bugün
- gammaz çetesi6
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- g'i l d'e d l'i l y27
- yazarların sözlükte bulunma amaçları7
- nickten isim tahmini yapmak72
- sabah kahvaltısında menemen yiyen erkek3
- biber dolması olsa da yesek6
- anok yai2
- hikayeyi devam ettir30
- alkollü sürücüye 602 bin lira ceza2
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- deliğim ben götü kara deliğim2
- marmarayın 74 27 çekmesi3
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- kalabalıklar içinde yalnız olmak10
- makine mühendisliği4
- hayattan zevk alamamak15
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- gocunun nerede olması12
- hazret ktc4
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi8
- metalcilerin ihtiyar olması2
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- rüyamda kadın olmuştum6
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- uysaljakoben16
- habire12 adamdır37
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- uyumayın konuşalım5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- yeni parti50
- bir ay çaylak olmak5
- habire1259
- yeşilçam filmi izlemek6
- yazarlara gelen son mesaj2
- temiz nevresimler içinde uyumak4
- yazarların öldükten sonraki planları4
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- gün boyu sözlükte birbirini yalayan tipler7
- yazarların zeka seviyeleri7
- diamond bosphorus23
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- sözlük profiline fotoğraf koyan yazarın asıl amacı7
2004 yapımı bir mark milgard filmi. film mason ve danny'nin aşkı üzerinden ilerliyor gibi görünse de daha çok ergenlik çağındaki bir gencin hislerini seyirciye yansıtmaya çalışmış.
--filmin konusu--
babası belediye konseyine aday olan annesi ise haplar ve içki ile hayatta kalmaya çalışan mason (vincent kartheiser) kasabaya yeni taşınan danny'ye (taryn manning) aşık olur ancak hemen ardından babasının işlediği bir suçu üstüne alarak ıslah evine girer. 2 yıl sonra döndüğünde danny'nin onu unutmadığını görür ve ilişkileri yeniden başlar. basitçe bir nitelemeyle filmin anlattığı budur. filmde karakterler derinlemesine anlatılmamış, yan olaylara da pek yer verilmemiş. sadece mason'ı durmadan tehdit eden arkadaşının ağabeyi ve saat 4'te geçen treni bekleyip dans eden adam var ki onlardan da üstü kapalı bir şekilde bahsedilmiş.
filmin asıl mevzusu küçük bir kasabada kısılı kalan mason'ın can sıkıntısından ne yapacağını şaşırması. öyle ki sıkıntısından her gün kendini vurduğunu düşünüyor hatta kendi mezarını kazıp içine yatıyor. tam bu esnada tanıştığı danny ise ona yeni bir soluk gibi geliyor. belki de bu yüzden ondan bu kadar çabuk etkileniyor. danny'nin annesi ise kızın sonradan üzülmemesi için hiç mutlu olmamasına çalışıyor. yaşadığı hayal kırıklıklarının acısını danny'den çıkartıyor da diyebiliriz. film pek çok sahnesinde yaşanan sevgiyi insana geçirebiliyor ancak yine de karamsarlıktan kurtulamıyor. filmin sonu mutsuz gibi görünse de bu mutsuzluk mason'a sıkıştığı kasabadan kurtulma cesareti aşılaması açısından değerli.
--filmin konusu--
bu arada dandelion yani kara hindiba çiçeği şöyle bir şey;
görsel
filme bu ismin verilmesinin nedeni sanırım söz konusu çiçeğin en ufak bir rüzgarda -kendinden bağımsız olarak- dağılıp gitmesi...
film son zamanlarda izlediğim keith, dakota skye, teenage dirtbag gibi, alışılmışın dışında gençlik filmlerinden. 'amerikan pastası' tarzı gençlik filmlerinden hazzetmeyenler için iyi bir seçenek. sözünü sessizce söyleyen filmlerden. görüntüler de oldukça tatmin edici.
--filmden--
filmin en güzel sahnelerinden biri mason'ın annesinin durduk yerde tabakları yere atıp 'ses çıkartıyorlar. bunların hepsi ses çıkartıyor. evdeki her şey, duvarlar bile ses çıkartıyor. sen ve benim dışında.' diye bağırdığı sahneydi. aralarındaki iletişimsizlik anneyi delirtmiş, babayı ise başka şeylerle ilgilenmek zorunda bırakmıştı. mason'ın danny'i eve getirdiği gün babanın anneye ettiği utangaçca iltifat da görülmeye değerdi.
--filmden--
kısacası ergenlik döneminde izlendiğinde daha çok etkileyebileceğini tahmin ettiğim güzel bir filmdi.
--filmin konusu--
babası belediye konseyine aday olan annesi ise haplar ve içki ile hayatta kalmaya çalışan mason (vincent kartheiser) kasabaya yeni taşınan danny'ye (taryn manning) aşık olur ancak hemen ardından babasının işlediği bir suçu üstüne alarak ıslah evine girer. 2 yıl sonra döndüğünde danny'nin onu unutmadığını görür ve ilişkileri yeniden başlar. basitçe bir nitelemeyle filmin anlattığı budur. filmde karakterler derinlemesine anlatılmamış, yan olaylara da pek yer verilmemiş. sadece mason'ı durmadan tehdit eden arkadaşının ağabeyi ve saat 4'te geçen treni bekleyip dans eden adam var ki onlardan da üstü kapalı bir şekilde bahsedilmiş.
filmin asıl mevzusu küçük bir kasabada kısılı kalan mason'ın can sıkıntısından ne yapacağını şaşırması. öyle ki sıkıntısından her gün kendini vurduğunu düşünüyor hatta kendi mezarını kazıp içine yatıyor. tam bu esnada tanıştığı danny ise ona yeni bir soluk gibi geliyor. belki de bu yüzden ondan bu kadar çabuk etkileniyor. danny'nin annesi ise kızın sonradan üzülmemesi için hiç mutlu olmamasına çalışıyor. yaşadığı hayal kırıklıklarının acısını danny'den çıkartıyor da diyebiliriz. film pek çok sahnesinde yaşanan sevgiyi insana geçirebiliyor ancak yine de karamsarlıktan kurtulamıyor. filmin sonu mutsuz gibi görünse de bu mutsuzluk mason'a sıkıştığı kasabadan kurtulma cesareti aşılaması açısından değerli.
--filmin konusu--
bu arada dandelion yani kara hindiba çiçeği şöyle bir şey;
görsel
filme bu ismin verilmesinin nedeni sanırım söz konusu çiçeğin en ufak bir rüzgarda -kendinden bağımsız olarak- dağılıp gitmesi...
film son zamanlarda izlediğim keith, dakota skye, teenage dirtbag gibi, alışılmışın dışında gençlik filmlerinden. 'amerikan pastası' tarzı gençlik filmlerinden hazzetmeyenler için iyi bir seçenek. sözünü sessizce söyleyen filmlerden. görüntüler de oldukça tatmin edici.
--filmden--
filmin en güzel sahnelerinden biri mason'ın annesinin durduk yerde tabakları yere atıp 'ses çıkartıyorlar. bunların hepsi ses çıkartıyor. evdeki her şey, duvarlar bile ses çıkartıyor. sen ve benim dışında.' diye bağırdığı sahneydi. aralarındaki iletişimsizlik anneyi delirtmiş, babayı ise başka şeylerle ilgilenmek zorunda bırakmıştı. mason'ın danny'i eve getirdiği gün babanın anneye ettiği utangaçca iltifat da görülmeye değerdi.
--filmden--
kısacası ergenlik döneminde izlendiğinde daha çok etkileyebileceğini tahmin ettiğim güzel bir filmdi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar