bugün

rock'n coke gibidir; hiç bitmesin istersiniz.
çiçek gibidir; her gün sulamak istersiniz.
mercedes gibidir, alışınca başka marka gitar çalmak istemessiniz.
sigara gibidir; yüksek derecede bağımlılık yapar.
doktorunuzun verdiği mide hapları gibidir; sabah akşam tok karnına çalmak istersiniz.
aşk gibidir; onun için dünyadaki diğer tüm gitarlardan vazgeçersiniz.
para biriktirmeyi onunla öğrenirsiniz; sahip olabilmek için gerekirse öğrenim kredinizden vazgeçersiniz, ya da iki ay boyunca çubuk kraker yersiniz, okula yürüme gidip gelirsiniz, alkol sigarayı bırakırsınız.
yurtdışından ithal pahalı çantalar gibidir; her yerde kolpalarını görürsünüz.
zaman makinesi gibidir; insanı biranda 80 lere götürür.
kadın gibidir; low gain lambalı bir amfiyle çalarken, iki tele aynı anda vurunca verdiği tını orgazm eder.
çizilir korkusu ile luthier' e veremeyip, tüm ayarları kendiniz yapmak istersiniz, bu konuda uzmanlaşırsınız.
iç tasarımda rolü büyüktür; en güzel dekor malzemesidir.
at avrat strat üçlüsünün en önemlisidir. avratı, atı emanete verirsiniz ama stratı vermessiniz, veremessiniz.
değerlinizdir, toz kondurmassınız. arabanızı yıkatmaya götürmeye üşenirsiniz ama stratınızı her çalıştan sonra tellere, manyetiklere kadar özene bezene silmeye üşenmessiniz.
başlı başına beste kaynağıdır, hele ki paranız yoksa ve alamıyorsanız adına şarkı yapılası platonik aşkınızdır.
tarih dersi gibidir; her elinize aldığınıza 1956 lar aklınıza gelir, o zamanın teknolojini, sanayisini, ekonomisini düşünürsünüz.
o masum duruşuyla, keskin hatlara sahip headstock uyla, çapraz single köprü manyetiğiyle tekrar tekrar aşık eder kendine. ilk görüşte aşkı onla öğrenip, ciddi ilişkiyi onla yaşarsınız.
sahnede parlayan ışıltısıyla seyircinin gözlerini alır, bilerek kirli çalarsınız sonra, o double bendler, o cool lickler daha bi güzel tını verir, içinizi huzur bulur.
vintage nedir öğrenirsiniz; vidalarını, köprüsünü; burgularını, pickguard ını değiştirmessiniz. "bırak ulan eskisin daha tarz oluyor." dersiniz sonra.
bitki bilgisi gibidir; ağacın yaş halkalarını sayıp, dokusunu incelersiniz. yapıldığı ağac gelir aklınıza, sonra "ahh ahh o ağaç neler gördü, gölgesinde ne aşklar barındırdı, ne rachel'ler ne john'lar yasladı sırtını." dersiniz.
hakkında lakırdı etmektense, hakkını vererek çalmak evla olandır.
ilk paragrafta giriş, ikinci paragrafta gelişme, üçüncü paragrafta sonuç gibidir, edebiyata bağlarsınız, felsefe yapmak istersiniz.
sizi her zaman özel hissettiren sevgili gibidir; elinize alınca hendrixe, joe bonamassaya, paul gilbert'e bağlarsınız, onlayken zamanın nasıl geçtiğini anlamassınız.
kadim dosttur; hayatına onca insan girip çıkmıştır ama o, sizi asla yarı yolda bırakmaz, asla çekip gitmez. iyi günde kötü günde yanınızdadır. dertleşirsiniz, birlikte ağlar, birlikte gülersiniz.
insanın yırtıcı hayvanıdır, en yakın dostudur. öpmeden koklamadan yatamassınız. sabah kalkıp okula giderken yatağınıza yatırırsınız, iki üç saat ayrı kaldığınızda özlersiniz.
© copyright 2005 - 2026