bugün
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı5
- karısını puanlayıp sosyal medyada paylaşan erkek17
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı23
- asansörde kalmak5
- yunan kültürü vs türk kültürü5
- yaş ilerledikçe anlaşılan şeyler14
- evrenin simülasyon olduğunun kanıtı3
- anın görüntüsü20
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı8
- beşar esad vs kemal kılıçdaroğlu4
- erhan karaal'ın kurtarılması2
- sözlük erkekleri kadın olsa nasıl görünürdü8
- milli takım'ın paraguay maçı hazırlığı2
- grand theft auto vi2
- ismail kartal11
- uyku ilacı içmeden uyuyamamak2
- evrene bir mesaj bırak7
- ona bir şey söyle17
- sözluk kız ayarlama yeri değildir12
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj6
- linkedin6
- bir daha doğmayacak olmak5
- islam düşmanlarına epstein şoku13
- kızla konuşmaya çalışmak3
- izinli yazarın entry girebilmesi7
- şu anda ne yapıyorsun19
- fenerbahçede dördüncü ismail kartal dönemi10
- sevgiliden gelen ilk canımlı mesaj5
- hiçbir kızın senden hoşlanmaması8
- iş verenlerin aç gözlü olması11
- oğuz çetin2
- bugün ne yedin10
- yolda olmak2
- 30 lu yaşlar14
- özgürlükçü eğitim paradoksu3
- böceği öldürmek yerine dışarı atan insaflı kişi8
- muhafazeküler4
- 2026 dünya kupası13
- yanlışlıkla erkek sikmek8
- güne bir şarkı bırak14
- kilo verdiren gıda4
- 14 haziran 2026 avustralya türkiye maçı58
- ben aşık yorguni sorularınızı cevaplıyorum15
- bir gün ölecek olmak6
- son 3 günde sadece 5 saat uyumuş olmak2
- en iyi terapi6
- 18 haziran 2026 yusuf ziya gümüşel'in tahliyesi4
- org vs synthesizer4
- kemal derviş5
- uzun bir yolculuğa çıkma isteği2
yirmi üçünde bir daha hiç gelmemek üzere gittin...
oysa demiştin ki,
"her ne olursa olsun, istersen suçlu ol, isterse ucunda ölüm olsun; ben hep yanındayım"
olmadın, çünkü olamadın...
yetmedi ki ömrün...
bunu bir de kendime anlatabilsem!
bir suçlu arıyorum! şöyle ağız dolusu sövebileceğim. yok yok yetmez, hatta tüm gücümle girişebileceğim!
gerçekten bir suçlu olsa keşke. ağzını burnunu dağıtsam şöyle!
ama yok ki...
takdir-i ilahi diyerek nokta koymak zorundayım...
canım yanarak,
kalbim acıyarak,
içim parçalanarak,
artık hiç umursamadığım hayatın rüzgarlarında savrularak,
kan ağlayarak,
perişan olarak,
ipi kopmuş bir uçurtma gibi oradan oraya uçarak,
delirerek...
ben insanım işte!
tevekkül bir yere kadar,
isyandan korkarak.
kabullenmek bir yere kadar,
hep içini deşecek bir suçlu arayarak.
ben olmak bir yere kadar,
ölümüne alışarak.
alışmak mı? kimi kandırıyorum ben?
geçen sekiz yıl parmağımdaki yüzüğü çıkarsa da, yerine kalbime dağlanmış bir pranga bırakmadı mı sanki?
seni seviyorum!
seviyorum hala...
hem de ilk günden daha taze,
en alıştığım zamandan daha kesin,
en vazgeçtim dediğimden daha yakıcı...
olmadı,
olamıyor,
olmayacak işte...
dön desem, ölüm meleğinin görünmez kelepçesinin ucundasın,
unuttum desem, aklım yer değiştirmediği müddetçe yalan,
olmasan da yapabiliyorum desem, o daha büyük bir yalan!
bıraktığın güzelliklerle salınırken hayat ne anlamlı...
ama sadece anılarla yaşayamıyor insan!
acıyla kıvranmak!
yaşadığım bu...
acıyla kıvranmak!
nam-ı diğer nefes alışım...
acıyla kıvranmak!
bıraktığın her şeye şükrederken hissettiğim...
