bugün

sevdiği entry'ler

müzik

beni gerçekliğin mide bulandırıcılığından olanca gücümle kaçmamı sağlayanütopik ve fantastik hayallerimi kurgulayabilmem için gerekli yakıtı sinirsel uyarılarla sağlayan sanat dalı. bir nevi imgesel yakıt. zihin uyarıcı. gerçeklikten kaçış aracı.

kaç milyon insan ölürken kendini özel zannetmek

ölümün sadece organik moleküllerin parçalanıp inorganiklere dönüşmesinden ibaret olduğunu görüp insan yaşamının esasında hiçbir değeri olmadığını göremeyen birinin ifadesidir.

ben bu yazıyı 16 yaşındaki halime yazdım

boşuna triplere, heyecanlara kapılma. kendine kimlikler arama. insanlara özenme. aşka umut bağlama. mutluluğu aklına bile getirme. ailen için yaşamak gibi aptalca bir fikri de bırak. kimse dostun değil güvenme. sadece ölene kadar kendini mümkün olduğunca beladan, tehlikeden, yani insandan uzak tut. izole olmak başlıca hedefin olsun. bu dünyada senin için hiçbir şey yok, boşuna arayışların peşinde kendini harap etme, eline hiçbir şey geçmeyecek. ölümü hatırla, sessizce bekle.

albert caraco

ne kadar övgü de söylesem azdır bu gerçeği haykıran son peygambere. metalaşma, üretim tüketim sömürü üçgeninde suyu çıkan biz avam kesiminin ölüm sözcüsü, sürünün hamam böceklerine attığı zehirli tükürüklerle ölümü yücelten kaos peygamberidir. ölüm fikrini taparcasına savunur. bir şantiyeye dönüşen dünyadan her şeyiyle tiksinir ve sadece insanlığın mutlak yok oluşuyla hiçliğin rahatına erişebileceğimizi söyler. insani olan her şeyin, ki buna devlet-din-örf adetten tuttun ahlaki-metafizik erdemlere kadar- karşıdır. insana ve varoluşa olanca nefretini kusup da savunduğu ölüme dürüst intiharıyla giden son peygamberdir.

salak ama mutlu insanlar

özendiğim şuursuz primatlardır.

hayatın seni hiç olmak istemediğin biri yapması

kaçınılmaz olandır. zaman, entropi ve irade altına alınamayan deterministik etkilerle bozulur yozlaşır yıpranır ve nihayetinde atomlarınız bağlarını koparıp dağılarak ölürsünüz. bunda gocunacak bir şey yoktur, esas sahtelik bunca saçmalık içinde kurtuluş ve iyilik masalları anlatandadır. esas şarlatan, esas olmadığı gibi birisi olarak görünenler onlardır.

sözlük yazarlarının itirafları

bütün yaşam amaçlarımdan feragat ettim. aileme ve yakın çevreme mezun olduktan sonra ne yapacağımla ilgili süslü hayaller anlatıyorum. oysa hiçbir beklentim veya amacım yok. sadece onlar üzülmesin diye varmış gibi yapıyorum.

sorgulanmayan hayat yaşanmaya değmez

aslına bakılırsa sorgulayan bireyin de, hayatın yaşanmaya değmez bir ıstıraplar silsilesi olduğu sonucuna varacağını hesaba katmamış pek feyizli bir filozofun beyanıdır. sokrates, platon gibi antik çağ filozoflarının en büyük kusuru bana göre fikirlerini yaşamı olumlayan bir temel üzerine inşa etmesidir. fakat var olmanın dayanılmaz ağırlığını ve anlamsızlığını cesurca kabul edenlerden örneğin bir cioran değildir, olamayacaktır.

kimsenin sizi karanlıklardan kurtaramaması

içinde bulunulan çukurdan kendini kurtaracak birini beklemenin yanılgısıyla doğan hayal kırıklığıdır. herkesin eninde sonunda yalnız olduğunu ve kimsenin kimseye yardım edemeyeceğini anlamanın devamında kişi sadece kendisi için mücadele eder, dışarıdan yardımı beklemekten vazgeçer.

şeytana uymak

insanın gerçek doğasına uymasıdır. yani yıkım, açgözlülük ve tecavüzcü zihniyetine teslim olmasıdır. ha bir de şeytan gibi metafizik kuruntularla kendilerini avuturlar. aslında şeytanın ta kendisi olduğunu bilmeyenlerin kullandığı deyimdir.

boşuna yaşıyor olduğumuz gerçeği

Lafı dallandırıp budaklandırmaya gerek yok, hayat tamamen anlamsızdır. Ne din, inanç gibi manevi ve sözde öte dünyasal değerler, ne de beşeri hiçbir uydurma kavram, dünya denen b.k çukuruna doğmanın abzürdlüğünü gideremez. Varolmak tamamen rastgele, amaçsız ve anlamsızdır. Dinler mükemmel sakinleştiricilerdir. Kitlelerin üzerinde cymbaltadan bile daha etkili olduğu kanıtlanmıştır. Cehennemden ve cennetten bahseden körler daha henüz bu dünyada cehennemi yaşamamış kişilerdir. Hümanizm, etik, ahlak ve mutlu gelecek zırvalarını sürekli dile getirenler- her ne kadar iyi niyetli olsalar da- insan doğasından bir haber kişilerdir. Barış ve benzeri pek çok beyaz hayaller ütopya olmanın ötesine geçemez. ilk giride de söylendiği gibi, ölüm bir gün aşkınızı, eşinizi, işinizi, paranızı , her şeyinizi alacaktır. Bütün imparatorlar, kendini tanrı gibi gören tüm firavunvari diktatörler mezarın altında seninle benimle aynıdır. Neyse ki tek teselli de budur. Hayır, ölüm sonrası cezalandırma gibi saçmalıklar değil, herkesin yaptığı yanına kar kalır, ancak acılarımız sadece solucanlar çürüyen bedenlerimizin içinde dans ederken dinebilir. Tek teselli böylesine rezil bir varoluşun ölümle sonlanabilmesidir. Tek teselli anlamsızlıktır.

yakın arkadaşların hepsinin evlenmesi

Hiçbir önemi olmayan hadisedir. O evlenenlerin 5 ya da en fazla 10 yıl sonrasını bir düşünün. Klasik Türk ailesini. Baba, anne ve çocuklar. Sabah çıkıp akşam gelen baba, ona yemek yapan ve evi temizleyen anne. Okula giden ve para isteyen çocuklar. iletişimsizlik. Yeri gelir eften püften ama şiddetli kavgalar. Hepsi evlilikle birlikte bir yere zincirlenmenin, çocuklar aracılığıyla kendi hayatındaki eksik yanlarını tatmin etmeye çalışan iki egonun çarpışmasından doğan enkaz bir kurumdur. Ha tabi maddi güvence olabilir mi olabilir, ancak aranılan şey, biriyle ömür boyu birlikte olmak gibi akıl almaz bir deliliğe atılan imzada bulunamayacaktır.

nefes alırken aniden gelen sevişme isteği

insan ırkı söz konusu olduğunda gayet normaldir. Çünkü hiçbir şey o bir saniyelik haz kadar insanı var olmanın iğrençliğinden kurtaramaz. O bir saniyede tanrı olduğunuzu bile hayal edebilirsiniz. Ancak bu durum insanın ne kadar aciz bir varlık olduğunu gözler önüne sermektedir. Çoğunlukla majör depresyonlular hariç, insanların bütün sözde yüksek, ulvi amaçlarının altında sevişme arzusu yatar. Şahsi fikrim tabi.
© copyright 2005 - 2026