bugün
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- coca cola2
- kadınlar nasıl giyinmeli sorunsalı14
- terhis oluyorum sözlük21
- queen ravenna sözlüğün kraliçesidir14
- silik sayınız7
- bir erkeğin bir kadınla lahmacun yemesi14
- bir sözlük yazarına kahve ısmarlamak12
- gece gelen yemek yapma isteği6
- fatma betül sayan kaya28
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı92
- ilk sıra arkadaşınız ne yapıyor6
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- gece 2 de yatıp sabah 6 da kalkmak5
- emecek bor çift göğüs bile bulamamak7
- masklavi'yi ehonomi çoh eyi derken görmek20
- kombiler açıldı mı arkadaşlar8
- cumaya gitmeyen yazarlar ifşa platformu21
- yanıyorum diye mesaj atan sözlük kızı4
- fon vurgununu eleştiren imama erişim engeli5
- akıllı telefon kullanan erkek9
- chatgpt'nin bir erkeği mutlu etmesini bilmesi12
- trafikte korna çalmanın işlevi7
- online yazarlar nasıl görünür4
- daha favlamadan zaten favladınız uyarısı4
- kale3112'nin çalıştığı binaya saldırı düzenlemek5
- camilerdeki ayak kokusu11
- çok yorgun geçirilen bir günün ardından6
- victor osimhen9
- münafık11
- vajinanın tatsız tuzsuz olması6
- mekke anlaşması'nın tbmm den geçmesi6
- nasıl açık oylarız4
- amerika birleşik devletleri3
- sözlükten buluştuğu kızın göğüslerini çalan adam5
- bizde arkadaşın karısına yanlış olmaz4
- 22 yıllık kocam gözüme çirkin geldi kaçtım9
- gecenin şarkısı4
- 20078
- fatma betülüm yapmaz13
- şemsiye2
- fon vurgunu nedir3
- akşama kadar entry giren torpilli memur12
- uyudunuz mu arkadaşlar10
- en güzel geçen yıllar4
- levent yüksel4
- ne bu fon vurgunu3
- 19 yaşındaki oğlum üvey annesiyle kaçtı6
- acıktım ne yesem3
- ünlüler bim a101 şok'a gidiyor mu sorunsalı7
Tarihler 22 nisan 2000'i gösterirken, ders çalışmak bahanesiyle okula gideceğimi söyleyip, öğlenin köründe top oynamıştık arkaşlarla. Puan veya puanlar almıştık evet. Şahane bir maçtı. Galibiyetimizi bici bici yiyerek kutlamıştık. Hey gidi. Oysa nerden bilebilirdim o gün o dakikalarda bambaşka bir kıtada, bambaşka bir lisanda bir sinema filmi seyircisiyle buluşuyor imiş.
işte o:
"Ne sahneler vardı be, ne sahneler! Hele o son sahne... Rrruspu çocuğu harbiyeli iyi film yapmış. -Tamamen sevecen bi sıfat tabi bu. Yanlış anlaşılmasın.-"
tadında söylemlere gark olmamın müsebbibi bir kim ki duk filmi. imiş.
La is la bonita? Bu adalar bambaşka. Mini mini, tek odalı sandalımsı-otelimsi adacıklara minik teknesiyle servis yapan; Karanlık sokaklar kadar kör değil sağır değil ama dilsiz bir kadın... Adalara Birileri gelir birileri gider. içine birileri girer. Çıkar. Hayat devam eder. Sonra başka bir adam gelir. Kalır.
Yağmurlu bir günde, kadın elemanın yanına gider. Nehrin üzerinde duran sandalımsı-otelimsiler o kadar şeker şerbettir ki... Atmosfer bir tatlı huzur vericidir. Kadın elemanın yanına oturur. Yağmur ah'tır. Vah'tır. Çok sevecenpatiktir. Yakınlaşırlar. Ancak Eleman alenen denyo çıkar. Direk yumulur. Kadın ise kendini geri çeker. Eleman Tecavüze yeltenir. Kadın kaçar. Böylesi bir denyoya bizim kadın âşık olur neden sonra. Denyo da ona. Aşklarına sadizm karışır. Mazoşizm karışır. Acı karışır. Hüzün karışır. Tutunabilmek ve her şeyi unutabilmek karışır.
Tüm garipliklere rağmen aşk bu kadar güzel anlatılamaz. 'Belki de içinde tahribat bulundurmayan, anormallikler barındırmayan aşk; tutkulu olamaz ha dostum, ne dersin!' gibi bir laf da edilebilir. Hayatı çözmüş aşk yazarı tadını yakalamadan konuyu değiştirmeliyim galiba. Kendimden gıcık almak istemiyorum zira. 'anormallikler barındırmayan aşk, tutkulu olamaz'mış mış. Kaç tane tutkulu aşk gördün geçirdin lan. Bak Gıcık oldum çok fena. Bu paragraf bitmeli. Kısıldım kaldım. Çıkamıyorum bu bedbaht kolpa aşk cümlelerinin içinden.
Bir balık, oltaya geldiğinde ne hissediyorsa, kim ki duk izleyene aynen yaşatıyor bu hissi. Ve dahasını... ve dehasını... (sanırım bu satırlarının yazarı bir gün her şeyi bıraksa bile bu kolpa kelime oyunculuğunu bırakamayacak. he is realy sorry dude. but that's the truth.)
ve Ondan sonra hayat bir sazlık gibi nehirde akıp gidiyor. Sazlık derken neyi kastettiğimi, ancak filmi merak edip de izleyenler anlıyor.
Sonra Sazlıklardan havalanan... Konuşamıyorum.
işte o:
"Ne sahneler vardı be, ne sahneler! Hele o son sahne... Rrruspu çocuğu harbiyeli iyi film yapmış. -Tamamen sevecen bi sıfat tabi bu. Yanlış anlaşılmasın.-"
tadında söylemlere gark olmamın müsebbibi bir kim ki duk filmi. imiş.
La is la bonita? Bu adalar bambaşka. Mini mini, tek odalı sandalımsı-otelimsi adacıklara minik teknesiyle servis yapan; Karanlık sokaklar kadar kör değil sağır değil ama dilsiz bir kadın... Adalara Birileri gelir birileri gider. içine birileri girer. Çıkar. Hayat devam eder. Sonra başka bir adam gelir. Kalır.
Yağmurlu bir günde, kadın elemanın yanına gider. Nehrin üzerinde duran sandalımsı-otelimsiler o kadar şeker şerbettir ki... Atmosfer bir tatlı huzur vericidir. Kadın elemanın yanına oturur. Yağmur ah'tır. Vah'tır. Çok sevecenpatiktir. Yakınlaşırlar. Ancak Eleman alenen denyo çıkar. Direk yumulur. Kadın ise kendini geri çeker. Eleman Tecavüze yeltenir. Kadın kaçar. Böylesi bir denyoya bizim kadın âşık olur neden sonra. Denyo da ona. Aşklarına sadizm karışır. Mazoşizm karışır. Acı karışır. Hüzün karışır. Tutunabilmek ve her şeyi unutabilmek karışır.
Tüm garipliklere rağmen aşk bu kadar güzel anlatılamaz. 'Belki de içinde tahribat bulundurmayan, anormallikler barındırmayan aşk; tutkulu olamaz ha dostum, ne dersin!' gibi bir laf da edilebilir. Hayatı çözmüş aşk yazarı tadını yakalamadan konuyu değiştirmeliyim galiba. Kendimden gıcık almak istemiyorum zira. 'anormallikler barındırmayan aşk, tutkulu olamaz'mış mış. Kaç tane tutkulu aşk gördün geçirdin lan. Bak Gıcık oldum çok fena. Bu paragraf bitmeli. Kısıldım kaldım. Çıkamıyorum bu bedbaht kolpa aşk cümlelerinin içinden.
Bir balık, oltaya geldiğinde ne hissediyorsa, kim ki duk izleyene aynen yaşatıyor bu hissi. Ve dahasını... ve dehasını... (sanırım bu satırlarının yazarı bir gün her şeyi bıraksa bile bu kolpa kelime oyunculuğunu bırakamayacak. he is realy sorry dude. but that's the truth.)
ve Ondan sonra hayat bir sazlık gibi nehirde akıp gidiyor. Sazlık derken neyi kastettiğimi, ancak filmi merak edip de izleyenler anlıyor.
Sonra Sazlıklardan havalanan... Konuşamıyorum.
the bow ile kombo yapılıp izlenirse etkisi iki kat artar. iki filmde de konuşmayan baş karakterler, deniz, balık...
yanlış bilmiyorsam diğer adı the isle.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com