bugün
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- gir içime hünharca11
- kürt mutfağı7
- gocu43
- sssilvermist11
- satranç haram yasaklansın13
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- true yazar mı sorunsalı3
- kızının düğününde oynayan baba8
- faik öztrak3
- uludağ sözlük skandalları2
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı6
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli4
- en sevilen meyveler8
- kürdistan3
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
- aziz yıldırım 35 ci başkan4
- kalkmayan bir erkeğe ne tavsiye edersiniz4
- bu devirde fes giymek5
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- yapay zeka moderatörü17
- buddy dude20
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- beyazsemsiyeliyabanci48
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- ejderha sahibi olunca yapılacak ufak şımarıklıklar2
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- true'nin en sevdiği kedi3
- açık renk jean vs koyu renk jean3
- yagmurcu6
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- diamond bosphoruss denen yazar8
- dizi izleyerek ingilizce öğrendim diyen tip5
- put2
- beddua etmek2
- gammazlama yapmamak13
- necip fazıl kısakürek3
- gammazlar çetesi2
- togg'a lpg taktırmak11
- abd'den gelen gurbetçinin yemek porsiyonu isyanı4
- eve usta gelince yaşanan tedirginlik5
- wagyu beef yiyince gelen entelektüellik hissi3
- bir erkeğin olgunlaştığını gösteren tek detay4
- hayatının hangi dönemindesin4
- tövbe2
entry'ler (11)
bazen de hiç sahip olunamamış bir duyguya duyulan özlemdir. sahip olunamamış diyorum çünkü paylaşılmayınca hiçbir zaman iplerini ele bırakmamış, sahip olma duygusunu hissettirmemiştir. kendi kendine hissetmiş, sızılarını yüreğe akıtmıştır.bu durumda aşkı duyduğuna sahip olmak söz konusu bile değildir, belki olmamalıdır da.. tek bildigim eğer aşkıma sahip olabilecek duruma gelsem, aşkı sonsuz güzellikte bir sevgiyle hissedeceğimdir..
jimnastik kökenli 1965 Fransa doğumlu balerin.nureyev'in 1984'te etoile ilan ettiği sylvie guillem inanılmaz bir tekniğe ve çekiciliğe sahiptir..dansları ise tekrar tekrar izlenip hiç bıkılmayacak kadar dolu ve anlamlıdır
Dönemimizin ve tüm dönemlerin enn duygusal ve şairane baleti!onu anlamak için 3 ayımı verdiğimi bilirim..her hareketi farklı bir insan halini anlatır..o koreografiye bürünmez, yaratılmış dans onunla dans eder..kim bilir gerçekten onunla dans etmek nasıl bir şeydir!
dönemin en narin ve yetenekli balerinlerinden biridir. tekniğini öyle güzel kullanmıştır ki yorumu insana kıskanma şansı bile tanımaz! çünkü o sırada julietin ümitsizliğine kapılıp ağlamakta veya carmenin tutkusuna bürünüp yanmaktasınızdır!
yeryüzünün en güzel şehridir! sanat ve aşk doludur! özellikle binaları sanki şarkı söyler hatta en saklı sırları paylaşır. opera garnier en güzel yapılarından biri olup dunyanın en büyük baletlerini ve balerinlerini yetiştirmiştir. caddeleri insanı tarif edilemez bir huzurla doldurur! her anını biriyle paylaşmak için karşı konulamaz bir heyecan hissedersin! en önemlisi Chopin'i yaşatmış onunla bütün hayatını paylaşmıştır! boş boş gezmek için değil anlamak için yaratılmıştır..
bir sure beni televizyona hapseden ve barındırdığı şiddetin altında son derece ciddi mesajlar barındıran dizi
restorana gitmeden önce arayıp garsonların onunla diyaloğa girmemesini emreden insan; keşke alnının teriyle para kazanmaya çalışan insanların anlık heveslerini kursaklarında bırakmasa
yeryüzündeki en anlamsız soru olduğu kanısındayım; en başta bırakın aileyi insan gruplamasını otomatize bir sisteme oturtur.
genelde nadiren beğendiğim sözlü müzikler, dinleyebileceğim kıvama gelmişse o zman albümdeki diğer şarkılar da guzel çıkar, keşiflere meraklı kişilere önerilir
Son derece özgün,özellikli,yorumunu gökkuşağı RENKlerine boyamış,yeri geldiğinde zifiri karanlıkta bir ışık yakmış kimi zaman da günün en parlak ışıklarında geceyi getirmiş piyanist. Bu dev piyanist butun eserleri sanki hucrelerine bolunerek çalmaktadır. Bu yolla, bir Rachmaninoff'u bir Liszt'i bir Scarlatti'yi bir Scriabin'i veya bir Prokofiev'i sanki başka başka yorumcular çalıyormuş gibi duyuran piyanistin yorumları, son derece farklı,özgün, ancak kendi hislerine ve duyarlılığına uyanmış insanlar için son derece gerçektir. Emre Sen'in bir tek Chopin yorumlarını ele alırsak, her anlamda, sadece ve sadece piyano için yazılmış o eşsiz eserleri piyanoyu kendi orkestrasıyla konuşturarak yorumladığını görürüz. Bu onda tamamen kendiliğinden gelişmiş bir özelliktir; ne sonrasında belki de ne de ondan öğrenebilecek bir özellik.. Zihne büründürülmeye çalışılsa belki tamamen kaybedilecek hislerle bestelenmiş bu eserleri aynen zamanında bestecisi tarafından duyulduğu gibi her katmanında farklı hatta bazen çelişik hislerle çalmakta ancak en sonunda yorumlarını sonsuzluğa taşıyacak birliği dinleyicisine duyurmaktadır. Biraz olsun içine dönmeye cesaretli insan ancak o zaman o katmanlara inerek hem Chopin'i hem de ondan habersiz oluşmuş Chopin'i anlayabilir..
MUAZZAM tekniği ise her notasını meleklerle çevrelediği eserlere öyle bir yedirilmiştir ki kişisel hırslar vaya zaaflarla hastalanmış beyinler, sırf bu yüzden duyamadıkları müziğe çamur atmak için eseri de kendileri gibi zehirleyip zaman zaman tekniği sakat bırakmışlardır. Halbuki bir tek yorumu bile onun tığ gibi işlenmiş müziğine dokunup kıvrımlarını hissetmeye yetmelidir! Ancak öyle bir toplumda yaşıyoruz ki belki de dünyada(!), sanırım o da nietzchenin dediği gibi yüzyıllar sonra anlaşılacak, ölüm döşeğinde bilgeliğini aktaracak bir öğrencisi bile olamayacaktır! Bütün egoist eylemlerden ve duygulardan sıyrılıp çırılçıplak kalındığında bu büyük piyanistin içtenlikle ısıtılmış müziğini bir battaniye gibi üstüne alıp ona sıkı sıkı sarılmak, çoğunlukla hissedilen acı yalnızlığı notaların uçuştuğu o sürekli devinim halindeki zamanda tatlı bir birlik duygusuna dönüştürür.. Hem bu müzik oyle saydamdır ki o saf çıplaklığı da hiç bir zaman kara kumaşlarla örtemez..
Konçertolar içinse..Keşke şu dünyada ona eşlik edecek kadar alçak gönüllü bir orkestra ve onun yanında yürüyecek, bir adım ilerisini hesaplamayacak bir orkestra şefi olsa.. Ama o bu darlıkta bile kendi orkestrası, şefi ve yorumcusu olmayı başarmıştır.
Kişilik özellikleri özellikle forumlarda yerilip yüceltilemeyecek kadar ona has ve özeldir. Zaten her eserin sonuna çizdiği portresinden anlamayan ona da yaklaşmamalıdır çünkü söz ettiğimiz RENKLER en çok orada parlar ve bakmasını bilmeyini kör eder.
MUAZZAM tekniği ise her notasını meleklerle çevrelediği eserlere öyle bir yedirilmiştir ki kişisel hırslar vaya zaaflarla hastalanmış beyinler, sırf bu yüzden duyamadıkları müziğe çamur atmak için eseri de kendileri gibi zehirleyip zaman zaman tekniği sakat bırakmışlardır. Halbuki bir tek yorumu bile onun tığ gibi işlenmiş müziğine dokunup kıvrımlarını hissetmeye yetmelidir! Ancak öyle bir toplumda yaşıyoruz ki belki de dünyada(!), sanırım o da nietzchenin dediği gibi yüzyıllar sonra anlaşılacak, ölüm döşeğinde bilgeliğini aktaracak bir öğrencisi bile olamayacaktır! Bütün egoist eylemlerden ve duygulardan sıyrılıp çırılçıplak kalındığında bu büyük piyanistin içtenlikle ısıtılmış müziğini bir battaniye gibi üstüne alıp ona sıkı sıkı sarılmak, çoğunlukla hissedilen acı yalnızlığı notaların uçuştuğu o sürekli devinim halindeki zamanda tatlı bir birlik duygusuna dönüştürür.. Hem bu müzik oyle saydamdır ki o saf çıplaklığı da hiç bir zaman kara kumaşlarla örtemez..
Konçertolar içinse..Keşke şu dünyada ona eşlik edecek kadar alçak gönüllü bir orkestra ve onun yanında yürüyecek, bir adım ilerisini hesaplamayacak bir orkestra şefi olsa.. Ama o bu darlıkta bile kendi orkestrası, şefi ve yorumcusu olmayı başarmıştır.
Kişilik özellikleri özellikle forumlarda yerilip yüceltilemeyecek kadar ona has ve özeldir. Zaten her eserin sonuna çizdiği portresinden anlamayan ona da yaklaşmamalıdır çünkü söz ettiğimiz RENKLER en çok orada parlar ve bakmasını bilmeyini kör eder.
emre sen
Son derece özgün,özellikli,yorumunu gökkuşağı RENKlerine boyamış,yeri geldiğinde zifiri karanlıkta bir ışık yakmış kimi zaman da günün en parlak ışıklarında geceyi getirmiş piyanist. Bu dev piyanist butun eserleri sanki hucrelerine bolunerek çalmaktadır. Bu yolla, bir Rachmaninoff\'u bir Liszt\'i bir Scarlatti\'yi bir Scriabin\'i veya bir Prokofiev\'i sanki başka başka yorumcular çalıyormuş gibi duyuran piyanistin yorumları son derece farklı,özgün, ancak kendi hislerine ve duyarlılığına uyanmış insanlar için son derece gerçektir. Emre Sen\'in bir tek chopin yorumlarını ele alırsak, her anlamda, sadece ve sadece piyano için yazılmış o eşsiz eserleri piyanoyu kendi orkestrasıyla konuşturarak yorumladığını görürüz. Bu onda tamamen kendiliğinden gelişmiş bir özelliktir; ne sonrasında belki de ne de ondan öğrenebilecek bir özellik..Zihne büründürülmeye çalışılsa belki tamamen kaybedilecek hislerle bestelenmiş bu eserleri aynen zamanında bestecisi tarafından duyulduğu gibi her katmanında farklı hatta bazen çelişik hislerle çalmakta ancak en sonunda yorumlarını sonsuzluğa taşıyacak birliği dinleyicisine duyurmaktadır. Biraz olsun içine dönmeye cesaretli insan ancak o zaman o katmanlara inerek hem Chopin\'i hem de ondan habersiz oluşmuş Chopin\'i anlayabilir..
MUAZZAM tekniği ise her notasını meleklerle çevrelediği eserlere öyle bir yedirilmiştir ki kişisel hırslar vaya zaaflarla hastalanmış beyinler, sırf bu yüzden duyamadıkları müziğe çamur atmak için eseri de kendileri gibi zehirleyip zaman zaman tekniği sakat bırakmışlardır. Halbuki bir tek yorumu bile onun tığ gibi işlenmiş müziğine dokunup kıvrımlarını hissetmeye yetmelidir! Ancak öyle bir toplumda yaşıyoruz ki belki de dünyada(!), sanırım o da nietzchenin dediği gibi yüzyıllar sonra anlaşılacak, ölüm döşeğinde bilgeliğini aktaracak bir öğrencisi bile olamayacaktır! Bütün egoist eylemlerden ve duygulardan sıyrılıp çırılçıplak kalındığında bu büyük piyanistin içtenlikle ısıtılmış müziğini bir battaniye gibi üstüne alıp ona sıkı sıkı sarılmak, çoğunlukla hissedilen acı yalnızlığı notaların uçuştuğu o sürekli devinim halindeki zamanda tatlı bir birlik duygusuna dönüştürür.. Hem bu müzik oyle saydamdır ki o saf çıplaklığı da hiç bir zaman kara kumaşlarla örtemez..
Konçertolar içinse..Keşke şu dünyada ona eşlik edecek kadar alçak gönüllü bir orkestra ve onun yanında yürüyecek, bir adım ilerisini hesaplamayacak bir orkestra şefi olsa.. Ama o bu darlıkta bile kendi orkestrası, şefi ve yorumcusu olmayı başarmıştır.
Kişilik özellikleri özellikle forumlarda yerilip yüceltilemeyecek kadar ona has ve özeldir. Zaten her eserin sonuna çizdiği portresinden anlamayan ona da yaklaşmamalıdır çünkü söz ettiğimiz RENKLER en çok orada parlar ve bakmasını bilmeyini kör eder.
Son derece özgün,özellikli,yorumunu gökkuşağı RENKlerine boyamış,yeri geldiğinde zifiri karanlıkta bir ışık yakmış kimi zaman da günün en parlak ışıklarında geceyi getirmiş piyanist. Bu dev piyanist butun eserleri sanki hucrelerine bolunerek çalmaktadır. Bu yolla, bir Rachmaninoff\'u bir Liszt\'i bir Scarlatti\'yi bir Scriabin\'i veya bir Prokofiev\'i sanki başka başka yorumcular çalıyormuş gibi duyuran piyanistin yorumları son derece farklı,özgün, ancak kendi hislerine ve duyarlılığına uyanmış insanlar için son derece gerçektir. Emre Sen\'in bir tek chopin yorumlarını ele alırsak, her anlamda, sadece ve sadece piyano için yazılmış o eşsiz eserleri piyanoyu kendi orkestrasıyla konuşturarak yorumladığını görürüz. Bu onda tamamen kendiliğinden gelişmiş bir özelliktir; ne sonrasında belki de ne de ondan öğrenebilecek bir özellik..Zihne büründürülmeye çalışılsa belki tamamen kaybedilecek hislerle bestelenmiş bu eserleri aynen zamanında bestecisi tarafından duyulduğu gibi her katmanında farklı hatta bazen çelişik hislerle çalmakta ancak en sonunda yorumlarını sonsuzluğa taşıyacak birliği dinleyicisine duyurmaktadır. Biraz olsun içine dönmeye cesaretli insan ancak o zaman o katmanlara inerek hem Chopin\'i hem de ondan habersiz oluşmuş Chopin\'i anlayabilir..
MUAZZAM tekniği ise her notasını meleklerle çevrelediği eserlere öyle bir yedirilmiştir ki kişisel hırslar vaya zaaflarla hastalanmış beyinler, sırf bu yüzden duyamadıkları müziğe çamur atmak için eseri de kendileri gibi zehirleyip zaman zaman tekniği sakat bırakmışlardır. Halbuki bir tek yorumu bile onun tığ gibi işlenmiş müziğine dokunup kıvrımlarını hissetmeye yetmelidir! Ancak öyle bir toplumda yaşıyoruz ki belki de dünyada(!), sanırım o da nietzchenin dediği gibi yüzyıllar sonra anlaşılacak, ölüm döşeğinde bilgeliğini aktaracak bir öğrencisi bile olamayacaktır! Bütün egoist eylemlerden ve duygulardan sıyrılıp çırılçıplak kalındığında bu büyük piyanistin içtenlikle ısıtılmış müziğini bir battaniye gibi üstüne alıp ona sıkı sıkı sarılmak, çoğunlukla hissedilen acı yalnızlığı notaların uçuştuğu o sürekli devinim halindeki zamanda tatlı bir birlik duygusuna dönüştürür.. Hem bu müzik oyle saydamdır ki o saf çıplaklığı da hiç bir zaman kara kumaşlarla örtemez..
Konçertolar içinse..Keşke şu dünyada ona eşlik edecek kadar alçak gönüllü bir orkestra ve onun yanında yürüyecek, bir adım ilerisini hesaplamayacak bir orkestra şefi olsa.. Ama o bu darlıkta bile kendi orkestrası, şefi ve yorumcusu olmayı başarmıştır.
Kişilik özellikleri özellikle forumlarda yerilip yüceltilemeyecek kadar ona has ve özeldir. Zaten her eserin sonuna çizdiği portresinden anlamayan ona da yaklaşmamalıdır çünkü söz ettiğimiz RENKLER en çok orada parlar ve bakmasını bilmeyini kör eder.
