bugün
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- seni ne mutlu eder sorusu4
- insanlardan nefret etmek8
- larisalisa10
- m r e r e c t o12
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- yer sofrası5
- sinir krizi geçirmek3
- bruce lee4
- uludağ sözlük discord grubu7
- cayır cayır yanan kız12
- escort2
- birine geç kalmak4
- yalnızlık güç değildir4
- afganistan islam emirliği4
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- güzel bir kadını terk etmek5
- satranç haram yasaklansın17
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması2
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- gitara rastgele vurunca caz olması2
- gelişin yaşamak kadar güzel bana5
- beyazsemsiyeliyabanci48
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- aylık 338 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- gir içime hünharca12
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız2
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- arkadaşlar bakar mısınız9
- anayasa değişiklik paketi3
- timsah4
- park sorunu6
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- 2026 dünya kupası9
- dul kalmak4
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- y d isimli vatandaş2
- abd'nin iran füzelerine müdahale etmemesi2
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- suca suruklenen cocuk6
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- onlyfans4
- kürt mutfağı7
entry'ler (56)
ali ayşe'yi seviyor.
http://www.youtube.com/watch?v=aplAdFlgwXY
http://www.youtube.com/watch?v=aplAdFlgwXY
"Eğer iki kişi arasında kalıyorsanız, ikinciyi seçin. Çünkü birinciyi gerçekten sevseydiniz, ikincisi olmazdı."
bir yaprağın tek görevi dökülmek midir ? "yasuo"
doğrudan ve dolaylı yoldan hainliktir. militan sözcüsü partiye, apo yu başkan yapacağız diyen genel başkanın partisine oy vermektir. vicdansızlıktır. bu ülkenin evlatları siz apo dan ve pkk'dan arınmadığınız sürece sizi asla kabul etmeyecek. yeri gelmişken, burası ekşi sözlük değil. burda adamı üzerler.
dünya geniş, meydan dar. ulaşılabilecek şey çok, kontejyanlar kısıtlı. başarı öyküleri literatüründe, alttan gelip üste fırlayan ve hep üstte bulunmuş olanların çok daha fazla sayfası var.
büsbütün kaybetmeyi önleyecek güvenceler yok değil, riskli yollar cazip, her şeye rağmen risk, risk işte. girişkenlik literatüründe sayfaları çok, cesaret literatüründe sayfaları az. karar vermek zor.
olmuşluğun huzuru onlardan uzakta, "olmaz" ı kabullenmek onlara göre değil. olursa da az farkla, olmazsa da az farkla ...
hayat güzel, sonuna kadar yaşamaya sermaye yetmez. sermaye kovalarken hayat kaçar. denge ararken, yorgunluk had safhada; mutluluk da az farkla, mutsuzluk da az farkla ... hayati görünen mütevazi zaferler, yenilgiler, gerginlik, telaş ...
yarış, çoğu zaman, kendi aralarında, aşağı yukarı eşit koşullarda. zaferler de az farkla, yenilgiler de. Bu nedenle, yenilgiler son değil, zafer duygusunun ömrü kısa. yarış her an yeniden ... Ne var ki, zafer menzili bir boy, hayal kırıklığı menzili bir buçuk: özlemler, hırslar.
küçük farklar çıldırtır; özlemlerdeki çılgınlık bu değildir malesef, yarış aralarında insana dokunur. Zaferdi, hayal kırıklığıydı derken, o yarım boyluk menzil farkı, yeni orta sınıfın yüzüne asılır. hayattan zevk almalı, mutluluk; hayata yetişememek, mutsuzluk ... Ve eğlencenin en dağıtılan anlarında bile, içten içe bir gerginlik, huzursuzluk ...
Orta sınıf, alta bakar, üstü seyreder. alttan korkar, üstten çekinir. vicdansız değildir, alttaki acı hikayelere üzülür. ama alttan gelip kendilerini sollayanların hikayeleri varya ... öfke ... üsttekilerin uzun uzun seyredilen hikayeleri varya ... özlem ... edepli bir kıskançlık ...
büsbütün kaybetmeyi önleyecek güvenceler yok değil, riskli yollar cazip, her şeye rağmen risk, risk işte. girişkenlik literatüründe sayfaları çok, cesaret literatüründe sayfaları az. karar vermek zor.
olmuşluğun huzuru onlardan uzakta, "olmaz" ı kabullenmek onlara göre değil. olursa da az farkla, olmazsa da az farkla ...
hayat güzel, sonuna kadar yaşamaya sermaye yetmez. sermaye kovalarken hayat kaçar. denge ararken, yorgunluk had safhada; mutluluk da az farkla, mutsuzluk da az farkla ... hayati görünen mütevazi zaferler, yenilgiler, gerginlik, telaş ...
yarış, çoğu zaman, kendi aralarında, aşağı yukarı eşit koşullarda. zaferler de az farkla, yenilgiler de. Bu nedenle, yenilgiler son değil, zafer duygusunun ömrü kısa. yarış her an yeniden ... Ne var ki, zafer menzili bir boy, hayal kırıklığı menzili bir buçuk: özlemler, hırslar.
küçük farklar çıldırtır; özlemlerdeki çılgınlık bu değildir malesef, yarış aralarında insana dokunur. Zaferdi, hayal kırıklığıydı derken, o yarım boyluk menzil farkı, yeni orta sınıfın yüzüne asılır. hayattan zevk almalı, mutluluk; hayata yetişememek, mutsuzluk ... Ve eğlencenin en dağıtılan anlarında bile, içten içe bir gerginlik, huzursuzluk ...
Orta sınıf, alta bakar, üstü seyreder. alttan korkar, üstten çekinir. vicdansız değildir, alttaki acı hikayelere üzülür. ama alttan gelip kendilerini sollayanların hikayeleri varya ... öfke ... üsttekilerin uzun uzun seyredilen hikayeleri varya ... özlem ... edepli bir kıskançlık ...
"apoyu başkan yapacağız" diyen genel başkana sahip parti mensubudur.
gerçek vatansever illerimizi ortaya koymuştur. teröristlere oy çıkmamıştır.
adam kere adamdır. * knight online oynamak için ortaokul ve lisede firar eden çılgın neslin ta kendisidir. gerçek dünya'nın bayıklığının bedenine verdiği sıkıntıyı bertaraf eder.
şu ana dibine kadar doğru konuşmakta olan mhp lideri. kürtçülerin ve vatan hainlerinin zoruna gitmesi doğaldır.
cengiz han'ın annesi türktür. babası ise bazılarına göre moğoldur bazılarına göre ise belirsizdir.
bahsi geçen boru sinan engin'in reklamında oynadığı boru olabilir. ilgili video;
https://www.youtube.com/watch?v=lKM5uFCM-Ms
edit: hayatımda bu kadar yaratıcılıktan uzak ve kötü reklam çok az gördüm.
https://www.youtube.com/watch?v=lKM5uFCM-Ms
edit: hayatımda bu kadar yaratıcılıktan uzak ve kötü reklam çok az gördüm.
gereksiz ve boş bir önerme. burda es geçilen nokta şudur. bakireliği önemsemek, başlıkta yazılan tabirle bakireliğe takılmak, benim ve diğer erkeklerin en doğal hakkıdır. nasıl tam tersi durumlarda "benim bedenim benim kararım" diyebiliyorsanız ve bu özgürlükse, herkes saygı duymak zorundaysa bu durumda da farklı bir davranışta ve düşüncede bulunmak iki yüzlüler ordusunun bayrak taşıyanı olmak demektir. ben bakireliği önemsemek ya da önemsememek konusunda özgürüm. sen bakireliğe önem veriyorum diye bana kötü sıfatlar yakıştırırsan ben de sana bakireliğin önemli olmadığını düşündüğünü söylediğin için kötü sıfatlar yakıştırırım. en azından bu hakkı bana tanımış olursun. kendine yapılmasını istemediğin tavrı başkalarına gösterip sonra hakaret yediğinde bu enkaza ukala bir şekilde buğulu gözlerle bakmak en büyük ahmaklıktır.
vatan hainlerinin ve kürtçülerin korkulu rüyasıdır.
dağlardan geri döndüğünüzde "kendini dağa bayıra verip kendi çişini içen adamın hikayesi" isimli bir kitap çıkartıp köşeyi dönebilirsiniz. *
tanım: bir topluluğun dışında tutulmak ya da alınmamak.
insanoğlu kenara ittiği bireyin, bu itilmişliğe verdiği cevaba acımasızlık derken, kendi çelişkisine gönderme yaptığının farkında değildir. Bizler ruh sağlığı farklılarını, görsel olarak "normal" ölçütlerimizden ayrı olanları ve daha nicelerini soğuk tavırlarımız, acımasız eleştirilerimiz ve en çok da "Seni yok sayıyorum!" diye bağırdığımız o tarifsiz jest ve mimiklerle yıkarız. Sonra bu yıkımın enkazlarını ayıplarla izleriz.