şimdi sen soğuk, hatta buz gibi bir mezardasın, ben sıcak evimde seni düşlerken...
oysa ne çok uğraşmıştık bir an olsun daha birlikte kalabilmek için...
sevgilim...
bunu senden başka hiç kimseye söylemedim.
sevgilim...
seni gerçekten çok özledim.
kurulamadığın bacaklarını,
gizlice oynadığın at yarışlarını da,
beni kızdırdığında aldığın yüzükleri,
ve annemden öte anneni de,
özledim ve hiç unutmadım.
sen benim kalbimdeki özsün.
seni sevmeyerek nasıl yaşanır ki dünya?
unut artık diyor en sevdiklerim.
aklımı kaçıracağımdan korkulu herkes.
bilmiyorlar ki bu orospu çocuğu dünyada, asıl seni düşlemekten vazgeçersem kaçacak aklım!
oysa demiştin ki,
"her ne olursa olsun, istersen suçlu ol, isterse ucunda ölüm olsun; ben hep yanındayım"
olmadın, çünkü olamadın...
yetmedi ki ömrün...
bunu bir de kendime anlatabilsem!
bir suçlu arıyorum! şöyle ağız dolusu sövebileceğim. yok yok yetmez, hatta tüm gücümle girişebileceğim!
gerçekten bir suçlu olsa keşke. ağzını burnunu dağıtsam şöyle!
ama yok ki...
takdir-i ilahi diyerek nokta koymak zorundayım...
canım yanarak,
kalbim acıyarak,
içim parçalanarak,
artık hiç umursamadığım hayatın rüzgarlarında savrularak,
kan ağlayarak,
perişan olarak,
ipi kopmuş bir uçurtma gibi oradan oraya uçarak,
delirerek...
ben insanım işte!
tevekkül bir yere kadar,
isyandan korkarak.
kabullenmek bir yere kadar,
hep içini deşecek bir suçlu arayarak.
ben olmak bir yere kadar,
ölümüne alışarak.
alışmak mı? kimi kandırıyorum ben?
geçen sekiz yıl parmağımdaki yüzüğü çıkarsa da, yerine kalbime dağlanmış bir pranga bırakmadı mı sanki?
seni seviyorum!
seviyorum hala...
hem de ilk günden daha taze,
en alıştığım zamandan daha kesin,
en vazgeçtim dediğimden daha yakıcı...
olmadı,
olamıyor,
olmayacak işte...
dön desem, ölüm meleğinin görünmez kelepçesinin ucundasın,
unuttum desem, aklım yer değiştirmediği müddetçe yalan,
olmasan da yapabiliyorum desem, o daha büyük bir yalan!
bıraktığın güzelliklerle salınırken hayat ne anlamlı...
ama sadece anılarla yaşayamıyor insan!
acıyla kıvranmak!
yaşadığım bu...
acıyla kıvranmak!
nam-ı diğer nefes alışım...
acıyla kıvranmak!
bıraktığın her şeye şükrederken hissettiğim...
şimdi sen soğuk, hatta buz gibi bir mezardasın, ben sıcak evimde seni düşlerken...
oysa ne çok uğraşmıştık bir an olsun daha birlikte kalabilmek için...
sevgilim...
bunu senden başka hiç kimseye söylemedim.
sevgilim...
seni gerçekten çok özledim.
kurulamadığın bacaklarını,
gizlice oynadığın at yarışlarını da,
beni kızdırdığında aldığın yüzükleri,
ve annemden öte anneni de,
özledim ve hiç unutmadım.
sen benim kalbimdeki özsün.
seni sevmeyerek nasıl yaşanır ki dünya?
unut artık diyor en sevdiklerim.
aklımı kaçıracağımdan korkulu herkes.
bilmiyorlar ki bu orospu çocuğu dünyada, asıl seni düşlemekten vazgeçersem kaçacak aklım!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar