bugün
- kolye132
- lale13
- kuş5
- flamingo3
- billie eilish'in memeleri7
- fil9
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- var olmak için ne yaptınız12
- kötüyü alaşağı etmek4
- at6
- yol5
- z kusagi4
- netflix asaf dizisi3
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- cemil tugay6
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- güne psikolojik bir tespit bırak3
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- paralel evren2
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek2
- brezilya7
- spider man brand new day2
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver8
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- pıtı atma4
- sevgili nedir7
- kaplan17
- gül7
- gemini2
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- aslan15
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- evi ev yapan şeyler14
- bileklik19
- elma5
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
- ankara8
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- sarı teker kim sorunsalı8
- zebra7
- kırgızistan3
- ona bir şey söyle10
- yogartiksen39
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- galatasaray19
- amerika birleşik devletleri6
- fenerbahçe18
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz2
- hatay usulü soslu döner2
ADI Mustafa Fehmi Kubilay. Baba adı Hüseyin, ana adı Zeynep.
Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında izmir'in Menemen ilçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.
23 Aralık 1930 sabahı, bundan tam 76 yıl önce, Menemen'de tuhaf bir şeyler oluyor. Sabahın erken saatlerinde dördü silahlı altı kişi belediye meydanında tekbir getirerek gezinmeye başlıyor. Hepsi çember sakallı. Başlarında sarık, sırtlarında cüppe var.
Ortalıkta dolanan altı kişi, "Biz şeriat ordusuyuz" deyip Müftü Camii'ne giriyorlar. Elebaşıları olan Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini "mehdi" olarak tanıtıyor ve dini korumaya geldiklerini söylüyor. Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini tebliğ ediyor!
Derviş Mehmet isimli sapık ve arkasındaki yobazlar, camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya takıyorlar. Yoldan geçen birine meydanda bir çukur kazdırıp bayrağı oraya dikiyorlar. Yobazlar bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye başlıyorlar... Ve bağırıyorlar:
"Şapka giyen káfirdir. Yakında yine şeriata dönülecektir. Bize kurşun işlemez." işin acı yanı, Menemen ahalisinden bazıları bunlara alkış tutuyor!
* * *
Olaylar ilçedeki askeri birliğe duyuruluyor. Alay komutanı, yedeksubay Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderiyor. Kubilay ve askerlerin silahlarında mermi yok. Süngü takıp olay yerine gidiyorlar.
Kubilay askerlerini meydan girişinde bırakıyor ve yobazlardan teslim olmalarını istiyor. işte bu anda yobazlardan biri ateş ediyor.
Kubilay yaralanıp yere düşüyor. Ayağa kalkıp cami avlusuna doğru kaçıyor, ama orada tekrar yere düşüyor. Çevredeki kalabalık paniğe kapılıp kaçışıyor.
Derviş Mehmet ve arkadaşları, işte o anda Kubilay'ın başına çöküyorlar. Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkarıyor...
Ve yaralı yedeksubay Kubilay'ın başını orada kıtır kıtır kesip gövdesinden ayırıyor.
Kin ve nefret gözlerini öylesini bürümüş ki, kesik baştan akan kanı içiyorlar. Saçlarından tuttuğu kesik baş, şimdi Derviş Mehmet'in elindedir.
Yeşil bayrağın sopasına kesik başı dikmeye çalışıyorlar, ancak bir türlü başaramıyorlar. Bunun üzerine birileri kendilerine ip getiriyor. Kesik baş, yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlanıyor.
* * *
Bütün bunlar olurken yine tekbirler getirilmekte, "Ey ahali din elden gidiyor" çığlıkları Menemen'de yankılanıyordu.
Silah seslerini duyan bir mahalle bekçisi olay yerine koşarak yetişti. Bekçi Hasan ateş edip yobazlardan birini yaraladı. Hemen ardından yobazlar ateş edip Hasan'ı orada şehit ettiler. Arkadaşının yardımına koşan bekçi Şevki de yobazların açtığı ateş sonucu şehit düştü.
Birkaç dakika içinde üç şehit verilmiş, bir baş kesilmiştir.
Yobazlar mutludur! Kubilay'ın kesik başı, yeşil bayrağın sopası üzerinde sallanmaktadır. işte bu aşamada asker olay yerine yetişti. Komutan "Teslim olun" diye bağırdı. Yobazların yanıtı kesindi:
"Bize kurşun işlemez."
Askeri birlik ateş etti. Yobazlardan bazıları orada yere serilirken, bazıları kaçtı. Daha sonra hepsi birden yakalandı.
