bugün
- gökçek ailesinin almanya daki milyonluk serveti13
- uludağ sözlük ten faşizm'i söküp atacağız14
- çaresizliği iliklere kadar hissetmek3
- bir bankta oturup banka oturanlara hikaye anlatmak6
- gocu birader başka bir biraderdir3
- antipanik9
- aktroller5
- akp seçimi kazanınca kalp krizi geçirecek yazarlar4
- mutlu bey bay birader3
- 14 temmuz 1789 aksaray2
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları6
- zamanda yolculuk için gerekli evraklar2
- kara çarşaf giymek isteyen türkiyeye5
- türkiye20
- sosyalist reisçi4
- bana bir latte lütfen diyen erkek4
- stella artois4
- 1 saat içinde nihayet yedinci entryi girmek3
- akp5
- günün sözü22
- sözlük yazarlarının saatleri7
- ateistlerin yaşama amacı28
- sabahları nefret edilen şeyler17
- yaşam enerjisi veren şeyler5
- göztepe2
- nicole doshi2
- bir kıza sarılıp saçlarını koklamak3
- sarapci koala69
- zorunlu eğitim18
- rafael leao24
- karı kıza para yedirir misiniz8
- sovyetler birliği2
- sözlüğün en sevilen yazarı38
- tulumba tatlısı6
- galatasaray'ın çok ballı kura çekmesi23
- vapurla iskele arasına düşmek2
- simitlere marti atmak2
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı4
- japonca2
- erkeklerin istediği tek şey17
- lokum gibi3
- birader başlığına kızan yazarlar2
- iletişim başkanlığı'nın türk dizileri toplantısı2
- kendisine şiir yazılan kadın olmak ister miydiniz9
- game of thrones taki kel komplocu dayı2
- 26 ağustos 2026 olympique lyon fenerbahçe maçı50
- sarapci diye nick alan akpli17
- biraderlerin vurduyor olması12
- iş yerinde sözlükte takılmak15
- en son ne zaman namaz kıldın13
bazen okumanın zevk olduğu,ve özgün olarak yazarın bizzat kendisine ait olanlarının makbul olduğu entrylerdir.
örnek:
kırlangıçın öyküsü
her sabah bir kırlangıç konardı penceremin pervazına.ürkek ürkek içeri bakardı camdan.girmek ister gibi yanaşırdı hep usul usul.oysa ki biliyorum açsam pencereyi girsin diye,uçup kaçacak.o hep platonik yaşardı içeri girme sevdasını,iş gereçeğe binince ise!...onun için gerçek yoktu belki de ,hayat bir hayalden ibaretti.o kadar çok değişik yeri ve şeyi,o kadar kısa zamanda görme şansı vardı ki.kimbilir bu özgürlük onu gerçeklerden uzaklaştırmıştı.sırtında bulunan iki minik kanat, ona her türlü gerçekten kaçma imkanı veriyordu,her icap ettiğinde.belki de hiç ağlamamıştı bu yüzden.çünkü ağlatan şeyler,ya hep gerçekleştiği için ya da gerçekleşmediği için ağlatırlar ya.
belkide tüm sevdalarını hep içinde yaşıyordu o küçücük bedeninin,hem de hiç dışarı vurmadan , belli etmeden.kimbilir kaç pencereye konuyordu,hangi diyarlarda.ne acılara,ne kahkalara tanık oluyordu defalarca.ama hep insanlardan kaçtığına göre,daha çok hüzünlere,acılara rastlamış olacak ki,özgürce göklerde uçmak varken,insanların arasına girip dertlerine ortak olmak istemiyor olmalıydı.ama belki de hep acılardan, dertlerden kaçmakla;mutluluğu yani gerçek mutluluğu da tanımamış,paylaşmamıştı hiç.içinde en sevdalı fırtınaları da yaşasan,en büyük heyecanları da duysan,bunu birilerine belli etmeden gerçekten mutlu olunabilir miydi acaba?gerçek acı da olsa,acımasız da olsa ondan sürekli kaçmak mutluluk mu demekti acaba?o, hep nerin ve sıska bedeninin içinde,dev sevdalar,binlerce hayaller sığdırarak kaçtı,kaçtı,kaçtı!
nice mevsimler gördü,gece sokaklarda üşüyen çocuklar,elleri nasırlı ama yürekleri kendi bedeninden bile hafif yalnız ihtiyarlar,mutsuz insanlar,mutluyum sanan insanlar;hepsinden korktu,hepsinden kaçtı.
bir soğuk şubat günü uyandığımda pencereye baktım,yine oradaydı.karlı pervazın üstünde duruyordu.yine hareketsiz içeri bakıyordu.camın kenarına kadar gittim,bu sefer ürkek değil daha kararlı,daha sabit bakıyordu içeriye.biraz bekledim bakmaya devam ediyordu.neden sonra pencereyi açtım kaçmadı.elimi uzattım hareket bile etmedi.sanki ilk defa meydan okuyordu hayata,bıkmıştı gerçeklerden kaçmaktan sanki.ve az sonra onun buz gibi bedenini avucuma aldığımda anladım;o hep bütün gerçeklerden kaçan narin beden , hayatın en acımasız gerçeğine yakalanmıştı kar dolu pervazda.belli ki gece o en soğukta konmuştu,o hep ürkek ürkek konduğu yere ve bir daha ayrılamamıştı oradan.
o hep gerçeklerden kaçtı.hiç acı yaşamadı ömrü boyunca belki de bu yüzden ama kimbilir hiç mutlulukta tatmadı.ve hayatındaki belki de ilk ve de son gerçekle çok hüzünlü bir karşılaşma yaşadı,ümitler ve hayaller içinde son kez uçtu ve gitti.ama bu sefer ki uçuş kaçmak için değildi!.
örnek:
kırlangıçın öyküsü
her sabah bir kırlangıç konardı penceremin pervazına.ürkek ürkek içeri bakardı camdan.girmek ister gibi yanaşırdı hep usul usul.oysa ki biliyorum açsam pencereyi girsin diye,uçup kaçacak.o hep platonik yaşardı içeri girme sevdasını,iş gereçeğe binince ise!...onun için gerçek yoktu belki de ,hayat bir hayalden ibaretti.o kadar çok değişik yeri ve şeyi,o kadar kısa zamanda görme şansı vardı ki.kimbilir bu özgürlük onu gerçeklerden uzaklaştırmıştı.sırtında bulunan iki minik kanat, ona her türlü gerçekten kaçma imkanı veriyordu,her icap ettiğinde.belki de hiç ağlamamıştı bu yüzden.çünkü ağlatan şeyler,ya hep gerçekleştiği için ya da gerçekleşmediği için ağlatırlar ya.
belkide tüm sevdalarını hep içinde yaşıyordu o küçücük bedeninin,hem de hiç dışarı vurmadan , belli etmeden.kimbilir kaç pencereye konuyordu,hangi diyarlarda.ne acılara,ne kahkalara tanık oluyordu defalarca.ama hep insanlardan kaçtığına göre,daha çok hüzünlere,acılara rastlamış olacak ki,özgürce göklerde uçmak varken,insanların arasına girip dertlerine ortak olmak istemiyor olmalıydı.ama belki de hep acılardan, dertlerden kaçmakla;mutluluğu yani gerçek mutluluğu da tanımamış,paylaşmamıştı hiç.içinde en sevdalı fırtınaları da yaşasan,en büyük heyecanları da duysan,bunu birilerine belli etmeden gerçekten mutlu olunabilir miydi acaba?gerçek acı da olsa,acımasız da olsa ondan sürekli kaçmak mutluluk mu demekti acaba?o, hep nerin ve sıska bedeninin içinde,dev sevdalar,binlerce hayaller sığdırarak kaçtı,kaçtı,kaçtı!
nice mevsimler gördü,gece sokaklarda üşüyen çocuklar,elleri nasırlı ama yürekleri kendi bedeninden bile hafif yalnız ihtiyarlar,mutsuz insanlar,mutluyum sanan insanlar;hepsinden korktu,hepsinden kaçtı.
bir soğuk şubat günü uyandığımda pencereye baktım,yine oradaydı.karlı pervazın üstünde duruyordu.yine hareketsiz içeri bakıyordu.camın kenarına kadar gittim,bu sefer ürkek değil daha kararlı,daha sabit bakıyordu içeriye.biraz bekledim bakmaya devam ediyordu.neden sonra pencereyi açtım kaçmadı.elimi uzattım hareket bile etmedi.sanki ilk defa meydan okuyordu hayata,bıkmıştı gerçeklerden kaçmaktan sanki.ve az sonra onun buz gibi bedenini avucuma aldığımda anladım;o hep bütün gerçeklerden kaçan narin beden , hayatın en acımasız gerçeğine yakalanmıştı kar dolu pervazda.belli ki gece o en soğukta konmuştu,o hep ürkek ürkek konduğu yere ve bir daha ayrılamamıştı oradan.
o hep gerçeklerden kaçtı.hiç acı yaşamadı ömrü boyunca belki de bu yüzden ama kimbilir hiç mutlulukta tatmadı.ve hayatındaki belki de ilk ve de son gerçekle çok hüzünlü bir karşılaşma yaşadı,ümitler ve hayaller içinde son kez uçtu ve gitti.ama bu sefer ki uçuş kaçmak için değildi!.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar