bugün
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan29
- enayilerin bitik leao'ya 17 m euro maaş vermesi18
- sözlük yazarlarının nahları3
- ak partililerin anayasayı değiştirmeye çalışması5
- mesih gelse kimsenin inanmayacak olması6
- ceyda düvenci4
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız20
- ülke batsa diye hergün dua eden kemalist7
- tai lung36
- israiloğulları vs ismailoğulları4
- türkler ve çinliler iki süper güç olacak7
- ölürken dinlenecek müzik6
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı7
- arkadaşlar hesabı silicem14
- arapça küfür edilse amin inşallah diyecek kitle4
- önder sav2
- go2
- rafael leao30
- hangi il hangi renk2
- neden sosyalist oldun sorusuna verilecek yanıtlar4
- 29 ağustos 2026 konyaspor kocaelispor maçı3
- türkiye toplumu ile anlaşamamak4
- türkiye ekonomide çin'i örnek almalıdır3
- deccal7
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı9
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti14
- velvet25
- sayın başbirader erecto birader2
- jack london4
- sözlük muhaliflerinin fikri yoktur9
- çomarlar için sosyal medya platformu2
- leao'nun süper lig'in içinden geçecek olması3
- rafael leao victor osimhen leroy sane8
- kapadokya27
- yılmaz güney7
- izleyip ağlamalık aşk filmi2
- sarapci koala71
- habire126
- türkiye22
- anın görüntüsü18
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi24
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı3
- şeriat gelsin de isterse türkiye batsın2
- türkiye'nin nato'dan çıkıp abd'ye barış götürmesi5
- aleksey batrakov6
- günün sözü23
- gs kadro değerinin 400 milyon euroya dayanması3
- antipanik9
- yapay zeka ile yazılımcı olmak3
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar5
entry'ler (27)
Olsa olsa okumayanlardan çok daha az olan ihtimal.
1. Mali müşavir
2. Psikolog
3. Psikolog
4. Psikolog
5. Psikolog
6. Psikolog
7. Psikolog
8. Psikolog
9. Satın Alma Uzmanı
10. işyeri Hekimi
Not: endüstriyel psikoloji alanında danışmanlık hizmetleri sunan işletme yönetmek.
2. Psikolog
3. Psikolog
4. Psikolog
5. Psikolog
6. Psikolog
7. Psikolog
8. Psikolog
9. Satın Alma Uzmanı
10. işyeri Hekimi
Not: endüstriyel psikoloji alanında danışmanlık hizmetleri sunan işletme yönetmek.
En sevdiğim eski sevgiliden gelen mesajdır.
41-26 ile ucu ucuna kaçırdığım ilişki modeli.
Niyet okumak, psikososyal açıdan birçok olumsuz sonucu olan, hatalı bilişsel süreçlere dayanan bir eğilimdir.
Şahsen niyet okuma eğiliminde olan insanlar midemi bulandırıyor. Sosyal çevremde böyle insanların yeri yoktur çünkü niyet okumak kötü niyetli bir davranıştır.
Niyet okumak, bir başkasının zihninde ne düşündüğünü, ne hissettiğini veya bir davranışı hangi amaçla gerçekleştirdiğini kesin olarak bilmeden kişisel bir yorum oluşturmaktır.
Bilişsel Önyargıdır. empati reddidir.
Bir başkasının ne hissettiğini veya neden öyle davrandığını dinlemek ve anlamak yerine, varsayımda bulunmaktır.
Psikososyal gelişimde aşağıdaki şu kavramlarla açıklanabilir;
*Temel Atıf Hatası (Fundamental Attribution Error)
Niyet okumaya eğilimli kişiler, başkalarının davranışlarını içsel nedenlere (kendi kişiliği, kendi niyeti) bağlama eğilimindedirler, oysa kendi davranışlarını açıklarken çevresel faktörleri daha çok vurgularlar.
**Doğrulama Yanılsaması (Confirmation Bias): Niyet okuduğunu düşünen kişiler, kendi varsayımlarını destekleyen bilgileri daha çok arama ve hatırlama eğilimindedirler. Eğer birinin "kötü niyetli" olduğuna inanıyorlarsa, o kişinin davranışlarındaki olumlu veya nötr unsurları görmezden gelebilir veya onları kendi inançlarına göre yorumlayabilirler.
***Projeksiyon: Kişinin kendi duygu, düşünce ve motivasyonlarını başkalarına yansıtmasıdır. Kendi içinde kıskançlık hisseden biri, başkalarının da kendisine karşı kıskançlık beslediğini düşünebilir ve bu düşünce üzerinden niyet okumaya çalışabilir.
Niyet okuyan kişi, karşısındakinin iç dünyasını anlamaya çalışmak yerine kendi varsayımlarına odaklanır.
