bugün
- işiniz gücünüz yok mu9
- bir bela geliyor29
- gocu40
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- fusya semsiyeli yabanci20
- bugün sizi en mutlu eden an4
- kimseyle dertleşememek4
- sözlüğün insanı dertlendirmesi3
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- heyt bea gocu mu5
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- uludağ sözlük evreni8
- özlenen kişiyi rüyada görmek4
- geceleri gelen acaba mal mıyım hissi4
- sözlüğün kırbacı5
- halil güneşli karizması3
- ayakları üşüyen erkek2
- başlık silebilme yetkisi3
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- arkadaşlar çok kırıcısınız6
- dizi izlemek2
- arkadaşlar ben diablo oynamaya gidiyorum2
- 195 kaslı pilot14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- şemşiye ne demek2
- ktç'nin şemsiyeli olması4
- gammazların sanki biraz şey olması3
- gocu'nun şemsiyeli olması4
- borsa istanbul daki fon krizi5
- hasan atilla uğur14
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- göte giren şemsiye açılmaz3
- yahudiler vs çinliler3
- apo'nun villası11
- 5 bin lira kredi çekip karton karton sigara almak3
- yunanista'nın çıkarma tatbikatı fiyaskosu3
- habire12'nin kesinlikle yüzde yüz şemsiyeli olması3
- rtük ün evlendirme programlarını yasaklaması6
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- nervio için nasihat yazısı3
- mesih inananları kurtarmaya gelecek5
- erkekler neden evlenmek ister15
- yazası gelmemek2
- kadın yazarları gammazlamayan gammaz2
- gecenin şarkısı12
- anadoludaki belediyeye dönmüş üniversiteler3
- düşün ki o bunu nasılsa okumayacak2
- ikinci gocu2
- uludağ itiraf11
- uzakdoğu şiddet filmleri2
yirmi üçünde bir daha hiç gelmemek üzere gittin...
oysa demiştin ki,
"her ne olursa olsun, istersen suçlu ol, isterse ucunda ölüm olsun; ben hep yanındayım"
olmadın, çünkü olamadın...
yetmedi ki ömrün...
bunu bir de kendime anlatabilsem!
bir suçlu arıyorum! şöyle ağız dolusu sövebileceğim. yok yok yetmez, hatta tüm gücümle girişebileceğim!
gerçekten bir suçlu olsa keşke. ağzını burnunu dağıtsam şöyle!
ama yok ki...
takdir-i ilahi diyerek nokta koymak zorundayım...
canım yanarak,
kalbim acıyarak,
içim parçalanarak,
artık hiç umursamadığım hayatın rüzgarlarında savrularak,
kan ağlayarak,
perişan olarak,
ipi kopmuş bir uçurtma gibi oradan oraya uçarak,
delirerek...
ben insanım işte!
tevekkül bir yere kadar,
isyandan korkarak.
kabullenmek bir yere kadar,
hep içini deşecek bir suçlu arayarak.
ben olmak bir yere kadar,
ölümüne alışarak.
alışmak mı? kimi kandırıyorum ben?
geçen sekiz yıl parmağımdaki yüzüğü çıkarsa da, yerine kalbime dağlanmış bir pranga bırakmadı mı sanki?
seni seviyorum!
seviyorum hala...
hem de ilk günden daha taze,
en alıştığım zamandan daha kesin,
en vazgeçtim dediğimden daha yakıcı...
olmadı,
olamıyor,
olmayacak işte...
dön desem, ölüm meleğinin görünmez kelepçesinin ucundasın,
unuttum desem, aklım yer değiştirmediği müddetçe yalan,
olmasan da yapabiliyorum desem, o daha büyük bir yalan!
bıraktığın güzelliklerle salınırken hayat ne anlamlı...
ama sadece anılarla yaşayamıyor insan!
acıyla kıvranmak!
yaşadığım bu...
acıyla kıvranmak!
nam-ı diğer nefes alışım...
acıyla kıvranmak!
bıraktığın her şeye şükrederken hissettiğim...
