1. 1.
    Bilal Yavuz'un Şiir Kitabı...

    ÜLKÜMÜZ DEVRiM

    genzimde bir sergüzeşt
    koynumun merkezine kadar kıvrılan
    kanırtan hınzır hevesleri
    sisleri tırmalayan haylaz açelyalar
    sensizliğin biz kokan kıyametiyle
    aşka hadım edilmiştir

    içimde açılmayan mühürlenmiş mektuplar
    yağar tırmalarcası sandukamın kürküne
    gençtim kısrakların
    toprağa hazla saplanan toynakları kadar
    gençlikten burağanlar biriktirdim
    yatağanlarladoğrarcası
    kara kutusuna kadar ciğerlerimin
    vurulmak neymiş bildim

    mahralarda sahralar uzanıyor
    dünya kıyameti sonuna kadar hak ediyor
    çırılçıplak armakçılar
    kirletirken oğuzluğun hisse senetlerini
    dosyalar artık yırtılmak içindir
    yargılarından habersiz yargıçlar
    şimdi haksızlığın ayetleri

    akıyor budunlar sokaklarında evrenin
    kurganlar artık çöküşlere mahkumdur
    kutaylar kervanlarda
    yeni bir cihanın rüyasını çığırmakta
    bilge taşralardan
    çaylak şehirlere ihtar

    orada bengi yaşamaklar
    burada tadımlık yalnızca
    çocuk sevinçlerinin koşturduğu evlerde
    ölümlerin o yetişkin ağır
    kulak zarlarını sağır eden
    şimdi suskun çığlıkları dolaşıyor

    öyleyse acısını dindirmeli vahşetin
    bir yağız hünkar korkusuzca
    herkes beklenenlerin
    peşinde aynalara bakamadan
    imgeler alışıktır kırılmaya farlarda
    pusumda aşiret bozkırları
    güneşin yerini tutar

    kozmosunda fantasmalar
    bir gökçe hicret kadar mevzi tutar
    sarıklara havlıyor kanişler
    yağlı köy sabunu kokmuyor yaşayan leşler
    kentlerde ceset nehirleri
    yıkılan köprülerden
    örülen duvarlara üzülme sakın
    körpe labirent olur
    buldurur birbirimizi

    kavganın gümrah memelerinden
    yaralar emzirdik hep yoldaşlarla
    kaslarımızı gırtlağına değin sıkıyor
    kol muskası pazıbentler
    can evlerinde tamudan yuvalar kuran aşk
    palazlanıyor çıngarın
    kanla sulanmış tarlalarında

    ülkümüz devrim
    insanlığı hunharlığa neşter kılan
    huylanan döl döşekleri
    doğumun görklü kuzey ışıkları altında
    yepyeni bir doğruluşa gebeydi
    çapa yapan kadınlarıngölgesinde
    ter bezinde kundaklar benim yerim
    ülkümde devrim
    yıldızlı geceye dönüşür sevgilim

    ipiltiler esintilerin
    kanına karışıyor ıpıslak ıslıklarda
    tezgahlarda işveli ciddiyetler
    ne denli serpilebilirse som kapanlarda
    o raddeye kadar kuşmar
    dağılan nazenin saçların
    tellerinde yürüyen cambazlar cudam
    betondan putlara tapan
    çinko patronlarla haşrolan

    pazen entariler yağar militan ruhlara
    dindirmek için hoyrat hırslarını cevherin
    işte küstah yürekler
    mutantan recimlerini kör emperyalizmin
    boğazlamaklar için birikiyor
    ülkümüz devrime kıvrılıyor
    devrimlerimiz ülkülere
    türkülere birleşen düşlerimiz
    lügatlerde sevmekler
    yeniden tanımlanıyor

    durun ve hayatla yüzleştirin çehrenizi
    oysa haylamaz dibine açan hiçbir domur
    huysuz langustlar
    pavkırışlara boğuyor yeröteyi
    tıpırtılar tıkırtılarla sevişiyor
    tenha kaldırımların damsız yalpılarında
    fısıltılar boranlarla
    cam kırıklarıkarıştırıyor damarlara
    kalın bıçaklar kesemiyor ince tülleri
    karıncalanıyor ergen yerlerin
    yaşlanmayan gözlere küflenmek yasak
    işte hipnoz edilmiş metropol köleleri
    tiryaki egzoz dumanlarına
    özenti vitrinlerde hep janti sömürgeler

    bir fiyasko gibi geçenlerdir
    sokaklardan caddelerden bulvarlardan
    onlar asıl kazananlardı
    panjurların satır arasında oksitten
    mısraları sökebilen şairler
    besteleyecek tutunamayan galipleri

    kapitalist yaşayıp komünist küfredenler
    rezaletsel rüsvaylığa mahkumsu
    sustum susulacak ne kadar kağnı varsa
    mecnunlar yüreğini tükürüyor sahraya
    düşlüyorsun eriyene dek beynin
    kaynayan bir kazana dönüyor kelle tası
    ışığa yumruklar attıran sendin

    zarfında günbatımı fırtınası
    taraçadan süzülen matruş papatya dansı
    kardan çocuğa döner cıvıldayan nefesin
    aynaları sırlayan cıva gözlerin kokar
    çakılır vidalarderisine şehvetin

    gün gelir ülkün de devrilir
    türkü çığırmaya başlar devrimin
    değişmez sandıklarından doğar ilk değişim
    alaturkalar alafrangalaştıkça
    dumura uğrayacaktır çağdaşça
    şen olası raconlar gereğidir

    kan damlaları birikiyor kum saatinde
    tütüyor fişek tarzı miğferler
    dünya kıyameti sonuna dek hak ediyor
    bileniyor delişmen pençeler
    ... kadimcan