Menemen olayı genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait haininin isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır.
Hükümet sıkıyönetim ilan etti. Menemen'de General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Harp Divanı kuruldu. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan bütün sanıklar yargılandı. 18 gün süren yargılama sonucunda karar açıklandı:
40 kişi sorumsuzluğu nedeniyle salıverildi, 27 sanık beraat etti, 41 suçlu çeşitli hapis cezaları aldı.
36 kişiye idam cezası verildi.
Ancak bazılarının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi.
28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen'de idam edildi. Yobazlardan bazıları, yedeksubay Kubilay'ın başının kesildiği yerde asıldı.
Bir sanık sehpaya götürülürken kaçtı. iki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. Olayın hemen ardından Menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde şöyle yazar:
"inandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz."
* * *
Atatürk, Menemen olayına çok kızdı. Söylentiye göre, Menemen'in haritadan silinmesini emretti. Daha 10 yıl önce Yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı.
O dönemde ortada kararlı bir devlet vardı. Savaştan yeni çıkmıştık, güçsüzdük, olanaklar yetersizdi. Ama devletin ve cumhuriyet rejiminin onuru, ilkeleri ve inancı vardı... Çünkü ülkeyi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir devlet adamı ve onun devrimci kadroları yönetiyordu.
Nitekim mahkeme derhal kuruldu, yargıladı ve gereken cezaları verdi.
Şimdi bir düşünün bakalım, aynı durum bugün olsa acaba ne yapılır?
Yarın, bu korkunç irtica olayının 76. yıldönümünde Menemen'de törenler düzenlenecek. Yılanın başı aradan geçen 76 yıla karşın ülke genelinde ezilmedi. Unutmayın, yılan pusuda bekliyor.
Emin ÇÖLAŞAN
yılanın pusuda beklediğine sonuna kadar inanıyorum. devrim şehidi kubilayı saygıyla bütün yobaz zihniyeti ise nefretle anıyorum.
Giritli bir ailenin çocuğu. 1906 doğumlu. Kubilay bir öğretmen. Cumhuriyet öğretmeni. 1930 yılında izmir'in Menemen ilçesi'nde askerlik görevini yapıyor. O sırada 24 yaşında.
23 Aralık 1930 sabahı, bundan tam 76 yıl önce, Menemen'de tuhaf bir şeyler oluyor. Sabahın erken saatlerinde dördü silahlı altı kişi belediye meydanında tekbir getirerek gezinmeye başlıyor. Hepsi çember sakallı. Başlarında sarık, sırtlarında cüppe var.
Ortalıkta dolanan altı kişi, "Biz şeriat ordusuyuz" deyip Müftü Camii'ne giriyorlar. Elebaşıları olan Derviş Mehmet camide namaz kılanlara kendini "mehdi" olarak tanıtıyor ve dini korumaya geldiklerini söylüyor. Arkalarında 70 bin kişilik Halife ordusu olduğunu, öğle saatlerine kadar şeriat bayrağı altında toplanmayanların kılıçtan geçirileceğini tebliğ ediyor!
Derviş Mehmet isimli sapık ve arkasındaki yobazlar, camideki yeşil bayrağı alıp uzun bir sopaya takıyorlar. Yoldan geçen birine meydanda bir çukur kazdırıp bayrağı oraya dikiyorlar. Yobazlar bayrağın çevresinde dönmeye, tekbir getirmeye, zikretmeye başlıyorlar... Ve bağırıyorlar:
"Şapka giyen káfirdir. Yakında yine şeriata dönülecektir. Bize kurşun işlemez." işin acı yanı, Menemen ahalisinden bazıları bunlara alkış tutuyor!
* * *
Olaylar ilçedeki askeri birliğe duyuruluyor. Alay komutanı, yedeksubay Kubilay'ı bir manga askerle birlikte olay yerine gönderiyor. Kubilay ve askerlerin silahlarında mermi yok. Süngü takıp olay yerine gidiyorlar.
Kubilay askerlerini meydan girişinde bırakıyor ve yobazlardan teslim olmalarını istiyor. işte bu anda yobazlardan biri ateş ediyor.
Kubilay yaralanıp yere düşüyor. Ayağa kalkıp cami avlusuna doğru kaçıyor, ama orada tekrar yere düşüyor. Çevredeki kalabalık paniğe kapılıp kaçışıyor.
Derviş Mehmet ve arkadaşları, işte o anda Kubilay'ın başına çöküyorlar. Mehmet, çantasını açıp testere ağızlı bağ bıçağını çıkarıyor...
Ve yaralı yedeksubay Kubilay'ın başını orada kıtır kıtır kesip gövdesinden ayırıyor.
Kin ve nefret gözlerini öylesini bürümüş ki, kesik baştan akan kanı içiyorlar. Saçlarından tuttuğu kesik baş, şimdi Derviş Mehmet'in elindedir.
Yeşil bayrağın sopasına kesik başı dikmeye çalışıyorlar, ancak bir türlü başaramıyorlar. Bunun üzerine birileri kendilerine ip getiriyor. Kesik baş, yeşil bayrağın dikili olduğu sopaya iple bağlanıyor.
* * *
Bütün bunlar olurken yine tekbirler getirilmekte, "Ey ahali din elden gidiyor" çığlıkları Menemen'de yankılanıyordu.
Silah seslerini duyan bir mahalle bekçisi olay yerine koşarak yetişti. Bekçi Hasan ateş edip yobazlardan birini yaraladı. Hemen ardından yobazlar ateş edip Hasan'ı orada şehit ettiler. Arkadaşının yardımına koşan bekçi Şevki de yobazların açtığı ateş sonucu şehit düştü.
Birkaç dakika içinde üç şehit verilmiş, bir baş kesilmiştir.
Yobazlar mutludur! Kubilay'ın kesik başı, yeşil bayrağın sopası üzerinde sallanmaktadır. işte bu aşamada asker olay yerine yetişti. Komutan "Teslim olun" diye bağırdı. Yobazların yanıtı kesindi:
"Bize kurşun işlemez."
Askeri birlik ateş etti. Yobazlardan bazıları orada yere serilirken, bazıları kaçtı. Daha sonra hepsi birden yakalandı.
Menemen olayı genç Cumhuriyet rejiminin 1925 yılındaki Şeyh Sait haininin isyanından sonra tanık olduğu ikinci önemli irtica olayıdır.
Hükümet sıkıyönetim ilan etti. Menemen'de General Mustafa Muğlalı başkanlığında bir Harp Divanı kuruldu. Olaya doğrudan veya dolaylı katılan bütün sanıklar yargılandı. 18 gün süren yargılama sonucunda karar açıklandı:
40 kişi sorumsuzluğu nedeniyle salıverildi, 27 sanık beraat etti, 41 suçlu çeşitli hapis cezaları aldı.
36 kişiye idam cezası verildi.
Ancak bazılarının yaşı küçük olduğundan, onların ölüm cezaları ağır hapse çevrildi.
28 sanık, 3 Şubat 1931 gecesi Menemen'de idam edildi. Yobazlardan bazıları, yedeksubay Kubilay'ın başının kesildiği yerde asıldı.
Bir sanık sehpaya götürülürken kaçtı. iki hafta sonra yakalandı ve ertesi gün idam edildi. Olayın hemen ardından Menemen'de devrim şehidi iki bekçi ve Kubilay adına anıt dikildi. Anıtın üzerinde şöyle yazar:
"inandılar, dövüştüler, öldüler. Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz."
* * *
Atatürk, Menemen olayına çok kızdı. Söylentiye göre, Menemen'in haritadan silinmesini emretti. Daha 10 yıl önce Yunan işgali altında inleyen bir ilçede yobazların yaptığı ve halktan bazılarının bu yobaz sürüsüne arka çıkması, onu çileden çıkarmıştı.
O dönemde ortada kararlı bir devlet vardı. Savaştan yeni çıkmıştık, güçsüzdük, olanaklar yetersizdi. Ama devletin ve cumhuriyet rejiminin onuru, ilkeleri ve inancı vardı... Çünkü ülkeyi Mustafa Kemal Atatürk gibi bir devlet adamı ve onun devrimci kadroları yönetiyordu.
Nitekim mahkeme derhal kuruldu, yargıladı ve gereken cezaları verdi.
Şimdi bir düşünün bakalım, aynı durum bugün olsa acaba ne yapılır?
Yarın, bu korkunç irtica olayının 76. yıldönümünde Menemen'de törenler düzenlenecek. Yılanın başı aradan geçen 76 yıla karşın ülke genelinde ezilmedi. Unutmayın, yılan pusuda bekliyor.
Emin ÇÖLAŞAN
yılanın pusuda beklediğine sonuna kadar inanıyorum. devrim şehidi kubilayı saygıyla bütün yobaz zihniyeti ise nefretle anıyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar