bugün
- nemlendirici krem16
- nev18
- askerde özlenen şeyler6
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları4
- teleferik6
- mokv yaşıyor mu6
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri3
- iri memeler6
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- katatespizartmasi13
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- mustafa sarıgül3
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- babaların babası5
- bakın ne geldi6
- parayı gazze için katlamak istedim3
- aziz yıldırım5
- özelden mesajlaşırken başlık açıp cevap vermek3
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- ah nerede o eski masum sözlük kızları3
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması11
- benim açık oylarım görünüyor mu4
- istanbul şu an 16 derece4
- nurcanım şarkısının popüler olduğu zamanlar5
- ciddi ciddi devlet aklı diyen şahıs5
- kedi tırnağı kesmek3
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- şafak saymak2
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- çocukluk arkadaşlığı11
- yazlık mekanlardaki clublerin kapanış partileri2
- sahilden2
- icapçı4
- fransada marketlere siber saldırı yapılması4
- türkiye yüzyılı2
- arkadaşlar entry girer misiniz5
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- jinekomasti4
- gammazlar adam mıdır sorunsalı4
- uludağ sözlük premium hesaplara gelen hediye2
- ismail kartal8
- 200 bin lira borç verir misiniz6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- fenerbahçe'nin yeni stad projesi2
- 47 bin liradan 25 bin liraya düşen ürün6
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- künefenin sünen peyniri4
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
sevdiği entry'ler
olması için an itibarı ile bir sebep yok.
Acı tarafı, olmaması içinde bir sebep yok!
Acı tarafı, olmaması içinde bir sebep yok!
Vardır herkesin bir tipi tabi ki. Ama evlilik sonuçta kadının karar verdiği bir ritüeldir. Yıllarını verip geleceğini onun için harcamak istersin sonra ne mi olur göte güzel bir tekme yersin. Sonrasında sudan çıkmış balık gibi kala kalırsın.
Yıl 1984 olmuş hala doğan çocuklar var. Hemde bağ bozumu zamanı... Her ne kadar babam hıyarların çıktığı tarih dese de ...
Eylül ayının herhangi bir pazar sabahı tüm müdahaleme rağmen dünya'ya getirmiş garip anam , bahtsız anam ...
içerdeyken sezaryen taklidi yaptım ama yemediler , normal doğumu layık gördüler bana ...
Standart bir çocukluğum oldu. kız peşinde koşmayı öğrenene kadar top peşinde koşturdum. Yanlış anlama hemen , bildiğin meşin yuvarlak ...
Kendi kendime düşüp dizimi falan parçalardım. Öyle yetenekliydim. O parçalanan pantolonlarla kaç gariban giydirilirdi sayısını hatırlamam ... Neyse bu çocukluk mevzuları sıktı beni eminim sizi de sıkmaya başlamıştır.
ilk mektep deneyimimi Sivas Selçuk ilkokulunda yaptım. O zamanlar 8 yıllık kesintisiz eğitim yoktu. Alttan dersim olmadan 5 yılda bitirdim helal olsun be bana ...
Ortaokul yıllarımı da aynı ismi taşıyan ulu camii'nin eğri minaresi ile komşu olan Selçuk ortaokulunda yaptım.Sor bana pişman mıyım? Değilim elbette ...
Artık büyüdüğümü fark ettiğim yıllara geldi sıra ...
Sert , bıçkın , delüğanlı yıllar oovvv yeeee ...
O zamanlar aklıma geldi yine , half life yeni çıkmış , internet kafelerde mantar gibi türüyor her yerde , şimdiki gibi her evde internet yok ... Okula gidiyorum diye evden çıkıp yoklama verip half life oynamaya giderdim.Ahhh ulan ahhh o yıllar felaketti. Sırf o yüzden artık pc oyunları oynamıyorum. Bir yemin ettim ki dönemem ... Tamam itiraf ediyorum lise 1'de kaldım. Ama çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu. Beni kendime getirdi. "Napıyon lan sen serseri" dedim kendi kendime ... Şaka şaka demedim elbette ... Övünmek gibi olmasın lise 1'i tekrar okumam için teklif sundular biraz düşündükten sonra kabul ettim ve sınıf ikincisi olarak bir üst tura geçtim.Okula karşı hep böyle bir "la ne gerek var ki?" modundaydım , hala öyleyim...
Lise bittikten sonra Paris'teki halamın..... Şaka şaka yok öyle bir şey tabii ki ...
Üniversite'yi kazanmam için ailemin ve çevremin yoğun baskısı altında kalınca girdim ve kazandım ama gitmedim. Gelecek yıl yine girerim belki daha iyi bir yeri kazanırım diye düşümdüm ve düşündüklerimde haklı çıktım daha iyi bir okul ve daha iyi bir bölüm kazandım ama gitmedim. Neden mi gitmedim? Ailem bana üniversite'yi kazan dedi , git oku demedi ki...
Sonra şehir değişiklikleri başladı.Bu kısmı hızlı geçiyorum.
Bu monteleme işlerine nasıl başladım orayı anlatayım.Efendime söyleyeyim oradan geç bu yana ; lise sonda okurken paint'le tanıştım.Önceleri düzeyli , yeterli bir ilişkimiz vardı.Ama baktım ki böyle olmayacak bana yetmiyor uuu beybi daha fazla daha fazla demeye başladım.O da bu isteğime karşılık veremedi ve yollarımız ayrıldı.O ayrılık sonrası buhranlar yaşarken adobe'la tanıştım 6 serisi ile ...Türkçe ya o yüzden onu seçtim.Kurcaladıkça bir şeyler keşfettim. Malum bizim insanımız kullanma kılavuzu okumaz kendi çözmeye çalışır.Ben de aynısını yaptım işte ...
Kurcaladıkça yeni şeyler keşfettim ve bugünlere kadar geldim.
Yaptığım şeylerin hiçbir amacı yok sadece can sıkıntımı gidermeye çalışıyorum. Kimileri ağlar , kimileri güler , kimileri şiir yazar (ha bu arada ben şiir de yazıyorum ama söylemem) ben de fotoğraflarla oynayarak rahatlıyorum...
Beğenip ya da beğenmemeniz inan çok mühim değil ben sadece ruhumu dinlendiriyorum.
Beni hala okuyorsan sol ayak baş parmağına dilinle dokunmaya çalış , yuhh bunu yapabildiysen önünde saygı ile eğiliyorum.
Şimdilik bu kadar bakalım zaman neyini gösterecek , gerçi pek görmediğim şey kalmadı ama...
Eylül ayının herhangi bir pazar sabahı tüm müdahaleme rağmen dünya'ya getirmiş garip anam , bahtsız anam ...
içerdeyken sezaryen taklidi yaptım ama yemediler , normal doğumu layık gördüler bana ...
Standart bir çocukluğum oldu. kız peşinde koşmayı öğrenene kadar top peşinde koşturdum. Yanlış anlama hemen , bildiğin meşin yuvarlak ...
Kendi kendime düşüp dizimi falan parçalardım. Öyle yetenekliydim. O parçalanan pantolonlarla kaç gariban giydirilirdi sayısını hatırlamam ... Neyse bu çocukluk mevzuları sıktı beni eminim sizi de sıkmaya başlamıştır.
ilk mektep deneyimimi Sivas Selçuk ilkokulunda yaptım. O zamanlar 8 yıllık kesintisiz eğitim yoktu. Alttan dersim olmadan 5 yılda bitirdim helal olsun be bana ...
Ortaokul yıllarımı da aynı ismi taşıyan ulu camii'nin eğri minaresi ile komşu olan Selçuk ortaokulunda yaptım.Sor bana pişman mıyım? Değilim elbette ...
Artık büyüdüğümü fark ettiğim yıllara geldi sıra ...
Sert , bıçkın , delüğanlı yıllar oovvv yeeee ...
O zamanlar aklıma geldi yine , half life yeni çıkmış , internet kafelerde mantar gibi türüyor her yerde , şimdiki gibi her evde internet yok ... Okula gidiyorum diye evden çıkıp yoklama verip half life oynamaya giderdim.Ahhh ulan ahhh o yıllar felaketti. Sırf o yüzden artık pc oyunları oynamıyorum. Bir yemin ettim ki dönemem ... Tamam itiraf ediyorum lise 1'de kaldım. Ama çok iyi de oldu çok güzel iyi oldu. Beni kendime getirdi. "Napıyon lan sen serseri" dedim kendi kendime ... Şaka şaka demedim elbette ... Övünmek gibi olmasın lise 1'i tekrar okumam için teklif sundular biraz düşündükten sonra kabul ettim ve sınıf ikincisi olarak bir üst tura geçtim.Okula karşı hep böyle bir "la ne gerek var ki?" modundaydım , hala öyleyim...
Lise bittikten sonra Paris'teki halamın..... Şaka şaka yok öyle bir şey tabii ki ...
Üniversite'yi kazanmam için ailemin ve çevremin yoğun baskısı altında kalınca girdim ve kazandım ama gitmedim. Gelecek yıl yine girerim belki daha iyi bir yeri kazanırım diye düşümdüm ve düşündüklerimde haklı çıktım daha iyi bir okul ve daha iyi bir bölüm kazandım ama gitmedim. Neden mi gitmedim? Ailem bana üniversite'yi kazan dedi , git oku demedi ki...
Sonra şehir değişiklikleri başladı.Bu kısmı hızlı geçiyorum.
Bu monteleme işlerine nasıl başladım orayı anlatayım.Efendime söyleyeyim oradan geç bu yana ; lise sonda okurken paint'le tanıştım.Önceleri düzeyli , yeterli bir ilişkimiz vardı.Ama baktım ki böyle olmayacak bana yetmiyor uuu beybi daha fazla daha fazla demeye başladım.O da bu isteğime karşılık veremedi ve yollarımız ayrıldı.O ayrılık sonrası buhranlar yaşarken adobe'la tanıştım 6 serisi ile ...Türkçe ya o yüzden onu seçtim.Kurcaladıkça bir şeyler keşfettim. Malum bizim insanımız kullanma kılavuzu okumaz kendi çözmeye çalışır.Ben de aynısını yaptım işte ...
Kurcaladıkça yeni şeyler keşfettim ve bugünlere kadar geldim.
Yaptığım şeylerin hiçbir amacı yok sadece can sıkıntımı gidermeye çalışıyorum. Kimileri ağlar , kimileri güler , kimileri şiir yazar (ha bu arada ben şiir de yazıyorum ama söylemem) ben de fotoğraflarla oynayarak rahatlıyorum...
Beğenip ya da beğenmemeniz inan çok mühim değil ben sadece ruhumu dinlendiriyorum.
Beni hala okuyorsan sol ayak baş parmağına dilinle dokunmaya çalış , yuhh bunu yapabildiysen önünde saygı ile eğiliyorum.
Şimdilik bu kadar bakalım zaman neyini gösterecek , gerçi pek görmediğim şey kalmadı ama...