi kendi ideolojiniz ekseninde eğip bükmeyin allasen.
ülkede ajanın, bölücünün olması; nüfusun az olması; seçimlerde şeffaflığın yüzde yüz sağlanamayacak olması; ülkenin savaşlardan yorgun düşmesi vs. seçim yapılmasının önünde engel midir ve gerçekten çok partili sisteme bunun için mi geçemedik? yukarıda bunun cevabını büyük ölçüde verdim. bu durumların hiçbiri çok partili seçim için engel teşkil etmez. zira osmanlı'da çok partili seçim olurken her şey güllük gülistanlık mıydı? isyanlarla uğraşan, 93 harbinin eziciliği henüz taze olan, trablusgarp'ta, balkanlar'da mücadele verilen bir dönemde osmanlı bunu başarmıştır. nüfusu azken, etraf ajan-bölücü doluyken bunu yapmıştır. pek âlâ türkiye de yapabilirdi, bu bir. ikincisi; dönemin kudretlileri, birden çok partinin katıldığı seçimlerin yapılmasını "istememişlerdir" yani zat-ı alilerinin saydığı türlü nedenler değildir sebep.
bir de şöyle bir durum var ki; ülkede o dönem seçim olmuyor değildi. chp'nin belirlediği kişiler pusulaya yazılıyor ve halkın önüne çıkıyordu. halk bunlar arasından birilerini seçiyordu sonra seçilenler de milletvekili olacak kişileri seçiyordu. hani "sandık güvenliğinden-şeffaflıktan" ötürü çok partili sisteme karşı çıkmanın anlamı yok zaten seçimler oluyordu.
otoriter tek parti zihniyetini meşru göstermek içün tek bir haklı gerekçe bulunamaz. chp 1923-1946 arasında ülkeyi anayasal monarşi ile yönetmiş ve gerisinde iran'daki şah devri gibi seküler bir dikta düzeni bırakmıştır. bu dikta döneminde yapılan en önemli şeylerden biri de "yeni bir tarih" yazımıdır. chp'nin ideolojisi doğrultusunda yeni bir türk, osmanlı ve istiklal savaşı tarihi yazılmıştır. uydurulan türk ve osmanlı tarihine hiç girmeden konumuzla ilgili olan "resmi istiklal savaşı tarihi"ne değinmek istiyorum.
yeniden yazılan istiklal savaşı'nda dönemin chp kadrolarının her şeyi başlattığı, sürdürdüğü ve neticelendirdiği fikri empoze edilmiştir. mustafa kemal'in milli mücadeleyi başlattığı fikri de bunun eseridir. oysa mustafa kemal onurlu bir askerin yapacağı şeyi yapıp zaten başlatılan istiklal savaşı'na dahil olmuştur. ama tek partinin yazdırdığı tarih bu hakikatle yetinmez. o tarih anlayışına göre "mustafa kemal çok zor koşullarda, kötü bir gemiyle samsun'a çıkıp mücadeleyi başlatmıştır". oysa bandırma gemisi anlatılan gibi değildir, zor koşullarda samsun'a çıkılmamıştır hatta ingilizler mustafa kemal'ın resmi görev için samsun'a gittiğini öğrenmişler ve herhangi bir sorun çıkartmamışlardır, ayrıca mustafa kemal samsuna çıktığında istiklal savaşı zaten başlamıştır.
ben mustafa kemal istiklal savaşı'nda hiç yoktu, hiçbir kongrede emeği geçmedi demiyorum. yalnız insanların olduğundan büyük gösterilmesine karşıyım. istiklal savaşı'nın başarısını yalnız kazım karabekir'e de yüklemiyorum. zira tarihi vesikalar ortada. ben belgeler ışığında yorum yaparım.
yoksa, marjinal olmak, konjonktüre uymak türünden gayelere sahip değilim.
savunduğu şeyin yanlış olduğunu bilen ama dünya görüşüne itikadi bir bağlılıkla bağlandığı için 'karaya kara' diyemeyip yanlışı meşrulaştırmaya çalışan yazar. özellikle "zamana göre değerlendirelim", "zamanın ruhu", "o zamanlar böyleydi" vs. tipi ifadeler bunun sonucu. olayları zamanın koşullarına göre değerlendirmek tarih biliminin ana prensiplerindendir ama tüm menfi hadiseleri de dönemin koşullarına bağlamak kolaycılık ve hakikatlerden kaçmaktır.
"cumhuriyet yeni kuruldu etraf bölücü dolu, nasıl çok partili hayata geçelim?" mantığı sağlıklı bir mantık değil. demokrasiyi rafa kaldırmak için pusuda bekleyen kirli zihinlerin işine gelen bir mantık. karşılaştırdığım 1908 osmanlısı, 1923 türkiyesinden daha mı iyi durumdaydı? azınlıkların doğrudan ayrılma talebinde bulunduğu bunun için isyan ettiği bir devirde çok partili sistem uygulanmıştır. pek tabii bu sistem 1923 sonrası da uygulanabilirdi ancak uygulanmadı. koltuklarını, makamlarını, imtiyazlarını kaybetmek istemeyen bir grup türkiye'nin çok partili hayata geçişini engelledi. türkiye'nin çok partili sisteme geçmesinin önünde "bölücüler-yıkıcılar" engeli yoktu bizzat rejimin kurucularının oluşturduğu bir engel vardı. terakkiperver cumhuriyet fırkası alakasının olmadığı şeyh sait isyanıyla, serbest cumhuriyet fırkası alakasının olmadığı menemen olayıyla "bağdaştırılarak" ve bu partilerin bu isyanlara destek çıktığı izlenimi uyandırılarak partiler kapatıldı, çok partili sistem önlendi. olayın izahı budur. başka kulplar aramaya lüzum yok. tarihi kendi ideolojiniz ekseninde eğip bükmeyin allasen.
ülkede ajanın, bölücünün olması; nüfusun az olması; seçimlerde şeffaflığın yüzde yüz sağlanamayacak olması; ülkenin savaşlardan yorgun düşmesi vs. seçim yapılmasının önünde engel midir ve gerçekten çok partili sisteme bunun için mi geçemedik? yukarıda bunun cevabını büyük ölçüde verdim. bu durumların hiçbiri çok partili seçim için engel teşkil etmez. zira osmanlı'da çok partili seçim olurken her şey güllük gülistanlık mıydı? isyanlarla uğraşan, 93 harbinin eziciliği henüz taze olan, trablusgarp'ta, balkanlar'da mücadele verilen bir dönemde osmanlı bunu başarmıştır. nüfusu azken, etraf ajan-bölücü doluyken bunu yapmıştır. pek âlâ türkiye de yapabilirdi, bu bir. ikincisi; dönemin kudretlileri, birden çok partinin katıldığı seçimlerin yapılmasını "istememişlerdir" yani zat-ı alilerinin saydığı türlü nedenler değildir sebep.
bir de şöyle bir durum var ki; ülkede o dönem seçim olmuyor değildi. chp'nin belirlediği kişiler pusulaya yazılıyor ve halkın önüne çıkıyordu. halk bunlar arasından birilerini seçiyordu sonra seçilenler de milletvekili olacak kişileri seçiyordu. hani "sandık güvenliğinden-şeffaflıktan" ötürü çok partili sisteme karşı çıkmanın anlamı yok zaten seçimler oluyordu.
otoriter tek parti zihniyetini meşru göstermek içün tek bir haklı gerekçe bulunamaz. chp 1923-1946 arasında ülkeyi anayasal monarşi ile yönetmiş ve gerisinde iran'daki şah devri gibi seküler bir dikta düzeni bırakmıştır. bu dikta döneminde yapılan en önemli şeylerden biri de "yeni bir tarih" yazımıdır. chp'nin ideolojisi doğrultusunda yeni bir türk, osmanlı ve istiklal savaşı tarihi yazılmıştır. uydurulan türk ve osmanlı tarihine hiç girmeden konumuzla ilgili olan "resmi istiklal savaşı tarihi"ne değinmek istiyorum.
yeniden yazılan istiklal savaşı'nda dönemin chp kadrolarının her şeyi başlattığı, sürdürdüğü ve neticelendirdiği fikri empoze edilmiştir. mustafa kemal'in milli mücadeleyi başlattığı fikri de bunun eseridir. oysa mustafa kemal onurlu bir askerin yapacağı şeyi yapıp zaten başlatılan istiklal savaşı'na dahil olmuştur. ama tek partinin yazdırdığı tarih bu hakikatle yetinmez. o tarih anlayışına göre "mustafa kemal çok zor koşullarda, kötü bir gemiyle samsun'a çıkıp mücadeleyi başlatmıştır". oysa bandırma gemisi anlatılan gibi değildir, zor koşullarda samsun'a çıkılmamıştır hatta ingilizler mustafa kemal'ın resmi görev için samsun'a gittiğini öğrenmişler ve herhangi bir sorun çıkartmamışlardır, ayrıca mustafa kemal samsuna çıktığında istiklal savaşı zaten başlamıştır.
ben mustafa kemal istiklal savaşı'nda hiç yoktu, hiçbir kongrede emeği geçmedi demiyorum. yalnız insanların olduğundan büyük gösterilmesine karşıyım. istiklal savaşı'nın başarısını yalnız kazım karabekir'e de yüklemiyorum. zira tarihi vesikalar ortada. ben belgeler ışığında yorum yaparım.
yoksa, marjinal olmak, konjonktüre uymak türünden gayelere sahip değilim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar