bugün
- en lezzetli balık14
- karşı cinsteki en itici özellik12
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin8
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- ben geldim naneler13
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- size takılan lakaplar7
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- online listesindeki sıralama mantığı9
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- sevmediğin biriyle sevişmek4
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- online listesi neden kaldırıldı10
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri3
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- whalefall2
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- kurtlar vadisi pusu'nun incelenmesi2
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- mansur yavaş14
- sevdiğin kişiyle sevişmek2
- uludağ sözlük halısaha turnuvası3
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- b c d y z i4
- how'i met your mother marshall4
- gocu33
- ismet kalk çay koy kanka3
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- 0 0 713
- inci sözlük8
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- game of thrones taki kerhaneci21
- lana del rey2
- ilk buluşmada cırcır olmuşum'ya diyen kezo3
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın4
- en son neye çok üzüldünüz12
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- arkadaşlar5
- her iki kelimesinden biri ben olan insan2
- karton toplarken cin musallat olması5
- hakan 23cm mağduriyeti3
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- garip bir rüya gördüm4
- sözlük yazarları neci vibe veriyor3
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- ishak'ın eşi de büyük bi nesille kutsanmıştır2
hikayesinin dikkatle okunması gereken türkiyeli bir ermeni.
''Eskiden Türkiye'de Ermeniler dürüst ve fedakârca çalışmaları sayesinde itibar görürlerdi. Ermeniler Türklerle barışık olarak ve barış içinde yaşarlardı; ama Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin çok sayıda kayıpları oldu.Türkiye'nin birçok bölgesinde Ermeniler Türkçe konuşurdu. Bizim şehrimiz, Afyonkarahisar'dan başlayarak Uşak, Eskişehir, Akşehir, Bursa, Kesarya[Kayseri], Yozgat, Çar, Gemerek, Konya, Adana, Bilecik, Kütahya, Maraş, Antep, Elmalı ve diğer birçok yerde yaşayan Ermeniler Türkçe konuşurlardı ama kiliseye bağlıydılar. Ben küçük bir çocukken, kiliseye gittiğimi, yetişkin erkek ve kadınları diz çöküp dua ederken gördüğümü hatırlıyorum. Ayinden sonra da Türkçe vaaz verilirdi. Vaazında papaz şöyle derdi: "...Ermeni Hristiyanlar, birbirinizi sevin, başka milletleri de sevin; Osmanlı Hükümeti'ne tam olarak itaat edin; Hükümet'in devamlılığı için elinizden geleni yapın; vatandaşlık görevlerinizi yerine getirmek için hiçbir gayreti esirgemeyin..."
Türk kadınlarının siyah çarşaf giydiklerini, Ermeni kadınlarının ise onlardan ayırdedilebilmeleri için beyaz mahrama giydiklerini hatırlıyorum. Onlar da birbirlerine karşı sevgi dolu ve birbirleriyle uyumluydular.
Afyonkarahisar'da büyük bir yangın olduğu anlatılırdı. O sırada annem beni doğurmuş; ama korkusundan ağır bir şekilde hastalanmış; göğsündeki süt kurumuş ve artık beni emziremez olmuş. O dönemde bana verebilecekleri suni besin de yokmuş. Bizimkiler de annemin hastalığıyla meşgul olduklarından beni unutmuşlar; zira şöyle düşünmüşler: tekrar çocuk yapmak mümkün ama anne sahibi olmak mümkün değil. Amcamın karısı Sandukht Türk askeri hastanesinde hemşire olarak görev yapıyormuş. O etkin ve becerikli bir kadındı. O yüzden kendisine "Osmanlı Sandukht" derlerdi. O da yeni doğmuş bebeği, yani beni düşünen olmadığını görür; beni alıp Türk mahallelerine götürür. Bir eve girer; bakar ki, kadının biri çocuğunu emziriyor. Ona şöyle der: "Kızım, çocuğuna bir kardeş getirdim. Bunun anası doğumdan sonra hastalandı; sütü yok. Allah aşkına bunu da emzir ki, ölmesin. Ben senin bu iyiliğini unutmam."
"Seve seve emziririm anne" der Türk kadın "ne kadar gerekirse emziririm; sütüm çok." Ve o iyi kalpli Türk kadın beni kucağına alır; başlar emzirmeye, ta ki ben biraz büyüyünceye kadar.Yeterince büyüyüp olgunlaştığımda bütün bunları bana amcamın karısı Sandukht anlattı. O zaman ben hayatımı, görünüşe göre çoktan rahmetli olmuş o Türk sütanneme borçlu olduğumu hissettim. Allah ona cennette bir yer nasip etsin; zira ben onun sayesindedir ki 90 yıldır yaşıyor ve size hayatımı anlatıyorum. Hayatımın o kadar da mutlu geçmediği doğrudur ama, ben hep onun mezarına nur inmesi için dua ediyorum'' *
''Eskiden Türkiye'de Ermeniler dürüst ve fedakârca çalışmaları sayesinde itibar görürlerdi. Ermeniler Türklerle barışık olarak ve barış içinde yaşarlardı; ama Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin çok sayıda kayıpları oldu.Türkiye'nin birçok bölgesinde Ermeniler Türkçe konuşurdu. Bizim şehrimiz, Afyonkarahisar'dan başlayarak Uşak, Eskişehir, Akşehir, Bursa, Kesarya[Kayseri], Yozgat, Çar, Gemerek, Konya, Adana, Bilecik, Kütahya, Maraş, Antep, Elmalı ve diğer birçok yerde yaşayan Ermeniler Türkçe konuşurlardı ama kiliseye bağlıydılar. Ben küçük bir çocukken, kiliseye gittiğimi, yetişkin erkek ve kadınları diz çöküp dua ederken gördüğümü hatırlıyorum. Ayinden sonra da Türkçe vaaz verilirdi. Vaazında papaz şöyle derdi: "...Ermeni Hristiyanlar, birbirinizi sevin, başka milletleri de sevin; Osmanlı Hükümeti'ne tam olarak itaat edin; Hükümet'in devamlılığı için elinizden geleni yapın; vatandaşlık görevlerinizi yerine getirmek için hiçbir gayreti esirgemeyin..."
Türk kadınlarının siyah çarşaf giydiklerini, Ermeni kadınlarının ise onlardan ayırdedilebilmeleri için beyaz mahrama giydiklerini hatırlıyorum. Onlar da birbirlerine karşı sevgi dolu ve birbirleriyle uyumluydular.
Afyonkarahisar'da büyük bir yangın olduğu anlatılırdı. O sırada annem beni doğurmuş; ama korkusundan ağır bir şekilde hastalanmış; göğsündeki süt kurumuş ve artık beni emziremez olmuş. O dönemde bana verebilecekleri suni besin de yokmuş. Bizimkiler de annemin hastalığıyla meşgul olduklarından beni unutmuşlar; zira şöyle düşünmüşler: tekrar çocuk yapmak mümkün ama anne sahibi olmak mümkün değil. Amcamın karısı Sandukht Türk askeri hastanesinde hemşire olarak görev yapıyormuş. O etkin ve becerikli bir kadındı. O yüzden kendisine "Osmanlı Sandukht" derlerdi. O da yeni doğmuş bebeği, yani beni düşünen olmadığını görür; beni alıp Türk mahallelerine götürür. Bir eve girer; bakar ki, kadının biri çocuğunu emziriyor. Ona şöyle der: "Kızım, çocuğuna bir kardeş getirdim. Bunun anası doğumdan sonra hastalandı; sütü yok. Allah aşkına bunu da emzir ki, ölmesin. Ben senin bu iyiliğini unutmam."
"Seve seve emziririm anne" der Türk kadın "ne kadar gerekirse emziririm; sütüm çok." Ve o iyi kalpli Türk kadın beni kucağına alır; başlar emzirmeye, ta ki ben biraz büyüyünceye kadar.Yeterince büyüyüp olgunlaştığımda bütün bunları bana amcamın karısı Sandukht anlattı. O zaman ben hayatımı, görünüşe göre çoktan rahmetli olmuş o Türk sütanneme borçlu olduğumu hissettim. Allah ona cennette bir yer nasip etsin; zira ben onun sayesindedir ki 90 yıldır yaşıyor ve size hayatımı anlatıyorum. Hayatımın o kadar da mutlu geçmediği doğrudur ama, ben hep onun mezarına nur inmesi için dua ediyorum'' *
Güncel Önemli Başlıklar