bugün
- türkçe 25000 kelimeden oluşan kısıtlı bir dildir8
- reenkarnasyon4
- 08 eylül 2026 üsküdar da başkan vekili seçimi4
- s'i l v'e r m'i s t28
- pum pum çorbası7
- tc'ye vatandaşlk bağıyla bağlı olan herkes türktür8
- uludağ itiraf12
- günaydın şarkısı2
- anın görüntüsü23
- tavuk budu3
- yörük kızı15
- sikişirken sigara içen kadın6
- kız düşürmenin kısa yolu15
- uludağ sözlük size ne kattı24
- afd'nin saksonya anhalt'ı kazanması3
- sözlük kızlarının entrylerinin hep artılanması13
- mercimek çorbası içen kadın14
- claudian clouds20
- zorunlu eğitim11
- sarı şeker yargılanmalıdır16
- sözlüğün en masum yazarları16
- fusya semsiyeli yabanci26
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü19
- command and generals2
- pankek mi pişi mi10
- bir kadını taşımanın zorluğu10
- cübbeli ahmet hükümetin maşası mı sorunsalı9
- sarapci koala43
- arkadaşlar larissa kim12
- otobüs camına yaslanan kafanın titremesi6
- devlet bahçeli9
- atatürk ü sevme zorunluluğu10
- nervio21
- yemeğe bulyon koyan insan7
- sarımsak yiyen kız6
- zuhal olcay'a aşık olmak7
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip10
- sözlükteki gammazlar lobi si11
- pandela 38
- serhat kılıç22
- türkiye13
- seks yapmanın aslında çok iğrenç bir eylem olması6
- tai lung45
- ismail kartal12
- bir kızın aşkı size naptırabilir9
- mesleki yaşama merkezi denetleme2
- pizza6
- saraca098
- hoşçakal uludağ sözlük7
- şarapçının birden tayyipçi olması10
entry'ler (8)
bir filmde, matematik profesörü deli dahi baba, kızına ‘kendi kendine -deli olup, olmadığını- sorabiliyorsan, deli değilsindir’ diyordu.
önceleri soruyordum kendime, artık sormuyorum.
bkz. proof
bkz. anthony hopkins
bkz. gwyneth paltrow
önceleri soruyordum kendime, artık sormuyorum.
bkz. proof
bkz. anthony hopkins
bkz. gwyneth paltrow
saygı insan ilişkilerinin, en temel yapı taşı ötesinde özgürlük çok daha önem arz ediyor. özgürlüklerin kısıtlandığı bir ilişkide kişiler kendileri olamadıkları gibi karşılarındaki insanı tanıma konusunda da gerekli sabrı gösteremeyi elbet istemeyecekleri için olası bir ilişkinin temeli olmayacaktır. maalesef her alanda, temel sağlam olmadığında neler yaşadığımıza tanık olduk yeterince.
rahat bırakın, salın gitsin sevdiklerinizi.... çünkü gerçek sevgi zaten özgür bırakmaktır.
rahat bırakın, salın gitsin sevdiklerinizi.... çünkü gerçek sevgi zaten özgür bırakmaktır.
bazı insanları hayatınızdan çıkarmanız onlardan nefret etmeniz değil, kendinize saygı demektir.
mucizeler, her zaman bizim için nöbette, yeter ki biz, onları görmeyi bilelim.
hepimiz beş duyumuzla algılayamadığımız çok hassas ve güçlü ruhsal bağlarla birbirimize bağlı ve iletişim halindeyiz.
bunun farkında olduğunuz sürece, frekansınız ölçüsünde istediğiniz, her şeyi hayatımıza dahil etme gücüne sahipsiniz.
yok öyle armut piş ağzıma düş çünkü burada önemli olan, her istediğinizi değil, siz neyseniz, onu çekme gücüne sahip olduğunuzdur.
hepimiz beş duyumuzla algılayamadığımız çok hassas ve güçlü ruhsal bağlarla birbirimize bağlı ve iletişim halindeyiz.
bunun farkında olduğunuz sürece, frekansınız ölçüsünde istediğiniz, her şeyi hayatımıza dahil etme gücüne sahipsiniz.
yok öyle armut piş ağzıma düş çünkü burada önemli olan, her istediğinizi değil, siz neyseniz, onu çekme gücüne sahip olduğunuzdur.
gerçeği kabul etmek, iyileşmenin başlangıcıdır ve bir süre sonra her şey iyiye doğru düzelecektir.
birisi size sevgi ve saygı ile davranmıyorsa, o kişinin sizden uzaklaşması sizin için bir armağandır. eğer sizden uzaklaşmıyorsa, onunla birlikte uzun yıllar acı çekmeniz, acıya katlanmanız kaçınılmaz olur. böyle bir kişi tarafından terk edilmek bile size bir süre acı verebilir ama bir süre sonra yüreğiniz iyileşecektir.
~don miguel ruiz
birisi size sevgi ve saygı ile davranmıyorsa, o kişinin sizden uzaklaşması sizin için bir armağandır. eğer sizden uzaklaşmıyorsa, onunla birlikte uzun yıllar acı çekmeniz, acıya katlanmanız kaçınılmaz olur. böyle bir kişi tarafından terk edilmek bile size bir süre acı verebilir ama bir süre sonra yüreğiniz iyileşecektir.
~don miguel ruiz
hayat hep bir varmış, bir yokmuş fakat unutuyoruz çoğu zaman.
âna tutunup, sevdiklerimizin değerini bilerek, gelecek kaygısını rafa kaldırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu şu yaşananlar.
paniğe kapılıp, felaket tellallığı yapmak yerine elimizden gelenle, yanlarında olduğumuzu hissettirecek, küçücük bir ihtiyaçlarına bile cevap verebilmek oradaki insanlar için çok önemli. çünkü günlük hayatımızda farkında bile olmadan sahip olduklarımız, şu an oradaki insanlar için büyük lüks.
âna tutunup, sevdiklerimizin değerini bilerek, gelecek kaygısını rafa kaldırmamız gerektiğini bir kez daha hatırlamamıza vesile oldu şu yaşananlar.
paniğe kapılıp, felaket tellallığı yapmak yerine elimizden gelenle, yanlarında olduğumuzu hissettirecek, küçücük bir ihtiyaçlarına bile cevap verebilmek oradaki insanlar için çok önemli. çünkü günlük hayatımızda farkında bile olmadan sahip olduklarımız, şu an oradaki insanlar için büyük lüks.
bizler unutmaya başladık, onlar için daha yeni başlıyor acıyla ve hayatla mücadele. bazı durumlarda, geçmişimizi geride bırakmak çok zor biliyorum. anılarımız, ortaklıklarımız ve ellerimizden kayıp giden hayatlarımız.
keşke üzülmekten ve sözde birkaç yardımın ötesinde, elimizden daha fazlası gelse. elimizden alınan gücümüz, yolumuza örülen duvarlar, sindirilmişlik ve kaygı yüzünden, seyirciyiz şu olan bitene.
kalmadı tadımız tuzumuz, bundan sonra eksik hep bir yanımız.
buradan sesimizi duyurmak adına yapmaya çalıştıklarımızın, hiçbirinin yerini bulamayacağına inanmak, bize yakışmıyor. her ne kadar hakkımızı aramaya, kendimizi savunmak için bile konuşmaya korkar olsak da ‘ben hayatımın hiçbir döneminde karamsar ve umutsuz olmadım’ diyen atatürk’ün çocukları olarak, onun kemiklerini sızlatmaya hakkımız yok. neresinden tutsak elimizde kalan canım ülkem için umutsuzluğa, karanlığa kendi umudumuzla yakacağımız ışıkla aydınlık olmamız gereken bir dönemdeyiz.
artık son nokta dediğimiz noktada bile üç noktanın devamına tanık olup, hayal edemeyeceğimiz türde yanlışlıklar silsilesiyle baş başa kalmış olsak da umuda ve mucizelere sarılmaya devam.
giden canlar gelmeyecek fakat kalanlar için her şeye rağmen sapasağlam ayağa kalkmaktan başka çaremiz yok.
çünkü bizim
‘muhtaç olduğumuz kuvvet, damarımızdaki asil kanda mevcut’
keşke üzülmekten ve sözde birkaç yardımın ötesinde, elimizden daha fazlası gelse. elimizden alınan gücümüz, yolumuza örülen duvarlar, sindirilmişlik ve kaygı yüzünden, seyirciyiz şu olan bitene.
kalmadı tadımız tuzumuz, bundan sonra eksik hep bir yanımız.
buradan sesimizi duyurmak adına yapmaya çalıştıklarımızın, hiçbirinin yerini bulamayacağına inanmak, bize yakışmıyor. her ne kadar hakkımızı aramaya, kendimizi savunmak için bile konuşmaya korkar olsak da ‘ben hayatımın hiçbir döneminde karamsar ve umutsuz olmadım’ diyen atatürk’ün çocukları olarak, onun kemiklerini sızlatmaya hakkımız yok. neresinden tutsak elimizde kalan canım ülkem için umutsuzluğa, karanlığa kendi umudumuzla yakacağımız ışıkla aydınlık olmamız gereken bir dönemdeyiz.
artık son nokta dediğimiz noktada bile üç noktanın devamına tanık olup, hayal edemeyeceğimiz türde yanlışlıklar silsilesiyle baş başa kalmış olsak da umuda ve mucizelere sarılmaya devam.
giden canlar gelmeyecek fakat kalanlar için her şeye rağmen sapasağlam ayağa kalkmaktan başka çaremiz yok.
çünkü bizim
‘muhtaç olduğumuz kuvvet, damarımızdaki asil kanda mevcut’
zamanında, kendi keyfi idareleri altında, sayısız entry silip, sorgusuz sualsiz yazarları uçururlarken, yedikleri hurmaların gün gelip tırmalayacağını hiç düşünmemiş olmalılar.
ekşi sözlük yönetiminin, bugünkü korkak bir üslupla yaptıkları açıklamaya bakılırsa, el etek öpmedikleri kalmış.
eken elbet gün gelip, biçecek de…
ekşi sözlük yönetiminin, bugünkü korkak bir üslupla yaptıkları açıklamaya bakılırsa, el etek öpmedikleri kalmış.
eken elbet gün gelip, biçecek de…