bugün
- en gey özelliğiniz10
- türklerin ileri olduğu konular21
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- bir gün öleceğini unutmak11
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- nasuh mahruki2
- bir kadının en güzel bölgesi8
- deri ceketli serseri5
- eski seni özlüyor musun6
- arkadaşlar bakar mısınız11
- abd vizesi5
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- dünyanın en güzel tatlısı8
- caner taslaman7
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- dinsize inanır mısın17
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- seninle şurada olabilirdik5
- ayak sevecek kadar abaza olmak3
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- kültürün bireyi boğması4
- film izlerken ağlayanlara gülmek3
- gocu pandela barışı4
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- sevgiliyle karşılıklı ağlamak3
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- ses yakışıklılığı2
- ioçke'nin elleri4
- salak yazarlar7
- ak saçlı klavye delikanlısı3
- geceye bir şarkı bırak23
- kasiyer kızdan hoşlanmak4
- bir kadının kalitesiz oldugunu gösteren detaylar3
- bir insanda en sevilen özellik3
- sevgili olmuyorsak arkadaş da kalmayalım erkeği2
- kültür seviyesi yüksek esprilerin havada kalması4
- gocu31
- pandela6
yüzyılın casusu.
Elyasa ya da Türkiye'deki söylenişiyle ilyas Bazna. Arnavut kökenli bir Türk vatandaşı. 1904 doğumlu olan Bazna hiç bir işte dikiş tutturamamış, fazla meraklı olduğu için Alman Elçiliği'nden kovulduktan sonra ingiliz Elçiliği'nde kavas yani uşak olarak işe alınmış. Casusluk faaliyetine başladığı zamanlarda henüz 40'lı yaşlarındaymış. o sıra dünyada ikinci dünya savaşı var.
70 yıl kadar önce ingiliz büyükelçisi yatağında mışıl mışıl uyurken gizlice odasına sızmış, büyükelçinin yanıbaşındaki evrak çantasının içinde duran "çok gizli" ibareli savaş planlarını gizlice almış, daha aydınlık bir odada fotoğraflarını çekip evrakları tekrar yerine koymuş.
görsel
kovulmadan önce tanıştığı almanya büyükelçiliği müsteşarı Albert Jenke ile görüşmek istemiş. albert jenke, almanya dışişleri bakanının eniştesi. yani kızkardeşinin kocası. dolayısıyla da bürokratik olarak oldukça etkili bir isim. ilyas abimizin derdi çok açık. bu çok gizli evrakların bulunduğu film rulosu karşılığında 20 bin sterlin istiyor. evraklar inceleniyor ve ilyas abimize para tereddütsüz ödeniyor. yalnız bu evraklar arasında inanılmaz gizli ve stratejik belgeler var. misal türkiye'de faaliyet gösteren ingiliz ajanlarının listesi, türkiye ve ingiltere arasındaki gizli anlaşmalar, müttefik güçlerinin silah ve mühimmat talep listesi... belgeler savaşın kaderini değiştirecek cinsten.
görsel
bu iki taraf için de faideli alışveriş sonrasıda ilyas abimize yeni bir makine ve film rulosu verilmiş. getirdiği her yeni belge için 15 bin sterlinlik ödeme taahhüdü verilmiş. o sırada da kendisine almanlar tarafından bir kod isim konmuş. bu ismi en sonda vereceğim. bazılarınız için sürpriz olsun.
görsel
ilyas abimiz her yeni belge için daha fazla ücret talep etmeye başlayınca, aşırı zeki almanlar durumdan şüphelenmiş. belgelerin gerçekliği konusunda emin olamamışlar. bunu da çok acayip bir yöntemle teyit etmek istemişler. ellerindeki begelerde sovyetlerin saldırı planı olmasına rağmen sofia'nın bombalanmasına göz yummuşlar. sonuçta 4000 insan ölmüş ve belgelerle birlikte ilyas abimizin güvenilirliği ispatlanmış. yönteme bak amk.
bu ve bunun gibi onlarca inanılmaz belgenin gerçekliği ortaya çıkınca, almanlar bunu kullanmak için türkiye'ye tehditler savurmaya başlamışlar. zira ele geçen belgeler arasında ingiltere ve türkiye arasındaki pazarlıklar da mevcutmuş. yangın bombalarıyla istanbul ve izmir'i yok edeceklerini açıkça dönemin Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu'na iletmişler. bakana iletilen bu tehditler karşısında türkiye, ingiltere'den gerçeküstü bir silah ve mühimmat talebinde bulunmuş. bu silahlar gelmediği sürece ingiltere için kılımızı kıpırdatmayacağımız de belirtilmiş. bu gelişme belki de türkiye'nin ikinci dünya savaşına girmesini engelleyen en büyük etmen olmuş. ingiltere türkiye üzerindeki planlarını böylece askıya almış.
ilyas abimizin belgeleri bir süre sonra başka bir şüpheyi ortay açıkarmış. naziler ilyas'ın çift taraflı çalışan bir ajan olma ihtimalini de değerlendirmişler ve her belgeyi dikkate almamaya başlamışlar. bu dikkate alınmayan belgeler arasında amerika'nın üstün silah gücü ve meşhur normandiya çıkartmasının ilk adımları da bulunuyormuş.
ingiltere bu istihbarat açığı karşısında ankara büyükelçiliğnde olağanüstü önlemler almış. tüm çalışanları sorgulamış. ilyas abimizi de sorgulamışlar. yalnız ilyas abinin dil bilmeyen ve cahil biri olduğu gerekçesiyle şüphelenmemişler bile. gizli kasalara alarmlar bile bağlamışlar. yalnız alarmın sigortası çıkarılınca devre dışı kalıyormuş. ilyas abi de bunu anlamış ve ajanlığa kaldığı yerden devam etmiş.
daha sonra sofya büyükelçiliğinde görevli sekreterlerden biri amerika'ya sığınmış. bu sekreter ilyas abinin kimliği gibi çok stratejik şeylere hakimmiş. ilyas abi de riski göze almamış ve elçilikten istifa etmiş. bu istifa bile dikkat çekmemiş.
ilyas abimiz almanlardan 5 ayda 300 bin sterlin gibi ciddi bir para almış. artık istediği gibi yaşayabilecekmiş. o da tam bir türk gibi düşünmüş ve önce araba alıp satmış. sonrasında ise kendisine birkaç ortak bulup müteahhitlik yapmış. bu sevdası almanlar tarafından piyasaya sürülen ve ingiliz ekonomisini çökertmek amacıyla yapılan sahte sterlinlerin elinde patlamasıyla kısa sürmüş.
ilyas abimiz yeni kurulan alman hükümetine defalarca mektup yazmış ve sahte paraların karşılığında zararının tazmin edilmesini istemiş. bu sırada da hatıraları bazı gazetecilerin ilgisini çekmiş. kitapları yayınlanmış, filmleri çekilmiş. ilyas abimiz de nihayetinde alman hükümetine iltica talebinde bulunmuş. bu talep kabul edilmiş ve kendisine maaş bağlanmış. nihayetinde 21 aralık 1970 tarihinde almanya münih'te vefat etmiş ama bir dönem tarihi sadece cebinde taşıdığı bir fotoğraf makinesi ile yeniden yazmış.
üstelik bunların tamamını kendi ifadesine göre para için yapmış ve bu onun için bir onurmuş.
görsel
ilyas abiyi kimse tanımaz ama siz onu çiçero deyince tanırsınız.
#tarih
bu da benim ufak bir katkım olsun.
Elyasa ya da Türkiye'deki söylenişiyle ilyas Bazna. Arnavut kökenli bir Türk vatandaşı. 1904 doğumlu olan Bazna hiç bir işte dikiş tutturamamış, fazla meraklı olduğu için Alman Elçiliği'nden kovulduktan sonra ingiliz Elçiliği'nde kavas yani uşak olarak işe alınmış. Casusluk faaliyetine başladığı zamanlarda henüz 40'lı yaşlarındaymış. o sıra dünyada ikinci dünya savaşı var.
70 yıl kadar önce ingiliz büyükelçisi yatağında mışıl mışıl uyurken gizlice odasına sızmış, büyükelçinin yanıbaşındaki evrak çantasının içinde duran "çok gizli" ibareli savaş planlarını gizlice almış, daha aydınlık bir odada fotoğraflarını çekip evrakları tekrar yerine koymuş.
görsel
kovulmadan önce tanıştığı almanya büyükelçiliği müsteşarı Albert Jenke ile görüşmek istemiş. albert jenke, almanya dışişleri bakanının eniştesi. yani kızkardeşinin kocası. dolayısıyla da bürokratik olarak oldukça etkili bir isim. ilyas abimizin derdi çok açık. bu çok gizli evrakların bulunduğu film rulosu karşılığında 20 bin sterlin istiyor. evraklar inceleniyor ve ilyas abimize para tereddütsüz ödeniyor. yalnız bu evraklar arasında inanılmaz gizli ve stratejik belgeler var. misal türkiye'de faaliyet gösteren ingiliz ajanlarının listesi, türkiye ve ingiltere arasındaki gizli anlaşmalar, müttefik güçlerinin silah ve mühimmat talep listesi... belgeler savaşın kaderini değiştirecek cinsten.