Gerçek ve sağlıklı ilişkiler kurmak, empati geliştirmek ve psikolojik iyi oluşu desteklemek için niyet okumak yerine, açık iletişim kurmaya, soru sormaya, dinlemeye ve başkalarının davranışlarını çeşitli faktörlerin etkisiyle değerlendirmeye odaklanmak insanca olandır.
Şahsen niyet okuma eğiliminde olan insanlar midemi bulandırıyor. Sosyal çevremde böyle insanların yeri yoktur çünkü niyet okumak kötü niyetli bir davranıştır.
Niyet okumak, bir başkasının zihninde ne düşündüğünü, ne hissettiğini veya bir davranışı hangi amaçla gerçekleştirdiğini kesin olarak bilmeden kişisel bir yorum oluşturmaktır.
Bilişsel Önyargıdır. empati reddidir.
Bir başkasının ne hissettiğini veya neden öyle davrandığını dinlemek ve anlamak yerine, varsayımda bulunmaktır.
Psikososyal gelişimde aşağıdaki şu kavramlarla açıklanabilir;
*Temel Atıf Hatası (Fundamental Attribution Error)
Niyet okumaya eğilimli kişiler, başkalarının davranışlarını içsel nedenlere (kendi kişiliği, kendi niyeti) bağlama eğilimindedirler, oysa kendi davranışlarını açıklarken çevresel faktörleri daha çok vurgularlar.
**Doğrulama Yanılsaması (Confirmation Bias): Niyet okuduğunu düşünen kişiler, kendi varsayımlarını destekleyen bilgileri daha çok arama ve hatırlama eğilimindedirler. Eğer birinin "kötü niyetli" olduğuna inanıyorlarsa, o kişinin davranışlarındaki olumlu veya nötr unsurları görmezden gelebilir veya onları kendi inançlarına göre yorumlayabilirler.
***Projeksiyon: Kişinin kendi duygu, düşünce ve motivasyonlarını başkalarına yansıtmasıdır. Kendi içinde kıskançlık hisseden biri, başkalarının da kendisine karşı kıskançlık beslediğini düşünebilir ve bu düşünce üzerinden niyet okumaya çalışabilir.
Niyet okuyan kişi, karşısındakinin iç dünyasını anlamaya çalışmak yerine kendi varsayımlarına odaklanır.
Gerçek ve sağlıklı ilişkiler kurmak, empati geliştirmek ve psikolojik iyi oluşu desteklemek için niyet okumak yerine, açık iletişim kurmaya, soru sormaya, dinlemeye ve başkalarının davranışlarını çeşitli faktörlerin etkisiyle değerlendirmeye odaklanmak insanca olandır.
Göz rengi fark etmeksizin "bakışlar" diyerek önemsiz gördüğüm göz rengi.
Sosyal psikoloji alanında ilerlemiş aile ve ilişki terapisi eğitimi almış bir Psikososyal gelişim uzmanı olarak çok net bir yanıt vermek isterim ki; bilimsel olarak yoktur.
Ruh eşi kavramı genel olarak o "tek ve özel kişi" olarak karşımıza çıksa da, psikolojik ve sosyal gerçekliklerde bu konu biraz daha farklı şekilleniyor.
Psikoloji bilimi bu soruya net bir "evet" ya da "hayır" vermez.
Bunun yerine, insan ilişkilerinde
"uyum, bağlılık, değer ortaklığı ve iletişim becerileri gibi unsurların ilişkileri anlamlı ve doyurucu kıldığına dikkat çeker.
Sosyal psikoloji de ruh eşi demez ama benzer değerlere, yaşam tarzlarına ve duygusal ihtiyaçlara sahip insanların birbiriyle daha derin bağlar kurduğunu ifade ede.
Bu bağ bazen o kadar yoğundur ve çiftleri birbiriyle uyumlar ki; insanlar bunu "ruh eşimi buldum" diye adlandırır. Aslında bu, güçlü bir psikolojik rezonans halidir.
Ruh eşi hayatın farklı evrelerinde seninle derin bir uyum yakalayabilen ve farkında olmadan varlığıyla bile ruhuna dokunan insandır. işte mesele de zaten o dokunuşta.
Ayrıca Ruh eşini bulmak* bir kader meselesi değil; kendini tanımak ve onunla uyumlu insanları seçebilme becerisidir.
Ruh eşin, senin ruhunu tanıyan değil; senin ruhuna dokunmayı bilen kişidir.
Ve kişisel deneyimlerimle söyleyebilirim ki "vardır."
Ruh eşi kavramı genel olarak o "tek ve özel kişi" olarak karşımıza çıksa da, psikolojik ve sosyal gerçekliklerde bu konu biraz daha farklı şekilleniyor.
Psikoloji bilimi bu soruya net bir "evet" ya da "hayır" vermez.
Bunun yerine, insan ilişkilerinde
"uyum, bağlılık, değer ortaklığı ve iletişim becerileri gibi unsurların ilişkileri anlamlı ve doyurucu kıldığına dikkat çeker.
Sosyal psikoloji de ruh eşi demez ama benzer değerlere, yaşam tarzlarına ve duygusal ihtiyaçlara sahip insanların birbiriyle daha derin bağlar kurduğunu ifade ede.
Bu bağ bazen o kadar yoğundur ve çiftleri birbiriyle uyumlar ki; insanlar bunu "ruh eşimi buldum" diye adlandırır. Aslında bu, güçlü bir psikolojik rezonans halidir.
Ruh eşi hayatın farklı evrelerinde seninle derin bir uyum yakalayabilen ve farkında olmadan varlığıyla bile ruhuna dokunan insandır. işte mesele de zaten o dokunuşta.
Ayrıca Ruh eşini bulmak* bir kader meselesi değil; kendini tanımak ve onunla uyumlu insanları seçebilme becerisidir.
Ruh eşin, senin ruhunu tanıyan değil; senin ruhuna dokunmayı bilen kişidir.
Ve kişisel deneyimlerimle söyleyebilirim ki "vardır."
Kişisel bakımın önemini vurgulayan hadise. Her akşam banyo yapma alığkanlığı olan, sabah pencereleri açarak yaşam alanımı havalandıran, temizlik malzemelerine harcanan paraya acımayan biri olarak müzdarip olmadığım durum. Sonuçta çocukluk döneminde anne baba eğitimi önemli.
Zaman zaman açıp stres attığım, Hedefsiz, amaçsız, sadece oyun oynamak için oynadığım ve bu nedenlerle zırt pırt güncelleme yapmak zorunda kaldığım oyun.
Nefret ediyorum çünkü bir milletin aklıyla alay edenin, kalbiyle empati kurması beklenmez.
Ak trol dediğin, yalnızca bir internet kullanıcısı değil; aklını kiraya vermiş bir gölge, vicdanını susturmuş bir parazit, gücün kırıntılarını yalamaktan haz alan dijital dalkavuktur.
Bu insanlar kötüdür dostum.
Yalnızca fikirlerini değil, ruhlarını da satmışlardır.
Çocukların aç yattığı bir ülkede, makarna dağıtımını sosyal adalet zannederler.
itiraz eden herkes “hain”, düşünen herkes “düşman”dır onlara göre. Düşünmeyi bıraktığın yerde başlar zaten trol olmak.
Ak trol, kendi sefaletiyle barışmış bir tiran hayranıdır. Ezilir ama susar. Susar ama öfkesini yanlış hedefe yönlendirir. Emeği savunana değil, onu ezen sisteme aşkla bağlanır.
Çünkü korkar.
Çünkü başka türlüsünü bilmez.
Çünkü köleliğe gönüllü olanlar, özgür insanlardan nefret eder.
Ve en çok da bu yüzden nefret edilirler:
Gerçeğin üstüne yalanı beton gibi dökerler.
Adaleti örsekle döver, yalanı bayrak yaparlar.
Dini, imanı, kutsalı kendilerine zırh yapıp;
onların zırhına dokunan herkese savaş açarlar.
Ama bilmezler ki, halk her şeyi görür.
Sözlüğün ruhu da bunu görür.
Tarih zaten çoktan kaydetti:
Korkaklar alkış tutarken, cesurlar susturuldu bu ülkede.
Ama güneş, ne kadar perdelenirse perdelensin,
bir gün o perdenin arkasından yine doğar.
Ak trol dediğin, yalnızca bir internet kullanıcısı değil; aklını kiraya vermiş bir gölge, vicdanını susturmuş bir parazit, gücün kırıntılarını yalamaktan haz alan dijital dalkavuktur.
Bu insanlar kötüdür dostum.
Yalnızca fikirlerini değil, ruhlarını da satmışlardır.
Çocukların aç yattığı bir ülkede, makarna dağıtımını sosyal adalet zannederler.
itiraz eden herkes “hain”, düşünen herkes “düşman”dır onlara göre. Düşünmeyi bıraktığın yerde başlar zaten trol olmak.
Ak trol, kendi sefaletiyle barışmış bir tiran hayranıdır. Ezilir ama susar. Susar ama öfkesini yanlış hedefe yönlendirir. Emeği savunana değil, onu ezen sisteme aşkla bağlanır.
Çünkü korkar.
Çünkü başka türlüsünü bilmez.
Çünkü köleliğe gönüllü olanlar, özgür insanlardan nefret eder.
Ve en çok da bu yüzden nefret edilirler:
Gerçeğin üstüne yalanı beton gibi dökerler.
Adaleti örsekle döver, yalanı bayrak yaparlar.
Dini, imanı, kutsalı kendilerine zırh yapıp;
onların zırhına dokunan herkese savaş açarlar.
Ama bilmezler ki, halk her şeyi görür.
Sözlüğün ruhu da bunu görür.
Tarih zaten çoktan kaydetti:
Korkaklar alkış tutarken, cesurlar susturuldu bu ülkede.
Ama güneş, ne kadar perdelenirse perdelensin,
bir gün o perdenin arkasından yine doğar.
Son sevgili, ilişkimizin ilk hafta sonunda evine kahvaltıya davet etti. Üzerine üç gün daha o evde keyifli ve eğlenceli bir şekilde birlikte zaman geçirdik. Sonra da birlikte yaşamaya karar verdik.
Üç sene birbirinden güzel anıları biriktirmemize neden olan, kalbimde ve hafızamda değerli bir yer eden davettir.
Kadın bireyin güven duyarak insan yerine koyduğu partnerini evine davet etmesidir. Herhangi bir hayvanat bozmasının böyle bir daveti sadece cinsel ürünlerle bağdaştırarak mana araması da doğaldır.
Bir çatı altında baş başa kaldığı sevgilisini arzulaması, buna olanak yaratıp sevişmesi de
gayet doğaldır.
Üç sene birbirinden güzel anıları biriktirmemize neden olan, kalbimde ve hafızamda değerli bir yer eden davettir.
Kadın bireyin güven duyarak insan yerine koyduğu partnerini evine davet etmesidir. Herhangi bir hayvanat bozmasının böyle bir daveti sadece cinsel ürünlerle bağdaştırarak mana araması da doğaldır.
Bir çatı altında baş başa kaldığı sevgilisini arzulaması, buna olanak yaratıp sevişmesi de
gayet doğaldır.
Eril zihniyetin hakim olduğu Erkek egemen toplumlarda kaçınılmaz kadın esareti.
Zincirlerini kıranlara bin selam olsun.
Zincirlerini kıranlara bin selam olsun.
Sağcı, dindar ve akp yanlısı olsaydı sanatçı ilan edeceklerin fikrine saygı duymamakla kendimi ucuz duygu ve düşüncelerden uzak duruşumu beyan edeceğim hede.
Eve ne maksatla davet ettiği sorunsalı doğuran durum.
Yorum: niyet okumak sana mı kaldı, ırz düşmanı terbiyesiz.
Yorum: niyet okumak sana mı kaldı, ırz düşmanı terbiyesiz.
"Görüntü kirliliği yarattığını ifade eden başlıkta paylaşılan fotoğraflarınla ilgili bir soru yöneltmem hadsizlik olur mu?" diye sorarak dahil olmak istediğim etkinlik.
Edit: klavyenin allah belasını versin ki imla.
Edit: klavyenin allah belasını versin ki imla.
Yeni tanıştığım bir arkadaşla birlikte bir kaç saat geçirip "galiba kaliteli ve değerli bir insan kazanıyorum." hissiyle barındırdığım olumlu duygu.
Selfie ile narsisizm arasındaki bağlantıyı işaret eden gönderiler mi, yoksa bir ritüel oluşturma gayreti mi anlayamadığım ama kamera ve telefonu bir araya getiren insanın allah belasını versin dediğim davranış motifleri.
Edit: imla
Edit: imla
Zengin olursam yapacağım dediğim her şeyi yapmayı başardım. Kaş'a taşındım. Garajıma biri klasik iki araba, biri canavar, biri pırpır iki motor, bir de yaz kış offroad hobimi icra etmek üzere tank gibi atv koydum.
Küçük hayaller kurmanın avantajlarından biridir o hayallere kavuşmak.
Geride bir tek hayalim kaldı;
aşık olacağım kadınla yuva kurup, çocuklarımıza gelecek işa etmek...
Küçük hayaller kurmanın avantajlarından biridir o hayallere kavuşmak.
Geride bir tek hayalim kaldı;
aşık olacağım kadınla yuva kurup, çocuklarımıza gelecek işa etmek...
Çok başarılı değil mi ya tam olarak estetik ve çekici bulduğum görselle aklımı baştan alan bacaklar (bkz: 1203539).
Edit: görsellerde görünen entry numarasını girmiştim uysa. Gönderi uçmuş. Böyle bir şey yokmuş. Özür.
Edit: görsellerde görünen entry numarasını girmiştim uysa. Gönderi uçmuş. Böyle bir şey yokmuş. Özür.
Anlamlı olsa katılırım ama Haftada bir ya da iki akşam keyfim var, ilişmeyin agalar diyerek ricada bulunduğum önerme.