bugün

Biraz önce okuduğum çok doğru noktalara parmak basılmış bilgehan bengi yazısıdır.

Abdest, namaz bilmezsiniz... Oruç tutmazsınız... Selamlaşırken, beğeninizi bildirirken, umutlarınızı dile getirirken Arapça laflar etmezsiniz... Dua etmez, dualara "amin" demezsiniz... Hayatınızda "din" yoktur.

Ayrıca... facebook'ta en süper müslüman gruplarına üye değilsinizdir, sık sık islami videolar da paylaşmazsınız. Unutmadan... Kandil, bayram vesilesi ile dini temalı yapmacık sms'ler de göndermezsiniz.

Bu ipuçlarını birleştiren "zeki" bir müslüman din konusunu pek takmadığınızı farkeder. Kendini sizin imanınızdan sorumlu hisseder.

Ancak "Sen müslüman değil misin?" diye sormak çok cüretkar bir tavır olacağı için önce başka yöntemler yoklama çeker. ("Türkçe konuşuyorsa, kesin müslümandır" yargısı vardır, müslüman olmak zorundasınızdır. Müslüman birinin imanını sorgulamak da ayıptır o yüzden kibarca yoklama çekmek en uygunudur... Tabi... Tabi...)

Bu yoklama kıvamındaki müslümanın tavrı çok bellidir. Soruyu açıkça soramamanın getirdiği kasıntı bir hal vardır. Lafı dini konulara getiririr; Allah, Muhammed lafını eksik etmez.

Tabi siz de durumu anlar "Ben müslüman değilim" diye arkadaşı aydınlatırsınız. Standant tepki "Nasıl yani?" şeklindedir. Sonra "hristiyan mısın? Değilsen nesin?" diye devam eder. Hiç dine bağlı olmadığınızı, tanrı kavramını akla yatkın bulmadığızı söylersiniz.

işin asıl tuhaf kısmı bundan sonra başlar. Müslüman arkadaş bu açıklama ile tatmin olmaz. "Neden inanmıyorsun?" diye sorar.

işte bu soru tam anlamı ile "kaşınma" sorusudur. Madem inanıyorsun, kaşınma kardeşim... Neden inanmadığımı sana anlatırken söyleyeceğim her laf sana küfür gibi gelecek, hakaret gibi gelecek... Sen, kendi inandığı masallara inanmayanları kabullenebilen bir adam değilsin. Henüz, o olgunlukta değilsin ve belki de asla olamayacaksın.

Bu aşamada, artık ne derseniz deyin tartışmadan kaçamazsınız. Evrenin büyüklüğü ve düzeni, canlıların güzelliği, merhameti, Muhammed'in güzel ahlakı ve Kuran'ın mucizevi hedesi gündeme getirilir.

Bu durumda Kuran'da mucize olmadığını, insan yazması olamayacak hiçbir şey olmadığını söylerseniz; birbirine karışmayan sularda boğulursunuz; ardından göklere çıkarcasına göğsünüz daralır; güneş, yıldızlar ve gezegenler yörüngede bir tur atarsınız; ardından üstünüze 19 çıkar... Sonra aya ayak basılan tarihi ve Kuran okuyup icat yapan Japon bilim adamlarını öğrenirsiniz.

Tüm bunları daha önce bin kere duyduğunuzu "bir gece mağarada kendi başına oturan bir adama kitap gelmesi" oalyını inandırıcı bulmadığınız söylersiniz.

işte o an "Ne yani peygamber yalan mı söylüyordu?" sorusu gelir . "Efsane bunlar, uydurma hepsi" dediğiniz an müslümanın dinine hakaret etmiş olursunuz.

O ana kadar sinirlenmediyse bile bu lafınızdan sonra sinirlenir.

Bazısı belli etmez, içten içten sinirini sürdürür ve saldırgan şekilde lafa devam eder. Dünya'daki zulüm, ahlaksızlık, kızını satan baba, uyuşturucu krizine giren genç, açlık, Amerika, Irak, Afganistan, israil bombası parçalanan Filistinli kız çocuğu ve her şey... ama her şey üzerinize yıkılır. Unutmadan... Hitler, Stalin de var... Masonlar var bir de... Hepsinin hamisi, sponsoru, bir numaralı destekçisi oluversiniz. Herşeyin acısını sizden çıkarmak ister.

Vaktiniz olur da konuşmaya devam ederseniz; evrim, abiyogenez, big bang felan her şeyi bilmenizi ister. Evrendeki tüm sorulara yanıt vermenizi ister.

Bazısı sinirini tutamaz... Artık cümlelerine "bak arkadaşım" şeklide bir hitab ile başlar.
"Allah yok, peygamber yok... Ne var o zaman?" diye saçmalar... Bu modelle fazla konuşulmaz.

Aslına ne bu agresif modelle, ne de ılımlı, tebliğci modelle konuşulmaz. Bunlarla konuşarak bir yere varamazsınız. Hiç bir müslüman -ve sair dinlerin dindarı- lafla ikna olmaz, söylediğinizi dinlemez, sadece siz lafı bitirince ne söyleyeceğini düşünür.

---

Bir müslümanla zülf-i yâr'e dokunmadan konuşamazsınız. Uydurma şahıslardan bile bahsederken "hazreti" demenizi bekler. isa, Musa, Muhammed demenizi bile hakaret sayar, küfür sayar. inanmamayı bir hak olarak görmez. Kendisine mâkul gelen şeylerin size mâkul gelmemesini anlayamaz, kabul edemez. Hiç bir müslüman karşılıklı konuşma ile, fikir alışverişi ile, olgun bir tartışma ile fikrini değiştirmez, altta kalmamak için elinden geleni yapar. Yanıt veremediği an, sıkıştığı an saldırıya geçer, konu ile alakasız yerlerden size saldırır, hakaret eder. Kişiliğinize, kimliğinize laf eder. "Belki senin yetişme ortamın bozuktu" gibi laflar eder. Sonuçta sinirinizi bozar, keyfinizi kaçırır. Bir adım da yol alamazsınız.

Müslümana -ve sair dinlerin dindarlarına- laf anlatmak için harcanan zamana yazıktır.
muhtemelen ilk entry'i görenin okumadan geri çıktığı yazıdır. yerinde tesbitler içermektedir ancak sözlük tabasının rağbet göstermeyeceği gerçeği aşikardır.
"madem inanmıyorsun karşınma" cümlesini kurduktan sonra "senin inandığın masallar" diye cümleler kurup kaşınma eyleminde doruk noktaya ulaşan embesil söylemi. kim kaşınıyor acaba?
inanan bir vatandaş olarak her zaman bu laf dalaşından geri durmaya çalışmışımdır.
neden derseniz ne kuranı hatmetmişliğim var ne de insanları kendi inancıma tabi tutmaya çalışma çabam...
mutlaka ki hepimiz düşünerek, sorgulayarak, yargılayarak belli bir düşünceye ve inanca sahip oluyoruz.
evrenin varlığını sorgulamayan bir tek insan daha yoktur herhalde. ben daha çok küçükken neden varız?
buradaki amacımız ne? yaratıcı var mı yok mu? sorularını düşünmüş sorularımın cevaplarını bulmaya çalışmışımdır.
ve bu soruların cevabı da (eğer ezberci değilseniz) öyle hemen bulunmaz. okursunuz, yaşarsınız, öğrenirsiniz...
sonuç olarak bir inancınız, bir siyasi görüşünüz, hayat hakkında yazacak iki çift lafınız olur.
hah işte bu noktada dikkat etmemiz gereken şey şudur; inanmayanların, bizimle aynı siyasi düşüncede olmayanların,
hayat hakkında apayrı fikirlere sahip olanların da tecrübeleri ve yaşanmışlıkları vardır.
ve nasıl ki saygı duyulmasını beklediğimiz düşüncelerimiz varsa aynı şekilde farklı renklerin de düşüncelerine saygı duymalıyız. *