görsel
bu iki taraf için de faideli alışveriş sonrasıda ilyas abimize yeni bir makine ve film rulosu verilmiş. getirdiği her yeni belge için 15 bin sterlinlik ödeme taahhüdü verilmiş. o sırada da kendisine almanlar tarafından bir kod isim konmuş. bu ismi en sonda vereceğim. bazılarınız için sürpriz olsun.
görsel
ilyas abimiz her yeni belge için daha fazla ücret talep etmeye başlayınca, aşırı zeki almanlar durumdan şüphelenmiş. belgelerin gerçekliği konusunda emin olamamışlar. bunu da çok acayip bir yöntemle teyit etmek istemişler. ellerindeki begelerde sovyetlerin saldırı planı olmasına rağmen sofia'nın bombalanmasına göz yummuşlar. sonuçta 4000 insan ölmüş ve belgelerle birlikte ilyas abimizin güvenilirliği ispatlanmış. yönteme bak amk.
bu ve bunun gibi onlarca inanılmaz belgenin gerçekliği ortaya çıkınca, almanlar bunu kullanmak için türkiye'ye tehditler savurmaya başlamışlar. zira ele geçen belgeler arasında ingiltere ve türkiye arasındaki pazarlıklar da mevcutmuş. yangın bombalarıyla istanbul ve izmir'i yok edeceklerini açıkça dönemin Dışişleri Bakanı Numan Menemencioğlu'na iletmişler. bakana iletilen bu tehditler karşısında türkiye, ingiltere'den gerçeküstü bir silah ve mühimmat talebinde bulunmuş. bu silahlar gelmediği sürece ingiltere için kılımızı kıpırdatmayacağımız de belirtilmiş. bu gelişme belki de türkiye'nin ikinci dünya savaşına girmesini engelleyen en büyük etmen olmuş. ingiltere türkiye üzerindeki planlarını böylece askıya almış.
ilyas abimizin belgeleri bir süre sonra başka bir şüpheyi ortay açıkarmış. naziler ilyas'ın çift taraflı çalışan bir ajan olma ihtimalini de değerlendirmişler ve her belgeyi dikkate almamaya başlamışlar. bu dikkate alınmayan belgeler arasında amerika'nın üstün silah gücü ve meşhur normandiya çıkartmasının ilk adımları da bulunuyormuş.
ingiltere bu istihbarat açığı karşısında ankara büyükelçiliğnde olağanüstü önlemler almış. tüm çalışanları sorgulamış. ilyas abimizi de sorgulamışlar. yalnız ilyas abinin dil bilmeyen ve cahil biri olduğu gerekçesiyle şüphelenmemişler bile. gizli kasalara alarmlar bile bağlamışlar. yalnız alarmın sigortası çıkarılınca devre dışı kalıyormuş. ilyas abi de bunu anlamış ve ajanlığa kaldığı yerden devam etmiş.
daha sonra sofya büyükelçiliğinde görevli sekreterlerden biri amerika'ya sığınmış. bu sekreter ilyas abinin kimliği gibi çok stratejik şeylere hakimmiş. ilyas abi de riski göze almamış ve elçilikten istifa etmiş. bu istifa bile dikkat çekmemiş.
ilyas abimiz almanlardan 5 ayda 300 bin sterlin gibi ciddi bir para almış. artık istediği gibi yaşayabilecekmiş. o da tam bir türk gibi düşünmüş ve önce araba alıp satmış. sonrasında ise kendisine birkaç ortak bulup müteahhitlik yapmış. bu sevdası almanlar tarafından piyasaya sürülen ve ingiliz ekonomisini çökertmek amacıyla yapılan sahte sterlinlerin elinde patlamasıyla kısa sürmüş.
ilyas abimiz yeni kurulan alman hükümetine defalarca mektup yazmış ve sahte paraların karşılığında zararının tazmin edilmesini istemiş. bu sırada da hatıraları bazı gazetecilerin ilgisini çekmiş. kitapları yayınlanmış, filmleri çekilmiş. ilyas abimiz de nihayetinde alman hükümetine iltica talebinde bulunmuş. bu talep kabul edilmiş ve kendisine maaş bağlanmış. nihayetinde 21 aralık 1970 tarihinde almanya münih'te vefat etmiş ama bir dönem tarihi sadece cebinde taşıdığı bir fotoğraf makinesi ile yeniden yazmış.
üstelik bunların tamamını kendi ifadesine göre para için yapmış ve bu onun için bir onurmuş.
görsel
ilyas abiyi kimse tanımaz ama siz onu çiçero deyince tanırsınız.
#tarih
bu da benim ufak bir katkım olsun.
Casusların hepsi para karşılığı çalışır. Büyük çoğunluğu da çift taraflı çalışır. Casusluk işi James bond zırvaları gibi değil, daha çok ilyas bazna gibi bir hadise.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar