bugün
- arkadaşın karısının at gibi olması7
- kuran da namazın olmaması17
- bir ayet reddedince dinden çıkmak8
- 31 yaşında bakire olan kız7
- ehli sünnet hocalar10
- 9 temmuz 2026 fransa fas maçı11
- evli olup sözlükte erkek arayan kadınlar3
- hiç kimsenin hiçbir şeyi olmamak4
- atatürk'ün abartılmış bir lider olması11
- sabah gözünü kahve sigarayla açanlar13
- iş arkadaşlığı5
- yanlışlıkla döl fışkırtmak5
- mandacı menderes4
- kalça ellemek3
- hep sinirli yazarlar7
- sözlüğe bedenini atan kadın güzelliği4
- huzur islamda9
- arabesk7
- uff diye üzülen erkek6
- dna sı bozuk olan insan3
- youtube müslümanı3
- metrobüse binecek kızlara tavsiyeler6
- kavanoz kapağını açamamak4
- otopark girişine araba bırakan kişi3
- deniz göktaş'ın gösterisine erişim engeli5
- sözlükteki teyzeler defolsun lütfen12
- iç güveysi gidecek kadar aşağılık bir erkek olmak5
- döner3
- iz bırakan kitap cümleleri3
- sevgiliyi 10 seneden beri görmemek3
- hanımın yatakta seni gidi azgın köpek demesi2
- saraca finch house21
- götü güzel olan kız6
- giorgia meloni3
- sözlükteki ezik kompleksi2
- kendi ses kaydını dinleyince hissedilen o his2
- ayet indirilen dönem5
- macron koşacak diye park kapatan akepe35
- trump'ın f35 hakkında henüz karar vermedim demesi5
- alkolsüz bira içen müslüman6
- birinin seni sevdiğini zannetmek2
- gurbetçilerin dövizle askerlik fiyatına isyanı4
- closer3
- göbekli tepe6
- limon2
- öbür sözlük7
- porno filmlerindeki erkeğe uyuz olmak2
- bir ehli sünnet hocası masalı daha2
- gülben ergen'in ateistlere şifa dilemesi2
- kadın patron erkek sekreter3
entry'ler (139)
insanı, ölü bir akvaryum balığı gibi hayatın yüzeyinde bırakır.
Genel bir güvensizlik içinde olan insanların çıkış kapısı yalnızlıktır. -buna bir Çıkış kapısı demek doğru mu bilemiyorum.-
yalnızlık gereklidir elbet, lakin fazlası hastalık yapar. -çoğu şeyde olduğu gibi.-
insanlarla etkileşimde ilk temas zamanlarında ne güven ne de güvensizlik gereklidir. ikisi de absürd durabilir.
şöyle ki: insanların geneline fazlaca güvenirsen, aptal ve çabuk kandırılır hale gelirsin ve dosteyevski'nin 'budala'sından farklı biri olmazsın. kurnazların tanımıyla ''kolay kandırılır, aptalın teki'' olursun. pek de kızmamak gerekir onlara, hayat, kavga gerektiren bir oyun ve kavgayı hilesiz oynayanlar ateşle barut icad olmadan önceydi... lafın özü: her önüne gelene koşulsuz güvenmemek lazımgelir.
sürekli bir güvensizlik içinde olmak ise belki de diğerinden daha berbat bir durumdur.
beyin sürekli bir endişe ve rahatsızlık duyar, en sevdiğiniz insanla olan ilişkinizi dahi yüzeysel yaşar, sevginin, paylaşımın derinine nüfuz edemezsiniz. kim bilir? paranoya olmak için gün sayıyorsunuzdur belki de.
yazmaya başlarken kısa ve öz yazayım dedim demesine de, olmadı. cümle cümleyi doğurdu, uzadı.
buraya kadar okuduysanız, en azından aşırı güvensiz olmadığınızı söyleyebilirim.
aptalca bir öngörü diyebilirsiniz buna, fakat aşırı güvensiz insanın bir özelliği de fazlaca aceleci olması ve uzun yazıları okumamasıdır.
sonlandırmak gerekirse:
her şeyden önce güvenmeye güvenmek gerekir.
Genel bir güvensizlik içinde olan insanların çıkış kapısı yalnızlıktır. -buna bir Çıkış kapısı demek doğru mu bilemiyorum.-
yalnızlık gereklidir elbet, lakin fazlası hastalık yapar. -çoğu şeyde olduğu gibi.-
insanlarla etkileşimde ilk temas zamanlarında ne güven ne de güvensizlik gereklidir. ikisi de absürd durabilir.
şöyle ki: insanların geneline fazlaca güvenirsen, aptal ve çabuk kandırılır hale gelirsin ve dosteyevski'nin 'budala'sından farklı biri olmazsın. kurnazların tanımıyla ''kolay kandırılır, aptalın teki'' olursun. pek de kızmamak gerekir onlara, hayat, kavga gerektiren bir oyun ve kavgayı hilesiz oynayanlar ateşle barut icad olmadan önceydi... lafın özü: her önüne gelene koşulsuz güvenmemek lazımgelir.
sürekli bir güvensizlik içinde olmak ise belki de diğerinden daha berbat bir durumdur.
beyin sürekli bir endişe ve rahatsızlık duyar, en sevdiğiniz insanla olan ilişkinizi dahi yüzeysel yaşar, sevginin, paylaşımın derinine nüfuz edemezsiniz. kim bilir? paranoya olmak için gün sayıyorsunuzdur belki de.
yazmaya başlarken kısa ve öz yazayım dedim demesine de, olmadı. cümle cümleyi doğurdu, uzadı.
buraya kadar okuduysanız, en azından aşırı güvensiz olmadığınızı söyleyebilirim.
aptalca bir öngörü diyebilirsiniz buna, fakat aşırı güvensiz insanın bir özelliği de fazlaca aceleci olması ve uzun yazıları okumamasıdır.
sonlandırmak gerekirse:
her şeyden önce güvenmeye güvenmek gerekir.
zihniyetini kavrayamayan yetmelerle kahrolmuş müzik kültürü. daha doğrusu ''rap'' diye bir şeyin altında hip hop yaptığını sananlarca...
hip hop muhalif bir kültürdür. entellektüel adamların/kadınların harcıdır. çoğu kendini hip hop'cu sananlar da ''diss, flex, kadını zevk durağı olarak görmekten'' başka bir şey yok. bu sadece rap'tir. hip hop ayrı bir kültür.
hip hop muhalif bir kültürdür. entellektüel adamların/kadınların harcıdır. çoğu kendini hip hop'cu sananlar da ''diss, flex, kadını zevk durağı olarak görmekten'' başka bir şey yok. bu sadece rap'tir. hip hop ayrı bir kültür.
türk televizyonunda önemli bir yere sahip kanımca. ya da 'olmalı' yayına girip çıkmış binlerce sıkıcı diziden farklı olarak hayal dünyasına hitap eden ve farklılığı seven bir kamera arkası var. bunu hissetmek seyrederken iştahı arttırıyor. ''işler güçler, leyla ile mecnun, ben de özledim'' miktar çok az. zirve leyla ile mecnunda'dır.
enver aysever'in deneme kitabı -edebiyat ölmelidir'in- bir bölümünde ''insan neden yazar, neden yazar olmak ister?'' konusu üstüne yazısı vardır ve bunu söyler. 'yazmak eksikliktir.' ilk okuduğumda verdiğim tepki ''siktir lan'' oldu. fakat sonrasında ikna oldum denebilir. 'tarih boyunca yazar insanların yaşantılarına bakıldığında, yazmanın bir eksiklikten doğduğu, zamanla kişiye göre değişen:terapi, rahatlama, hobi, kendini ifade etme şekli vs vs. olarak oluşan bir olgu olduğu çıkar. hayatta her şeyi yolunda olan insanlar yazmaz. bir şeylerin yolunda olmaması gerekir, yazarlık eksiklikten doğan bir olgudur.' der. tartışılabilir.
aydır, uyuyan doğadır, ormanlardır. kasmaya gerek yok.
bazı insanların tam olarak idrak edemediği mizahını sevdiğim ve okurdan dikkat talep eden yazar.
nitekim bir gün birisinin net adresinin kişisel bilgisine şunu yazdığını gördüm: tutunamayanları okudum ve gülmeyi unuttum.
düşünebiliyor musunuz? bu bir beğeni cümlesi. çok acayip.
toplumun adı üstünde ''tutunamayan'' kesimini sivri dille anlatmış, döneminin aydın kesimlerince ödül alsa da tartışma konusu olmuş. sebebi çok basittir; tutunamayanları yazarken, aydın kesimini de keskin mizahla alaya alıyor. yepyeni bir dil oluşturuyor. o zamanın abileri, babaları da yahu bu mühendis bozması yazar da kim diyorlar. malumunuz; hayattayken 2. basımını bile bulmamış kitapları öldükten belli süre sonra kitlesini buluyor ve şuanda okunan, bazı mizahını,ironisini anlamayanlarca tamamen yanlış yorumlanıp edebiyat zehirlenmesine yol açan ''tutunamayanlar'' bu adamı hissetmek için ilk okunması gerekenlerdendir. bir okuyucu olarak yüksek seviye ister. aman dikkat.
nitekim bir gün birisinin net adresinin kişisel bilgisine şunu yazdığını gördüm: tutunamayanları okudum ve gülmeyi unuttum.
düşünebiliyor musunuz? bu bir beğeni cümlesi. çok acayip.
toplumun adı üstünde ''tutunamayan'' kesimini sivri dille anlatmış, döneminin aydın kesimlerince ödül alsa da tartışma konusu olmuş. sebebi çok basittir; tutunamayanları yazarken, aydın kesimini de keskin mizahla alaya alıyor. yepyeni bir dil oluşturuyor. o zamanın abileri, babaları da yahu bu mühendis bozması yazar da kim diyorlar. malumunuz; hayattayken 2. basımını bile bulmamış kitapları öldükten belli süre sonra kitlesini buluyor ve şuanda okunan, bazı mizahını,ironisini anlamayanlarca tamamen yanlış yorumlanıp edebiyat zehirlenmesine yol açan ''tutunamayanlar'' bu adamı hissetmek için ilk okunması gerekenlerdendir. bir okuyucu olarak yüksek seviye ister. aman dikkat.
sabri sarıoğlu.
o, türkçe düşünüp ingilizce konuşmaya çalışmak olabilir.
bunun bir çeşidi; karnından ağzına doğru hücum eden kahkahayı, suratında olmadık zamanda patlatınca:''ay güldüğüme bakma, sinirden gülüyorum!'' diye zavallıca kıvırma çabasıdır. öbür çeşidi de nefretle aşk, mutlulukla hüzün gibi birbirleriyle içleşmiş duygudur. karşındakinin gereksiz ve yersiz laf sokmasına sinir olsan da, gülerek tepkilenirsin ve bunun muhteşem bir cevap olduğunu düşünürken, dikkat etmen gereken bir şey vardır: karşındaki bu cevabın güzelliğini anlayacak mı? cevap olumsuzsa, küfürler anlaşılır olmakla birlikte etkisini kısa sürede gösterecektir.
yazar nicki'ni bilemem de bu başlığı açanın yalnızlık buhranı geçirdiğini tahmin etmek zor değil.
zeki olmak için ateist olmak gerektiğini düşünenlerce işgal edilmiş, saygınlığını türkiyede kaybetmiştir.
nitekim bügün aile büyükleri buluşup sohbete karıştığında ''naber lan ateist?, oğlumuz ateist oldu hahaha'' esprileriyle eğlenirler. ateizm bizim yörelerde espri konusu arkadaşlar.
nitekim bügün aile büyükleri buluşup sohbete karıştığında ''naber lan ateist?, oğlumuz ateist oldu hahaha'' esprileriyle eğlenirler. ateizm bizim yörelerde espri konusu arkadaşlar.
bu adam resimle şiiri, şiirle öyküyü harmanlamış, kitaplarında pasajlar halinde sunmuştur. kalıpları zorlayan ve kendine has tavrıyla kalemini kullanmıştır. türk edebiyatında öykü dalının babasıdır.
sex yapmayı sevmeyen kadın yoktur. yılışıklık ve basitlikten hoşlanmayanı vardır.
sunay akın'ın geyikli park isimli kitabında da anlattığı, 2.abdülhamit döneminde baskılara başkaldırıp 300 adamla dağa çıkan dağda ise bir geyikle karşılaşan ve bu geyikle aralarında bir bağ oluşup ''o nereye geyik oraya'' olunca bu geyiğin yaradanın bir lütfu sayıp sahiplenen, 2. meşrutiyeti körükleyen dolayısıyla öncüsü olarak kabul edilen isim. 1913 de yanına verilen bir koruma tarafından göğsüne atılan 3 kurşunla öldürülür. ve o çok sevdiği geyiğin heykeli taksim gezi parkının hemen karşısındadır. ''hürriyet kahramanı'' olarak anılan resneli niyazi'nin 100. ölüm yıldönümünde olan gezi parkı olaylarına, ''geyiğin yanından baktım ben'' der sunay akın...
Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz.
günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. sizin için kötü olacak. benden hikayesi.
buyrunuz, ilk hikayesinin sonu. bu adam yarım yy. önce bizlere böyle sesleniyor. sezinleyen, hayatı anlamlandırmak, içinde bulunduğu devrin sancılarını, olaylarını yaşayarak,yaşatarak yazan, ve bir ''derdi'' olan yazarlar da kalıcı oluyor. olmasın da ne olsun abi?
günün birinde yol kenarlarında toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. sizin için kötü olacak. benden hikayesi.
buyrunuz, ilk hikayesinin sonu. bu adam yarım yy. önce bizlere böyle sesleniyor. sezinleyen, hayatı anlamlandırmak, içinde bulunduğu devrin sancılarını, olaylarını yaşayarak,yaşatarak yazan, ve bir ''derdi'' olan yazarlar da kalıcı oluyor. olmasın da ne olsun abi?
enver aysever'in deneme ile öyküleştirdiği kitap adı. nietzsche'nin ''tanrı öldü!'' lafındaki gibi, çarpıcı ve ironi barındıran bir isim koymayı tercih etmiştir,-nietzsche tanrı öldü derken ciddiydi orası ayrı- sebebini tahmin etmek pek de zor değil.
insanlar 'popüler edebiyat' denen bir safsata altında; bir iki güzel cümleler kurulan, özünde pek bir şey anlatmayan, kitabı entellektüel işi olarak görenler tarafından sömürülme altındadır. bunu fazlaca can yakan bir çiban olarak gören aydınlarımızdan bir tanesidir. dolayısıyla yahu şu adı koyayım da bare kafalarını boş kitaplardan çevirip bana baksınlar demiştir zannımca. haklıdır da, bir kaç bölümünü okudum ve roman yazmak isteyen insanların ve yazmayla şöyle böyle uğraşanların uğrayacağı alternetiflerden biri olabilir.
insanlar 'popüler edebiyat' denen bir safsata altında; bir iki güzel cümleler kurulan, özünde pek bir şey anlatmayan, kitabı entellektüel işi olarak görenler tarafından sömürülme altındadır. bunu fazlaca can yakan bir çiban olarak gören aydınlarımızdan bir tanesidir. dolayısıyla yahu şu adı koyayım da bare kafalarını boş kitaplardan çevirip bana baksınlar demiştir zannımca. haklıdır da, bir kaç bölümünü okudum ve roman yazmak isteyen insanların ve yazmayla şöyle böyle uğraşanların uğrayacağı alternetiflerden biri olabilir.
kafasında insanları sadece statü olarak değerlendiren, zavallı az gelişken.
şu patrondur, saygıda kusur yapılmamalıdır. patron olmak onu taşşaklı, temizlikçi adamı zavallı yapar.
var mı böyle bir şey? -tabii var!- diyenler, sizinde mevkii sahibi olunca götünüz kalkmaya müsait. bunun artısı eksisi yoktur. buna pek de şaşılacak bir şey kalmamıştır artık. her ülke bürokrasi üstüne kuruludur ve alt üst ilişkisi neredeyse hayatın heryerinde vardır. ya da ben ülke dışına çıkmadığım için durumu felaket görüyorum. belki uzak ve bilinmedik yerlerde daha gelişken insanlar vardır. ütopyalar güzeldir arkadaşlar.
şu patrondur, saygıda kusur yapılmamalıdır. patron olmak onu taşşaklı, temizlikçi adamı zavallı yapar.
var mı böyle bir şey? -tabii var!- diyenler, sizinde mevkii sahibi olunca götünüz kalkmaya müsait. bunun artısı eksisi yoktur. buna pek de şaşılacak bir şey kalmamıştır artık. her ülke bürokrasi üstüne kuruludur ve alt üst ilişkisi neredeyse hayatın heryerinde vardır. ya da ben ülke dışına çıkmadığım için durumu felaket görüyorum. belki uzak ve bilinmedik yerlerde daha gelişken insanlar vardır. ütopyalar güzeldir arkadaşlar.
sex, sex yapmamak, kitap.
genelde pek bir şeye sahip olmayan, zamanında hırslanmış ve ezilmiş dolayısıyla insani duygularını köreltmiş insan gurubu. kendinden aşağıda veya az bilgililerin yanında burunlarını felaket tatmin ederler. istedikleri sadece iyi olmaktır, kötüden... dolayısıyla kendinden aşağıda olan insanlarla yaşamaya mahkumdurlar.
yaşar kemal'in ince memed 4. serisinde okuduğumda duraksadığım, tdk,nnd gibi sözlüklerde de anlamını bulamadığım eskice bir orta anadolu kelimesi. homurdanmak, söylenmek anlamında imiş.