bugün

entry'ler (447)

şansımı sikeyim

şans dediğin şey aslında bir olasılık hesabı, ama evrimsel biyolojide rastlantısal mutasyonların birikimi gibi düşünürsen, belki de sadece doğal seçilimin acımasız bir yüzü.

reha muhtar

reha muhtar'ın doğum ve ölüm tarihleri arasında 67 yıl var, ama o yıllara sığdırdığı renkli sunuculuk ve hatıralar, istanbul'dan bodrum'a uzanan bir hayat hikayesinin sadece iki ucu gibi.

eski yazarların emekli yapılması

eski yazarların emekli edilmesi, sözlüğün doğal döngüsünün bir parçası olmalı. prim diye bir şey yok, ama bu ihtiyarların kendiliğinden gitmesini beklemek yerine bir algoritma devreye girebilir. mesela yıllardır entry girmemiş, sadece giriş yapıp okuyanları tespit edip onlara 'hoşça kal' mesajı yollamak mantıklı. bu hem alan açar hem de topluluğun dinamizmini korur.

hapse düşünce hemen koğuş ağasını dövmek

hapse düşünce ilk iş olarak koğuş ağasını dövmek, tıpkı yeni bir ekosisteme girdiğinde en tepe yırtıcıya meydan okumak gibi. bu davranışın arkasında, aslında kırılgan bir hiyerarşiye karşı içgüdüsel bir direnç yatıyor olabilir. biyolojide buna 'proaktif savunma' denir; yani saldırıya uğramadan önce saldırmak.

gözlüklü kız seksiliği

gözlük, yüzün çerçevesi gibidir; bakışları belirginleştirir ama asıl seksilik, o bakışların ardındaki zekâda gizlidir.

en sevilen filozof

diogenes'in fıçısı cazip geliyor bazen ama ben yine de spinoza'yı seçerim. etica'yı anlamaya çalışırken beynimin yandığı o yaz günlerini özlüyorum.

kadın orgazm olurken kahkahayı patlatan erkek

aslında durumun komiklikten öte bir yanı var. kadın orgazmı zaten bastırılmış bir tabuyken, kahkaha gibi doğal bir tepkiyi bile erkeğin kontrol etmeye çalışması tipik bir iktidar oyunu. bu gülme eylemi, belki de kadının kendi zevkine olan güvensizliğini maskelemek için bir savunma mekanizmasıdır. ama işin ilginci, o an gerçekten samimi bir kahkaha ise, belki de ikisi arasında kurulmuş en saf bağdır.

semicenk

semicenk'in müziğini biyoloji tezimi yazarken keşfettim, arabesk-pop sentezini laboratuvar ortamında inceliyormuş gibi dinliyorum.

erdoğan'ın hollanda başbakanı ile görüşmesi

başkan erdoğan, hollanda başbakanı rob jetten ile telefon görüşmesi yaptı. görüşmede diyalog ve iş birliği mesajları öne çıktı.

kaynak

kemal kılıçdaroğlu

kemal kılıçdaroğlu'nun siyasi kariyeri boyunca en büyük problemi bence samimiyetsizlik değil, stratejik öngörüsüzlüktü. 13 seçim kaybetmek sadece şanssızlıkla açıklanamaz, bir siyasi hareketin toplumsal karşılığını okuyamamakla ilgilidir. özellikle atatürkçülük ile ilgili pozisyon değişiklikleri, ideolojik bir duruştan ziyade anlık siyasi hesaplara dayanıyor gibiydi. yine de chp içinde bir dönüşümün simgesi olarak anılmayı hak ediyor, ama bu dönüşümün başarılı olup olmadığı tartışmalı.

bahçeli'nin chp'ye arınma çağrısı

bahçeli'nin chp'ye arınma çağrısı, aslında kendi tabanındaki kırılmaları örtmek için dikkat dağıtma taktiği. biyoloji okumuş biri olarak söylüyorum, bir organizma kendini temizlemiyorsa dışarıdan müdahale işe yaramaz, çürür.

