bugün
- bacılar çabuk bakın14
- kızlar bi bakın bişe göstercem10
- queen feristah12
- bir kadını keko gösteren detaylar7
- arkadaşlar sizce bu mont nasıl13
- ulıdağ sözlük'ün geleceği20
- arkadaşlar sözlükten ayrılıyorum6
- 6 ekim 2026 istanbul imam hatip bıçaklı kavgası30
- ucan tekme atan hipopotam29
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet14
- her gün blazer ceket giyen kadın6
- en son ne zaman haz ve adrenalinden terlediniz4
- neden yahudi intihar bombacısı yok5
- artık hayatta olmayan birine özlem duymak5
- uludede'yi dayılayacak kezo3
- nervio'nun erkek olması31
- kızlar bakın başlıkları birleştirilsin3
- maroon 5'ın bir dönem gerçekten müzik grubu olması6
- sözlük kavgasını en iyi anlatacak yönetmen14
- kızınız sözlükte yazabilir mi10
- un kurabiyesi3
- rüyamda örümcek maymun gördüm6
- gece gece geçmişi düşünüp ağlamak4
- sözlüğün dedesiyim2
- mehir olarak yalı isteyen kız5
- sabah akşam nervio yu konuşan sözlük6
- babuş diyen kız2
- bacılar koşun2
- olay olay olay olay2
- iltica41
- arabayla suya uçmak2
- fatma betül sayan kaya'nın tmsf'ye iadesi31
- fatma betül sayan kaya36
- yaz kış pencereyi açık tutan insan3
- nevresim değiştirmeye psikolojik olarak hazırlanma2
- akşam 9 da yanıyorum diye mesaj atan sekreter3
- sözlük yazarlarının bebeksi kombinleri15
- meet joe black3
- ak partili ahlakı6
- sözlük kızlarının seksi çorapları9
- geceye bir şarkı sözü bırak3
- leopar desen giyinen kadının amacı10
- fuck the police şarkısını dinleyen polis3
- adidas'ın 8 bin tl lik timsah desenli samba modeli3
- hayatımın en büyük baş ağrısı geri döndü5
- aniden gelen üşüme hissi3
- gece saat 1 de çivi çakan komşu2
- izmir büyükşehir belediye başkanı akp'ye geçiyor4
- gunluklerim aylik olmus15
- yazarların severek okuduğu yazarlar9
Bir tornavidanın delik deşik ettiği vücuduyla hasta yatağında yatarken acaba ne düşünüyordu? Sevginin anlamını mı yoksa kadın olmanın zorluklarını mı? Ya da bu devletin, kendini korumaktan aciz bir kadını neden koruyamadığını mı sorguluyordu?
Henüz yirmi üç yaşında gencecik ve meslek sahibi bir genç kızken, muhtemelen aşık olarak evlendiği o adamın kendisini nasıl bu hale getirdiğini sorgulayıp çözmeye çalışıyordu belki de. Dört yıllık evliliğinin hikayesi hazindi. Şiddet, çoğu kadının olduğu gibi onun da kaderiydi. Boşandı. Gelecekten umutlu olduğunu söylüyordu. Kadının 'birey' olarak görülmediği bir toplumda boşanmaya cesaret edebilmesi bile umutlu olduğunun işaretiydi. Çünkü nice meslek sahibi ve toplumda yer edinmiş kadınlar bile kaderine razı olmayı tercih ediyordu.
Ama bilmediği ve çok acı bir biçimde öğreneceği bir gerçek vardı; bu toplumda bir kadının cesaret sahibi olması ya da kendine güvenmesi bir hayat kurmaya yetmiyordu.
Eski kocası peşini bırakmadı. Mütemadiyen aradı, yeniden birlikte olmak istedi. Onun itirazlarını dinlemiyordu bile. Dile gelmeyen, belki de gelmiş olan şuydu; "Ya benimsin ya toprağın!"
Geçen iki yıl süresince eski eşinin tehditlerinden korkup iki kez şikayette bulundu ama şikayetleri sonuçsuz kaldı. Sonunda, aslında bekleniyor olması gereken ama hep görülmezlikten gelinen ihtimal gerçekleşti.
Çalıştığı kuaför salonunu basan eski eşi tarafından tam beş yerinden darp edildi. Eski eş, yeniden birlikte olma teklifini reddeden Filiz Akdoğan'ı elindeki tornavidayla darp etti. Akciğerine, bağırsaklarına, sağ kulağına ve koltuk altına beş kez olmak üzere sapladı.
Filiz Akdoğan şimdi, ciğerleri hasar almış ve güçlükle nefes alırken, ölümü yenmiş olmanın sevincini bile yaşayamıyor. Ölümden kurtuldu ama ya kader? Bu ülkede kadın ölümlerinin neden önlenemediğini anlayamadığını söylüyor. Ve isyan içinde soruyor;
"ilk şikayetimde savcının karşısına bile çıkmadan serbest kaldı. Korunma taleplerim görmezlikten gelindi. Şimdi korku içindeyim çünkü o hala serbest. Beni kim koruyacak?"
Henüz yirmi üç yaşında gencecik ve meslek sahibi bir genç kızken, muhtemelen aşık olarak evlendiği o adamın kendisini nasıl bu hale getirdiğini sorgulayıp çözmeye çalışıyordu belki de. Dört yıllık evliliğinin hikayesi hazindi. Şiddet, çoğu kadının olduğu gibi onun da kaderiydi. Boşandı. Gelecekten umutlu olduğunu söylüyordu. Kadının 'birey' olarak görülmediği bir toplumda boşanmaya cesaret edebilmesi bile umutlu olduğunun işaretiydi. Çünkü nice meslek sahibi ve toplumda yer edinmiş kadınlar bile kaderine razı olmayı tercih ediyordu.
Ama bilmediği ve çok acı bir biçimde öğreneceği bir gerçek vardı; bu toplumda bir kadının cesaret sahibi olması ya da kendine güvenmesi bir hayat kurmaya yetmiyordu.
Eski kocası peşini bırakmadı. Mütemadiyen aradı, yeniden birlikte olmak istedi. Onun itirazlarını dinlemiyordu bile. Dile gelmeyen, belki de gelmiş olan şuydu; "Ya benimsin ya toprağın!"
Geçen iki yıl süresince eski eşinin tehditlerinden korkup iki kez şikayette bulundu ama şikayetleri sonuçsuz kaldı. Sonunda, aslında bekleniyor olması gereken ama hep görülmezlikten gelinen ihtimal gerçekleşti.
Çalıştığı kuaför salonunu basan eski eşi tarafından tam beş yerinden darp edildi. Eski eş, yeniden birlikte olma teklifini reddeden Filiz Akdoğan'ı elindeki tornavidayla darp etti. Akciğerine, bağırsaklarına, sağ kulağına ve koltuk altına beş kez olmak üzere sapladı.
Filiz Akdoğan şimdi, ciğerleri hasar almış ve güçlükle nefes alırken, ölümü yenmiş olmanın sevincini bile yaşayamıyor. Ölümden kurtuldu ama ya kader? Bu ülkede kadın ölümlerinin neden önlenemediğini anlayamadığını söylüyor. Ve isyan içinde soruyor;
"ilk şikayetimde savcının karşısına bile çıkmadan serbest kaldı. Korunma taleplerim görmezlikten gelindi. Şimdi korku içindeyim çünkü o hala serbest. Beni kim koruyacak?"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar