bugün
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil10
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde4
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- mekke anlaşması14
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- merfulu4
- iyi parti'nin çerçeve yasaya muhalefet şerhi3
- arkadaşlar nasılsınız11
- kavalali mehmet ali pasa4
- yakışıklı erkeklerin sürekli çaylak olması13
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler7
- sözlük yazarlarına bir şey söyle8
- halk başkanlık sistemini istiyor2
- cansever18
- simko317
- gece yolda yürürken çöpten fırlayan adam5
- türkiye'ye en uygun yönetim şekli islami komünizm3
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- futbol24
- gratisin içini merak etmek5
- açlık krizi nasıl bastırılır8
- sözlük yazarlarının 1999 yılından beklentileri5
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları15
- kendine bir soru sor5
- insan sevmemek6
- bir erkeğe en çok yakışan şey4
- hewal ebo9
- arkadaşlar önce soğan mı kavrulur yoksa biber mi4
- sözlüğün kırbacı5
- kendini atatürk ten akıllı sanan ergen türkçü7
- anın görüntüsü10
- sarapci koala7
- günlük tutan erkek13
- victor osimhen9
- tavuk pilav4
- ümit özdağ6
- kafamın içindeki sesler4
- kürtler 13 000 yıldır anadoluda yaşıyor4
- tai lung16
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- yeni parti pkk için imza atarsa nah oy alır3
- pazar günü evde oturan insan4
- komik biri olmak2
- pkklı anaları3
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- seküler milliyetçliğin en büyük tehlike olması5
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- kamos5
- kadınlar denizi3
entry'ler (1)
Yahudiler, kendilerinin özel bir millet olduğuna inandıkları için, dini referanslar söz konusu olduğunda da yalnız kendilerini düşünürler. Bunun “peygamberlerin çoğunlukla kendilerine gelmesi, onların Hz. ibrahim’in soyundan gelmeleri” gibi faktörler yanında, tarihleri boyunca hep başka milletlerden hep gülle-i tahkir ve sille-i tedip gördükleri için onlara karşı daima teyakkuz halinde bulunmuş, düşmanca bakmış ve şeref namına olan her şeyi kendilerine mal etme alışkanlığını kazanmışlardır.
Bu yüzdendir ki, Arapların medar-ı iftiharları olan Kâbe gibi bir mabedin, üstelik Hz. ibrahim gibi Yahudilerin de dedesi olan bir peygamberin inşa ettiği bir tevhid simgesinin şöhret bulmasını hiç, ama hiç istememişlerdir.
Bir kısım çağdaş Yahudilerin Hz. ismail’in Mekke’ye hiç uğramadığını, hatta onun Arapların dedesi olmadığına dair saçma iddialarda bulunmaları da bu söylediklerimizin doğruluğunun göstergesidir.
- "Milli ilah, milli din" anlayışını benimseyen Yahudilerin, Kâbe gibi Araplara mal olmuş ibrahimi bir mabetten söz etmeleri beklenemez.
- Hıristiyanların fanatikleri de Yahudi ideolojisini benimsemişlerdir. Onlar da Kitab-ı mukaddesin yegâne bir semavi kitap olduğunu kabul ederek bunu da iki ehl-i kitaba tahsis ettikleri için, dini simgesel değeri olan Kâbe’nin asıl tarihi arka palanının ön plana çıkmasına izin vermemişlerdir.
- Özellikle, Müslümanların Kudüs kıblesini terk edip Kâbe'ye yönelmeleri bu her iki Ehl-ikitabı oldukça kızdırmış ve Kâbe'ye karşı özel bir nefret uyandırmıştır. Bunların bu düşmanlıklarını, bu nefretin bir tezahürü olan “Fil” vakasından anlamak mümkündür.
Önce şunu belirtelim ki, Kur’an’a ters düşen her ifade yanlıştır. Çünkü, Kur’an baştan sona Allah’ın kelamıdır. Ondan asla yanlış bir bilgi olmaz. Yeter ki yanlış tevil ve yorumlar olmasın..
Dolayısıyla, Yahudilerin ve Hristiyanların bu iki peygambere “kral” demeleri kesin bir yanlıştır.
- Aslında, Yahudiler de Hz. Davud’un Zeburun’a, Hz. Suleyman’ın Emsallerine inanırlar ve bunları Kitab-ı Mukaddese de almışlardır. Bu husus tek başına onların da bu iki zatın peygamber olduklarına inandıklarını göstermektedir.
- Ancak Yahudiler, hayatları boyunca hep ezildikleri için, bu ezikliğin verdiği aşağılık psikolojisinden ötürü, din ekseninde hayat sürmelerine rağmen, dünyevileşmiş ve dünya saltanatına büyük önem vermişlerdir.
Bu sebeple, hem peygamber hem de bulundukları memleketin reisi olmaları haysiyetiyle bu iki peygambere “kral” unvanını kullanmayı tercih etmişlerdir. Yani dünyaya ait güçlerini, dine ait güçlerinden üstün gördükleri için kral unvanını tercih etmişlerdir.
ilk cevabımızda da dediğimiz gibi, Hristiyanlar zaten Yahudi kültürüyle beslenmiştir.
Bu yüzdendir ki, Arapların medar-ı iftiharları olan Kâbe gibi bir mabedin, üstelik Hz. ibrahim gibi Yahudilerin de dedesi olan bir peygamberin inşa ettiği bir tevhid simgesinin şöhret bulmasını hiç, ama hiç istememişlerdir.
Bir kısım çağdaş Yahudilerin Hz. ismail’in Mekke’ye hiç uğramadığını, hatta onun Arapların dedesi olmadığına dair saçma iddialarda bulunmaları da bu söylediklerimizin doğruluğunun göstergesidir.
- "Milli ilah, milli din" anlayışını benimseyen Yahudilerin, Kâbe gibi Araplara mal olmuş ibrahimi bir mabetten söz etmeleri beklenemez.
- Hıristiyanların fanatikleri de Yahudi ideolojisini benimsemişlerdir. Onlar da Kitab-ı mukaddesin yegâne bir semavi kitap olduğunu kabul ederek bunu da iki ehl-i kitaba tahsis ettikleri için, dini simgesel değeri olan Kâbe’nin asıl tarihi arka palanının ön plana çıkmasına izin vermemişlerdir.
- Özellikle, Müslümanların Kudüs kıblesini terk edip Kâbe'ye yönelmeleri bu her iki Ehl-ikitabı oldukça kızdırmış ve Kâbe'ye karşı özel bir nefret uyandırmıştır. Bunların bu düşmanlıklarını, bu nefretin bir tezahürü olan “Fil” vakasından anlamak mümkündür.
Önce şunu belirtelim ki, Kur’an’a ters düşen her ifade yanlıştır. Çünkü, Kur’an baştan sona Allah’ın kelamıdır. Ondan asla yanlış bir bilgi olmaz. Yeter ki yanlış tevil ve yorumlar olmasın..
Dolayısıyla, Yahudilerin ve Hristiyanların bu iki peygambere “kral” demeleri kesin bir yanlıştır.
- Aslında, Yahudiler de Hz. Davud’un Zeburun’a, Hz. Suleyman’ın Emsallerine inanırlar ve bunları Kitab-ı Mukaddese de almışlardır. Bu husus tek başına onların da bu iki zatın peygamber olduklarına inandıklarını göstermektedir.
- Ancak Yahudiler, hayatları boyunca hep ezildikleri için, bu ezikliğin verdiği aşağılık psikolojisinden ötürü, din ekseninde hayat sürmelerine rağmen, dünyevileşmiş ve dünya saltanatına büyük önem vermişlerdir.
Bu sebeple, hem peygamber hem de bulundukları memleketin reisi olmaları haysiyetiyle bu iki peygambere “kral” unvanını kullanmayı tercih etmişlerdir. Yani dünyaya ait güçlerini, dine ait güçlerinden üstün gördükleri için kral unvanını tercih etmişlerdir.
ilk cevabımızda da dediğimiz gibi, Hristiyanlar zaten Yahudi kültürüyle beslenmiştir.