bugün
- sonra konuşuruz diyen sevgili14
- sözlüğün sarması13
- koreli erkek seven muhafazakar kız8
- dünyanın en güzel kadınları sivaslılardır5
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- kaygılı bağlanma6
- gocu34
- arkadaşlar çok sormuşsunuz5
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- ben olmasam burası batar insanı7
- akp liler yargılansaydı6
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip5
- yapay zekanın testlerde hile yapması3
- sözlüğün en kütür kütür yazarı6
- çirkin kadınların olduğu ülkeler2
- somalili kadın2
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması6
- iskandinav kızları2
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- recete8
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- nohut cipsi2
- galatasaray10
- gökçeklere üzülmek3
- kiraz cicegi kolonyasi6
- iltica7
- yanlışlıkla cappuccino içen erkek4
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- yahudi aklı3
- bülent ortaçgil dinlerken hüngür hüngür ağlamak3
- raw fotoğraf çekmek2
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- yazarlara çaylakken neler oluyor5
- dinci mağduriyeti2
- ayak fetişisti erkekle evlenir misiniz3
- gocu geldi gocu geldi6
- inna2
- yagmurcu12
- ekşisözlük çaylaklık sırası2
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- darkthrone2
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- taze fasulye yiyen erkek3
- kıymalı kaşarlı pide3
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar3
- hiç çaylak olmamış sözlük yazarı4
- vexillarius the slayer8
- nervio'nun çok büyük konuşması2
sıradan ama bir o kadar da sıradışıdır.
tüm klişelerden uzak; çok duru, naif ve oldukça masum ve son zamanlardaki en iyi türk filmlerinden.
yakın zamanın izlenmesi gereken türk filmlerinden. filmde müezzin musa'nın içsel kişiselliğin doruklarında büyüttüğü aşk gelgitleri derin bir etki bırakıyor. bu içsel halet-i ruhiye musa'nın bakışlarına ve doğallığına hayli vurucu yansımış. filmin bu boyutu kadar müslim- gayrimüslim farklılığının aşkı sekteye uğratmaması gerekliliği dikkati çekiyor. aşk, mezhep- din farklılığı tanımıyor. bu bağlamda aşkın sınırı yoka selam çakıyor uzak ihtimal. gerçekten uzak ihtimalden öte bir uzak ihtimalin varlığını film altan alta hisli hisli abartıya kaçmadan veriyor.
musa'nın umuma namaz kıldırırken haçla bütünleştiği sahne kuşkusuz filmin zirvesi. gene halinden memnun musa'nın gömleği eline alıp üzerine yakıştırması da anlık bir mutluluk silsilesi adeta.
bir de tv'de film izlememeyi akla getiren trt'nin sansürüne takılmış bunalım bir sigara içiş sahnesi var. sansürlü lakin manidar derin derin çekişler yaralıyor, vurup vuruşturuyor.
10 üzerinden 7.5!
musa'nın umuma namaz kıldırırken haçla bütünleştiği sahne kuşkusuz filmin zirvesi. gene halinden memnun musa'nın gömleği eline alıp üzerine yakıştırması da anlık bir mutluluk silsilesi adeta.
bir de tv'de film izlememeyi akla getiren trt'nin sansürüne takılmış bunalım bir sigara içiş sahnesi var. sansürlü lakin manidar derin derin çekişler yaralıyor, vurup vuruşturuyor.
10 üzerinden 7.5!
gerçekleşmesi düşük ihtimal olan olay. ayrıca erotik film ismini çağrıştırıyor.
insanın içini ısıtan sanki aynı kiliseye gittiğinizde o kadını görebilirmişsiniz hissi veren gişede izleyici sayısı çok düşük olan bir 2010 un en iyi türk filmlerinden.
gerçekten çok güzel, çok duygusal bir film. musanın gömlek aldığı bir sahnede duvarda turkish tea shirt yazması da ayrı bir komedi.
az konuşulan çok şey anlaşılan film. özellikle cami cemaati ile müezzün arasındaki kahvaltı sahnesi herşeye değer. anahtar kelime : ''herşey var.''
sinemada izleyemeyince üzüldüğüm *, dün gece saat 01.00 gibi muhteşem(!) bir vakitte de olsa TRT 1'de yayınlanacağını öğrenince sevindiğim, beklentilerimin bir nebze de olsa altında kalan filmdir.
Bir müezzinin, kapı komşusu olan hristiyan kıza aşık olması fikrinden hareket eden film, maalesef hareket alanını kendi kendine kısıtlamış ve ortaya kimi zaman sıkıcı olan bir eser ortaya çıkmış. Sanki biraz daha ani manevralar yapılsa, tabuların biraz daha üzerine gidilse ve "aman az diyalog koyalım da sanat filmi olduğu iyice belli olsun" gereksizliğinden kurtulabilse, ortaya bir eser yerine pekala bir "şaheser" de çıkabilirmiş gibi geldi bana. Ama onca az diyalog arasında şu da hafızamda yer etmiştir:
i: imam M: Müezzin(musa)
i: Evli değilsin galiba?
M: Hayır efendim.
i: Seni başgöz etmek de bize düşecek desene. Gönlünde biri var mı?
M: (Başı önde, mahçup, biraz bekledikten sonra) Yok hocam.
i: Hadi hadi. Anlarım ben. Var birisi... Dindar mı peki?
M: (Yine biraz bekler) Evet hocam, çok dindar.
i: Pekiyi... Pek güzel...
Musa'nın gönlündeki dindar kız, bir kilisede çalışan Clara'dır.
Bir müezzinin, kapı komşusu olan hristiyan kıza aşık olması fikrinden hareket eden film, maalesef hareket alanını kendi kendine kısıtlamış ve ortaya kimi zaman sıkıcı olan bir eser ortaya çıkmış. Sanki biraz daha ani manevralar yapılsa, tabuların biraz daha üzerine gidilse ve "aman az diyalog koyalım da sanat filmi olduğu iyice belli olsun" gereksizliğinden kurtulabilse, ortaya bir eser yerine pekala bir "şaheser" de çıkabilirmiş gibi geldi bana. Ama onca az diyalog arasında şu da hafızamda yer etmiştir:
i: imam M: Müezzin(musa)
i: Evli değilsin galiba?
M: Hayır efendim.
i: Seni başgöz etmek de bize düşecek desene. Gönlünde biri var mı?
M: (Başı önde, mahçup, biraz bekledikten sonra) Yok hocam.
i: Hadi hadi. Anlarım ben. Var birisi... Dindar mı peki?
M: (Yine biraz bekler) Evet hocam, çok dindar.
i: Pekiyi... Pek güzel...
Musa'nın gönlündeki dindar kız, bir kilisede çalışan Clara'dır.
sade ve bizi ilgilendirdiği kadarıyla başı sonu belli naif bir hikaye. güzel istanbul sahneleri de var filmde.
--spoiler--
namazdan sonra imam ve cemaatten bir kaç amca imamın odacığında kahvaltı masası kurmuşlar müezzin musa'yı da çağırmışlardır.
musa'ya çay verilir. musa çayı alır tabureye çekilir. masada simitle peynir de vardır.
imam, musa'ya simit teklif eder.
-simit ye.
yaşlı amcalardan biri ekler:
-peynir de var. her şey var.
--spoiler--
yukarıdaki enstantaneyi tarık tufan'ın yazdığı o kadar belli ki. hele o 'peynir de var... her şey var...' kısmı.
--spoiler--
namazdan sonra imam ve cemaatten bir kaç amca imamın odacığında kahvaltı masası kurmuşlar müezzin musa'yı da çağırmışlardır.
musa'ya çay verilir. musa çayı alır tabureye çekilir. masada simitle peynir de vardır.
imam, musa'ya simit teklif eder.
-simit ye.
yaşlı amcalardan biri ekler:
-peynir de var. her şey var.
--spoiler--
yukarıdaki enstantaneyi tarık tufan'ın yazdığı o kadar belli ki. hele o 'peynir de var... her şey var...' kısmı.
her sanat filminin sonunda olduğu gibi hassiktiiir denilecek filmdir.
"en sevdiklerimden" film.
afişini bir yerlerden bulup çoğaltarak başucuma asma isteğini depreştiren güzide film.
sonu üzen filmdir.
2009 yılında vizyona giren mahmut fazıl çoşkun'un yönettiği, başrollerini nadir sarıbacak, görkem yeltan ve ersal uysal'ın paylaştığı filmdir. uluslararası rotterdam film festivali altın kaplan ödülü de dahil olmak üzere katıldığı film festivallerinde çok sayıda ödül almıştır.
ayrıca henüz dün izlediğim filmdir. harici harddiskimde film arşivi içerisinde yer alan ve görkem yeltan'a olan hayranlığım nedeniyle dün akşam televizyona takıp izlediğim filmdir. kabul etmek gerekirse türk sinemasını aman aman takip etmeyen birisi olarak son derece keyif aldığım, filmi dondurmadığım, sıkılmadığım hatta yerimden kalkmadığım filmdir.
film clara karakteri'nin doğumu ile başlıyor. clara'nın annesi doğum esnasında kilisede'ki rahiplerden yardım ister. rahipler doğumu yaptırsalarda. clara'nın annesi orada hayatını kaybeder. böyle hızlı bir girişi var film'in. sonra karşımıza müezzin musa çıkıyor. musa tayini nedeniyle istanbul'a gelir. lojman dairesinde kaldığı ilk gece evi düzenlerken bir anda elektrik sistemini bozar. kontrol kalemi aramak için evden ayrılır yan komşusunun kapısını kapı açılır. musa kendini tanıtır ama kapı arkasındaki kişiyi görmez. komşusundan karşılık alamayınca merdivenlerden aşağı inerken kapı tekrar açılır ve kendini göstermeyen komşusu ona kontrol kalemini verir. clara ve musa bu şekilde tanışırlar.
çok güzel sahneleri vardır. camii'deki çay,peynir muhabbeti, çayı aldıktan sonra musa'nın masadan uzaklaşması. musa'nın asansörde kalması clara'nın onnu oradan çıkartması. musa'nın clara'ya düşen kolyesini geri vermek için kiliseye gitmesi. musa'nın clara'yı izlemesi tesadüf karşılaşma numaraları. clara'yı izlemek için tabakları iki kere yıkaması. yemek pişirirken limonlarda yaptığı hareket. clara'nın yanında kahve yaparken elinin titremesi. yine yemek yerken kola doldurması asit'i geçtikten sonra üstüne eklemesi. karakolda musa'nın ağlaması. şile gezisi. musa'nın clara'ya tişört alması. fotoğraf çektirme sahnesi. çok güzel sahnelerdi. son kısımdaki ağlaması ayrıca beni bitirmiştir.
kısacası izleyin...
ayrıca henüz dün izlediğim filmdir. harici harddiskimde film arşivi içerisinde yer alan ve görkem yeltan'a olan hayranlığım nedeniyle dün akşam televizyona takıp izlediğim filmdir. kabul etmek gerekirse türk sinemasını aman aman takip etmeyen birisi olarak son derece keyif aldığım, filmi dondurmadığım, sıkılmadığım hatta yerimden kalkmadığım filmdir.
film clara karakteri'nin doğumu ile başlıyor. clara'nın annesi doğum esnasında kilisede'ki rahiplerden yardım ister. rahipler doğumu yaptırsalarda. clara'nın annesi orada hayatını kaybeder. böyle hızlı bir girişi var film'in. sonra karşımıza müezzin musa çıkıyor. musa tayini nedeniyle istanbul'a gelir. lojman dairesinde kaldığı ilk gece evi düzenlerken bir anda elektrik sistemini bozar. kontrol kalemi aramak için evden ayrılır yan komşusunun kapısını kapı açılır. musa kendini tanıtır ama kapı arkasındaki kişiyi görmez. komşusundan karşılık alamayınca merdivenlerden aşağı inerken kapı tekrar açılır ve kendini göstermeyen komşusu ona kontrol kalemini verir. clara ve musa bu şekilde tanışırlar.
çok güzel sahneleri vardır. camii'deki çay,peynir muhabbeti, çayı aldıktan sonra musa'nın masadan uzaklaşması. musa'nın asansörde kalması clara'nın onnu oradan çıkartması. musa'nın clara'ya düşen kolyesini geri vermek için kiliseye gitmesi. musa'nın clara'yı izlemesi tesadüf karşılaşma numaraları. clara'yı izlemek için tabakları iki kere yıkaması. yemek pişirirken limonlarda yaptığı hareket. clara'nın yanında kahve yaparken elinin titremesi. yine yemek yerken kola doldurması asit'i geçtikten sonra üstüne eklemesi. karakolda musa'nın ağlaması. şile gezisi. musa'nın clara'ya tişört alması. fotoğraf çektirme sahnesi. çok güzel sahnelerdi. son kısımdaki ağlaması ayrıca beni bitirmiştir.
kısacası izleyin...
hayvansal beklentilerle izlemezseniz sade ama anlatacakları olan bu filmi çok sevebilirsiniz.
Sonu oldukça saçma biten film. Kız italya'ya gidiyor, müezzin de uzaktan bakıyor, ve film bitiyor.
Film de doğru dürüst konuşmadılar bile bu ikisi..
Filmin süresi de oldukça kısa tutulmuş.
Sonuç: beğenmedim. Daha iyi kurgulanabilirdi.
Film de doğru dürüst konuşmadılar bile bu ikisi..
Filmin süresi de oldukça kısa tutulmuş.
Sonuç: beğenmedim. Daha iyi kurgulanabilirdi.
10 yaşındayken televizyonda izlediğim ve gelişen olayları kavrama açısından kötü olduğum için adını da hatırlamakta çok zorlandığım film. internete 'müezzinin olduğu film' yazarak buldum. filmi arama sebebim o yaştayken bile adamın kadına bakışlarını unutamamış olmam. perdenin arkasından, gizli gizli ama sevgiyle. ayrıca seslerin ön planda tutulduğunu hatırlıyorum. bu da filmin beni etkileyen başka bir yanı. az sonra bir kez daha izleyeceğim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar