bugün
- fiziği güzel sözlük kızları28
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek5
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- fakir siniri6
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- sözlüğün azması3
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını4
- sözlük yazarlarının penis boyu ölçüleri2
- cumartesi gecesi sokağa çıkan ezik ve ahmak insan2
- komşunun kızının tayt ile size yemek getirmesi2
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler2
- arkadaşlar beni hanginiz takipten çıktı4
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- geri kalmış ülkelerdeki milliyetçilik akımı3
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- sözlüğün çökmesi3
- kurtuluş savaşında kurtulunan şey2
- fatma betül sayan kaya57
- ups boobss nickli yazar5
- education2
- keşke sözlükte olsa dediğin ünlü2
- aklınıza gelen şarkı sözü3
- hande ataizi2
- şampuan önerisi8
- memelerin çok acayip birer organ olması4
- dilf2
- karton toplamanın faydaları2
- 8 saniye süren osuruk3
- cips yerken çıkan ses yan komşuya kadar gidiyor mu3
- allah diye bir varlığın olmaması5
- kalp krizi geçirseydim3
- türk ekonomisinin susurluk u2
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- kolunu sıkınca biceps kası ortaya çıkmayan erkek4
- kurşuni renkler dinlerken hüngür hüngür ağlamak3
- sözlüğün aptal kaynaması4
- sözlüğün bu kadar çok böceği bir araya toplaması2
- tipi olmayan komik çocuk2
- işe dans ederek gitmiyorsanız o işi bırakın3
- iletişim başkanı duran'ın fon açıklaması2
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- 29 eylül 2026 slovakya kazakistan maçı3
- amerika da yaşadığını zanneden yazar3
- nokia 33104
- yazarların ihtiyacı olan şey2
- kendisiyle övünen insanlar15
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
geçmişini bilmeden birilerine , demokrasi ve özgürlük dersi verenlere kapak niteliğinde bir hatırlatmadır
4 Aralık günü CHP istanbul il Başkanlığı tarafından örgütlenen faşistler, ellerinde demir çubuklar, baltalar ve kırmızı boyalar olduğu halde Tan Matbaası'na doğru yürüyüşe geçtiler. Güruhun içinde Süleyman Demirel, bir dönem bakanlık da yapan Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Birgit, yine eski CHP'li bakanlardan Ali ihsan Göğüs ve Ergenekon davasında yargılanan Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ilhan Selçuk da bulunuyordu. Baskının nasıl gerçekleştiği, Zekeriya Sertel'in anılarında anlatılmaktadır:
"4 Aralık 1945 gününün sabahı üniversiteli faşist gençler ellerinde önceden hazırladıkları baltalar, balyozlar ve kırmızı mürekkep şişeleriyle matbaaya saldırdılar. Orada bekleyen polisler olup bitene seyirci kaldılar. Görevlerini yapmaya kalkmadılar. Göstericiler, baltalarla matbaa kapısını kırıp içeri girdiler. Makinaları balyozlarla kırdılar. Binanın camlarını indirdiler. içindeki eşyayı kırıp döktüler. Sonra ellerinde kırmızı boya şişeleriyle (Serteller nerede?) naralarıyla bizleri aramaya koyuldular. Amaçları, bizi çırılçıplak soyup üzerimize kırmızı boya dökmek ve sonra önlerine katıp sokaklarda (işte kızıllar,) diye sergilemekti."
(Hatırladıklarım, Zekeriya Sertel, Remzi Kitabevi, 2000)
Faşist güruh daha sonra Sabahattin Ali ve Cami Baykurt'un sahibi olduğu 'La Turquie' gazetesini de tarumar ettikten sonra Kadıköy'e geçip Serteller'in evini basmaya kalkıştı. Artık Sertel çifti için değil Tan gazetesini çıkarmak, Türkiye'de yaşama imkânı kalmamıştı.
-------------
Görüşler Dergisi'nin yazarlarından Aziz Nesin, üç yıl sonra "Ey Türk Faşisti" başlıklı yazısıyla baskını şöyle kaleme aldı:
"Ey Türk Faşisti! Birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir. Bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanı başında bulacaksın.
Meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilir. Emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. Demir Ahmet tarafından sövülebilir. Bütün malları mülkleri zapt edilmiş matbaaları yıkılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere Amerika'dan borç dahi alınabilir. Hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenilebilir.
Ey faşist yumurcakları! işte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta, Halk Partisi"nin ambarlarında mevcuttur."
kaynak : marksist.org
4 Aralık günü CHP istanbul il Başkanlığı tarafından örgütlenen faşistler, ellerinde demir çubuklar, baltalar ve kırmızı boyalar olduğu halde Tan Matbaası'na doğru yürüyüşe geçtiler. Güruhun içinde Süleyman Demirel, bir dönem bakanlık da yapan Cumhuriyet gazetesi yazarı Orhan Birgit, yine eski CHP'li bakanlardan Ali ihsan Göğüs ve Ergenekon davasında yargılanan Cumhuriyet gazetesi imtiyaz sahibi ilhan Selçuk da bulunuyordu. Baskının nasıl gerçekleştiği, Zekeriya Sertel'in anılarında anlatılmaktadır:
"4 Aralık 1945 gününün sabahı üniversiteli faşist gençler ellerinde önceden hazırladıkları baltalar, balyozlar ve kırmızı mürekkep şişeleriyle matbaaya saldırdılar. Orada bekleyen polisler olup bitene seyirci kaldılar. Görevlerini yapmaya kalkmadılar. Göstericiler, baltalarla matbaa kapısını kırıp içeri girdiler. Makinaları balyozlarla kırdılar. Binanın camlarını indirdiler. içindeki eşyayı kırıp döktüler. Sonra ellerinde kırmızı boya şişeleriyle (Serteller nerede?) naralarıyla bizleri aramaya koyuldular. Amaçları, bizi çırılçıplak soyup üzerimize kırmızı boya dökmek ve sonra önlerine katıp sokaklarda (işte kızıllar,) diye sergilemekti."
(Hatırladıklarım, Zekeriya Sertel, Remzi Kitabevi, 2000)
Faşist güruh daha sonra Sabahattin Ali ve Cami Baykurt'un sahibi olduğu 'La Turquie' gazetesini de tarumar ettikten sonra Kadıköy'e geçip Serteller'in evini basmaya kalkıştı. Artık Sertel çifti için değil Tan gazetesini çıkarmak, Türkiye'de yaşama imkânı kalmamıştı.
-------------
Görüşler Dergisi'nin yazarlarından Aziz Nesin, üç yıl sonra "Ey Türk Faşisti" başlıklı yazısıyla baskını şöyle kaleme aldı:
"Ey Türk Faşisti! Birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir. Bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanı başında bulacaksın.
Meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilir. Emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. Demir Ahmet tarafından sövülebilir. Bütün malları mülkleri zapt edilmiş matbaaları yıkılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere Amerika'dan borç dahi alınabilir. Hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenilebilir.
Ey faşist yumurcakları! işte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta, Halk Partisi"nin ambarlarında mevcuttur."
kaynak : marksist.org
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar