bugün
- nissan micra kullanan erkek9
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek8
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak11
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın7
- disco disco gezen insan5
- nemlendirici krem16
- nev18
- askerde özlenen şeyler8
- parayı gazze için katlamak istedim4
- sophie dee'nin memeleri4
- katatespizartmasi13
- batı trakya müftülük atamalarına ankara tepkisi4
- sevgili deyince hemen aklına seks gelen insan3
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları5
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela4
- ağzı kokan arkadaş5
- oflamak2
- birbirine benzeyen ünlüler4
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın2
- gecenin rap şarkısı2
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- mokv yaşıyor mu6
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- teleferik6
- süs bitkisi2
- flört uygulamasında yazılımcı profili2
- bakın ne geldi6
- iri memeler6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- platonik aşık olduğum sözlük yazarının reddetmesi3
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- babaların babası5
- kedi tırnağı kesmek4
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- sedef kaplama2
- fransızlar yeni bir çağ açacak mı3
- aşk acısının 1 saat sürmesi2
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- mustafa sarıgül4
- çocukluk arkadaşlığı11
- aziz yıldırım5
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı11
- azrail'in görüldüğü an6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- tiktok4
- tom skerritt2
annişkomun memleketi olmasından dolayı , her ne kadar ben sorana edirneliyim desem de , bu yerle de uzaktan bi gönül bağımız var .. bana izmir , bilhassa da son zamanlarda yapılan "laik müthiş fevkalade izmir" propagandasından sonra hep uzak ukala ve götü kalkık geldiği için , bergama benim için çok bişi ifade etmiyo açıkçası.. kimsenin de kalbini kırmayayım şimdi..
bundan bi üstteki entrye anlatılan heryere gittim.. ilk hastane , ilk kütüphane , ilk müzikle tedavi , ilk psikiyatri kliniği vs vs derken bu , o zamana kadar uzaktan baktığım salak yer bi gün kendisinden 1500 km uzaktyken, derste karşıma çıktı..
hoca sürekli pergmamon pergamon diyo garip garip taşlar sütunlar tıbbı araç gereçler gösteriyo.. yok efendim gelen hastayı önce avluda bi turlatırlarmış , şayet hasta yolda ölmezse tedaviye alırlarmış amma da şahaneymiş ne kadar da muhteşemmiş derken bi anda , bütün o çocukken muhtelif akrabaların kucağında "aman yavruuuum sakın kucağımdan inme düşersin bak çok yüksek buralar hep" denen boş antik mekanlar geldi..
kafamda çakan şimşekler sonucu hemen annemi aradım dedim anne bu pergamon bergama mı.. annem küçümser bi kahkaha attı , ah benim salak evladım , hadi çok yazdırma akşama evden araşırız dedi telefonu kapattı..
ben tabii obsesifliğim tutunca yaptığım gibi , oturdum gugılın başına arıyorum pergamonu.. berlin müzeler adasında "pergamonmuseum"u buldum.. not ettim kesin gidicem..
o sırada bu iş kaynadı.. biz aile büyüklerinden birinin vefatı nedeniyle bindik arabaya 4-5 akraba bergamaya doğru yollandık.. ben hemen fotoğraf makinamı da koydum bi de 15 16 tane pil.. bu sefer tek başıma bi tura katılıp gezmeye arar verdim bergamayı.. zaten bütün torun torba muhabbeti içimi şişirdi bahanem de var "okul için araştırıcam huriye teyzecim yoksa ben de çok isterim oturup sizinle çay içmek..
tura katıldım dediğim , bizim akrabalardan birinin komşusu ingilizce okuyomuş , o yazları turistlere rehberli yapıyomuş, onun kuyruğu gibi salak salak dolaşıcam bütün gün. tur tur da o..
bütün her taşın fotoğrafını çektim.. şortlar giydim şapkalar böcek ilaçları derken hemen her yeri gezdim.. dünyada benden imanlısı yok diyen bi adamı bile yer yer ürpertip , lan yoksa bu yunan tanrıları gerçek mi diye düşünmee itecek ululukta taşlar , meydanlar , şu meşhur tıpçıların yılan sembolünün çıkması , basbaya korkutucu yer altı geçitleri , duvarların harap halleri filan..
birini götür akropole bırak arada da tepeden bi yerden "oooooooo" diye bağır sesin yankılansın sonra o kişi korkudan üç buçuk atarak başı kesilmiş tavuk gibi dolansın.. yemin ederim öyle ürkünç yerleri var.. ki ben gündüz gözüyle gittim..
sonra okula döndüm.. o resimlerin hepsini koydum bi dosyaya.. bazılarına tekrardan bakamadım bile.. zaten ben büyük heykellerden de oldum olası korkarım..
orda , yerinde yeller esen, temsili bi taşla gösterilen "zeus sunağı" filan filan hayalimde bile canladırmaya gerek olmayan şeylerdi benim için.. çünkü o kadar taş var sütun var zeusun da sikik tapınağını görmeyiveriyim diye düşündüydüm..
gel zaman git zaman fırsat çıktı berline gittim.. 5 euromu verip müzenin içine daldım.. etrafta yabancı arkadaşlar onlar bunlar.. ben de böbürleniyorum benim memleket eheh ben aslını gördüm filan diye..
sonra noldu ? hayvan gibi pergamonaltarla başlayan kabus dolu bi kaç saat geçirdim.. o benim temsili halini görmekle hava attığım zeus tapınağı meğersem , bütün ağaoğlu evlerinden bile büyük bi yapıymış.. merdivenleri insanın midesini sevgilisini uzaktan görmüş gibi ağrıtırmış..
bergama benim gördüüğüm yer değil , aslında berlindeymiş..
kendimi yıllarca sevdiği kadının gerçek yüzünü görüp boşluğa düşmüş erkek gibi , platonik aşkını sevgilisiyle el ele gören ergen kız gibi , makyajsız halini görüp tanıyamadığı ünlüye ağlayan japon genç gibi hissettim..
şakaya vursam da şimdi , koca bi eeski şehri taşıdıkları ve mazaret olarak da "siz zaten bakamazsınız bizim daha çok emeğimiz" var diybildikleri için önce almanlara ve alman arkeologlara nefretle karışık bi saygı duydum.. türklere böyle olduğumuz için lanet ettim , arada dp'ye menderese ana avrat sövdüm sonra dönüp o canım mermerlere sarılıp "bunlar bizim böhühühüh geri verin" diye ağlama isteğimi bastırdım..
yani kötü bi his.. ne kadar enternasyonl olsa da insan işte , o aidiyet duygusu bi yerde yakalıyıveriyor insanı.. ne kadar kendi insanına toplumuna sövsen siktiri çekip terketsen de bi yerde için cız ediyo , onların yerine bahanelere bulup aklayasın geliyo..
bergama , soyulmuş bi şehir.. bizden gidip bize dönmemiş bi şehir.. berlindeki bergamayı görmeden bergamaya gittim demeyin.. bizdeki bergama bi kaç geceliğine tutulmuş güzelcene bi fahişeyse , gerçek eski bergama her gün kapıyı hoşgeldin diyerek açan nikahlı karımız..
gece gece bu kadar konuştum hakkında şimdi kesin o taşlar ve gözleri oyulmuş gbi duran heykeller rüyama giricek..
brrrrr
bu da ibreti alem olsun :
http://tr.wikipedia.org/w...ama_zeus_suna%c4%9f%c4%b1
bizdeki bergamada sunak yerine 3 ağaç var.. tey tey
bundan bi üstteki entrye anlatılan heryere gittim.. ilk hastane , ilk kütüphane , ilk müzikle tedavi , ilk psikiyatri kliniği vs vs derken bu , o zamana kadar uzaktan baktığım salak yer bi gün kendisinden 1500 km uzaktyken, derste karşıma çıktı..
hoca sürekli pergmamon pergamon diyo garip garip taşlar sütunlar tıbbı araç gereçler gösteriyo.. yok efendim gelen hastayı önce avluda bi turlatırlarmış , şayet hasta yolda ölmezse tedaviye alırlarmış amma da şahaneymiş ne kadar da muhteşemmiş derken bi anda , bütün o çocukken muhtelif akrabaların kucağında "aman yavruuuum sakın kucağımdan inme düşersin bak çok yüksek buralar hep" denen boş antik mekanlar geldi..
kafamda çakan şimşekler sonucu hemen annemi aradım dedim anne bu pergamon bergama mı.. annem küçümser bi kahkaha attı , ah benim salak evladım , hadi çok yazdırma akşama evden araşırız dedi telefonu kapattı..
ben tabii obsesifliğim tutunca yaptığım gibi , oturdum gugılın başına arıyorum pergamonu.. berlin müzeler adasında "pergamonmuseum"u buldum.. not ettim kesin gidicem..
o sırada bu iş kaynadı.. biz aile büyüklerinden birinin vefatı nedeniyle bindik arabaya 4-5 akraba bergamaya doğru yollandık.. ben hemen fotoğraf makinamı da koydum bi de 15 16 tane pil.. bu sefer tek başıma bi tura katılıp gezmeye arar verdim bergamayı.. zaten bütün torun torba muhabbeti içimi şişirdi bahanem de var "okul için araştırıcam huriye teyzecim yoksa ben de çok isterim oturup sizinle çay içmek..
tura katıldım dediğim , bizim akrabalardan birinin komşusu ingilizce okuyomuş , o yazları turistlere rehberli yapıyomuş, onun kuyruğu gibi salak salak dolaşıcam bütün gün. tur tur da o..
bütün her taşın fotoğrafını çektim.. şortlar giydim şapkalar böcek ilaçları derken hemen her yeri gezdim.. dünyada benden imanlısı yok diyen bi adamı bile yer yer ürpertip , lan yoksa bu yunan tanrıları gerçek mi diye düşünmee itecek ululukta taşlar , meydanlar , şu meşhur tıpçıların yılan sembolünün çıkması , basbaya korkutucu yer altı geçitleri , duvarların harap halleri filan..
birini götür akropole bırak arada da tepeden bi yerden "oooooooo" diye bağır sesin yankılansın sonra o kişi korkudan üç buçuk atarak başı kesilmiş tavuk gibi dolansın.. yemin ederim öyle ürkünç yerleri var.. ki ben gündüz gözüyle gittim..
sonra okula döndüm.. o resimlerin hepsini koydum bi dosyaya.. bazılarına tekrardan bakamadım bile.. zaten ben büyük heykellerden de oldum olası korkarım..
orda , yerinde yeller esen, temsili bi taşla gösterilen "zeus sunağı" filan filan hayalimde bile canladırmaya gerek olmayan şeylerdi benim için.. çünkü o kadar taş var sütun var zeusun da sikik tapınağını görmeyiveriyim diye düşündüydüm..
gel zaman git zaman fırsat çıktı berline gittim.. 5 euromu verip müzenin içine daldım.. etrafta yabancı arkadaşlar onlar bunlar.. ben de böbürleniyorum benim memleket eheh ben aslını gördüm filan diye..
sonra noldu ? hayvan gibi pergamonaltarla başlayan kabus dolu bi kaç saat geçirdim.. o benim temsili halini görmekle hava attığım zeus tapınağı meğersem , bütün ağaoğlu evlerinden bile büyük bi yapıymış.. merdivenleri insanın midesini sevgilisini uzaktan görmüş gibi ağrıtırmış..
bergama benim gördüüğüm yer değil , aslında berlindeymiş..
kendimi yıllarca sevdiği kadının gerçek yüzünü görüp boşluğa düşmüş erkek gibi , platonik aşkını sevgilisiyle el ele gören ergen kız gibi , makyajsız halini görüp tanıyamadığı ünlüye ağlayan japon genç gibi hissettim..
şakaya vursam da şimdi , koca bi eeski şehri taşıdıkları ve mazaret olarak da "siz zaten bakamazsınız bizim daha çok emeğimiz" var diybildikleri için önce almanlara ve alman arkeologlara nefretle karışık bi saygı duydum.. türklere böyle olduğumuz için lanet ettim , arada dp'ye menderese ana avrat sövdüm sonra dönüp o canım mermerlere sarılıp "bunlar bizim böhühühüh geri verin" diye ağlama isteğimi bastırdım..
yani kötü bi his.. ne kadar enternasyonl olsa da insan işte , o aidiyet duygusu bi yerde yakalıyıveriyor insanı.. ne kadar kendi insanına toplumuna sövsen siktiri çekip terketsen de bi yerde için cız ediyo , onların yerine bahanelere bulup aklayasın geliyo..
bergama , soyulmuş bi şehir.. bizden gidip bize dönmemiş bi şehir.. berlindeki bergamayı görmeden bergamaya gittim demeyin.. bizdeki bergama bi kaç geceliğine tutulmuş güzelcene bi fahişeyse , gerçek eski bergama her gün kapıyı hoşgeldin diyerek açan nikahlı karımız..
gece gece bu kadar konuştum hakkında şimdi kesin o taşlar ve gözleri oyulmuş gbi duran heykeller rüyama giricek..
brrrrr
bu da ibreti alem olsun :
http://tr.wikipedia.org/w...ama_zeus_suna%c4%9f%c4%b1
bizdeki bergamada sunak yerine 3 ağaç var.. tey tey
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar