bugün

sevdiği entry'ler

sözlük yazarlarının ruh halleri

Asu yazdım telefona asi çıktı. Vazgeçtim.

sözlük erkeklerinin sözlükteki kız sayısı tahmini

bir tanesi yetti. ama artmadı fazlası da bana kaldı.

sözlük yazarlarının itirafları

kaldığı kadarıyla güzel her şey aklımda. güvercinler doluyor sabah içtimalarına ve türlü hareketleri hep bana bi' vuslat.
bulutların içindesin bir de.
ve evet; kaldığı gibi saklıyorsun her şeyi, merak etmiyorsun.
inadına yasemen koksun istersin; insan ister hani. olmadığını anladığın an.
titreyen demir küpeşteler üzerine açılan kitap! birbirinden biçimsiz iki üç aplik.
gelir bi boynu yukarıda emir kipi söndürür ışıkları. ah ne zanneder ki karanlık olacak içim dışım.
çok mu çok eşkale lüzumsuz durur isyanı. her an aklımdadır ki ezberlenmiş yüzünün çizgileri.

tek bi' rengin bile sonsuz tonundan bahsederler ya.
hadi bunu bi kenara bırakalım. gözlerini boyayan istanbul güneşinden ne haber ? ki güneş varsa..

yağmur vardır benim şehrimde şimdi; gülücüklerin yakıştığı dostlarıma tanrıya emanet ettiğim tirbüşonumu kiralıyorum. alıyorum, satıyorum. kimleri kimleri öldürüyorum. inanıyorum, doldurulur bi' kadeh şarap adıma, doldurulur ve içilir.
doldur, doldur ve boşalt..

sözlük yazarlarının itirafları

insandaki denge psikolojisi, mevcut yaşama ne kadar müdahale eder tam olarak kestirmek hayli güç.
bir hikayeyi yazmak, bozmak. sonra yeniden yazmak. her yazılan hikaye oynamak yerine sadece okumak ve itaat etmek eylemlerine gebeyse her şey olduğundan daha cazip ve tutarlı geliyor. başka şeyler düşünmek hayatın geri kalanında takılı kalan hayata dahil olmak istemez. istemezsin ya da.
kurgulanmış bi' düzen, ruhu ve bedeni kısıtlı zaman diliminde rahatlatmak, milyonlarca canlının kalabalığından uzak bi' kaç kişiyle oynanan bi oyun.
haliyle başını çevirip bakmıyor insanoğlu. belki yetiyor hissi, belki korku.
hikayenin ömrü ile insandaki büyüme kompleksi arasındaki orantı basit bi ivmeyle sabitlenmemiş ise. hayatın geri kalan parçaları tarafından hikayeye bi müdahale söz konusu oluyor. insan yine kaçıyor. insan yine korkuyor.
nasıl başladığınıza ya da nasıl devam ettirdiğinize bakmıyor tanrı size acı çektirmek için. acıyı ve ızdırabı kendi yarattığı için insanoğlu, tanrı bile bu durumu kıskanıyor. tanrılarda kıskanır mı?
önemli olanın sonuç olduğunu bi' kez daha öğreniyor, yeniden öğreniyor baş kahraman. daha duru. daha sade.
bi romanın sonunu ne kadar merak etse de insan, son sayfayı açıp okumasının hiç bi anlamı yok.
istifleyip ruhunu bi köşeye siner bekler ve korkmaya devam edersin. Sonunu tahmin ettiğin bi' hikaye ne kadar canını yakar ya da ne kadar mutlu ederki insanı. "geçer süngüler namluya ve başlar gece devriyesi jandarmaları" ve gülümsemeye kaldığın yerden devam edersin. yine duru, yine sade ve onun gibi çocuksu.

sözlük yazarlarının itirafları

yağmurun alıp götürdüğü çerçöp, pislik gibi olmayan asil sonbahar yaprakları.
tabiat anayla kucaklaşması tanrının özenerek çizdiği bir resimden farksız benim için.

acaba diyorum, sonbaharı yaşayan dünyanın başka hangi ülkesinde yapraklar çöp statüsüne konulup temizleniyor.

evet merakımı itiraf ediyorum.

not da düşüyorum tarihe; rahat bırakın lan yaprakları.
© copyright 2005 - 2026