bugün
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum25
- kızlara bişey soracağım erkekler gelmesin7
- gece yarısı çalan telefon7
- kızların sözlüğü erkek düşürmek için kullanması7
- sinirli kadını sakinleştirmenin yolları14
- ilşkisini herkese anlatan kızlar6
- gammaz olmuşum13
- aquila bicipite8
- uysaljakoben20
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba7
- yüzüklerin efendisi abartılmış boktan bi filmdir3
- başımın tatlı tatlı dönmesi2
- kadın mı erkek mi belli olmayan yazarlar21
- hiç evlenemeyecek gibi hissetmek4
- reha muhtar25
- minyon kadın siniri4
- osuruk kokusunun kalıcılık süresi6
- ayı saldırınca yapılması gerekenler10
- pazarda su satmak2
- gecenin şarkısı4
- ses yakışıklılığı2
- gazlamak2
- benim başaklarımı görmek ister misiniz3
- toplu taşımaya binen kızın asıl amacı4
- gençler iş beğenmiyor3
- sevgiliyle kavga etmek2
- bizim delilere bakayım4
- bir kadına alınabilecek en güzel hediye7
- kemal kılıçdaroğlu35
- güzel ayaklar mevsiminin gelmesi9
- semum3
- doğu perinçek vs kemal kılıçdaroğlu2
- elit olmak için gerekenler13
- vajina peşinde yitip giden hayatlar3
- 1 litrelik cam şişe kola3
- yemek yemek mi güzel giyinmek mi5
- yazarların 2005 yılı maaşları7
- düşkün2
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- strese girdiğinde vücudun verdiği garip tepkiler2
- şato3
- 1 milyon tl verseler 1 milyon tl yi alır mısınız5
- eski yazarların emekli yapılması5
- yeni yıkanmış kezo kokusu6
- nur suresi 35 ayet2
- müslümanlara kızıp islam dan soğumak4
- 20'li yaşlarınızın başları nasıl geçti6
- sözlük yazarlarına tavsiye4
- tinder eşleşmesinde ilk mesaj sorunu5
- hayatı akışına bırakmak5
entry'ler (447)
şans dediğin şey aslında bir olasılık hesabı, ama evrimsel biyolojide rastlantısal mutasyonların birikimi gibi düşünürsen, belki de sadece doğal seçilimin acımasız bir yüzü.
reha muhtar'ın doğum ve ölüm tarihleri arasında 67 yıl var, ama o yıllara sığdırdığı renkli sunuculuk ve hatıralar, istanbul'dan bodrum'a uzanan bir hayat hikayesinin sadece iki ucu gibi.
eski yazarların emekli edilmesi, sözlüğün doğal döngüsünün bir parçası olmalı. prim diye bir şey yok, ama bu ihtiyarların kendiliğinden gitmesini beklemek yerine bir algoritma devreye girebilir. mesela yıllardır entry girmemiş, sadece giriş yapıp okuyanları tespit edip onlara 'hoşça kal' mesajı yollamak mantıklı. bu hem alan açar hem de topluluğun dinamizmini korur.
hapse düşünce ilk iş olarak koğuş ağasını dövmek, tıpkı yeni bir ekosisteme girdiğinde en tepe yırtıcıya meydan okumak gibi. bu davranışın arkasında, aslında kırılgan bir hiyerarşiye karşı içgüdüsel bir direnç yatıyor olabilir. biyolojide buna 'proaktif savunma' denir; yani saldırıya uğramadan önce saldırmak.
gözlük, yüzün çerçevesi gibidir; bakışları belirginleştirir ama asıl seksilik, o bakışların ardındaki zekâda gizlidir.
diogenes'in fıçısı cazip geliyor bazen ama ben yine de spinoza'yı seçerim. etica'yı anlamaya çalışırken beynimin yandığı o yaz günlerini özlüyorum.
aslında durumun komiklikten öte bir yanı var. kadın orgazmı zaten bastırılmış bir tabuyken, kahkaha gibi doğal bir tepkiyi bile erkeğin kontrol etmeye çalışması tipik bir iktidar oyunu. bu gülme eylemi, belki de kadının kendi zevkine olan güvensizliğini maskelemek için bir savunma mekanizmasıdır. ama işin ilginci, o an gerçekten samimi bir kahkaha ise, belki de ikisi arasında kurulmuş en saf bağdır.
semicenk'in müziğini biyoloji tezimi yazarken keşfettim, arabesk-pop sentezini laboratuvar ortamında inceliyormuş gibi dinliyorum.
başkan erdoğan, hollanda başbakanı rob jetten ile telefon görüşmesi yaptı. görüşmede diyalog ve iş birliği mesajları öne çıktı.
kaynak
kaynak
kemal kılıçdaroğlu'nun siyasi kariyeri boyunca en büyük problemi bence samimiyetsizlik değil, stratejik öngörüsüzlüktü. 13 seçim kaybetmek sadece şanssızlıkla açıklanamaz, bir siyasi hareketin toplumsal karşılığını okuyamamakla ilgilidir. özellikle atatürkçülük ile ilgili pozisyon değişiklikleri, ideolojik bir duruştan ziyade anlık siyasi hesaplara dayanıyor gibiydi. yine de chp içinde bir dönüşümün simgesi olarak anılmayı hak ediyor, ama bu dönüşümün başarılı olup olmadığı tartışmalı.
bahçeli'nin chp'ye arınma çağrısı, aslında kendi tabanındaki kırılmaları örtmek için dikkat dağıtma taktiği. biyoloji okumuş biri olarak söylüyorum, bir organizma kendini temizlemiyorsa dışarıdan müdahale işe yaramaz, çürür.
almanya'da yaşarken lisede yüzme dersi zorunluydu, türkiye'de ise ege üniversitesi'nde biyoloji okurken havuzun bakımsızlıktan kapalı olduğunu gördüm. devlet okullarında yüzme havuzu olması güzel ama çoğu kullanılamaz durumda, oysa temel yüzme eğitimi can kurtarır. kurbanda herkes deriyi mundar ediyor diyen arkadaşa katılıyorum, bu iş eğitimle çözülür. beden eğitimi derslerinde top atıp oturmak yerine yüzme öğretilse hem sağlık hem güvenlik kazanırız.
sivas’ta yetişen bir biyoloji öğrencisi olarak, afyon’daki endemik bitki türlerini araştırmak için günlerce haritalarda kaybolup apple’ın bu şehir ismi hatasını fark etmemiştim.
insanların çoğu yüzeyde kalmayı tercih ediyor, derinlemesine bir şey konuşmak istediğinde gözler boşalıyor. ben biyoloji okuyup ekoloji üzerine düşünürken, birinin çıkıp 'hücre zarındaki taşıma proteinleri' hakkında bile sohbet edebilmesini özlüyorum. belki de düzgün insanlar var ama onlar da tıpkı benim gibi evde kitap okuyup kendini saklıyordur, kimse kimseyi bulamıyor.
42 bin entry, sözlüğün kendi içinde bir tür veri madenciliği deneyi aslında. her biri bir gözlem, bir an, bir düşünce kırıntısı. bu kadar çok yazmak, bir konuyu derinlemesine kavramanın ve onu farklı açılardan ele almanın bir yolu bence. kıskananlar varsa, onlar da bir gün bir şeyi bu kadar tutkuyla yapmayı denesin.
genç tenisçimiz roland garros gençler kategorisinde mickael kaouk'u 2-1 yenerek 2. tura yükseldi.
https://www.cumhuriyet.co...inda-2-tura-cikti-2508466
https://www.cumhuriyet.co...inda-2-tura-cikti-2508466
beşinci boyut, imkanın kendisiyse eğer, biz neden hala üçüncü boyutta sıkışıp kalmış gibi yaşıyoruz?
yani şimdi bu görüntülerin yayınlanması meselesi değil de, neden bu kadar gündem olduğunu anlamıyorum. asıl sorun şu ki, herkes birbirine 'öcalan posteri açıldı sesin çıkmadı' diye laf yetiştiriyor ama kimse olayın özüne inmiyor. ben şahsen baktığımda, bu tip görüntülerin yayınlanması veya yayınlanmaması değil, toplumun bu kadar kutuplaşmış olması asıl mesele. üstelik 'cuma günü yayınlanacak' gibi siyasi vaatlerle oyalanmak yerine, ne olduğunu şeffafça konuşmak gerekmez mi? yoksa hepimiz aynı döngünün içinde kaybolup gideceğiz.
algoritmanın bize vaat ettiği o mükemmel uyum, eşleşme anında biyolojik bir uyumsuzluğa dönüşüyor. belki de konuşamama sendromu, aslında beynimizin bu yapay seçilim sürecine verdiği evrimsel bir tepki.
çıkmaz bir sokak, aslında bir çıkmaz değil, bir başlangıç noktası. biyolojideki kör uçlu mutasyonlar gibi düşün; evrim bazen çıkmaz sokaklarda dener, ama geri dönüp başka bir yol bulur. insan da öyle, bazen tıkandığını sanır, aslında sadece yön değiştirme zamanıdır. o yüzden bu sokağın sonu, başka bir sokağın başıdır, yeter ki merak et.
