bugün
- odanın içine baykuş girmesi9
- gece gece akla düşen o yiyecek15
- sevgiliyle yapmayı en çok sevdiğiniz aktivite8
- sözlük kezoları7
- meyveli soda içen erkek7
- gece mutfakta pasta yapan yorgun mermi görmek5
- hiç ufak tefek mükremin olmaması4
- arkadaşlar ben uyumaya gidiyorum5
- gece mutfaktan gelen kahkaha sesleri6
- arkadaşlar biraz eğlenceye ne dersiniz9
- yorgun mermi9
- erkeklerin biraz şey olması7
- sözlükteki mendebur suratlılar6
- insanlar nasıl birbirine güvenip evleniyor8
- gece yatağın altından uzanan el5
- sen debenim hat alarım'dan bir isiiiin6
- parmak patates vs elma dilim patates7
- hogwarts cadılık büyücülük okuluna davet mektubu4
- cinleri olan sözlük kızı5
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum8
- havanın buz gibi olması4
- gece yatağın altından sözlük yazarı çıkması4
- mutlu olunca her şeyin komik gelmesi5
- gece mezarda erkekle sevişen travesti görmek4
- gece duyulan kahkaha sesleri fobisi3
- soğan salatası6
- yeni parti39
- cin mısır kabilesi5
- sürekli güler yüzle dolaşan tip7
- korku romanı yazmak3
- bir sözlük kızı için 400 km yol gitmek4
- mercimek çorbası4
- iştahın kapanması7
- şaka maka yakışıklıyım lan sahiden2
- devlet bahçeli'nin aslında iyi adam olması8
- korkmuş bir sözlük kızını teselli etmek3
- denizden çıkarken penisin şorttan belli olması7
- nervio'nun aşkıma yanıt vermemesi5
- bir kilo patatesin 50 lira olması16
- bacağım ağrıyor yağmur yağacak5
- türkler barbar ve köpektir7
- ölümlü bir erkekle evlenmek6
- nasıl bir sevgiliniz olmasını isterdiniz13
- sözlük kızının sözlük erkeğine yemek ısmarlaması3
- türkçüsüyle kürtçüsüyle yeni parti'ye oy vereceğiz10
- hem kemalist hem sosyal demokrat olunmaz14
- ağlamak erkeğe yakışır mı9
- aramızda gezen tok yazarlar3
- bursalı erkeklere vurulan ibne damgası5
- sarapci koalanın bahçeye işemesi2
entry'ler (8)
bir filmde, matematik profesörü deli dahi baba, kızına ‘kendi kendine -deli olup, olmadığını- sorabiliyorsan, deli değilsindir’ diyordu.
önceleri soruyordum kendime, artık sormuyorum.
bkz. proof
bkz. anthony hopkins
bkz. gwyneth paltrow
önceleri soruyordum kendime, artık sormuyorum.
bkz. proof
bkz. anthony hopkins
bkz. gwyneth paltrow
saygı insan ilişkilerinin, en temel yapı taşı ötesinde özgürlük çok daha önem arz ediyor. özgürlüklerin kısıtlandığı bir ilişkide kişiler kendileri olamadıkları gibi karşılarındaki insanı tanıma konusunda da gerekli sabrı gösteremeyi elbet istemeyecekleri için olası bir ilişkinin temeli olmayacaktır. maalesef her alanda, temel sağlam olmadığında neler yaşadığımıza tanık olduk yeterince.
rahat bırakın, salın gitsin sevdiklerinizi.... çünkü gerçek sevgi zaten özgür bırakmaktır.
rahat bırakın, salın gitsin sevdiklerinizi.... çünkü gerçek sevgi zaten özgür bırakmaktır.
bazı insanları hayatınızdan çıkarmanız onlardan nefret etmeniz değil, kendinize saygı demektir.
mucizeler, her zaman bizim için nöbette, yeter ki biz, onları görmeyi bilelim.
hepimiz beş duyumuzla algılayamadığımız çok hassas ve güçlü ruhsal bağlarla birbirimize bağlı ve iletişim halindeyiz.
bunun farkında olduğunuz sürece, frekansınız ölçüsünde istediğiniz, her şeyi hayatımıza dahil etme gücüne sahipsiniz.
yok öyle armut piş ağzıma düş çünkü burada önemli olan, her istediğinizi değil, siz neyseniz, onu çekme gücüne sahip olduğunuzdur.
hepimiz beş duyumuzla algılayamadığımız çok hassas ve güçlü ruhsal bağlarla birbirimize bağlı ve iletişim halindeyiz.
bunun farkında olduğunuz sürece, frekansınız ölçüsünde istediğiniz, her şeyi hayatımıza dahil etme gücüne sahipsiniz.
yok öyle armut piş ağzıma düş çünkü burada önemli olan, her istediğinizi değil, siz neyseniz, onu çekme gücüne sahip olduğunuzdur.
gerçeği kabul etmek, iyileşmenin başlangıcıdır ve bir süre sonra her şey iyiye doğru düzelecektir.
birisi size sevgi ve saygı ile davranmıyorsa, o kişinin sizden uzaklaşması sizin için bir armağandır. eğer sizden uzaklaşmıyorsa, onunla birlikte uzun yıllar acı çekmeniz, acıya katlanmanız kaçınılmaz olur. böyle bir kişi tarafından terk edilmek bile size bir süre acı verebilir ama bir süre sonra yüreğiniz iyileşecektir.
~don miguel ruiz
birisi size sevgi ve saygı ile davranmıyorsa, o kişinin sizden uzaklaşması sizin için bir armağandır. eğer sizden uzaklaşmıyorsa, onunla birlikte uzun yıllar acı çekmeniz, acıya katlanmanız kaçınılmaz olur. böyle bir kişi tarafından terk edilmek bile size bir süre acı verebilir ama bir süre sonra yüreğiniz iyileşecektir.
~don miguel ruiz
hayat hep bir varmış, bir yokmuş fakat unutuyoruz çoğu zaman.
âna tutunup, sevdiklerimizin değerini bilerek, gelecek kaygısını rafa kaldırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu şu yaşananlar.
paniğe kapılıp, felaket tellallığı yapmak yerine elimizden gelenle, yanlarında olduğumuzu hissettirecek, küçücük bir ihtiyaçlarına bile cevap verebilmek oradaki insanlar için çok önemli. çünkü günlük hayatımızda farkında bile olmadan sahip olduklarımız, şu an oradaki insanlar için büyük lüks.
âna tutunup, sevdiklerimizin değerini bilerek, gelecek kaygısını rafa kaldırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu şu yaşananlar.
paniğe kapılıp, felaket tellallığı yapmak yerine elimizden gelenle, yanlarında olduğumuzu hissettirecek, küçücük bir ihtiyaçlarına bile cevap verebilmek oradaki insanlar için çok önemli. çünkü günlük hayatımızda farkında bile olmadan sahip olduklarımız, şu an oradaki insanlar için büyük lüks.
bizler unutmaya başladık, onlar için daha yeni başlıyor acıyla ve hayatla mücadele. bazı durumlarda, geçmişimizi geride bırakmak çok zor biliyorum. anılarımız, ortaklıklarımız ve ellerimizden kayıp giden hayatlarımız.
keşke üzülmekten ve sözde birkaç yardımın ötesinde, elimizden daha fazlası gelse. elimizden alınan gücümüz, yolumuza örülen duvarlar, sindirilmişlik ve kaygı yüzünden, seyirciyiz şu olan bitene.
kalmadı tadımız tuzumuz, bundan sonra eksik hep bir yanımız.
buradan sesimizi duyurmak adına yapmaya çalıştıklarımızın, hiçbirinin yerini bulamayacağına inanmak, bize yakışmıyor. her ne kadar hakkımızı aramaya, kendimizi savunmak için bile konuşmaya korkar olsak da ‘ben hayatımın hiçbir döneminde karamsar ve umutsuz olmadım’ diyen atatürk’ün çocukları olarak, onun kemiklerini sızlatmaya hakkımız yok. neresinden tutsak elimizde kalan canım ülkem için umutsuzluğa, karanlığa kendi umudumuzla yakacağımız ışıkla aydınlık olmamız gereken bir dönemdeyiz.
artık son nokta dediğimiz noktada bile üç noktanın devamına tanık olup, hayal edemeyeceğimiz türde yanlışlıklar silsilesiyle baş başa kalmış olsak da umuda ve mucizelere sarılmaya devam.
giden canlar gelmeyecek fakat kalanlar için her şeye rağmen sapasağlam ayağa kalkmaktan başka çaremiz yok.
çünkü bizim
‘muhtaç olduğumuz kuvvet, damarımızdaki asil kanda mevcut’
keşke üzülmekten ve sözde birkaç yardımın ötesinde, elimizden daha fazlası gelse. elimizden alınan gücümüz, yolumuza örülen duvarlar, sindirilmişlik ve kaygı yüzünden, seyirciyiz şu olan bitene.
kalmadı tadımız tuzumuz, bundan sonra eksik hep bir yanımız.
buradan sesimizi duyurmak adına yapmaya çalıştıklarımızın, hiçbirinin yerini bulamayacağına inanmak, bize yakışmıyor. her ne kadar hakkımızı aramaya, kendimizi savunmak için bile konuşmaya korkar olsak da ‘ben hayatımın hiçbir döneminde karamsar ve umutsuz olmadım’ diyen atatürk’ün çocukları olarak, onun kemiklerini sızlatmaya hakkımız yok. neresinden tutsak elimizde kalan canım ülkem için umutsuzluğa, karanlığa kendi umudumuzla yakacağımız ışıkla aydınlık olmamız gereken bir dönemdeyiz.
artık son nokta dediğimiz noktada bile üç noktanın devamına tanık olup, hayal edemeyeceğimiz türde yanlışlıklar silsilesiyle baş başa kalmış olsak da umuda ve mucizelere sarılmaya devam.
giden canlar gelmeyecek fakat kalanlar için her şeye rağmen sapasağlam ayağa kalkmaktan başka çaremiz yok.
çünkü bizim
‘muhtaç olduğumuz kuvvet, damarımızdaki asil kanda mevcut’
zamanında, kendi keyfi idareleri altında, sayısız entry silip, sorgusuz sualsiz yazarları uçururlarken, yedikleri hurmaların gün gelip tırmalayacağını hiç düşünmemiş olmalılar.
ekşi sözlük yönetiminin, bugünkü korkak bir üslupla yaptıkları açıklamaya bakılırsa, el etek öpmedikleri kalmış.
eken elbet gün gelip, biçecek de…
ekşi sözlük yönetiminin, bugünkü korkak bir üslupla yaptıkları açıklamaya bakılırsa, el etek öpmedikleri kalmış.
eken elbet gün gelip, biçecek de…