Bizler ünlü yazar Mary Shelley'nin, "Frankenstein" romanında bahsettiği, Victor Frankenstein gibi yarattığımız farklılıktan iğrenirsek ve ondan kaçarsak, onu ötekileştirir, dışlar ve varlığını yok sayarsak, ortaya gerçek bir "ucube" çıkardığımızı yadsımamak gerekir. Unutulmamalıdır ki, hayatta en tehlikeli varlık, yalnızlığını kendi seçme şansı bırakılmadan yalnızlaştırılmış, dışlanmış ve varlığına hakaret edilmiş olandır. Farklılıklarından dolayı bireyi dışlamak ve bu farklılıkları olumlu anlamda kanalize edecek ortam yaratmamak, sonra da enkaza buğulu gözlerle bakmak, uçurumun kenarında paten yapmak gibidir.
insanoğlu kenara ittiği bireyin, bu itilmişliğe verdiği cevaba acımasızlık derken, kendi çelişkisine gönderme yaptığının farkında değildir. Bizler ruh sağlığı farklılarını, görsel olarak "normal" ölçütlerimizden ayrı olanları ve daha nicelerini soğuk tavırlarımız, acımasız eleştirilerimiz ve en çok da "Seni yok sayıyorum!" diye bağırdığımız o tarifsiz jest ve mimiklerle yıkarız. Sonra bu yıkımın enkazlarını ayıplarla izleriz.
Bizler ünlü yazar Mary Shelley'nin, "Frankenstein" romanında bahsettiği, Victor Frankenstein gibi yarattığımız farklılıktan iğrenirsek ve ondan kaçarsak, onu ötekileştirir, dışlar ve varlığını yok sayarsak, ortaya gerçek bir "ucube" çıkardığımızı yadsımamak gerekir. Unutulmamalıdır ki, hayatta en tehlikeli varlık, yalnızlığını kendi seçme şansı bırakılmadan yalnızlaştırılmış, dışlanmış ve varlığına hakaret edilmiş olandır. Farklılıklarından dolayı bireyi dışlamak ve bu farklılıkları olumlu anlamda kanalize edecek ortam yaratmamak, sonra da enkaza buğulu gözlerle bakmak, uçurumun kenarında paten yapmak gibidir.
yıllar boyunca herkesin ahlakına göre yaşamayı istedim. kendimi herkes gibi yaşamaya, herkese benzemeye zorladım. kendimi ayrı düşmüş hissettiğim zaman bile, bütünleşmek için böyle davranmak gerektiğini söyledim. ama bütün bunların sonunda felaket geldi. şimdi kalıntılar arasında dolaşıyorum, kuralsızım, tereddütler içindeyim, yalnızım ve bunu kabullenerek, tek oluşuma ve
kusurlarıma boyun eğdim. tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra bir doğru yaratmak zorundayım.
kusurlarıma boyun eğdim. tüm yaşamımı bir nevi yalan içinde yaşadıktan sonra bir doğru yaratmak zorundayım.
erman toroğlu ve selçuk dereli'nin yüzde yüz, net dedikleri penaltıdır.
http://www.fotomac.com.tr...4/12/20/o-kol-niye-havada
http://amkspor.com/2014/12/20/penalti-mi-380156/
http://www.fotomac.com.tr...4/12/20/o-kol-niye-havada
http://amkspor.com/2014/12/20/penalti-mi-380156/
napolyon bonapart'ın birinci koalisyon savaşında söylemiş olduğu, devamını "sanki çok da sikimde" diyerek devam ettirdiği sözdür. napolyon'un bir diğer özlü sözü için; (bkz: seks seks seks)
(bkz: eğleniyor muyuz gençler)
(bkz: eğleniyor muyuz gençler)
abartısız yüzde sekseninin zararsız lezbiyenlik deneyimleri içerdiği ilişkilerdir. bu zararsız lezbiyenlik deneyimleri arasında; birbirinin kucağına oturma *, sebepsiz yere aynı yatakta yatma, yastık savaşı ve boğuşma ayağına birbirine temas, şakasına söylenmiş bile olsa taş gibisin, sana şöyle yaparım v.s cümleler kurmak * ve daha bir çok erkeklerin kendi aralarında yapılırsa direk gay damgası yiyecekleri davranışlarda bulunmak yer alır.
tatlı su hümanistlerinin ve fularlı alagavatların "çoğunluğunu" oluşturduğu sözlük.
