bugün
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı46
- 2026 dünya kupası'na gruplarda veda ettik7
- türkiye a milli futbol takımı13
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi9
- kadınların ilgisiz yaşayamaması13
- asal sayıların hiçbir işe yaramaması2
- 26 haziran 2026 abd türkiye maç tahminleri2
- nuh tufanı olayı gerçek midir7
- rahibe2
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri2
- bizim çocuklar başardı2
- montella salağı2
- sosyal medya4
- istanbul trafiğini bir cümleyle anlatmak3
- vincenzo montella14
- hurdacı geldi4
- kayahan'ın en güzel şarkısı5
- iyi bir insan olmanın sadece kaybettirmesi8
- aylık 358 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- risale-i nur8
- sek erkek arabası3
- şu memelere bak4
- son görülen rüya3
- iki insan arasındaki en uzun mesafe2
- kıskıvrak3
- hamburger3
- ölme enerjisi2
- bitmeyen ekonomik kriz2
- kezolarda vasıfsız histeri2
- montella'nın mağlubiyet açıklaması3
- yks 20262
- göbeksiz kadın kalmaması7
- dakika 1 gol 15
- kavga3
- barajların üstünü naylon muşambayla örtmek2
- aynaya bakıp kendine sen çok güzelsin diyen kadın9
- aylık 357 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- göbek eritme taktikleri7
- 3 tane kedisi olan kızla evlenilir mi sorunsalı18
- acun ılıcalı'nın kol saatinin 139 milyon tl olması2
- yaşlanınca bana kim bakacak sorunsalı8
- 19 haziran 2026 recep tayyip erdoğan açıklaması3
- balıkesir denince akla ilk gelenler10
- kendinle sevgili olur muydun sorunsalı23
- ambulans arkasında oturana kahvenin nerden geldiği2
- en son aldığınız iltifat8
- kedisi öldü diye ağlayan erkek2
- ruh halini tek cümlede anlatmak9
- hadi güzel bir cumartesi kahvaltısı hazırlayalım2
- aylık 356 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
entry'ler (34)
"aziz" karakterine k
hayat veren oyuncunun kabiliyeti üzerinden alıp yürüyen filmdir. ama Mahsun her filmde olduğu gibi bunda da iki saatte bütün kanayan yaralara parmak basmaya çalışmış. bir sürü konu anlatayım derken çorba sunmuştur. yine de ağlamak isteyene birebir bir filmdir.
hayat veren oyuncunun kabiliyeti üzerinden alıp yürüyen filmdir. ama Mahsun her filmde olduğu gibi bunda da iki saatte bütün kanayan yaralara parmak basmaya çalışmış. bir sürü konu anlatayım derken çorba sunmuştur. yine de ağlamak isteyene birebir bir filmdir.
Babam! çocukken sigarasını ağzına koyup benim ayakkabılarımı bağlardı ve ben o zaman baba olan herkesin o şekilde sigara içip ayakkabı bağladığını düşünürdüm.
Kendisi sizin k.çınız donarken ufo'lu odasında oturan müdürünüzün sizin için bir şey yapmaması yetmiyormuş gibi bir de size ayar çeken yazılı kağıt dağıtması.
bunu bayağı word' te benim silinerek geçiş efektli fotoğrafım üzerine yapıştırıp kız kıza çıktığım gezinin afedersiniz icine s. çmıştı. yok yeni kitaplar bilmem ne. sana mı soracam lan ben ne yapacağımı? istedigim gibi severim, acımı da çekerim. ukala! şimdi bir çocuğu var. allah bağışlasın:
bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan “bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi
halin cezanda indirim sağlamaz.
sen, “ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu
yapmadın” diye cevap verecektir. ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
“peki o ne yaptı” deme. herkes kendinden sorumludur
aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.
her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “acılara tutunarak”
yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında.
üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası….
sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…
edit : ben evlendikten 5 ay sonra da beni tebrik etti. Allah ıslah etsin.
bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına
inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat
olsun. giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve
yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme
yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya
hazırdır. hani ağzınla kuş tutsan “bu kuşun kanadı
neden beyaz değil?” diye bir soruyla bile
karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her
zaman. bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. iyi
halin cezanda indirim sağlamaz.
sen, “ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu
yapmadın” diye cevap verecektir. ve ne söylesen
karşılığında mutlaka başka bir iddiayla
karşılaşacaksındır. üzülme, sen aşkı yaşanması
gerektiği gibi yaşadın.özledin, içtin, ağladın,
güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
“peki o ne yaptı” deme. herkes kendinden sorumludur
aşkta. sen aşkını doya doya yaşarken o kendine
engeller koyuyorsa bu onun sorunu. bir insan eksik
yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak
için uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
hayatı ıskalama lüksün yok senin. onun varsa, bırak o
lüksü sonuna kadar yaşasın.
her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “acılara tutunarak”
yaşamayı öğreneli çok oldu. hem ne olmuş yani,
yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. sen mutluluğu
hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki…. epeydir
eline almadığın kitaplar seni bekliyor.kitap okurken
de mutlu oluyorsun unuttun mu? kentin hiç görmediğin
sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif
verecek sana.yine içeceksin rakını balığın yanında.
üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de
cabası….
sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun
asolan yürektir.yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte. sen yeter
ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda
duygusunu. elbet bitecek güneşe hasret günler. ve o
zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…
edit : ben evlendikten 5 ay sonra da beni tebrik etti. Allah ıslah etsin.
Şu yeni tip yuvarlak silikon üçlü olanlar kulakta durmuyor. küçükken dayımın walkman' ini yürütür pilini bitirene kadar dinlerdim. o zamanki kulaklıklar daha güzeldi. bir de Nokia telefonumda vardı o kulaklıktan. ah be!
kanatana kadar yerim. Hatta heyecanlı bir film- dizi izlerken ya da stres altındayken daha bir aşkla şevkle yerim. çok güzel tavsiye ederim.
Harika bir şey yapmış umarım kıymeti bilinir. Çünkü öğrencinin önünde sizi paspas edip bir de kıymet bilmeyen bir bakanlık bünyesinde çalışmak çok zor.
"güzelim"
Umut Sarıkaya'nın Semih Cumhuriyeti'nin iktidar partisi olabilecek partidir. tontiştir.
güzel konular olmakla birlikte milleti birbirine düşürmeye çalışan ya da bel altı konulara oynayan içerikler de yok değil. seçerek okuduğunuzda " vay be! " diyeceğiniz şeyler bolca mevcut. bir de usulsüzce insanlara s. kerimli sokarımlı yorum yazanlara yaptırım uygulasalar fena olmaz hani.
yaş 32, 8 yıllık öğretmen. bir sorun mu vardı? buyurun efendim. tek problem sözlüğe geç girmiş olmamız mı?
sana helal getirmek isteyen karşısında beni bulsun. boşver sen bunları ata' m gelecek günler daha güzel olacak.
müslüman sanıyor.
evet evet bir tek onlar müslüman sanıyor da ondan.
başımıza gelmiş bir olaydır: önceki genel seçimde komşumuzla koyu bir siyaset tartışmasına giren babam en son sinirleniyor ve şöyle diyor: " anamızı belliyorlar abi, asma balkonuna bayraklarını; gözünü seveyim. "
komşudan gelen cevap ise kanımı dondurdu: " eeh! belliyorsa müslüman belliyor. "
aynı şekilde eşimin anneannesi de nişanlılık dönemimizde görüştüğümüz bir gün annemi kendi aklınca sıkıştırmaya kalkıp: " sen o alevi p. çine mi oy veriyorsun? " diye soruyor. annem ise " kimin oy verdiğinden kime ne! " diye kadını susturuyor.
not: insanları inançlarına göre sınıflandırmak asla ne terbiyemizde ne inancımızda yoktur. ki bu son sohbetten sonra da akraba bile olsa o insanla aramıza mesafe koymuşuzdur. anlatmak istediğim anlamadığım bir şekilde bizim insanımıza " hu allah" dediğin an ne yaptığın ne ettiğinle ilgilenmez. hele ki namazda falan görüntü verirsen senden uhrevisi yoktur. sanırım bu yüzden.
evet evet bir tek onlar müslüman sanıyor da ondan.
başımıza gelmiş bir olaydır: önceki genel seçimde komşumuzla koyu bir siyaset tartışmasına giren babam en son sinirleniyor ve şöyle diyor: " anamızı belliyorlar abi, asma balkonuna bayraklarını; gözünü seveyim. "
komşudan gelen cevap ise kanımı dondurdu: " eeh! belliyorsa müslüman belliyor. "
aynı şekilde eşimin anneannesi de nişanlılık dönemimizde görüştüğümüz bir gün annemi kendi aklınca sıkıştırmaya kalkıp: " sen o alevi p. çine mi oy veriyorsun? " diye soruyor. annem ise " kimin oy verdiğinden kime ne! " diye kadını susturuyor.
not: insanları inançlarına göre sınıflandırmak asla ne terbiyemizde ne inancımızda yoktur. ki bu son sohbetten sonra da akraba bile olsa o insanla aramıza mesafe koymuşuzdur. anlatmak istediğim anlamadığım bir şekilde bizim insanımıza " hu allah" dediğin an ne yaptığın ne ettiğinle ilgilenmez. hele ki namazda falan görüntü verirsen senden uhrevisi yoktur. sanırım bu yüzden.
osmanlı padişahları hem devlet adamı hem sanatkar hem diplomat vb. birçok özelliğe sahipti. hepsi önemli eğitimlerden geçerek tahta çıkardı. şimdi her ne kadar inönü zamanındaki valse b. k atsalar da osmanlı padişahları şair, ressam, heykeltıraş, musikişinas, yabancı dil bilen insanlardı. şimdi sizde bunlardan hangisi var da osmanlıyı geri getireceksiniz ki? geri getireceğiz diyip gzelim padişahlara da haksızlık etmeyelim.
faşist bir istektir. " sen hiç 11. nesil olmadın mı sanki allahsız! " dedirten durumdur. dıştan böyle denirken içten de gün görmemiş küfürler ettirir.
hayatta olsaydı akp de feto da hdp de olmazdı ki...
" inşaallah, bismillah, allah, elhamdülillah, allah' ın selamı üzerinize olsun" diye diye yiyor milleti. yanarım millet de izin veriyor. yahu biz de müslümanız şükür de siyasilerin ağzına yakıştırmıyorum işte. içinden de ne diyeceksen. " böbürlenmeyeceğiz, alçak gönüllü olacağız. " diyorlar. yahu adam bunu böyle yazman bile megalomanlık olmuyor mu? ne olur kutsallığı olan kelimeleri kullanmayın artık. içinizden şükredin hamd tivitleri atmak yerine.
g. t kılının kıvırcık tarafı dedikleri olsa gerek.
anlam veremediğim güruh. niye oy kullanıyorlar ne gerek var? gelsin burda yaşasın. milletvekilleri zammı aldıktan sonra kendisi 900 tl ile geçinsin üstüne de "2 gün konuşulur sonra unutulur. " diye kendisiyle alay edilsin bakalım verecek mi oyunu akp ye?