bugün

entry'ler (15393)

radamel falcao garcia

bonservis hariç galatasaray'a 3 yıllığına 22 milyon avroya mal olacağı iddia edilen forvet.
bir transfer neden yapılır?
-takıma faydalı olsun diye
-taraftarı heyecanlandırmak için
-rakip takımlara karşı psikolojik bir üstünlük sağlamak için
-yöneticiler itibar kazansın diye.

bir transferde kar-zarar hesabı nasıl yapılır?
-satın aldığın futbolcu öyle maçlar kazandırır ki kendi maliyetini çıkarır.
-satın aldığın futbolcuyu geliştirip satarsın ve maliyetinden daha iyi bir gelir elde edebilmeyi hedeflersin.

yukarıda saydığım 6 maddenin 6'sı da falcao için geçerli değil. takıma fayda sağlaması için 40 gol atması lazım, mümkün gözükmüyor (eren derdiyok'un bile 34 maç ortalamaya vurduğumuzda 20 golden fazla ortalaması vardı, diagne'nin 30).
taraftar heyecanlı değil. süreç sümük gibi uzadıkça bıkkınlık oldu. bugün falcao resmi olarak açıklansa taraftar "oley bize falcao geldi" demek yerine sadece "oh be" diyecek. sürecin boku çıktı.
rakip takımlara bırak psikolojik üstünlük sağlamayı, alay konusu olduk.
yöneticiler itibar kazanmak yerine itibar kaybetti. günün sonunda falcao gelirse "ulan ne başkanımız var" veya "abdurrahim albayrak büyük adam" demek yerine küfürler edilecek.
falcao'nun maliyetini çıkarabilmesi için 7 şampiyonlar ligi maçını tek başına kazanması gerekiyor ki bu da hem sayısal olarak hem de falcao'nun niteliği olarak mümkün değil. falcao tarz olarak gomis'den farklı bir adam değil. cezasahası golcüsü. birilerinin oraya topu getirmesi ve birilerinin çok iyi defans yapması gerekir.
ek olarak falcao'yu satamazsın.

bir süreç bundan daha kötü yönetilemez.

stoya

türk gençleri çok çekti, artık çekmeyecek.

ecem karaağaç

haberde "defalarca" diyor. bence sıkıntı burada. enerjiyi bi' kere yükleyip bataryayı full doldursaydı kadıncağız elenmezdi. defalarca enerji yükleyerek bence bataryayı bozmuş. inanmayanlar akıllı telefonlarını veya laptoplarını defalarca şarj etsin, o zaman dediğimi anlarlar. hafazanallah bataryanız 10 dakika götürmez sizi.

tıp fakültelerinde kontenjan azaltılacak mı

azalmadığı takdirde 7 yıl içinde taksi şoförlüğü yapan tıp fakültesi mezunlarıyla karşılaşacağız.

yazarların sosyo ekonomik ve demografik yapısı

nüfuz değil nüfus.

şampiyonlar liginde 8 gol yemenin imkansız olması

dünkü manchester city-schalke maçı bunu bize bir kere daha kanıtlamıştır. city maçı sildi, süpürdü, rakibinin ağzına sıçtı, pas yaptırmadı fakat buna rağmen maç, 7-0 bitti. abi bi' maçta 8 gol yemek cidden başarı.

niye her şey cinsellik içermek zorunda

bence her şey cinsellik içermemelidir. içermemelidir. memelidir. meme...

fenerbahçe

kanserojen.

öldükten sonra telefonuma bakarlarsa korkusu

adamın götüne pamuk tıkayacaklar, herifin oğlu telefonunu düşünüyor. götüne cop sokup video çekmediysen bence mesele yok kardeş.

fenerbahçe taraftarı

psikolojisi bozulan taraftar grubu. cidden kendileri için üzülüyorum. son iki haftayı özetleyeyim:

ilk zenit maçı:
umutla maça başlanır.
1-0 öne geçilir, mutlu olunur.
tam devre arasına mutlu gireceklerken rakip penaltı kazanır, üzülünür.
rakip penaltıyı gole çeviremez mutlu olunur.
ikinci yarı gergin bekleyiş, acaba yine mi olmayacak derken maç biter mutlu olunur.

konya maçı.
zenit'i yendiğimize göre bunları da yeneriz denir hevesle maça başlanır.
skrtel kırmızılık hareket yapar fakat kart verilmez, mutlu olunur.
jahovic kırmızı kart görür, tamam bu iş bitti artık kesin yeneriz denir, mutlu olunur.
derken fofana gol atar, üzülünür.
tam devre arasına üzgün girecekken beraberlik golü gelir, heveslenilir.
ikinci yarı boyunca 10 kişi kalan rakibe en azından 1 gol atılır diye düşünülür, o gol gelmez, mutsuz olunur.

ikinci zenit maçı:
ilk maçta çok kötü oynamışlardı, bizi hayatta yenemez diye düşünülerek maça başlanır.
ilk çaylar bitmeden 1 gol yenir üzülünür.
ama olsundur, 1 gol daha yemedikleri sürece mesele yoktur.
derken ikinci gol gelir, kahrolunur.
tam yine mi diye sorulurken mehmet topal mucizevi bir gol atar ve devre arasına 2-1 girilir. 2-1 fener'e yetecek bir skordur, mutlu olunur.
bu defa olacaktır.
derken ikinci yarı başlar, 3 aydır top oynamadığı için kondisyonunun düşük olması beklenen rakip, gerçekten de çok iyi durumda değildir. olacaktır, bu defa taraftar mutlu olacaktır.
derken üçüncü gol gelir ve fener elenir.

samimiyetle söylüyorum, fener taraftarı olmak hiç kolay değil. hani ilk maçı 5-0 yenilirsin ikinci maça hevesin kalmaz. ya da ne bileyim 9 kişi kalırsın ve rakibi yenemeyeceğini bilirsin, ümitlenmezsin. ama fener sürekli ümitleniyor ve sürekli hüsrana uğruyor.

erkenci kuş

3 aydır top oynamamış rakibini kendi sahasında 1-0 mağlup edip mutlu olan, ümitlenen, heveslenen bir futbol takımının deplasmanda aynı rakibinden 3 yemesini ve elenmesini anlatan dramatik bir star tv dizisidir.

akp li vekil kızının anıtkabir hakaret paylaşımı

vekilin özgeçmişinin son cümlesi beni güldürdü.

scarlett johansson

nefessiz.

dağ gibi adamlardaki minyon kız sevgisi

yanlış akıl yürütme.
minyon kızlar aşırı kompleksli. kendi boy komplekslerini sevgilileri üzerinden gidermek istiyorlar. evrimsel bir içgüdü olabilir, uzun boylu çocuk doğurmak vb.
bu aşırı hırs, uzun boylu erkeklere yavşamalarına neden oluyor, bunun sonucunda da uzun boylu erkek, kızla çıkmış oluyor. yani temel parametre uzun boylu erkeğin kısa boy sevmesi değil, uzun boylu erkeğin sıradan bir erkek gibi kendisine yavşayan kızlara yürümesi durumu. zira erkek camiasında kızların yürümesi çok sık yaşanan vakalardan değildir. kız yürüyorsa kısadır aga. erkek de bu nadir anların tadını çıkarır ve kısa kızla çıkar. velhasılıkelam uzun erkekler kısa kız sevmez. uzun erkekler meme sever.

korkutan fenerbahçe savunması

tam korkacakken sadık'ı görünce aklıma metin akpınar geliyor ve kulağımda halit akçatepe'nin "himmet ağabeeeey" repliği kendiliğinden dönüyor. az sonra kekliğimi vurdular türküsü de çalmaya başlar.

galatasaray

diagne, luyindama ve marcao transferlerinden sonra takımın boy ortalaması 14 cm.'den 17 cm.'ye kadar çıkmış. ortalamayı nagatomo düşürüyor. rivayete göre diagne, şorttan taşmasın diye beline doluyormuş.

sosyoloji okuyan kızları tavlamanın zor olması

ona küçük küçük diyalektikler sunun.

serdar aziz

bursaspor tarafından "satılmış" olmasına rağmen ilk bursa-gs maçında ıslıklandı. maç sonu bursa taraftarı için "canları sağ olsun, benim memleketimin takımı, ailem orada yaşıyor, kızgın değilim" dedi.
galatasaray da şu veya bu şekilde adamı itin götüne soktu, buna rağmen o hiçbir şekilde duruşunu bozmadı. gerek menajeri gerek kendisi haza beyefendi bir tavır sergiledi. ben bir galatasaraylı olarak gitmesini istemezdim ama fatih terim istemedi ve gitmek zorunda kaldı. tarık çamdal gibi yatıp çatır çatır para yemeyi bilirdi. bunu yapmak yerine cebinden para verdi, alacaklarından fedakarlık etti ve fb'ye gitti. görebildiğim kadarıyla yeterince takdir edilmeyen bir sporcu. tahminlerime göre ilk gs-fb maçında gs'li taraftarlar tarafından ıslıklanacak. bu adamı alkışlamaktan başka bir şey yapmamalıyız. fb'de kendisine gönülden başarılar diliyorum, gerçekten örnek bir sporcu.

cedi osman

all star değil, yükselen yıldızlar dünya karmasında oynayacak. yanlış bilgi vermeyelim. öte yandan yükselen yıldızlar karmasına girmek de büyük mesele. son maçlarında cedi, takımı tek başına sırtlıyor. gurur kaynağımız. ayrıca youtube'dan ve abd'deki forumlardan gördüğüm kadarıyla nba'in en yakışıklı iki basketbolcusu arasında gösteriliyor. bu kısım epey ilginç. tamam eli yüzü düzgün yakışıklı çocuk ama türkiye standartlarında "en" olamaz. abd'lilerin yakışıklı anlayışları bizimkinden biraz farklı olsa gerek.

en yakın arkadaşınızın kocasının size aşık olması

profiline papatya resmi koymuş. muhafazakar bi' kız kardeşimiz. muhtemelen çirkin. ellemeyin de kendisini avutsun biraz.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.