bugün
- acil iş fikri lazım arkadaşlar16
- iremga7
- afrika nasıl kalkınabilir15
- enel hak6
- arkadaşlar bakar mısınız20
- meal kuran değildir3
- had bildirmek4
- kahverengi kokarcaya karşı samuray arısı4
- bayan kelimesi neden rahatsız edici27
- çırılçıplak şekilde tabancayla ateş etmek3
- honda civic4
- zenci öğrenci2
- imamoğlu'nun tutukluluğunun 100 günü16
- derin mermerci3
- kart uzatınca nakit yok mu diyen esnaf3
- akp'nin türkiye'ye verdiği zararın kalıcı olması7
- ak parti2
- ayetleri eğip büken kitle7
- bennu gerede2
- kpss sınav ücretinin 800 tl olması4
- 2028 avrupa kupası2
- elbise giyen erkek2
- kayıp uygarlıklar4
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz13
- yazarların en son bitirdiği kitap13
- kadınların piç erkek tercihi4
- abi kartta komisyon kesiliyor haberin olsun2
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi11
- arkadaşlar çok mutluyum2
- chp nin illuminati nin bir ayağı olduğu gerçeği6
- anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az3
- bisikletçi pipisi6
- dead internet teorisi3
- ekonomi13
- kadın ve paradan başka bir şey düşünmeyen erkek6
- sabah kahvaltısı5
- paralel evrenler3
- avcı toplayıcıların harran etrafındaki t sütunları3
- neli dondurma seversiniz14
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- ayhan ışık4
- 2028 de genel seçim olmazsa ne yaparsınız4
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- dünya 5 ten büyüktür5
- merkür den dünyaya elmas getirmek6
- zamanın göreceliliği5
- armut dibine düşer2
- dünyadaki yerçekimi anomalileri2
- ismail tutti frutti seyrediyorum göremiyorum eğil3
- laiklik2
yirmi üçünde bir daha hiç gelmemek üzere gittin...
oysa demiştin ki,
"her ne olursa olsun, istersen suçlu ol, isterse ucunda ölüm olsun; ben hep yanındayım"
olmadın, çünkü olamadın...
yetmedi ki ömrün...
bunu bir de kendime anlatabilsem!
bir suçlu arıyorum! şöyle ağız dolusu sövebileceğim. yok yok yetmez, hatta tüm gücümle girişebileceğim!
gerçekten bir suçlu olsa keşke. ağzını burnunu dağıtsam şöyle!
ama yok ki...
takdir-i ilahi diyerek nokta koymak zorundayım...
canım yanarak,
kalbim acıyarak,
içim parçalanarak,
artık hiç umursamadığım hayatın rüzgarlarında savrularak,
kan ağlayarak,
perişan olarak,
ipi kopmuş bir uçurtma gibi oradan oraya uçarak,
delirerek...
ben insanım işte!
tevekkül bir yere kadar,
isyandan korkarak.
kabullenmek bir yere kadar,
hep içini deşecek bir suçlu arayarak.
ben olmak bir yere kadar,
ölümüne alışarak.
alışmak mı? kimi kandırıyorum ben?
geçen sekiz yıl parmağımdaki yüzüğü çıkarsa da, yerine kalbime dağlanmış bir pranga bırakmadı mı sanki?
seni seviyorum!
seviyorum hala...
hem de ilk günden daha taze,
en alıştığım zamandan daha kesin,
en vazgeçtim dediğimden daha yakıcı...
olmadı,
olamıyor,
olmayacak işte...
dön desem, ölüm meleğinin görünmez kelepçesinin ucundasın,
unuttum desem, aklım yer değiştirmediği müddetçe yalan,
olmasan da yapabiliyorum desem, o daha büyük bir yalan!
bıraktığın güzelliklerle salınırken hayat ne anlamlı...
ama sadece anılarla yaşayamıyor insan!
acıyla kıvranmak!
yaşadığım bu...
acıyla kıvranmak!
nam-ı diğer nefes alışım...
acıyla kıvranmak!
bıraktığın her şeye şükrederken hissettiğim...
şimdi sen soğuk, hatta buz gibi bir mezardasın, ben sıcak evimde seni düşlerken...
oysa ne çok uğraşmıştık bir an olsun daha birlikte kalabilmek için...
sevgilim...
bunu senden başka hiç kimseye söylemedim.
sevgilim...
seni gerçekten çok özledim.
kurulamadığın bacaklarını,
gizlice oynadığın at yarışlarını da,
beni kızdırdığında aldığın yüzükleri,
ve annemden öte anneni de,
özledim ve hiç unutmadım.
sen benim kalbimdeki özsün.
seni sevmeyerek nasıl yaşanır ki dünya?
unut artık diyor en sevdiklerim.
aklımı kaçıracağımdan korkulu herkes.
bilmiyorlar ki bu orospu çocuğu dünyada, asıl seni düşlemekten vazgeçersem kaçacak aklım!
oysa demiştin ki,
"her ne olursa olsun, istersen suçlu ol, isterse ucunda ölüm olsun; ben hep yanındayım"
olmadın, çünkü olamadın...
yetmedi ki ömrün...
bunu bir de kendime anlatabilsem!
bir suçlu arıyorum! şöyle ağız dolusu sövebileceğim. yok yok yetmez, hatta tüm gücümle girişebileceğim!
gerçekten bir suçlu olsa keşke. ağzını burnunu dağıtsam şöyle!
ama yok ki...
takdir-i ilahi diyerek nokta koymak zorundayım...
canım yanarak,
kalbim acıyarak,
içim parçalanarak,
artık hiç umursamadığım hayatın rüzgarlarında savrularak,
kan ağlayarak,
perişan olarak,
ipi kopmuş bir uçurtma gibi oradan oraya uçarak,
delirerek...
ben insanım işte!
tevekkül bir yere kadar,
isyandan korkarak.
kabullenmek bir yere kadar,
hep içini deşecek bir suçlu arayarak.
ben olmak bir yere kadar,
ölümüne alışarak.
alışmak mı? kimi kandırıyorum ben?
geçen sekiz yıl parmağımdaki yüzüğü çıkarsa da, yerine kalbime dağlanmış bir pranga bırakmadı mı sanki?
seni seviyorum!
seviyorum hala...
hem de ilk günden daha taze,
en alıştığım zamandan daha kesin,
en vazgeçtim dediğimden daha yakıcı...
olmadı,
olamıyor,
olmayacak işte...
dön desem, ölüm meleğinin görünmez kelepçesinin ucundasın,
unuttum desem, aklım yer değiştirmediği müddetçe yalan,
olmasan da yapabiliyorum desem, o daha büyük bir yalan!
bıraktığın güzelliklerle salınırken hayat ne anlamlı...
ama sadece anılarla yaşayamıyor insan!
acıyla kıvranmak!
yaşadığım bu...
acıyla kıvranmak!
nam-ı diğer nefes alışım...
acıyla kıvranmak!
bıraktığın her şeye şükrederken hissettiğim...
şimdi sen soğuk, hatta buz gibi bir mezardasın, ben sıcak evimde seni düşlerken...
oysa ne çok uğraşmıştık bir an olsun daha birlikte kalabilmek için...
sevgilim...
bunu senden başka hiç kimseye söylemedim.
sevgilim...
seni gerçekten çok özledim.
kurulamadığın bacaklarını,
gizlice oynadığın at yarışlarını da,
beni kızdırdığında aldığın yüzükleri,
ve annemden öte anneni de,
özledim ve hiç unutmadım.
sen benim kalbimdeki özsün.
seni sevmeyerek nasıl yaşanır ki dünya?
unut artık diyor en sevdiklerim.
aklımı kaçıracağımdan korkulu herkes.
bilmiyorlar ki bu orospu çocuğu dünyada, asıl seni düşlemekten vazgeçersem kaçacak aklım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar