bugün

acı varmı acı sorusu ile bir zamanlara damgasını vuran eğlenceli haber spikeri kişisi / modeli.
barış akarsu ile ilgili yazıyla yürekleri dağlayan kişi.

http://www4.gazetevatan.c...;Categoryid=4&wid=136
balkabağı lakaplı gazete televizyon insanı.
Benim bir zamanlar en çok merak ettiğim Reha Muhtar haberlerinin neden bir sonuca bağlanmadığı ile neden hep eski çamların bardak olduğudur. Bunun dışında neden hacı-hoca haberleri yapıyor, neden önemli bir haberden önce aptal bir haber veriyor, neden oradan buradan çaldığı görüntülerle iki embesilin sunumunu birleştirip ana haber bültenini maymuna çevirdiği benim artık haddinden fazla sinirimi bozan sorular olduğu için bunlara burada değinmek vakit kaybıdır, yazıktır günahtır.
eskiden ben merak ediyorum efendim şu aşağıdaki soruların cevaplarını. Aslında buna benzer birçok şeyi merak ediyorum ama onları yazmaya gerek yok çünkü bunlara benzer şeyler onlarda. Sorular şunlar:

Melih Hülya yı becerdi mi becermedi mi? O çocuk Melihten mi değil mi? Peşini bırakmam senin demişti Reha Muhtar çocuğun annesine o ne oldu şimdi?
Alo Reha Muhtar hattına hiç ciddi bir ihbar gelmez mi ya da Reha Muhtar bunları bilhassa mı işlemiyor?
Ateş Hattında neden hiç sonuca varmıyor tartışmalar?
ibrahim Tatlıses e demediğini bırakmamıştı sonra ne oldu da ibo bir anda kral oldu?
Bu sorular tanıdık gelir insana ve birine verilen cevap belki de milyonlarca benzer soruya cevap teşkil eder. Aslında buna çok basit bir mantıkla bakıldığında şöyle bir sonuca ulaşılır: Reha Muhtar o an için önemli olan bir haberi alır allayıp pullayarak insanlara sunar. Ama bunun ne olduğu ya da sonucunun ne olabileceği önemli değildir. Çünkü o portakalı soyar başucuna koyar ve kabuğu sorulduğunda da bir yalan uydurur olur biter. Yani portakalı soyduktan sonra onun için kabuğu önemli değildir. Bu yüzden de bitmiş bir portakaldan bir fayda alamayacağından kabuğu ile uğraşmaz ve biz izleyiciler de sonuçsuz olarak havada kalan bir haber ya da tartışma ile başbaşa kalırız. Bir de tabii portakal sulu olmalı sulu olmazsa onun bir önemi olmaz Reha Muhtar için. Bir mankene tecavüz suludur ama AB ne girme gibi bir durumdan fala su çıkmaz.

Bunun dışında bir de kötülediği insanları sonradan kral ilan etmek vardır ki bunu da ancak menfaatleri icabında uygular. Dünyanın en büyük sorunu olarak lanse ettiği Hande Ataizi nin tuvalet penceresi haberinde küçük dağları ben yarattım büyüklerinin de yapılmasına katkıda bulundum edasıyla suçlular cezalandırılacaktır demiş ve sonuçta uğradığı hüsranı ekranlara taşımamıştır. Bende sürekli olarak silikonları ve bir taraflarına giren cinsel organların hesabının tutulması ile ilgili haberlerini gördüğüm Hande Ataizinin nispet yaparcasına ikinci kere geçtiği tuvalet penceresinin üstünden zafere erişmiş komutan edasıyla verdiği pozu başka bir kanaldan izlemek zorunda kalmıştım. Velhasıl Reha Muhtar ancak çıkar çatışmasına girdiği insanlarla çıkarları gereği barışır ve insanlara nazire yaparcasına eski çamlar bardak oldu der göğsünü kabarta kabarta.

şimdi de fox tv de.

Peki böyle bir anlayış ortalıkta göstere göstere dolaşırken neden ilkeli haberciler işsiz dolaşıyor? Bu soruya cevap bulmak için önce Reha Muhtar ın yanlışlarını analiz edebilecek bir halk kitlesi lazım ve hatta buna karşı direnç gösterip bu tip haber anlayışına sahip insanları cezalandıracak halk kitlesi lazım. Ama nerede öyle halk? Aslında yapılacak iş basit. 1 hafta bu adamı izlemesek doğruya döner çünkü reyting bambaşka bir olaydır kaybedene evlat acısı misali oturur. Ama işte nerde öyle halk nerde?
hapisanede tünel kazmış ve yakalanmış şahısla telefon görüşmesinde, "tüneli kaçmak için mi kazdınız?" sorusunu yönelten şahıstır.

not:
böyle bir soruya, "utancımdan yerin dibine girdim" diye cevap vermek gerekirdi aslında...
reha muhtar türkiyenin karekteristik bir özelliğidir. bu üklkede farklı duran durduğunu sanan yada farklı gözüken her durumun pirim yapması gibi o da zmanında pirim yapmayı bilmiştir. şimdi ise aydın kişilik gurme karakter edalarında elit kesimin sözcüsüymüş havalarına bürünmüş aslında ben zekiydim sizinle o vakitler dalga geçiyordum rolleri kesmektedir. isterse dünya batsın köşesinde kendi ilgisini çeken konudan bahsetmekten geri durmadığı gibi kendi tabirlerini meşrulaştırmanın yolunu da geçmişindeki yüzsüz televizyoncluk kariyerine sarılarak başarmaktadır.
Bir yüzücü 350 tonluk bir gemiyi çekmiştir. Muhtar sorar:
- Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?
- inanç meselesi. içinizde bunu hissetmeniz gerekir.
- Neyi hissetmem gerekir? Gemiyi mi?

Muhtar cenaze haberi verir:
-Salı günü kılınacak cuma namazından sonra defnedilecek cenaze...
köşe yazarı olarak vatan gazetesinde en iyi muhalefet yapanlardan biri. kimin gazetesinde kime muhalefet ediyor o da ayrı bir konu.
çapraz ateş programında böyle gözlerinden ateşler saçar kıvamda "efendim herkes istediği gibi namaz kılabilir ama evinde, camiilerde... ve kimse buna karışamaz" diyerek ruhsatı vermiş zât.
reha buna da izin verdi ya ölsem de gam yemem...
reha:bütün bunları nasıl yaptın ha?cevap ver!
telefondaki kişi: bakın efendim izah edeyim.
reha:sus,konuşma!hala utanmadan izah ediyorsun!cevap versene...
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.