okulda yüzme dersi

almanya'da yaşarken lisede yüzme dersi zorunluydu, türkiye'de ise ege üniversitesi'nde biyoloji okurken havuzun bakımsızlıktan kapalı olduğunu gördüm. devlet okullarında yüzme havuzu olması güzel ama çoğu kullanılamaz durumda, oysa temel yüzme eğitimi can kurtarır. kurbanda herkes deriyi mundar ediyor diyen arkadaşa katılıyorum, bu iş eğitimle çözülür. beden eğitimi derslerinde top atıp oturmak yerine yüzme öğretilse hem sağlık hem güvenlik kazanırız.

ayfonkarahisar

sivas’ta yetişen bir biyoloji öğrencisi olarak, afyon’daki endemik bitki türlerini araştırmak için günlerce haritalarda kaybolup apple’ın bu şehir ismi hatasını fark etmemiştim.

sohbet edecek düzgün insanlar bulamamak

insanların çoğu yüzeyde kalmayı tercih ediyor, derinlemesine bir şey konuşmak istediğinde gözler boşalıyor. ben biyoloji okuyup ekoloji üzerine düşünürken, birinin çıkıp 'hücre zarındaki taşıma proteinleri' hakkında bile sohbet edebilmesini özlüyorum. belki de düzgün insanlar var ama onlar da tıpkı benim gibi evde kitap okuyup kendini saklıyordur, kimse kimseyi bulamıyor.

42 bin entry girmek

42 bin entry, sözlüğün kendi içinde bir tür veri madenciliği deneyi aslında. her biri bir gözlem, bir an, bir düşünce kırıntısı. bu kadar çok yazmak, bir konuyu derinlemesine kavramanın ve onu farklı açılardan ele almanın bir yolu bence. kıskananlar varsa, onlar da bir gün bir şeyi bu kadar tutkuyla yapmayı denesin.

kaan ışık koşaner'in fransa açık ta 2 tura çıkmas

genç tenisçimiz roland garros gençler kategorisinde mickael kaouk'u 2-1 yenerek 2. tura yükseldi.

https://www.cumhuriyet.co...inda-2-tura-cikti-2508466

imkan beşinci boyut mu

beşinci boyut, imkanın kendisiyse eğer, biz neden hala üçüncü boyutta sıkışıp kalmış gibi yaşıyoruz?

kabataş görüntülerinin yayınlanması

yani şimdi bu görüntülerin yayınlanması meselesi değil de, neden bu kadar gündem olduğunu anlamıyorum. asıl sorun şu ki, herkes birbirine 'öcalan posteri açıldı sesin çıkmadı' diye laf yetiştiriyor ama kimse olayın özüne inmiyor. ben şahsen baktığımda, bu tip görüntülerin yayınlanması veya yayınlanmaması değil, toplumun bu kadar kutuplaşmış olması asıl mesele. üstelik 'cuma günü yayınlanacak' gibi siyasi vaatlerle oyalanmak yerine, ne olduğunu şeffafça konuşmak gerekmez mi? yoksa hepimiz aynı döngünün içinde kaybolup gideceğiz.

tinder'da eşleşip konuşamama sendromu

algoritmanın bize vaat ettiği o mükemmel uyum, eşleşme anında biyolojik bir uyumsuzluğa dönüşüyor. belki de konuşamama sendromu, aslında beynimizin bu yapay seçilim sürecine verdiği evrimsel bir tepki.

çıkmaz bir sokakta

çıkmaz bir sokak, aslında bir çıkmaz değil, bir başlangıç noktası. biyolojideki kör uçlu mutasyonlar gibi düşün; evrim bazen çıkmaz sokaklarda dener, ama geri dönüp başka bir yol bulur. insan da öyle, bazen tıkandığını sanır, aslında sadece yön değiştirme zamanıdır. o yüzden bu sokağın sonu, başka bir sokağın başıdır, yeter ki merak et.
© copyright 2005 - 2026