şimdi sen soğuk, hatta buz gibi bir mezardasın, ben sıcak evimde seni düşlerken...
oysa ne çok uğraşmıştık bir an olsun daha birlikte kalabilmek için...
sevgilim...
bunu senden başka hiç kimseye söylemedim.
sevgilim...
seni gerçekten çok özledim.
kurulamadığın bacaklarını,
gizlice oynadığın at yarışlarını da,
beni kızdırdığında aldığın yüzükleri,
ve annemden öte anneni de,
özledim ve hiç unutmadım.
sen benim kalbimdeki özsün.
seni sevmeyerek nasıl yaşanır ki dünya?
unut artık diyor en sevdiklerim.
aklımı kaçıracağımdan korkulu herkes.
bilmiyorlar ki bu orospu çocuğu dünyada, asıl seni düşlemekten vazgeçersem kaçacak aklım!
oysa demiştin ki,
"her ne olursa olsun, istersen suçlu ol, isterse ucunda ölüm olsun; ben hep yanındayım"
olmadın, çünkü olamadın...
yetmedi ki ömrün...
bunu bir de kendime anlatabilsem!
bir suçlu arıyorum! şöyle ağız dolusu sövebileceğim. yok yok yetmez, hatta tüm gücümle girişebileceğim!
gerçekten bir suçlu olsa keşke. ağzını burnunu dağıtsam şöyle!
ama yok ki...
takdir-i ilahi diyerek nokta koymak zorundayım...
canım yanarak,
kalbim acıyarak,
içim parçalanarak,
artık hiç umursamadığım hayatın rüzgarlarında savrularak,
kan ağlayarak,
perişan olarak,
ipi kopmuş bir uçurtma gibi oradan oraya uçarak,
delirerek...
ben insanım işte!
tevekkül bir yere kadar,
isyandan korkarak.
kabullenmek bir yere kadar,
hep içini deşecek bir suçlu arayarak.
ben olmak bir yere kadar,
ölümüne alışarak.
alışmak mı? kimi kandırıyorum ben?
geçen sekiz yıl parmağımdaki yüzüğü çıkarsa da, yerine kalbime dağlanmış bir pranga bırakmadı mı sanki?
seni seviyorum!
seviyorum hala...
hem de ilk günden daha taze,
en alıştığım zamandan daha kesin,
en vazgeçtim dediğimden daha yakıcı...
olmadı,
olamıyor,
olmayacak işte...
dön desem, ölüm meleğinin görünmez kelepçesinin ucundasın,
unuttum desem, aklım yer değiştirmediği müddetçe yalan,
olmasan da yapabiliyorum desem, o daha büyük bir yalan!
bıraktığın güzelliklerle salınırken hayat ne anlamlı...
ama sadece anılarla yaşayamıyor insan!
acıyla kıvranmak!
yaşadığım bu...
acıyla kıvranmak!
nam-ı diğer nefes alışım...
acıyla kıvranmak!
bıraktığın her şeye şükrederken hissettiğim...
şimdi sen soğuk, hatta buz gibi bir mezardasın, ben sıcak evimde seni düşlerken...
oysa ne çok uğraşmıştık bir an olsun daha birlikte kalabilmek için...
sevgilim...
bunu senden başka hiç kimseye söylemedim.
sevgilim...
seni gerçekten çok özledim.
kurulamadığın bacaklarını,
gizlice oynadığın at yarışlarını da,
beni kızdırdığında aldığın yüzükleri,
ve annemden öte anneni de,
özledim ve hiç unutmadım.
sen benim kalbimdeki özsün.
seni sevmeyerek nasıl yaşanır ki dünya?
unut artık diyor en sevdiklerim.
aklımı kaçıracağımdan korkulu herkes.
bilmiyorlar ki bu orospu çocuğu dünyada, asıl seni düşlemekten vazgeçersem kaçacak aklım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar